Fransa’da öğrencilerin mücadelesiyle işçilerin mücadelesi birleşmeli
Strasbourg — Fransa’da hayat pahalılığı, eğitimdeki eşitsizlikler, geleceksizlik kaygısı ve güvencesiz çalışma koşulları, toplumsal tepkinin yeniden sokaklara taşınmasına neden oluyor. Bu mücadelenin öne çıkan güçlerinden biri de liseli öğrenciler. Eğitim hakları, gelecekleri ve kendilerini bekleyen yaşam koşulları için sokağa çıkan gençler, hükümetin karşısında görmezden gelinemeyecek bir toplumsal güç oluşturuyor.
Liseli öğrencilerin eylemleri, yalnızca okullardaki sorunlara yönelik bir tepki değil. Gençler, kendilerini geleceksizliğe mahkûm eden eğitim ve ekonomi politikalarına itiraz ediyor. Eğitimde fırsat eşitsizliği, sosyal hakların gerilemesi, geçim sıkıntısı ve mezuniyet sonrasında karşılarına çıkacak güvencesiz çalışma koşulları, bu tepkinin temelinde yer alıyor.
Öğrencilerin sokaklara çıkması ve eylemlerini sürdürmesi, hükümet üzerinde baskı oluşturuyor. Gençlerin kararlı tepkileri karşısında bazı geri adımlar atılması, örgütlü toplumsal mücadelenin sonuç alabileceğini gösteriyor. Ancak atılan bu adımlar, öğrencilerin taleplerini bütünüyle karşılamaktan uzak. Gençler açısından mesele, yalnızca hükümetin belirli düzenlemelerden vazgeçmesi değil; eşit, parasız ve nitelikli eğitime erişebilecekleri, geleceklerini kaygı duymadan kurabilecekleri koşulların yaratılmasıdır.
Bu nedenle liselilerin mücadelesi, atılan sınırlı geri adımlarla sona erecek bir mücadele olarak görülmemeli. Asıl soru, öğrencilerin ortaya koyduğu toplumsal tepkinin nasıl kalıcı kazanımlara dönüştürüleceği ve bu mücadelenin işçi sınıfının mücadelesiyle nasıl birleşeceğidir.
Mücadele iş yerlerine taşınmalı
Gençlerin eğitim hakkı için ortaya koyduğu taleplerle emekçilerin ücret, iş güvencesi ve sosyal haklar için yürüttüğü mücadele arasında ortak bir zemin var. Öğrencilerin talepleri iş yerlerinde, işçilerin talepleri de okullarda ve toplumsal mücadele alanlarında karşılık bulmalı. Gençlerin enerjisi ve kararlılığı, emekçilerin örgütlü gücüyle buluştuğunda, toplumsal taleplerin daha geniş bir kesim tarafından sahiplenilmesi mümkün olabilir.
Sokak gösterileri toplumsal tepkiyi görünür kılarken iş yerlerindeki örgütlülük, bu tepkinin süreklilik kazanmasında belirleyici bir rol oynuyor. Fabrikalarda, depolarda, ulaşım sektöründe, hastanelerde ve kamu hizmetlerinde çalışan emekçiler, üretim ve toplumsal yaşamın sürdürülmesinde önemli bir güce sahip.
Bu gücün etkili olabilmesi için eylemlerin yalnızca belirli tarihlerle sınırlı kalmaması gerekiyor. İş yerlerinde ortak taleplerin belirlenmesi, çalışanların düzenli olarak bir araya gelmesi ve mücadele yöntemlerinin birlikte tartışılması, örgütlü hareketin temelini oluşturuyor.
Sendikalar ile taban arasındaki mesafe sorunu
Emek mücadelesinin önündeki önemli sorunlardan biri, sendikal kararlarla iş yerlerindeki işçilerin iradesi arasındaki mesafe. Sendikaların sahip olduğu örgütlenme deneyimi ve toplu hareket etme kapasitesi büyük önem taşıyor. Ancak bu gücün etkili biçimde kullanılabilmesi, işçilerin mücadele süreçlerine ne ölçüde katıldığıyla doğrudan bağlantılı.
Sendikaların yalnızca eylem tarihlerini açıklayan ve müzakere süreçlerini yürüten kurumlar olarak kalması yeterli değil. İşçiler, yalnızca alınmış kararları uygulayan kişiler olmamalı. Taleplerin belirlenmesinden eylemlerin planlanmasına, müzakerelerin izlenmesinden mücadele devamının değerlendirilmesine kadar her aşamada söz sahibi olmalı.
CGT, CFDT, FO, CFTC ve diğer sendikal yapılar arasındaki farklılıklar da emekçilerin ortak taleplerini gölgede bırakmamalı. Sendikal birlik, yalnızca ortak açıklamalar yayımlamakla veya aynı gün eylem yapmakla sınırlı kalmamalı. Farklı sendikalara üye işçilerin ortak sorunlar etrafında buluşması ve mücadele kararlarına katılmasıyla güçlenmeli.
Sendikal hareketin tabana inmesi, sendikaların önemini azaltmaz; tersine, onların gerçek gücünü iş yerlerindeki örgütlülükten almasını sağlar. İşçilerin iradesinin belirleyici olmadığı bir mücadelede, eylemlerin sürekliliğini sağlamak ve kalıcı kazanımlar elde etmek zorlaşır.
Fransa’da önümüzdeki dönemin belirleyici sorularından biri, sokaklarda yükselen tepkinin okullarda ve iş yerlerinde nasıl bir örgütlülüğe dönüşeceğidir. Liselilerin kararlılığı ile emekçilerin üretimden gelen gücünün birbirinden kopuk kalması, ortak taleplerin etkisini sınırlayabilir. Buna karşılık, dayanışmanın somutlaştığı ve karar süreçlerine tabanın katıldığı bir mücadele, farklı toplumsal kesimlerin sesini daha güçlü duyurabilir.
Liseliler geri adımlarla yetinmek istemiyor. Emekçiler de taleplerinin yalnızca müzakere masalarında konuşulmasıyla yetinmemeli. Kalıcı kazanımlar, gençlerin ve emekçilerin kendi mücadelelerine sahip çıktığı, örgütlendiği ve karar süreçlerinde söz sahibi olduğu bir mücadeleyle mümkün olabilir.
Evrensel Gazetesi ‘Forum’ sayfalarında yayımlanan yazılar, yazarların kişisel görüşleridir. Kurumumuzun resmi görüşünü yansıtmaz.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et