Hükümet adım atmazsa daha vahim olaylar kapıda!

Hükümet adım atmazsa daha vahim olaylar kapıda!
Hükümet adım atmazsa daha vahim olaylar kapıda!

Fotoğraf: Derya Kayacan/EVRENSEL

Diyarbakır başta olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinde günlerce devam eden ve onlarca kişinin ölümüne neden olan olayların arka planına ışık tutmaya çalıştığımız dosyamızın ikinci gününde sözü insan hakları savunucularına bırakıyoruz.

DOSYA: KOBANÊ SERHİLDANI

Hazırlayan: Erdal İMREK

Diyarbakır başta olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinde günlerce devam eden ve onlarca kişinin ölümüne neden olan olayların arka planına ışık tutmaya çalıştığımız dosyamızın ikinci gününde sözü insan hakları savunucularına bırakıyoruz. İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici çok yoğun günler yaşıyor. Bir yandan hastanelerdeki yaralılar, diğer yandan ardı arkası kesilmeyen göz altı furyası nedeniyle karakollara koşturma ve Hüda Par-DBP arasındaki gerilimi sonlandırmak için görüşmeler... Tüm bu yoğunluk arasında bir kaç kez ertelemek zorunda kaldığımız görüşme için nihayet dernek binasında buluşuyoruz.

HÜKÜMET HALKA KULAK ASMADI

Raci Bilici, “Bu olaylar durup dururken ortaya çıkmadı” diyor. Özellikle çözüm sürecinin başlamasıyla birlikte oluşan beklentinin bir türlü karşılanmamasının ve halkta tedirginlik yaratan uygulamaların biriktirdiği öfkeye işaret ediyor o da. Tabloyu şöyle özetliyor; “Çözüm süreci başlayınca halk, en azından bazı yasaların değişmesini, savaşa hizmet etmiş kurumların kaldırılmasını bekledi. Ama hiçbiri olmadı. Kalekol, güvenlik yolları yapımı devam etti. Yeni korucular alındı. Askeri birlikler olduğu yerde durdu, gerillaların çekildiği mevzilere asker yerleşti. Hasta tutuklular bırakılmadı. Gösterilere orantısız müdahale sürdü. Sürecin ruhuna uygun adımlar atılmadı. Sürekli ‘Olacak, olmak üzere, değişecek, seçimi atlatalım’ dendi. Bu son olaylardan önce halk defalarca hükümeti uyaran eylemler yaptı. Lice’de kalekol inşaatlarına karşı eylemlerde halka ateş açıldı, insanlar öldürüldü. Hükümet halka kulak asmadı. Sürekli sert bir dille eleştirdi ve bastırma yolunu seçti.”

SOKAĞA ÇIKAN İLE KATLEDİLEN AKRABA

Bilici, hükümetin içeride çözüm bekleyen halkın beklentisini boşa çıkarırken, Kürtlerin en hassas olduğu konuların başında gelen Rojava için de çok kışkırtıcı ve ayrımcı bir tutum aldığını söylüyor. Birkaç yıldır süren gerilime dikkat çeken Bilici, şunları söyledi; “Suriye’de savaşın başlamasıyla birlikte ‘muhalifler’ olarak adlandırılan kesime ciddi destekler sundular. Hemen yanı başındaki Rojava’yla bağlantı kurulan kapıların tamamını ise kapattılar. İnsani yardımların geçişine dahi izin verilmedi. Sınıra binlerce kilometrelik duvar yapmaya giriştiler. Daha sonra bu IŞİD belası ortaya çıktı. IŞİD yaratıldı, desteklendi ve Ortadoğu’ya bırakıldı. Türkiye ve diğer uluslarası güçler bu işlerin içindeydi. Şengal’de, Maxmur’da Musul’da katliam yapıldı. Kobanê’ye yönelik saldırının ardından yine kapılar kapatıldı. Ancak halkın çabasıyla kısmen açıldı. Bu süre boyunca Kobanê’den bir çok cenaze geldi. Bu tansiyonu yükseltti. Kürtler bunları gördü. ‘Orada katledilen insanlar bizim akrabalarımız’ dedi ve sokağa çıkmak zorunda kaldı.”

DEVLET OLACAKLARI ÖNCEDEN BİLİYORDU

Kobanê eylemlerinin seyrini bizzat devletin değiştirdiğini söyleyen Bilici, “Bu devletin istihbaratı çok güçlüdür. Açıkça söyleyebilirim; Devlet bu olaylar sırasında Hüda Par ve HDP kitlesinin karşı karşıya gelebileceğini biliyordu. Ama seyirci kaldı. Açık açık göz yumdu. İçişleri Bakanının açıklamalarından sonra devreye giren güvenlik güçleri, hedef alarak insanlara ateş edip öldürdü. Siirt’te, Diyarbakır’da, Dargeçit’te insanlar tarandı. Türkiye metropollerinde de ırkçı, faşist gruplar Kürtlerin ve Kürt dostlarının üzerine salındı” diyor. Diyarbakır’daki Hüda Par-DBP gerilimini sonlandırmak için oluşturulan heyette de yer alan Bilici, görüşmelerin sürdüğünü belirterek sağduyu çağrısı yapıyor. “Sokakta bir gerilim var. Çatışma riski var” diyor.

ERDOĞAN SÜRECİ BİTİRMEK Mİ İSTİYOR?

Bilici, ‘Sizce devlet neden bu tutumu benimsedi’ şeklindeki sorumuza, şu sorularla yanıt veriyor; “Acaba Erdoğan bitirmek mi istiyor süreci? Kendisine bahaneler oluşturarak, ‘masadan çekilen taraf biz olmadık’ mesajı verip, masadaki diğer gücün çekilmesini sağlayacak koşulları mı yaratmak istiyor?”

TEHLİKELİ SESSİZLİK

Bilici, hükümetin beklentileri karşılamak yerine askeri-polisiye önlemlerde ısrar etmesinin ve çok daha vahim sonuçlara neden olabileceğini belirtiyor ve uyarıyor; “Bu patlamayı yaratan nedenler ortadan kaldırılmadığı sürece daha vahim olaylar yaşanacak. Şu anda sessizlik hakim. Ama bu tehlikeli bir sessizlik.”

ERDOĞAN HEM CUMHURBAŞKANI, HEM BAKAN, HEM VALİ!

İHD Şube Başkanı Raci Bilici’ye göre işlerin bu noktaya gelmesinde asıl pay Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın. Erdoğan’ın açıklamalarını ‘kaygı verici’ olarak niteleyen Bilici, “Cumhurbaşkanı zaten bu ülkede hem başbakan, hem bakan, hem milletvekili, hem vali, hem emniyet amiri, hem de genelkurmay başkanıdır. Onun söylediği her sözden diğerleri vazife çıkararak daha da sertleşiyor. Çünkü sertlik politikası bu hükümete hep rant sağladı. Bu hükümet toplumu sürekli gergin tutuyor. Bu çok tehlikelidir. Umarım devlet sokağın nabzını iyi okur ve gereken insani adımları atar” diyor.

‘ÖNCE 90’LI YILLARIN, OHAL DÖNEMİNİN DİLİ TERK EDİLMELİ’

Olaylar sırasında ve sonrasında insan hakları açısından bir çok skandal yaşandığını söyleyen Raci Bilici, “Bu yaşananlar korkunç. İnsanların sokağa dökülmesine neden olan koşulları değiştirmek yerine yeni baskı yasaları çıkarmak, Kürt siyasetçileri, sokaktaki halkı tehdit etmek insanlara yaşam hakkı tanımamak akıl tutulmasıdır” diyor. Hükümetin atması gereken adımları ise şöyle sıralıyor Bilici; “Önce ‘90’lı yılların, OHAL dönemlerinin dili terk edilmeli. Güvenlik politikalarından, tankları, topları, panzerleri Kürdistan’ın sokaklarına çıkararak gövde gösterisi yapmaktan vazgeçilmeli. Hükümet eğer savaşı çağrıştıracak adımlar atmasaydı, hasta tutsaklar serbest bırakılsaydı, katliamla yüzyüze kalan insanların yardımına koşulsaydı Kürtler niye sokağa çıksın? Hangi Kürt ana çocuğunun sokağa çıkıp polis kurşunlarına göğsünü germesini ister?”


Türkiye hiç bir zaman hukuk devleti olmadı

MAZLUMDER, bölgedeki etkin insan hakları örgütlerinden biri. İslami duyarlılıklarıyla da bilinen derneğin Diyarbakır Şube Başkanı Abdurrahim Ay, 32 yaşında genç bir avukat. Diyarbakır başta olmak üzere birçok kentte yaşanan olayların öncesi ve sonrasını konuşmak için ofisinde buluşuyoruz. Abdurrahim Ay, aynı zamanda DBP ve Hüda Par arasında başlayan gerilimi sonlandırmak için taraflarla görüşen arabulucu heyette de yer alıyor. Hem bir hukukçu ve insan hakları savunucusu olması, hem de kentte islami duyarlılıkları olan kesimlerin önemsediği bir kurumun başında bulunması bakımından söyleyecekleri önemli. Ay olayların bu noktaya gelmesinde hükümetin büyük payı olduğunu söylüyor ancak HDP’yi de eleştiriyor.

DEVLETİN KÜRT ALGISI SORUNLU

Olayları ortaya çıkaran nedenlerin çok boyutlu olduğunu belirten Ay, “Türkiye’nin Kürt politikası cumhuriyetin ilanından beri yanlış olduğu gibi, son 20 yılda ve barış sürecinde de mantıklı bir temelde yürümedi” diyor. Güney hükümetiyle (Federal Kürdistan Bölgesi) yıllarca sağlıklı bir ilişki kurulmadığını, Amerika’nın zorlaması, oradaki ticaret hacmi ve uluslararası dengeler nedeniyle Türkiye’nin, uzun süre Barzani’yi ‘aşiret reisi’ şeklinde kodladığını hatırlatıyor. AKP Hükümetinin, Suriye Kürtleriyle kurduğu ilişkinin de bu minvalde yürüdüğünü söyleyen Ay’a göre gerilimin nedenlerinden biri hükümetin PYD’yi ‘terörist, gayrimeşru’ bir yapı olarak görmesi, Kobanê ve PYD ile olan ilişkiyi yanlış kurması, içeride vatandaşı olan 20 milyon Kürt’ün en yakın akrabası olan Suriye Kürtleriyle empati geliştirermemesi. “En son Kobanê’nin düşme noktasına gelmesi bu tepkiyi açığa çıkardı” diyen Ay, kitleleri öfkelendiren sebeplerden birinin de AKP’nin çözüm sürecinde beklentileri karşılayacak adımları bir türlü atmaması olduğunu söylüyor.

HÜDA PAR GERİLİMİ

Ancak Ay’a göre olayların bu noktaya gelmesinde tek suçlu hükümet değil. Ay, Hüda Par’la Kobanê için sokağa çıkanlar arasındaki çatışmaya dair daha çok HDP’yi eleştiriyor. “HDP’nin Kobanê için eylem çağrısı yapması meşrudur. Ancak protesto çağrıları yapılırken PKK’yle Hizbullah arasında henüz kapanmamış olan hesabı da gözetmeliydi” diyor. IŞİD’in Hizbullah’ı tekfir ettiğini, -yani kafir ilan ettiğini- söyleyen Ay’a göre bu kesim IŞİD’i desteklemiyor. Ama Kobanê için sokağa çıkanların Hüda Par’a öfke duymasının bazı nedenleri var. Ay bu nedenleri şöyle sıralıyor; “Birincisi görüntü olarak IŞİD’lilere benzetiliyorlar. İkincisi; IŞİD’e karşı islami STK’ların organize ettiği bir kaç eyleme davet edildikleri halde katılmadılar. IŞİD aleyhine açık bir kınaması da olmadığı için IŞİD yanlısı olduklarına dair bir algı oluştu.”

CUMHURBAŞKANININ TAVRI YANLIŞ

Ay’a tüm bu yaşananlar boyunca hükümet yetkilileri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tavrını nasıl değerlendirdiğini de sorduk. “Türkiye asla bir demokratik hukuk devleti değildir. Hiçbir zaman da olmadı” diyerek başlıyor söze. İçişleri Bakanının eylemlerin en başında sarfettiği, ‘Misliyle karşılık verilecek’ sözlerini hatırlatıyor ve devam ediyor; “Hiç bir demokratik ülkede siyasetçiler, halkın eylemlerine karşı ‘Misliyle karşılık verme’ gibi bir tavır içinde olamaz. Bu intikam duygusuna işaret ediyor. Bu devletin yıllardır yürttüğü faşist politikaların bir tezahürü. Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı olunca o makamın gereklerine göre hareket eder diye bekledik. Ancak hâlâ Türkiye siyasetini şekillendirmeye, toplumu kutuplaştırmaya devam ediyor. Eskiden PKK’liler için, BDP tabanı için ‘zerdüşt’ tabirini kullanırdı. Şimdi de ‘sakallıya, başörtülüye karşı bir hareket’ diyerek bunu sürdürüyor. Evet bu olaylar sırasında sadece sakalından, kıyafetinden dolayı saldırıya uğrayanlar oldu. Ama Cumhurbaşkanı toplumu yatıştırmak, Kürtlerin Kobanê hassasiyetini anlamak yerine bir karşıtlık oluşturma çabası içinde. Gelecekten umutlu olmak istiyorum ama maalesef bu çok iyi bir gidişat değil.”

GRUPLAR ÇATIŞIRKEN POLİS ÇEKİLDİ

MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başkanı Abdurrahim Ay’ın Hüda Par ve DBP’li gençler arasındaki çatışmaya dair dikkat çektiği önemli bir nokta var. O da polisin gruplar arasındaki çatışma sırasında ortadan kaybolması. “Bizim yaptığımız her açıklamada yanımızda bir akrep, bir TOMA, iki otobüs polis olur. Ben bu olaylar sırasında ortalıkta bu kadar polis görmedim” diyor. ‘Sizce neden’ diye soruyoruz. Yanıtı şöyle; “Kobanê konusunda sadece solcu Kürtlerde değil, islami kesimde de ciddi bir duyarlılık oluşmuştu. Herkes Kobanê üzerinden hükümete yükleniyordu. Bu açıdan gündemin değişmesi hükümetin istediği bir şeydi. Üzerindeki baskının ortadan kalkması işine geldi. Polisin tavrı bununla ilgili olabilir.”

ÇATIŞMA TEHLİKESİ SÜRÜYOR

Ay’a göre iki tarafın gençleri arasında ciddi bir öfke var. “Van’da bir mobilya mağazası yakıldı. Bunun Hizbullah taraftarlarınca yapıldığını biliyorum. Bu ciddi bir tehlikeye işaret ediyor” diyor. Ay, taraflar arasında sürdürdükleri görüşmelerdeki son durumu ise şu sözlerle anlatıyor; “Bize yansıdığı kadarıyla yöneticilerin tavrı olumlu. Ancak tabanda durumun böyle olmadığını görebiliyoruz.”

YARIN:

Azadî Hareketi Sözcüsü Adem Özcan,

Emek Partisi (EMEP) Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Aslanoğlu

İLGİLİ HABERLER

21 Ekim 2014 06:00
Diyarbakır başta olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinde günlerce devam eden ve onlarca kişinin ölümüne neden olan olayların arka planına ışık tutmaya çalıştığımız dosyamızın ikinci gününde sözü insan hakları savunucularına bırakıyoruz.

Toplam Query: 33