01 Haziran 2014 13:40
Son Güncellenme Tarihi: 18 Mayıs 2019 09:12

Özgür yaşamın şairi: Ömer Hayyam

Adnan Özyalçıner'in kaleminden Ömer Hayyam: Gerçekçi bir şairdir. Dünya ile yaşamı, varoluşçu akılcı bir yolla çözümler, dönemin tabularına uymaz.

Paylaş

Adnan ÖZYALÇINER

Hayyam, edebiyat tarihindeki yerini Rubaiyat’ı (Dörtlükler) ile kazanmıştır. Bu durum onun İslâm dünyasının en büyük şairlerinden biri sayılmasını sağlamıştır. İran ile Doğu edebiyatında rubai türünün kurucusu sayılan Hayyam, sonraki yüzyıllarda dörtlükleriyle yalnız Doğuda İslâm dünyasında değil, çeşitli dillere çevrilerek Batı edebiyatında da yaygınlaşıp ünlenmiştir. Hayyam’ın dörtlüklerinin toplamı iki yüz kadardır. Kimilerine göreyse bu sayı yüz elli, yüz altmış arasındadır. Sonradan dörtlüklerin sayısı hem Hayyam karşıtlarının, hem  Hayyam  yandaşlarının yazdıklarıyla bini bulmuştur.
Hayyam, gerçekçi bir şairdir. Dünya ile yaşamı, varoluşçu akılcı bir yolla çözümler. Çözümlemelerinde döneminin tabuları ile kurallarına uymamıştır. İnsan aklına konan sınırları kabullenmemiş, dünyayı, tanrıyı, yaradılışla yaşamı yeniden yorumlayarak çağını aşıp günümüze ulaşmış, günümüz akılcılığıyla eşleşmiştir. O, özgürce yaşamanın şairidir. Evrensel bir şair oluşu bundandır.
Bugün onun düşüncesini, dörtlüklerindeki insan-tanrı, yaşam-yaradılış yorumlarıyla çözümlemelerini “sapkınlık” sayanlar, onun yine dörtlüklerinde alaya aldığı bağnaz düşünceli yobazlardır. Günümüzde onu “sapkın” sayanlar, “şarap ve zevk düşkünü” belleyip belletenler, özellikle bugünkü İslâm dünyasında düşünce ile aklı reddeden iktidarlardır. Hayyam’ı mahkum eden, karşıt düşünceye katlanamayan bugünkü iktidarın geniş halk kitleleri üstündeki otoritesini yitirmekten korkmasıdır. Oysaki o, bütün haksızlıklara karşı direnen, kalıpçı düşünceyi, kör inançları, yobazları, sofuları, ikiyüzlüleri iğneleyici bir dille yeren bir şairdir. Onlara şöyle seslenmiştir:

“Seni kuru sofraların softası seni!
 Seni cehenneme kömür olası seni!
 Sen mi haktan rahmet dileyeceksin bana?
 Hakka akıl öğretmek senin haddine mi?”

“İçin temiz olmadıktan sonra
 Hacı, hoca olmuşsun, kaç para!
 Hırka, tespih, post, seccade güzel,
 Ama Tanrı kanar mı bunlara?”

 “Sen içmiyorsan içenleri kınama bari
 Bırak aldatmacayı, şu ikiyüzlülükleri
 Şarap içmem diye övünüyorsun amma
 Yediğin haltlar yanında şarap nedir ki.”

 Yazgıya karşı bir düşüncede olduğu için varoluşçu açıdan aslolan insandır ona göre. İnsanın kendi yaşamıdır. Bu yüzden Tanrıyla senli benli, sohbet eder gibi konuşur: Bu tür bir mizahi dil, onun bütün şiirlerinde vardır. Hayyam şiirinin başat özelliklerinden biridir bu.

 “Var eyledi yetmiş iki milleti yaradan
 Dinim benim aşktır sana bağlandı bu can
 İslâm ya da kâfir bu bölünmek de n’için
 Madem sensin tek amaç, ayrımı kaldır aradan”

“Tanrım sana ben anlatayım dinle
 Sırrınla ilişkin üç beş kelime
 Sevdin de yarattın bizi topraktan
 Girdik yine sevginle yerin dibine.”

Haksızlıklar karşısında sözünü hiç mi hiç esirgemez. İşin gerçeğini çekinmeden söyler:

“Felek ne cömert şu aşağılık insanlara!
 Han, hamam, dolap, değirmen hep onlara
 Kendini satmayan adama ekmek yok
 Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!”

Dünya, insan ve yaşam onun için vazgeçilmezdir; şöyle dile getirmiş:

“Benim varlığım senin yaptığın bir nakış,
 Türlü garip renklerini hep senden almış
 Kendimi düzeltmeye nasıl varsın elim
 Senden güzelini yapmak bana mı kalmış”

“Dert içinde sevincini bul da yaşa;
 Haksız düzende haklı ol da yaşa;
 Sonu nasıl olsa yokluk dünyanın,
 Varından yoğundan kurtul da yaşa.”

Sevgidir onun şiiri. Coşkudur. Aşkla, şarapla, yaşama sevinciyle yoğrulmuştur. Diyor ki:

 “Hayyam şarap iç, sarhoş olmak ne hoş,
 Sevgilin de varsa, sarılmak ne hoş,
 Er geç sonu yokluk madem bu dünyanın,
 Yok say kendini, bak varolmak ne hoş.”

“Bir kalp ki onun sevmesi aldanması yok
 Gönlünde aşk yok “bir güzele kanması” yok
 Bin kez yazık olsun sevisiz bir yüreğe
 Aşksız geçecek boş günlerinin faydası yok.”

“Bir bulut geldi laleler rengârenk
 Şimdi kızıl bir şarap içmemiz gerek
 Şu seyrettiğin serin yeşillikler var ya
 İşte yarın senin toprağında bitecek.”
 “Saki gökler, denizler kadar dolgunum
 İçime sığmaz oldu bu coşkunluğum,
 Şu ak saçlarımla sarhoş ettin ya beni.
 Kış ortasında sanki bahar bulutuyum!”

Görülüyor ki Hayyam, yaratanla yaratılanın var ettiği dünyayı aşkla, sevgiyle, coşkuyla iyilikle hakla, adaletle, özgürlükle, akılla güzellediği gibi, bütün bu güzellikleri çıkarı uğruna bozmaya çalışan din bezirgânının, uğursuzun, namussuzun, hırsızın, kötünün, ikiyüzlünün, çirkinin, alçağın, yoksulu sömüren varlıklının, baskıcı iktidarın, haksızın, düşünceden korkanın karşısına dikilmiştir/dikilmektedir. Dün de, bugün de.

ÖNCEKİ HABER

Bin Yıllık Şarap: Hayyam Şarkıları

SONRAKİ HABER

ABD'nin Türkiye'ye S-400 için iki hafta süre tanıdığı iddia edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa