Küba izlenimleri: Kapısı kilitsiz evler ülkesi
Küba ile dayanışma çerçevesinde gerçekleştirilen Dayanışma Tugayları kampı için geldiğimiz ülkede üç haftayı geride bıraktık. Bir hafta daha buralardayız. Bu süre boyunca bir yandan dolu dolu bir programı olan kamp etkinliklerine katılmaya çalışırken, diğer yandan da Çepeçevre Yaşam Programı ç
aciklama1
Kampımız, Campemento İnternacional Julio Antonio Mella, Havana’ya 40 kilometre uzaklıkta, Caimito adlı bir ilçenin yakınlarında. Tropikal doğanın ortasında, dört tarafı palmiyelerle çevrili, kuş cıvıltıları arasında son derece güzel bir kamp. 25 farklı ülkeden insanın bir araya geldiği 15 günlük kamp süresince birçok seminer, gezi, konser gibi etkinliklerin yanı sıra üç gün de Küba ekonomisi ile dayanışma amaçlı tarımsal alanlarda çalışıldı. 200 kişilik kamp nüfusu çeşitli gruplara ayrılıp farklı alanlarda çalışmaya gitti. 07-11 saatleri arasındaki bu çalışmalarda bize bir meyve fidanı üretim çiftliğinde fidanların otlarını temizlemek düşerken, diğer gruplara çapa ya da taşlı bir tarlanın taşlarını temizleme işi düştü. Tabii üç saati aşmayan kendinizi zorlamayacak düzeyde yaptığınız bu tarla çalışması, aslında sembolik olmaktan öteye gitmiyor. Kübalıların “Special Period”, özel dönem dedikleri 1990’ların ilk yarısında açlıkla yüzleşilen dönemde bu kamplar, emek gücü ile Kübalıların yanında olmak, onların tüm işlerinde onlarla dayanışmak için ciddi ciddi bir çalışma programı amacıyla yapılıyormuş. Sonradan bu dönemin atlatılması ile birlikte kamp daha çok Kübanın ve sisteminin tanıtılması ve turizm amaçlı bir etkinliğe dönüşürken, çalışma programları da daha az süreli ve sembolik bir hale getirilmiş.
BİZİM KORDON GİBİ
Karayipler Denizine güneşin bir portakal gibi yavaş yavaş gömülmesi Havana’da en iyi Malekon’dan izleniyor. Bizim İzmir Kordon’a Malekon demişler burada. Kordon’un, yol yapmak için doldurulan, sonra da yeşil alan yapılan halinden öncekini getirin gözünüzün önün; İşte Malekon…
Havana’da bütün sokaklar denize dik iniyor. Sokağın en sonundaki evden bile kente yaklaşan korsanların görülebilmesi amaçlanmış böylece. Bir de tabii denizin kokusunun, rüzgarının özgürce tüm kente yayılabilmesi de böylece mümkün olmuş. Bizim, İzmir kordonundaki güzelim evleri yıkıp, yerine 8-10 katlı beton çirkinlikleri diken “korsanlar” da muhtemelen bunu bildiklerinden, görülebilmelerine engel olmak için kentin bütün sokakları ile deniz arasına bu “Çin Seddi”ni dikmişler…
TURİZM VE KEMOTERAPİ
Küba’da okulları, sağlık ocaklarını, sokakları, müzeleri gezen, oralardaki işleyişleri anlamaya, çekimlerini yapmaya çalışan birisi olarak özetin özeti olarak şunu söyleyebilirim: Kübalılar, son derece kısıtlı ekonomik koşullar içinde olsa da mutlu ve öz güveni gelişmiş insanlar. 2007 yılında 1.8 düzeyindeki işsizlikle bölgesinin işsizlik konusundaki en olumlu oranına sahip olan Küba’da, herkes sağlık ve eğitimden parasız faydalanıyor. Sokakta yatan kimseyi görmedik bu süre içerisinde ama sokaklarda dilenciler de yok değil. Ağır ABD ambargosunu aşabilmenin bir yolu olarak görülen bacasız sanayi, turizm, Küba’ya o yıllar önce unuttukları olumsuzlukları da beraberinde getirmeye başlamış. Devrimden önce 7 milyon nüfuslu ülkede 500 bin vesikalı fahişe varken, devrimden sonra bu sorunla ciddi bir mücadele yürütülmüş. Öyle ki 1970’lerde yasalardaki fahişelikle ilgili düzenlemeler artık bu tür suçlar görülmediği için kaldırılmış. Son dönemde, özellikle turizmin etkisi ile bu sorunda yeniden bir canlanma görülmüş.
Havana’nın, en turistik yerleri eski Havana’da adım başı yanınıza gelen ve sizden para isteyen Kübalılar, çeşitli gerekçeler ileri sürüyorlar. Kimi açım, diyor kimisi kucağındaki çocuğu göstererek çocuğuna süt almak istediğini söylüyor. Oysa, 7 yaşına kadar devlet burada tüm çocuklar için günde bir litre sütü düzenli olarak karşılıyor. Bu uygulama “Özel Dönem”de bile devam ettirilmiş. Küba Komünist Partisi üyeleri bu kişileri “karşı devrimci unsurlar” olarak adlandırıyorlar ve bunlara karşı önemli bir mücadele yürüttüklerini söylüyorlar. Turizmin ve paranın girmesi, Küba’da bozulmaları beraberinde getirmiş. Otellerin lobileri ve kentlerin sokaklarında turistlerle arkadaşlık etmek isteyen Kübalı genç kızların sayısı bir hayli fazla. Devlet baştan belli olan bu bozulmanın önüne geçmek için çeşitli polisiye tedbirler almıyor değil ama bunun polisiye önlemlerle, zorla çözülemeyeceğinin de farkındalar. Ağır ambargo koşullarının etkilediği ekonomik yaşamı ve refah düzeyini arttırabilmek için umut bağladıkları turizmi aynı zamanda kanserle mücadele eden bir hastanın tedavi şekline benzetiyorlar. Kemoterapi olarak tanımladıkları turizmin yan etkileri ülkenin birçok yeni sorunla boğuşmasına neden oluyor belki ama Kübalılar “başkaca tedavi yolumuz yok” diyorlar bu durum için.
Turizm sektöründeki gelişme ve hızlı para kazanma olayı, gençlerde daha rahat ve turistler gibi yaşama özlemini körüklüyor. Bunun için örneğin yüksek öğrenim görmek yerine bir an önce bu sektörde kendine bir yer edinme, hatta taksi şoförü olma gibi bir kolaycılığa yönelmeler de çoğalmış. Ülkede iki farklı para birimi dolaşıyor. Bir tüm Küba vatandaşlarının kullandığı ulusal Peso diğeri ise dövize endeksli CUC denilen para birimi. İki para biriminin değeri arasında 23 kat fark var. 1 CUC 23 ulusal pezo ediyor. Turistler bu CUC’ları kullanıyor alışveriş yaparken.
GÜVENLİ SOKAKLAR
Küba’da gözlemlediğimiz bir başka şey ise sokakların, kalınan otel ve kampların güvenli olması. Hani örnek olarak verilen kapısı kilitsiz evler ülkesi bir anlamda burası. Kavga gürültü, patırtı görmeniz neredeyse olanaksız. Güleryüzlü meraklı bakışlar, candan, paylaşmayı bilen ve seven insanlar…
Küba örgütlenmenin son derece yaygın olduğu bir ülke. Hemen her mahallede bir Devrim Koruma Komitesi var. Herhangi bir olumsuzluk durumunda ne yapacağını bilen, bunun eğitimini alan sıradan Küba vatandaşları bunlar.
GUANTANAMO
Kamp etkinlikleri çerçevesinde 4 günlük bir program olarak Havana’ya yaklaşık 1000 km uzaklıktaki Guantanamo’da 2. Uluslar arası ABD üstleri ile ilgili seminer yapıldı. ABD’nin uluslararası yasaları hiçe sayarak bir türlü boşaltmaya yanaşmadığı bu Küba toprağı, ülkelerinde ABD üssü dolan delegelerin katıldığı seminere ikinci kez ev sahipliği yaptı. Guantanamo’nun Cainamera ilçesinde, birkaç yüz metre ötede tesisleri, radarı, elektirik üretimi için kurduğu rüzgar santralleri ile varlığını sürdüren ABD üssü, Kübalıları son derece rahatsız ediyor. Seminerde yapılan sunumlarda özellikle Japon delegenin ülkesindeki ABD üsleri ile ilgili verdiği rakamlar son derece çarpıcıydı. Japonya’da ABD’nin 130 askeri üssü ve 40 bin askerinin olduğunu aktaran Tadaaki Kawata, Okinawa adasındaki üsten Ortadoğunun bile izlendiğini anlattı. (Havana/EVRENSEL)
YAYGIN ÖRGÜTLENME
Küba’da hâlâ 1950’lerdern kalma, bizde antika sayılan çok sayıda araç gidip geliyor yollarda. Ambargo, ülke insanlarına başka bir şans da bırakmamış. Bunun yanı sıra son dönemlerde ülke yollarında yeni model, hatta lüks denilecek araçlar görülse de genelde sokaklara, yollarla bu eski model arabalar hakim. Arabalar bu kadar eski olunca, Kübalıların çoğu da iyi birer tamirci olmak zorunda kalmışlar. İkide bir bozulan bu takaların yürütülmesi için başka yol yok çünkü.
Okullarda öğrencilere günlük derslerin yanı sıra onların teknik ve el becerilerini geliştirecek pratik dersler de var. Hem çalışıp hem okuma olarak kabaca tanımlayabileceğimiz bu sistem ilkokuldan itibaren uygulanıyor. İlkokulların tarih, fen, matematik gibi günlük derslerinin yanı sıra, küçük el aletleri yapılan metal atölyesi, ev ekonomisi için mutfak haline getirilen bir sınıf, kız çocuklarının el işleri becerilerine arttırmak için bir biçki-dikiş sınıfı, ahşap işleri sınıfı gibi birimler var okulda. Çocuklar okulun temizliği ve bakımına da katılıyorlar aynı zamanda. Bizim kısa bir dönem uyguladığımız Köy Enstitüleri benzeri okullar bunlar.
ÜLKENİN lkenin hemen her yerinde Che’nin, Jose Marti’nin resimleri, heykelleri. Kübalılar her sokakta, her köşede, işyerlerinde evlerinin en güzel köşelerinde devrimin kahramanlarının anısını yaşatıyorlar. 19. yüzyılın en önemli devlet adamı, bağımsızlık savaşçısı, yazar ve entelektüellerinden olan Kübalı Jose Marti ulusal onuru ve özgürlük ateşini, Arjantinli devrimci Che ise enternasyonal dayanışmayı ve devrimi simgeliyor. ABD’nin Kübaya yönelik terörist faaliyetlerini önleme amaçlı bu ülkede bulunan 5 Küba’lının casusluktan 1998 yılında tutuklanması ve o günden bu yana ABD cezaevlerinde tutsak edilmesi Kübalıları en çok yaralayan olaylardan birisi durumunda. Ülke yıllardın Küba 5’lisinin serbest bırakılması için her türlü kampanyayı desteklerken, 5’li Ulusal kahramanlar olarak ülke tarihine yazılmış durumda.
KÜBA’YA BİR DEVRİM DAHA LAZIM!
KÜBA için bizim söyleyebileceğimiz en olumsuz yan ise yemekleri. Bir ada ülkesi olmasına rağmen balık yemekleri son derece az çeşitli ve yapılışı lezzetsiz. Ülkenin geniş ve bol otlaklarında özgürce otlayan büyük ve küçük baş hayvanların çokluğuna rağmen süt ürünleri konusunda da son derece yetersizler. Bugüne kadar yoğurtla tanışamadık, peynirin sadece kaşar türünü tadabildik, kampta dağıtılan tereyağı ise Alman malı idi. Ne et yemekleri, ne de adeta ülkenin ulusal yemeği halindeki kara fasulye yemekleri hiç birisi bizim ağız tadımıza uymuyor. Ülkenin hiç de az olamayan sebze, meyve, et, balık olanaklarını gören ve bunların yeterince değerlendirilmediğini düşünen bizler gibi ülke dışından gelenlerin ortak kanısı Küba’ya bir de “mutfak kültürü devrimi” gerekli olduğu yönünde.
Kübayı ünlü puroları, kolonyal dönem heykelleri, yapıları, nostaljik arabaları ile tanımlamak ona yapılacak en önemli haksızlıklardan biri. Küba, sokaklarında devrim şarkılarının söylendiği, güler yüzlü, sıcak kanlı, büyük bedellerle gerçekleştirdikleri devrimi ve özgürlüğü korumaya kararlı insanların ülkesi aynı zamanda. Köleliğe karşı özgürlük ateşini yakan ve direnişi başlatmak için girdiği ülkede ilk çatışmada ilk ölen kişi de olan Jose Marti’nin ünlü Guantanamera (Guantanamolu kız) şiirinde tanımladığı bir ülke Küba;
GUANTANAMERA
Guantanamolu kız,
Guantanamolu bir köylü kızı
Dürüst bir insanım ben
Palmiyeler ülkesinden.
Ölmeden önce, paylaşmak isterim
Ruhumdan akıp gelen bu şiirleri,
Guantanamolu kız
Guantanamolu bir köylü kızı
Şiirlerim parlak yeşildir
Ama yine de kızıl alevler gibidir.
Şiirlerim yaralı bir ceylana benzer,
Dağda kurtarılmayı bekler.
Guantanamolu kız,
Guantanamolu bir köylü kızı
Dünyanın yoksul insanlarıyla
Neyim varsa paylaşmak isterim.
Dağların cılız dereleri
Denizlerden daha mutlu eder beni
Guantanamolu kız,
Guantanamolu bir köylü kızı
Evrensel'i Takip Et