ÇENGELLİ İĞNE

ÇENGELLİ İĞNE

“Önümüzde üç seçim birden var” dendikçe mutluluktan havalara uçuyorum. Havaya uçmak yetmiyor, eteklerim zil çalıyor. Yani, bir kadın olarak sevincimi ancak etek giyerek gösterebileceğimi, bu da yetmezmiş gibi havalandıracağım eteklerimden cinsel çağrılar yapacağımı ima eden terimleri kullanmak bile sevincime halel getirmiyor.

Seçimleri seviyorum

Ayla Belek

“Önümüzde üç seçim birden var” dendikçe mutluluktan havalara uçuyorum. Havaya uçmak yetmiyor, eteklerim zil çalıyor. Yani, bir kadın olarak sevincimi ancak etek giyerek gösterebileceğimi, bu da yetmezmiş gibi havalandıracağım eteklerimden cinsel çağrılar yapacağımı ima eden terimleri kullanmak bile sevincime halel getirmiyor.
Öyle ya, dört senedir şikayetlerimin ömrü havaya yazılmış yazılar kadar bile olamadı. Ne desem, “seçimi bekle” diye karşılık verdiler. Öylesine anlar oldu ki, ağzımı açmama dahi izin verilmedi. Uzun lafın kısası “mühür bendeyse hükümdar benim” günüm geliyor. Senede bir gün değil, dört senede bir gün ama bu bile bana yetecek.
Aslında sevincimin nedenini oy pusulasındaki mühür olarak algılamanızı da istemem. Ben seçimlerin oy verme aşamasına değil, seçimlerden önceki üç beş aya dikkatinizi çekmek istiyorum. Anlatayım; geçmiş seçimden üç ay sonra patlayan sokak lambalarımız, gece saat üç operasyonu ile değiştirildi. Halbuki şikayet etmediğimiz merci kalmamıştı. Yine geçmiş seçimlerde yapılan ancak ömrü bu seçimleri görmeye yetmeyen kaldırımlarımız, asfaltlarımız, gelen yerel seçimler nedeniyle, yine gece yarılarına varan bir çalışmayla, yenilendi. Günler değil, yıllar çuvala konmuşçasına “gece gündüz” demeden çalışıyorlar, dedirtmek istediklerini anlayabilirim, ama gece yapılan işler daha bir baştan savma oluyor gibime geldi. Bir hafta olmadan üç beş yerinde çökmeler oldu. Tamamının çökmesi bir yılı alır diyorsanız o başka. Geçen seçimlerdeki kaldırımlar altı ay dayanmamıştı.
Bu seçimlerde ilkleri de yaşıyorum. Mahallenin çöp sorununu tespit etmeye çalışan bir belediyecilikle karşı karşıyayız ki gözlerim yaşarıyor. Çöp sorunu mu, 21. yüzyılda, hala mı, mega kent İstanbul’da mı, ay inanmıyorum demeyin. Bitişik nizam yerleşim türü İstanbul’un çok geniş bir haritasında kullanılıyor; çöpler de ortak konteynerlere atılıyor. Bu ortak çöplüklerin üçü beşi bir arada, park etmiş arabaların izin verdiği ölçüde yerleştiriliyor. Haliyle de yetmiyor. Çöp çıkarmayı seven bir halkız. Aslında başbakan Van’daki konuşmasında burayı eksik bıraktı. Kenan paşa her konuşmasını eğitim vesilesi yapar, halkımızın yanlışlarını düzeltirdi, örnek alıyor ama henüz yetersiz. Başbakanın muasır medeniyetler seviyesindeki ülkelerde her hanenin ne kadar çöp çıkardığını belirleyip, bizlere de bir kota koymasını beklerdim. Belki de mahallemde ilk kez gördüğüm, sırtındaki cekette “…belediyesi, temizlik izleme ekibi” yazılı olan motosikletli görevlinin çektiği resimlere bakarak böylesi bir çalışmanın temeli atılacaktır. Bekliyorum.
İlk defa gördüğüm, temizlik izleme ekibi umutlarıma umut kattı. Neden seçimleri sevdiğimi şimdi anladınız mı. Başbakanın Van konuşmasına bir atıf da daha bulunursam belki anlarsınız. Duyduğumda kulaklarıma inanamadım; “sizi seviyoruz” dedi. Daha ne isterim. Dört sene daha tomaların sıktığı suyla yıkanmaya, gaz bombalarıyla dans etmeye bu sevgi sözü yetsin mi?

www.evrensel.net