05 Ekim 2014 09:11

Zorunda mıyım diyalogları

Sayın okur, malumu ilan etmiş olayım, cümleye mantıklı bir bağlam yaratabilmek için inan sağlam zihin mesaisi harcadım. Boşa koydum dolmadı, huniye koydum almadı. Bazı dersler zorunlu olmalı gerçekten. Mesela mantık, seçmeli ders ve her bölümün öğrencisi görmüyor.

Paylaş

Özge KURU 

Sevgili sayın okur,

Aşağıda okuyacağın diyalogların hepsi birer huni ürünü olup gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Zira gerçek bundan daha vahimdir.

Mekan fakültenin kantini, yakınlarındaki bir kafe ya da kızlı erkekli bir öğrenci evi. En güzel okul geyikleri çevriliyor. Bir ara konu alttan derslere geliyor. Kimyayla fiziği bir türlü veremeyen Recep, deminden beri muhabbete de girememenin arttığı bir hırsla bardakta kalan yarıdan az çayı fondip yapıp midesini yakıyor ve: “Ya aklıma takılıyor, dünyanın hiçbir yerinde zorunlu fizik dersinin, zorunlu kimya, zorunlu matematik dersinin tartışma konusu olduğunu göremezsiniz. Ne hikmetse zorunlu din kültürü ve ahlak dersi her zaman tartışma konusu olur” deyiveriyor. 

Bir anda buz kesen ortamı bir çita kıvraklığıyla terk etmek isteyen arkadaşları Recep’i azarlıyor: “Kalk ya kalk, mum diktin muhabbete. Topuk, topuk hacı.”

Recep lisede de, sivilceli günlerinde, aynı şeyin olduğunu hatırlıyor ve (ampul yanar) gözlerini kısarak bir gün bu meseleyi tartıştıracağına and içiyor. 

Ya da…

Bir evin oturma odası, karne zamanı yaklaşırken bol bol sıfırlayacağını anlayan Bilal, babasına yaklaşır:

Bilal: Selamünaleyküm babacım. Fizikten ve matematikten kaldım.

Babası: Ulan eşek sıpası, niye?

Bilal: Ya babacım bu bilgiler benim hayatta ne işime yarayacak ki? Niye zorunlu?

Babası: (Ampul yanar. İç ses: Çocuk haklı.) Dünyanın hiçbir yerinde zorunlu fizik dersinin, zorunlu kimya, zorunlu matematik dersinin tartışma konusu olduğunu göremezsiniz. Ne hikmetse zorunlu din kültürü ve ahlak dersi her zaman tartışma konusu olur.

Bilal: Anlamadım?

Ya da…

Teknolojileri bizden çok çok ileride olduğu için, bizim gidip bulamadığımız uzaylılar gelir deplasman filan demez bizi bulur. Eğitim sistemimizi inceleyen uzaylılar, muhtemelen kendilerinde din dersi olmadığı için bu zorunlu din dersi meselesini yoldan geçen birine sormaya karar verirler. 

Uzaylı: Hemşerim bi baksana. Bu zorunlu din dersi meselesi nedir? Başka dersler var mı zorunlu?

Erdoğan: (Ampul yanar. Meseleyi ‘azıcık’ tersten anlar) Dünyanın hiçbir yerinde zorunlu fizik dersinin, zorunlu kimya, zorunlu matematik dersinin tartışma konusu olduğunu göremezsiniz. Ne hikmetse zorunlu din kültürü ve ahlak dersi her zaman tartışma konusu olur. (Der ve gider)

Uzaylı: Kendime not: Dünyalıların garip bir düşünce sistemi var. “Yolsuzluk yaptın” denilen Başbakan “O kadar yol yaptım hem de duble” diye savunuyor kendini. Yani kelimelerden bir özsavunma/dövüş sanatı yaratmışlar, karşıdakini süzme salağa çevirmeye yönelik. Daha da dünyaya gelmem. 

Ya da, ya da…

Kurmay 1: Sayın başkanım Ahim zorunlu din dersinde terso yapmış. Türk hükümetinden “zaman geçirmeden, isteyen öğrencilerin din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden muaf tutulmalarını sağlayacak bir sisteme geçmesi” istenir diyor yazıda. 

EnBaşkan: E biz bundan bir sürü ekmek yedik ya. Seçimlerden önce İmam Hatipler’den ortaöğretim puanını kaldırdığımızı, başörtü özgürlüğünü filan hep gönderdik mesajla. Zorunlu-seçmeli 3 tane daha din dersi koyduk. Onu napçaz?

Kurmay 1: Bence en yakın zamanda bir gündemden bağlayıp eleştirin Başkanım.

EnBaşkan: Yarın bizimkilerin bi turşu fabrikası açılışı var onda mı desem, “din dersi olmazsa turşu kurmayı nasıl öğrenecekler’ diye...

Kurmay 2: Başkanım o daha çok kimyayla filan ilgili değil mi?

EnBaşkan: (Ampul yanar. Meselenin giderini bulur) “Dünyanın hiçbir yerinde zorunlu fizik dersinin, zorunlu kimya, zorunlu matematik dersinin tartışma konusu olduğunu göremezsiniz. Ne hikmetse zorunlu din kültürü ve ahlak dersi her zaman tartışma konusu olur” desem?

Kurmay 1 : Başkanım Yeşilay’ın sempozyumu var. Ben bir dizide izledim Kimya öğretmeni uyuşturucu yapıp satıyordu. Oradan mı bağlasak?

Kurmay 2: Olur valla, olur olur…

KİMYA KÜLTÜRÜ VE MANTAR BİLGİSİ

Sayın okur, malumunu ilan etmiş olayım, cümleye mantıklı bir bağlam yaratabilmek için inan sağlam zihin mesaisi harcadım. Boşa koydum dolmadı, huniye koydum almadı. Bazı dersler zorunlu olmalı gerçekten. Mesela mantık seçmeli ders ve her bölümün öğrencisi görmüyor. Sonra da karşımıza efendim o zorunlu oluyorsa bu niye zorunlu olmasın diyenler çıkıveriyor. Ya da mesela vajina kelimesini söylemeyi bile ayıp bulduğu için bir tiyatro eserini eleştiren ve oynanmasına izin vermeyen kaymakamın gördüğü biyoloji dersi az mı gelmişti dersiniz? Daha da mı zorunlu olmalıymış? Kimya kültürü ve mantar bilgisi (yani mikoloji, not al lazım olur) okumak isteyen kimyager nesiller yetiştireceğiz demeye dilimiz varmaz mı? 

Felsefeyi de mi çıkaralım zorunlu ders olmaktan. Sonra her ‘epistemoloji’ diyeni filozof ilan edelim. (Bkz. Başbakan Davutoğlu’nun ilk konuşmasında “varoluşsal ve epistemolojik’ kelimelerini cümle içinde kullanabiliyor olmasının basına yansıması.) Bilim adına ne kaldıysa seçmeli yapalım ve “Rabbim bana Cleveland” dedi diye ameliyatlar olmaya koşa koşa ABD’ye gidelim. Olur mu? Oluyor.

Masalın aslını diyeyim mi sana sevgili okur. Farazi ekvatorda sırt sırta duruyoruz. Biz yüzümüzü gündüze dönmüş onu tarif ediyoruz, diğerinin referansı gece. Bizim eğitimimiz bilimsel, evrensel, demokratik genetik kodlardan oluşuyor, diğerininkinin bunlarla işi yok. Akla ziyan akıl oyunlarının özeti bu. 

ÖNCEKİ HABER

Atlantic Council ve savaş oyunları

SONRAKİ HABER

Gebze’de “Ekonomik kriz ve sınıf mücadelesi” paneli düzenlendi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa