‘Büyümenin bedeli, yitip giden canlar’

‘Büyümenin bedeli, yitip giden canlar’

Sanayi sitelerinde, fabrikalarda işçilerin “artık ölmek istemiyoruz” çığlıkları 100 bin 640 imza olarak Meclise taşındı. UİD-DER üyesi işçiler, HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel’in konuğu olarak Meclise işçilerin çığlıklarını taşıdı.

Sanayi sitelerinde, fabrikalarda, mahallelerde işçilerin “artık ölmek istemiyoruz” çığlıkları 100 bin 640 imza olarak Meclise taşındı. Uluslararası İşçi Dayanışma Derneği (UİD-DER) üyesi işçiler, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Levent Tüzel’in konuğu olarak Meclise işçilerin çığlıklarını taşıdı. İşçilere BDP Mardin Milletvekili Erol Dora da destek verdi.

Matbaa işçisi ve UİD-DER Temsilcisi Dilek Fahlioğulları, topladıkları 100 bin 640 imzanın, milyonlarca işçinin “Artık ölmek istemiyoruz” çığlığı olduğunu söyledi. Fahlioğulları, her gün ortalama 4, ayda 100 işçinin hayatını kaybettiğini, Türkiye’nin dört bir tarafından işçilerin ölüm haberlerinin geldiğini, son 10 yılda 12 bin işçinin yaşamlarını yitirdiğini anlattı. “Her rakam bir can” diyen Fahlioğulları, giderek artan çalışma koşullarının, sendikasızlaştırma ve güvencesizliğin iş kazalarına davetiye çıkardığını söyledi. İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’na atıf yaparak, bu yasanın çıkmasından bu yana 1500’e yakın işçinin yaşamını yitirdiğini belirten Fahlioğulları; “Demek ki bir yasanın çıkması bir şey ifade etmiyor” dedi.

Fahlioğulları, işçilerin anlattıklarını şöyle aktardı: “Bu yasanın uygulanıp uygulanmadığına dair hiçbir denetim yapılmıyor. Bir denetim yapılacaksa bile, günler öncesinden işyerine haber verilip önlem alınmasına zaman tanınmış oluyor ve denetimler yüzeysel yapılıyor. En temel önlemler alınmıyor, alınıyormuş gibi sadece kağıt üzerinde gösteriliyor. Makinaların bakımı yapılmıyor, işçiler bozuk makinalarda çalışmaya mecbur bırakılıyor. Makinaları hızlandırmak, üretimi artırmak için işveren makinaların sensörlerini söktürüyor.”

AKP HİÇ SORDU MU İŞÇİLER NEDEN ÖLÜYOR?

Fahlioğulları, işçilere eğitim verilmediği halde kağıt üzerinde verilmiş gibi gösterildiğini, ağır ve tehlikeli işlerde çocuk işçilerin çalıştırılmasının önünün açıldığını, yeterli olmamakla birlikte yasanın bu haliyle de uygulanmadığını, en önemli maddelerinin yürürlüğünün 2016’ya ertelendiğini hatırlattı.

“Yasadan sonra kaç işyerinin denetlendiğini” soran  Fahlioğulları, “AKP Hükümeti bir kez olsun bu ölümler neden durmuyor diye sordu mu?” dedi.

İş güvenliği önlemini maliyet olarak görüp almamanın, sonrasında bir işçinin ölümüne neden olmanın kaza değil, cinayet olduğunun altını çizen Fahlioğulları, “Biz diyoruz ki iş güvenliği önlemi maliyet değil hayattır. Ve iş güvenliği önlemi almayarak bir işçinin ölümüne neden olmak cinayettir, sessiz kalmak da yaptırım uygulamamak da bu cinayete ortak olmaktır” diye konuştu.

Plastik Fabrikası İşçisi Caner Akyol da işçilere yaptıkları ziyaretlerde gördükleri acıları anlattı.

Gebze’de Feniş işçilerinin, tazminatlarını alamadıkları için direnişte olduklarını, ama direnişteki Feniş İşçisi Nizamettin Önerge’nin iş kazasında yaşamını yitirdiği örneğini veren Akyol, “Direnişteki bir işçinin iş kazasında ölmesi enteresan gibi. 5 çocuk babası Nizamettin Önerge ve geçinmek zorunda. Kaçak işçi olarak bir inşaatta çalışırken 5. kattan asansör boşluğuna düşerek öldü” dedi.

Evine ziyarete gittikleri bir annenin, biri tersanede biri fabrikada iki çocuğunu iş kazasında yitirdiğini anlattığını aktaran Akyol, “Dayanılmaz, rakamlarla ifade edilemeyecek bir acıydı” dedi.

ÖLEN İŞÇİLERİN ARKADA BIRAKTIKLARI ACILAR

Metal İşçisi Meliha Hız da Derneğin Kadın Komitesi üyesi olarak, 20 yıllık işçi ve bir anne olarak konuştu. Acılı annelerin, kadınların neler yaşadığından örnekler veren Hız, Esenyurt’ta AVM inşaatında ölen Barış Kıyak’ın annesinin, “Bundan sonra yaşamak çok zor, ölsem daha iyi” dediğini aktardı. Dizi setinde yaşamını yitiren Selin Erden’in annesinin de “öyle bir acı ki, Allah düşmanımın başına vermesin” dediğini söyleyen Hız, Davutpaşa’da yaşamını kaybeden Kadir Cesur’un eşinin, “Ben her gün ölüyorum” sözlerine de atıf yaptı. Hız, “Her gün ölmek ne demek biliyor musunuz? Her gün sevdiğini yanında görememek, çocuğunu onsuz büyütebilmek. Bunlara sessiz kalmamak gerek” diye konuştu.

1.5 MİLYON İŞYERİNDEN 10 BİNİ DENETLENMİŞ

HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, çalışma hayatının hiç eksik olmayan konusunun iş cinayetleri olduğunu belirterek, 8 aydır stantlarda, fabrikalarda, mahallelerde toplanan imzaları getirdiklerini söyledi. İş cinayetlerini Çalışma Bakanlığı bütçe görüşmesinde de dile getirdiğini aktaran Tüzel, 2013’te 1070 işçinin öldüğünü, bunlardan 55’inin çocuk işçi olduğunu ifade etti. Tüzel, “Ne yazık ki çocuk işçiliği bitmediği gibi, artarak devam ediyor” dedi. Bütçe görüşmesinde Çalışma Bakanının işçi ölüm oranlarının düştüğünü söylediğini, ancak bununla övündüklerini aktaran Tüzel, işçi ölümlerinin yaşandığı en geniş alanın taşeron çalışma olduğunu hatırlattı. Bakanlığın bu konudaki çalışmasına atıf yaparak, “Bütün iş kollarında taşeronluğu yaygınlaştırmak istiyorlar” diyen Tüzel, Davutpaşa, Ostim patlamalarına ilişkin davaların bitmediğini, Gaziantep’te olduğu gibi patlamaların sürdüğünü söyledi.

1.5 milyon işyerinden 10 bininin denetlenebildiğini, 16 bin işçiye bir iş müfettişi düştüğünü, denetleme olmadığı gibi, Çalışma Bakanlığının da Sayıştay tarafından denetlenemediğini anlatan Tüzel, bütün bunlara karşı mücadele etmek, birleşmek, hak aramak ve ölümleri durdurmak gerektiğinin altını çizdi. (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net