03 Ağustos 2014 08:31

Tüneller kazanacak

Köstebek...Siyasi terminolojide pek de hayırlı bir anlamı yoktur. Bir istihbarat örgütü ya da siyasal örgüt içerisinde karşı tarafa çalışan ajanlar böyle isimlendirilir.‘Karşı tarafın adamı’ olmak; günümüz istihbarat savaşları içinde gayet normal olsa da, aşağılayıcı bir benzetmedir.

Paylaş

Arif KOŞAR

Köstebek...
Siyasi terminolojide pek de hayırlı bir anlamı yoktur. Bir istihbarat örgütü ya da siyasal örgüt içerisinde karşı tarafa çalışan ajanlar böyle isimlendirilir.
‘Karşı tarafın adamı’ olmak; günümüz istihbarat savaşları içinde gayet normal olsa da, aşağılayıcı bir benzetmedir.
Spartalılar içinde Perslilerin, Atinalılar içinde Spartalıların ‘adam’ları hep olmuştur. Ancak köstebek benzetmesi, esas olarak emperyalist devletlerin sömürge yarışlarının yükseldiği bir dönemin ürünüdür. Bugünse, devletlerin ayrılmaz bir parçasıdır.
Yer altında tüneller kazarak yaşamını sürdüren, dönem dönem yer yüzüne çıkan bu hayvancağız; bu onursuz benzetmeyi bir kenara bırakırsak, bayraklık benzetmelere de konu olmuştur.
Marx’ın köstebek metaforu, işçi sınıfının üstten bir bakışla kolayca görülmeyen, gözlerden ırak ama hiç bitmeyen, tünel kazarak devam eden mücadelesine atıf yapar. Köstebeğin çalışmasını görmesek de o, yer altında tünel kazmaya devam eder. İşçi sınıfının grev, direniş, iş bırakma ya da ayaklanma biçiminde olmayan ama gün be gün işi aksatma, geç gelme, kızma, küfretme, tartışma, yavaş çalışma gibi tepkilerinin; konuşma, diyalog kurma, başına gelenin nedenlerini kavrama, bir araya gelme gibi örgütlenme faaliyetlerinin devamlılığına işaret eder. Bir süreklilik imgesidir.
Marx’a göre; 19. yüzyılın Fransız işçi sınıfı mücadeleleri, kısa süre -1830 Lyon işçilerinin ayaklanması, 1848 devrimleri, 1871 Paris Komünü gibi- yer üstünde görülen köstebek gibidir. Görülmediği zamansa yer altında tünel kazmaktadır. Yeni bir ayaklanmaya, yeryüzüne çıkmaya hazırlanmaktadır.

TOPRAK ALTINDA NEFES ALMAK

Gazzeliler gibi... Yer üstü cehenneme çevrilen Gazzeliler için yer altı tünelleri akciğerlerdeki kılcal damarlar gibidir. Binlerce tünel Gazze’nin altını delik deşik ederken, onu eski ülkesi Mısır’a, biraz olsun ‘hava’ alabilmek için bağlar.
Çok küçük bir yüzölçümüne sahip olan Gazze; dünyanın insan yoğunluğunun en yüksek olduğu bölgelerinden birisi. 2007 yılından beri doğrudan İsrail kuşatması altında olan bu coğrafyada; tam da bu nedenle en ufak bir İsrail saldırısı, yoğun bir sivil nüfusla kolayca buluşabiliyor.
Yoğunluğun diğer yönü ise, tarım alanları işgal edilmiş bir bölgenin gıda, giyim, barınma ve enerji gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması konusunda yaşanan sıkıntılardır. Gazze’yi dünyaya bağlayan tek yer üstü sınır geçişi olan Mısır Rafah Sınır Kapısı da, artık gizlenme ihtiyacı bile duyulmayan Mısır-İsrail uzlaşması sonucu kapalı.
Gazzeliler için, İsrail kuşatmasından kaynaklanan sorunları bir nebze olsun hafifletmekte tüneller yaşamsal önemde. Hem insani temel gereksinimlerin karşılanması hem de direniş için gerekli silahların temini açısından.
Bugün, Gazze’deki işgale karşı Batı Şeria’dan da yükselen isyan sesi, Filistin’in birliği ve iki ayrı parçasının ortak mücadelesi açısından umut verici... Ama İsrail’in 1948 yılında kuruluşunun ilan edilmesi; nasıl emperyalist güçlerin Siyonistlere desteğinin sonucuysa; Gazze’nin kurtuluşu ve Filistin’in bağımsızlığı da, arkasına alacağı Arap halkları ve dünya halklarının direnişiyle olacaktır.
Siyonistlerin, ırkçılıkla birleşen işgali ve katliamı emperyalistler arasındaki dayanışmayla büyürken; halklar; belki henüz bu oyunu bozacak durumda değil. Ama tüneller kazmaya devam ediyorlar. Ve o köstebek bir gün yeryüzüne çıkacak. Ve tüneller kazanacak!

ÖNCEKİ HABER

Gazze’de her tünel 1948’e çıkıyor

SONRAKİ HABER

İsviçre seçimleri: Yeşiller yükselişte, sağ düşüşte

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa