3 Kasım 2026 11:14

Dalında çürüyor, sofraya giremiyor

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Bir tarafta çocuğuna yeterince meyve alamayan aileler, öbür tarafta yetiştirdiği meyveyi toplamaya bile gücü yetmeyen çiftçiler…

Aynı ülkede, aynı günlerde yaşanıyor bunlar. Meyve dalında çürüyor, insanlar pazardan eli boş dönüyor. Sonra halka piyasanın her şeyi düzenlediği masalı anlatılıyor.

Kimin için düzenliyor?

Meyvecilik, hasat zamanı bahçeye gidip ürün toplamaktan ibaret değil. Fidanın dikildiği gün başlayan iş yıllar boyunca sürüyor. Toprak hazırlanacak, sulama düzeni kurulacak, budama yapılacak. Gübre, su, enerji, hastalıklarla mücadele ve işçilik giderleri karşılanacak.

Kendi işini kendi yapan çiftçinin emeği de bedava değil. Ailesiyle birlikte günlerce çalıştığında, cebinden işçilik ücreti çıkmadığı için masraf yapmamış olmuyor.

Çiftçinin hesabında görünmeyen kalem, kendi emeğidir.

Ama şimdi öyle bir noktaya geliniyor ki üretici, kendi emeğinden vazgeçse bile ürünü toplayamıyor.

Niğde’nin Dündarlı kasabasındaki elma üreticileri feryat ediyor. Anlattıklarına göre meyve suyuna gidecek elmanın kilogramına 3 lira veriliyor. İşçinin günlük ücreti ise 2 bin lira. Bir işçi günde 500 kilogram elma toplasa, ürünün satışından ancak 1500 lira geliyor. Üreticinin yalnızca yevmiyeyi karşılamak için cebinden 500 lira daha koyması gerekiyor.

Budama, sulama, gübre, ilaç, kasa ve nakliye bu hesapta yok. Bir yıl boyunca verilen emek de yok.

Şimdi bu çiftçiye “Neden elmayı dalında bırakıyorsun?” diye sorabilir miyiz?

Sorun işçinin yevmiyesi değil. O işçi de aynı pazardan alışveriş yapıyor, aynı kirayı ödüyor, ailesini geçindirmeye çalışıyor. Çiftçi işçinin ücretini karşılayamıyor, işçi aldığı yevmiye ile geçimini sağlayamıyor. Bu nasıl bir düzen?

Üzümde, erikte, narenciyede de benzer sorunlar yaşanıyor. Ürün alıcı bulamıyor, verilen fiyat giderleri karşılamıyor. Çiftçi ürünü dalında bırakmak zorunda kalıyor. Meyveler dere yataklarına dökülüyor.

Dökülen yalnızca meyve değil. Çiftçinin bir yıllık emeği, alın teri. Hatta gelecek yıl üretme imkanı da heba oluyor.

Öte yanda tüketici var. Asgari ücretle yaşayan, emekli aylığını yetiştiremeyen, pazarda fiyat sorup yürüyen insanlar…

Çiftçinin para kazanamadığı ürünü tüketici neden bu kadar pahalıya alıyor?

Nakliye, depolama, ambalaj ve fire giderleri elbette var. Ancak bunları sıralamak, çiftçinin kazanamadığı ürüne tüketicinin neden ulaşamadığını açıklamaya yetmez. Fiyatın nerede, nasıl yükseldiğini ve kazancın kimde toplandığını sorgulamak gerekir.

Çiftçinin borcu beklemiyor, meyve dalda beklemiyor. Deposu ve parası olmayan üreticinin karşısında alıcı bekleyebiliyor. “Serbest pazarlık” dedikleri, bu eşitsizlik üzerine kuruluyor.

Mesele bir hasat mevsiminin zararıyla sınırlı değil. Yıllar boyunca emek verilerek yetiştirilen meyve ağaçlarının geleceği de tehlikeye giriyor. Meyvecilikte bir yılın zararı, sonraki yılların üretimini de tehlikeye atıyor. Özellikle ceviz gibi yetişmesi yıllar isteyen ağaçlarda, üreticinin emeği tek bir hasatla ölçülemez.

Bir cevizi kırmak birkaç saniye sürer. O cevizi yetiştirmek ise yıllar ister. Fidanı dikenin, sulayanın, budayanın, ürünü toplayıp kurutanın emeği, sofraya gelinceye kadar görünmez olur.

Ceviz, Anadolu’nun eski sakinlerinden biridir. İnsanlar binlerce yıldır onu yetiştirmiş, göç ve ticaret yollarında yanlarında taşımışlar. Anadolu ile Balkanlar arasındaki bu alışverişin izleri Erken Tunç Çağı’na kadar uzanıyor.

Bu topraklarda ceviz çöreğe, üzüm pekmeze, elma ve erik kurutulmuş, hoşaf yapılmış. İnsanlar, yetiştirdiğini değerlendirmeyi öğrenmiş. Bugün ise bunca bilgiye, makineye ve ulaşım imkanına rağmen ürünler insanlara ulaştırılamıyor.

Çünkü bu düzende insanların gıdaya erişimini ihtiyaçları değil, satın alma güçleri belirliyor.

Her hasatta aynı feryatları dinleyip çiftçiye sabır öğütleyerek tarım sürdürülemez. Çiftçinin sabrı da dayanacak gücü de kalmadı.

Anadolu’nun toprakları binlerce yıldır bereketiyle bilinir. O bereketi yaratanın geçimini, tüketicinin de beslenmesini güvenceye almak devletin asli görevlerindendir.

Bir ülkede meyve dalında çürürken çocukların sofrasına, beslenme çantasına giremiyorsa, sorgulanması gereken bu sonucu üreten düzendir.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et