02 Mart 2014 12:42

Gravür ve seramikte Picasso’nun izini sürmek

Dünyaca ünlü İspanyol ressam Pablo Picasso işte böyle başlıyor hayat hikâyesini anlatmaya. “Doğduğu Evden Gravürler ve Seramikler” başlıklı sergi, sizi önce bu sözlerle karşılıyor. Pera Müzesi bir kez daha Picasso’yu İstanbullularla buluşturuyor. Hemen belirtelim; kaçırılmaması gereken bu sergiyi gezmek için 20 Nisan son tarih!

Paylaş

Ercüment AKDENİZ

“Ben beyaz bir babadan ve Endülüslü küçük bir can suyundan doğdum, ben Malaga’nın benim soyumu sürdüren başı yasemin çiçeklerinden bir taçla bezeli boğası Percheles’te on beş yaşında bir kızın kızının kızı olarak dünyaya gelen bir anneden doğdum…”

Dünyaca ünlü İspanyol ressam Pablo Picasso işte böyle başlıyor hayat hikâyesini anlatmaya. “Doğduğu Evden Gravürler ve Seramikler” başlıklı sergi, sizi önce bu sözlerle karşılıyor. Pera Müzesi bir kez daha Picasso’yu İstanbullularla buluşturuyor. Hemen belirtelim; kaçırılmaması gereken bu sergiyi gezmek için 20 Nisan son tarih!
FAŞİZME KARŞI BARIŞI SAVUNMAK
Avignon’lu Kızlar (1907), Guernica (1937) ve Ağlayan Kadın (1937) Picasso’nun en bilinen eserleridir. Alman savaş uçaklarının acımasızca bombaladığı İspanyol kasabası Guernica’yı resmeden tablosu savaşın koyu dehşetini yansıtmasıyla ünlüdür. Bir sergide faşist Alman General Picasso’ya sorar:
“Bu resmi siz mi yaptınız?”
Büyük bir nefret duygusuyla Picasso yanıtlar:
“Hayır, siz yaptınız!”
Dünya barışı için yaptığı eserlerle de ün kazanan Picasso, acaba hangi aşamaları geçerek sanatının doruğuna ulaştı? Pera Müzesi’ndeki sergi, bu soruya yanıt arayanlar için önemli ipuçları sunuyor.
Örneğin“Şövalyenin Yola Çıkışı” serisi “Guernica”yı selamlar gibidir. Penceredeki sevgiliden zindandaki mahkûma kadar tüm şehir hayranlıkla şövalyenin arkasından bakmaktadır. Oysa hırçın at üzerindeki şövalyenin korku dolu gözleri miğferin içinde kaybolmaktadır. Şövalyenin yüzünü perdeleyen komik ve kara maske ise o korkuyu gizlemek için vardır.
CRANACH VE DELACROUX ETKİSİ
Sergide 56 gravür ve 8 seramik yer alıyor. Pera’da ayrıca küçük Pablo’ya ait giysi ve oyuncakları görmek de mümkün. Pablo Ruiz Picasso’nun 1923 ve 1969 yıllarını kapsayan çalışmalarını içeren bu seçkide; sanatçının kullandığı kalıplar, teknik ve tarz panoramik bir bütünlük içinde sunuluyor.
Ünlü “Cezayirli Kadınlar” tablosu romantizmin önde gelen ismi Eugene Delacroux’a (1798-1873) aittir;“Davud ve Barşeba” ise Lucas Cranach’a (1472-1533). Pablo Picasso her iki sanatçıdan da etkilenmiştir. Bu iki tablodan esinlenen çalışmaları, Picasso’nun yükselen yapım bozum tekniğinin öncül ve en güzel örneklerindendir.
Sanatçının Pera’da sergilenen 24 Mayıs 1929 yılına ait “figür” isimli gravürü ise üç boyutlu alandan kübizme geçisin orijinal bir örneğidir.
KÜBİZME DOĞRU
Rus balerin Olga Khokhlava ile evliliğinin çıkmaza girmesi üzerine psikolojik bir kaçışa yönelen Pablo Picasso 1920’de sürrealist genç ressamlarla tanışır. Bu kaçış; iç dünyasını, ihtiraslarını dışa vuran resim, gravür ve grafiklerin ortaya çıkmasını sağlar. Pera’da yer alan dört gravürlük “Çıplak Kadın” serisi, sanatçının kübizme yürüyüşünün küçük bir özetidir.
Sanatçının evrimini ifade eden bir seri de aile gravürlerinden oluşur. Ailenin tüm fertleri cepheden size bakarken bir kadın profilden gözükmektedir. Yapım bozum tekniğini uygulayan Picasso serinin sonunda kadının yüzünü hem cepheden hem de profilden aynı ayna resmederek kübizme varır. “Paloma ve Oyuncak Bebeği” serisi de benzer özelliktedir. Tüm yapım bozum denemelerine rağmen aile sıcaklığının bozulmaması, sanatçının en önemli başarılarındandır.
MİTOLOJİNİN DİLİ
Antik mitolojik öyküler, Picasso’nun anlatım dillerinden birini oluşturur. Fransızca yazıtlar ve şiirlerle bezenmiş gravürlerde; flüt çalan panlar, aşk, dişil cazibe ve mitolojik erkekteki hırçınlıklar resmedilmektedir. Boynuzlu, her yerinden kıllar fışkıran ve keçiye benzeyen toynaklı faunlar oldukça çirkindir. Dişinin güzelliği, çirkin ve güçlü erkeğin yaşam kaynağıdır
Eğitimi sırasında antik Yunan ve antik Roma sanatını temel alan Picasso, eserlerinde mitolojik kahramanları ve anlatıları kendisine esin kaynağı alacaktır. İhtiraslı kentaurlar 1930’larda modadır. İnsan başlı atlar (pikadorlar) ise 1940’lara damgasını vurur. Flüt çalan faunlarla birlikte keçi başlı tanrılar; kişisel yaşama dair kaçışların, itirafların ve sanatçının psikolojik dünyasının anlatıcıları olurlar.
Sergiyi gezenler, sanatçının seramik çalışmalarıyla da tanışma şansı bulacaklardır. Mitolojik efsaneler kadar yapım bozum tekniğiyle yapılmış portreler seramik tabaklara adeta can katmıştır.
Picasso’nun izini sürmeye siz de var mısınız?

ÖNCEKİ HABER

Bizim değişimimiz her şeyi değiştirecek!

SONRAKİ HABER

CHP'nin 'sandık kurulu' itirazı kabul edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa