Kundağımız kefen bezimiz!

Kundağımız kefen bezimiz!

Çukurovam,Kundağımız, kefen bezimizKanı esmer, yüzü ak.Sıcağında sabır taşları çatlar,Çatlamaz ırgadın yüreği.Dilerse buluttan ak,Köpükten yumuşak verir pamuğu.Ozan mısraları böyle dizmiş Çukurova’nın ırgatları için... Gel gelelim beter Yasin’e kısmetmiş. Ölüm &u

Emre Aydın

Çukurovam, 

Kundağımız, kefen bezimiz
Kanı esmer, yüzü ak.
Sıcağında sabır taşları çatlar,
Çatlamaz ırgadın yüreği.
Dilerse buluttan ak,
Köpükten yumuşak verir pamuğu.

Ozan mısraları böyle dizmiş Çukurova’nın ırgatları için... Gel gelelim beter Yasin’e kısmetmiş. Ölüm üç aylık oğluna... Emek ve alınteri, müthiş... Yasin genç, namluda fişek gibi ve bir o kadar yürekli... Ekmeğe, aileye, barışa, bayrama hasret. Tabi ki de onlar bilir kederi. Pamuk ağaları ve şımarık çocukları değil ya ...
Şanlıurfa 1994 doğumlu bir genç Yasin Çoban, doğuştan sol el parmakları kısa -tırnak kısmı yok- beş yıldır pamuk işi yapıyor. Yetim kalıyor 6 yaşındayken, üç bacısıyla... Amcaları kız kardeşlerini besleme alıyor... Yasin erkek çocuğudur diye kaderine terk ediliyor. Üç yıl çobanlık yapan Yasin, bu süreçte dedesinin yanında kalıyor. Şanlıurfa’da yatılı bir ortaokulda bir buçuk yıl okuyor, derken yarım kalıyor eğitimi, ayrı kaldığı kız kardeşlerini yanına almak istiyor. İki göz oda yere atacak çul yok... Adana yollarına düşülüyor. İlk durak Adana Yeşilköy’e gelip sulama işlerinde çalışıyor. Bacılarından birini isteyen oluyor, ‘berdel’ yapıyorlar. 1998 ve 2000 doğumlu kardeşleri evleniyor. Yasin, 17 yaşında baba oluyor. ‘Bizim oralarda küçük yaşta evlendiriyorlar bizi’ diyebiliyor sadece... Eskişehir’e nohut yolmaya gittiklerinde ölüyor 3 aylık oğlu, otopside hastalık vs. bir şey çıkmıyor, Urfa’ya dönüyor. O kış 5-6 bin lira borçlanıyor. Kışın ortasında Adana’ya gelip bahçe işlerinde çalışıyor, Karataş yolu üzerinde Doğankent’te kalıyor, beş ay sonra tekrar Eskişehir’e çalışmaya gidiyor. Pamuk işi için geleli iki gün olmuş, büyük enişteleri Şaban’da kaldıklarını, pamuktan sonra Ceyhan’a küncü (susam) toplamaya gideceklerini söylüyor. Küncü işinde topladığı dönüm üzerinden ücretlendirildiklerini belirtiyor. Bir günde bir dönüm yapabildiğini, 40 TL para aldığını anlatıyor. “Balya işi iyi ama kardeşlerimle ayrılmamak için 10-20 TL’ye bakmıyoruz” diyor Yasin.
Şanlıurfa’da ağalığın devam ettiğini, Eskişehir’de tarlaların paylaştırıldığını karşılaştırırken “memlekette iki göz odam var babadan kalma onun da tapusu yok” diyor, gülerek.

PAMUK TOPLAMAK NASIL BİR İŞTİR?

Sözü Yasin’e bırakalım: “Tarım işçiliği çocuklar ve kadınlar için çok zor, kolay olsa gittiğimiz memleketin halkı niye yapmasın. Eskişehir Karapazar’da nohuta giderdik, nohut sert olur, ellerimiz su toplardı. Pamukta da kaşıntı, pıtırak, çektiğin otun sertliği... Çekersin çekersin gelmez, ya elini ya belini incitirsin. Sabah altıda başlıyoruz akşam beşe kadar çalışıyoruz. Tarla sabah nem tutar, elbiselerimiz ıslanır üstümüzde kurur. Sabah 8’de kahvaltı yaparsın yarım saat, sabah 9-10 gibi sıcaktan ter basar ıslanırsın. Öğlen bir saat yemek molası, akşam yemeğini evde yersin. ‘Öğlen pilav yedik akşam ne yiyeceksin?’ Devletimiz Suriye’den gelenlere destek veriyor. Savaştan kaçanlara yardım etmesi güzel, ona bir şey demiyorum ama kendi ülkesindeki insanlara da yapsın. Urfa’daki iki göz evin, çalışmaya gittiğimiz yerlerden geliyoruz ki elektrik, su faturaları faiziyle 1000 TL, 1500 TL oluyor. Tekrar o parayı kazanmak için çalışmaya gidiyorum. Biz ne yapalım?”

evrensel.net
www.evrensel.net