01 Mart 2014 21:55

Sincan’da kadınlar yolunu arıyor

Sincan, Ankara’nın ağırlıklı olarak işçilerin, emekçilerin yaşadığı ilçelerinden birisi. Binlerce işçinin çalıştığı fabrikalarıyla Sincan Organize Sanayi Bölgesi burada yer alıyor, bununla birlikte Ankara’nın farklı bölgelerindeki fabrikalara ve işyerlerine de Sincan’dan giden işçilerin sayısı oldukça yüksek. Bir işçi kenti olan Sincan’da HDP’nin belediye eş başkan adaylarının ikisi de tekstil işçisi.

Paylaş

Gönül MUTLU/Yasemin ÖZTÜRK

Sincan, Ankara’nın ağırlıklı olarak işçilerin, emekçilerin yaşadığı ilçelerinden birisi. Binlerce işçinin çalıştığı fabrikalarıyla Sincan Organize Sanayi Bölgesi burada yer alıyor, bununla birlikte Ankara’nın farklı bölgelerindeki fabrikalara ve işyerlerine de Sincan’dan giden işçilerin sayısı oldukça yüksek. Bir işçi kenti olan Sincan’da HDP’nin belediye eş başkan adaylarının ikisi de tekstil işçisi.
Sincan ilçe eşbaşkan adayı Ayfer Ünaldı, yıllardır Sincan’da yaşayan ve tekstil fabrikaları başta olmak üzere çeşitli yerlerde çalışmış olan bir tekstil işçisi. Ayfer ile Sincan’ı ve belediye hizmetlerini kadınların yaşamları açısından değerlendiriyoruz. Sincan’da belediyenin kadınlara yönelik hizmetlerinin kadınları özgürleştirmediğini, onların sosyal yaşamlarını geliştirmediğini söylüyor Ayfer: “Açılan kurumların adları bile ‘manidar’; aile yaşam merkezi, hanımlar lokali gibi…  Kadın birey değil, ailenin bir parçası, kocanın hanımı. Meslek edindirme kursları var. Ama bir kadın buralara ulaşsa, mezun olsa bile yine işsiz yine işsiz. Kadınlar gezilere götürülüyor. Ya sonra? ...”

NE DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ ÖNEMLİ
Ayfer’in seçim çalışmalarına da katılanlar olarak, yapılan çalışmalardan bazı kesitleri, buralarda dinlediğimiz kadınların sözlerini, beklentilerini ve gözlemlerimizi paylaşmak istiyoruz.
Sincan Organize Sanayi Bölgesinde 30 bin işçi çalışıyor. Ayfer de Organize işçilerinin servis duraklarında HDP’nin işçilere yönelik yerel yönetim politikalarını anlatan sohbetler yaparak erken saatlerde güne merhaba diyor. Günün kalan kısmında da evlerin kapısını tek tek çalarak HDP’nin kadınlara yönelik yerel politikalarını anlatıyor.
Sabah servis duraklarında zaman yettiği kadar kadın işçilerle konuşuyor Ayfer. Yoğun olarak kadınların çalıştığı bir plastik fabrikasında çalışan işçi kadınlarla karşılaştığında yerel yönetimlerle ilgili düşüncelerini soruyor. Biraz çekingen bir ifadeyle “Bizim ne düşündüğümüzün ne önemi var, belediye bize sormuyor, biz işçiyiz” diyor işçi Ayşenur.
İşçi kadınlardan bazısı Ayfer’i daha önceden tanıyor ve oylarını kesinlikle Ayfer’e vereceklerini söylüyor. İki fabrika işçisi kadınla sohbet ederken kadınlardan biri “gün boyu çalışıyoruz, sonra eve gel, yemek, çocuklar… Bizimki hayat değil. Seçimler hiç aklımıza bile gelmiyor. Evde erkek, fabrikada erkek, sokakta erkek, başkan erkek. Hayat müşterek diyorlar ama eziyet hep bize kalıyor. Bu bir yerden değişmezse halimiz harap” diyor. Kâh sessiz, kâh kaygılı, kâh öfkeli, işçi kadınlar sabah duraklarda.

BİRLİKTE YÖNETMEK İÇİN
Bir cumartesi günü, Ulabatlı Hasan Mahallesi’nde seçim çalışması yürütürken yine yanındayız Ayfer’in. Kapıları açan kadınların genellikle ilk tepkileri; “Seçim zamanı oy istiyorsunuz ama yarın belediye başkanı olsan yüzümüze bakmazsın, kapımızı çalmazsın. Evde bir işsizim var ona da iş verecek misiniz?” şeklinde oluyor.
Ayfer, seçimlerden sonra da mahallede HDP çalışmalarının süreceğini belirterek, mahallenin sorunlarına şu sözlerle dikkat çekiyor: “Mahallede yaşayan biz kadınlarız. Burada kadınlar olarak mahalle meclisimizi kursak, neye ihtiyaç olduğunu biz birlikte belirlesek, sağlık ocağı mı, yaşlı bakım evi mi, kreş mi, park mı, sokakların aydınlatılması mı, çöplerin toplanması mı, çocukların ve gençlerin eğitim sorunları mı, okula mı ihtiyaç var, sığınma evine mi ihtiyaç var?.. İşte bütün bunları oluşturacağımız kadın meclislerinde belirleyeceğiz, hep birlikte kadınlar olarak mahallemizi ve ilçemizi biz yöneteceğiz”. Kadınlar bunları duyduğunda şaşırdıklarını hemen fark ediyoruz. Bazısı pek inanmıyor, bunun mümkün olmadığını, kimsenin bunun yapmayacağını düşünüyor. Bazısıysa daha detaylı sorular sorarak bunların nasıl gerçekleşebileceğini anlamaya başlıyor.  

AH BE ABLAM NERDEE!
Kadınlar ile ayaküstü başlayan sohbetler zaman zaman ev ziyaretlerine dönüşüyor. Onlardan biri de Kiraz teyze. Mevcut belediye başkanından memnun olduğunu söyleyerek söze başlayan Kiraz teyzeyle sohbet ilerledikçe mahallede yaşayan kadınların birçok sorununu da birinci elden öğreniyoruz: “Sokaklarda aydınlatma yok, geceleri sokakta yürümeye korkuyoruz; sokaktaki çöp konteynerlerini kaldırdılar, çöp dökmek için ta nereye yürümek zorunda kalıyoruz.”  Bu kez Ayfer başlıyor sormaya, “belediyenin kadınlara yönelik birçok uygulaması var, billboardlardan okuyoruz bunları, bunlardan faydalanabiliyor musun?” Kiraz teyzenin cevapları bizi şaşırtmıyor: “Ah be ablam nerede! Evde çoluk çocuk, kocam inşaat işçisi, bir gün çalışsa bir gün iş yok. Oralara gitmek para, evde çoluk çocuk onlara kim bakacak, evde yemek kim yapacak? Güzel şeyler tabi, gidenler var, ama bize çok uzak oralar.” “Peki, bunlar mahallende olsa, kreş, okuma yazma kursları, meslek edindirme kursları, gider miydin?” diye sorduğunda Ayfer, “Biz de giderdik” diyor.

Kapısını çaldığımız başka bir evde Kürt olduğunu söyleyen kadınlar kapıda karşılıyor bizi. Kendilerine HDP’yi anlattığımızda AKP’ye oy vereceklerini söylüyorlar. Soruyoruz neden AKP diye. “Dindar” diyorlar, “bizim için AKP’den başka parti yok.” Ayfer’in “Peki AKP biz kadınlar için ne yapıyor?” sorusuna içlerinden biri “Parklar, yollar”, derken bir diğer kadın “Ankara eski Ankara değil, gökdelenler, alışveriş merkezleri yapıldı, Ankara güzelleşti” diyor. Ayfer ısrarla devam ediyor kadınları anlamaya çalışmaya, “Tamam öyle diyorsun da biz kadınların hayatında ne değişti? Daha mı özgürüz, daha mı iyi yaşıyoruz,  işsizlik bitti mi, asgari ücret mi arttı mı? Bu saydığınız yerlere kaç kere gittiniz? Aslında güzelleşen ‘zenginlerin Ankara’sı yoksa bizim mahallemiz olduğu yerde duruyor. Öyle değil mi?” diye soruyor.  Önce biraz sessizlikten sonra “Haklısın” diyor ev sahibi olan kadın. Yan komşu olan bir başka kadınsa “oğlum borç batağı içinde ve elimden bir şey gelmiyor” diye katılıyor sohbete. Ev sahibi kadın “bu sefer ben de belki HDP’ye veririm. Zaten kocam da HDP’ye verecek” diyor.

ÖNCEKİ HABER

Kilitli kapılar ardında kadınlar... Ama bir yol daha var!

SONRAKİ HABER

Kiraz’daki istismar olayında zanlı ‘mesajlaşıyorduk’ dedi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa