09.11.2026 00:17

Kayyım gölgesinde belediye sözleşmeleri: İşçiler nasıl seyirciye çevrildi?

İBB’den Maltepe’ye belediye sözleşmeleri gerçekte yüzde 20’yi aşmayan zamlarla imzalandı. Kayyım tehdidini kalkan yapan belediyeler işçiyi düşük zamma razı etmeye çalıştı. Sendikalar geri durunca, grevler yarıda kalınca işçi seyirciye çevrildi.

Kayyım gölgesinde belediye sözleşmeleri: İşçiler nasıl seyirciye çevrildi?

Kayhan Geyik
[email protected]


Genel İşler iş kolunda yerel hizmetleri ve belediyeleri kapsayan sözleşmeler sırayla imzalanırken, sözleşmelerin seyrine ve işçiler arasında öne çıkan eğilimlere dair birkaç not düşmenin önümüzdeki tartışmalar açısından önemli olacağını düşünüyoruz. İBB’de peş peşe imzalanan ve zam oranları gerçekte yüzde 20’yi aşmayan sözleşmelerin ardından sırasıyla Ataşehir, Kartal ve Maltepe belediyelerinde de sözleşmeler imzalandı. Sırada Kadıköy sözleşmesi var. Bu notları iki yazıda ele alacağız.

İşçilerin beklentileri nasıl zayıflatıldı?

Geçen sözleşme döneminde, başta Kartal Belediyesi dış şantiyesi olmak üzere belediye işçileri imzalanan zam oranlarına karşı lokal iş durdurmalar yapmıştı; ancak bu karşı çıkış yenilgiyle sonuçlanmıştı. Belediye yönetimlerinin baskısına, sendika genel merkezlerinin işçiye sormadan, şubelerin inisiyatifini ellerinden alarak sözleşmeleri üstten imzalamasına dair geçmiş deneyimler eklendi; bu tutumun şubeler üzerinde yarattığı baskı ve şube yönetimlerinin ortak tutum almaktan kaçınması bu sonuçta belirleyici oldu. İşçilerin bu karşı çıkışını ve ortak hareket etmek için gösterdikleri inisiyatifi bir kazanım olarak hanemize yazsak da bu deneyimden olumlu sonuçlar çıkarmaları engellendi. Birçok işçinin dile getirdiği “İş durduruyoruz, kaybeden biz oluyoruz, yevmiyemiz kesiliyor, grev bittikten sonra daha çok çöp topluyoruz” serzenişinin altında biraz da sonuçsuz kalan bu eylemler yattı. Grevlerin ortasında işçinin beklentilerine yanıt vermeden imzalanan sözleşmeler, işçiler arasında “Biz greve çıkıyoruz, 3. gün aniden imzalanıyor, biz niye 3 gün yevmiyemizden oluyoruz?” gibi sözlere zemin hazırladı. İşçilerin bu grev ve iş durdurmalardan neler kazandığına ayrıca bir parantez açmak gerekiyor; ama önce, sürekli yarıda kalan bu mücadelelerin işçileri TİS süreçlerinde izleyici konumuna ittiğini söyleyebiliriz. “Zaten ne kazanacağımızı belirleyemiyoruz, şube ne alabiliyorsa alsın işte” düşüncesi hakim eğilimlerden biri oldu.

İzmir’den Ataşehir’e kayyım belediyeciliğinin yansımaları

İzmir’de belediye işçilerinin hedef gösterilmesiyle örgütlenen linç kampanyası, işçilerin birbirini izleyen eylemleri sayesinde onları kolayca teslim alamadı. Ama bu süreçte işçileri tehdit eden, onları bir gider kalemi olarak gösterip halka şikayet eden, belediyelerde gerçekleştiremedikleri her şeyi işçilerin sırtına yıkan ve belediye işçilerinin ücretlerinin neden açlık sınırının üzerinde olduğunu tartıştıran bir anlayışla, Saray rejiminin sermaye programına bağlanan bir ucuz iş gücü rejimi uygulandı. AKP’nin kayyım saldırısının yarattığı iş güvencesizliği ortamını kendi saldırılarına dayanak yapan belediyeler, beğenmeyene kapıyı göstermekte ve kayyım sopasını işaret etmekte cesaretlendi. Ayrıca kayyım tehlikesinin halkta belediyeleri sahiplenme duygusu yarattığını bilen belediye yönetimleri, mağduru oynayarak işçilerin sözleşmelerini süzgece çevirdi. Bizi takip eden okurlarımız, 2025 sonu ile 2026 başında onlarca belediyede aynı anda ücretlerin geciktirildiğini, maaş ve mesailerin ödenmediğini, işçilere ne zaman ödeneceğine dair bir açıklama bile yapılmadığını hatırlayacaktır. Ödemeler yapıldığında ise işçilerin deyimiyle para “pul” olmuştu: Geriye dönük alacaklar, ödenmesi gereken tarihten neredeyse 8-9 ay sonra taksitlerle ödendi ve enflasyon marifetiyle eritildi. Henüz kayyım gelmemiş ama “Kayyım yönetse böyle yönetirdi” dediğimiz belediyeler bir yandan sosyal belediyecilik rüzgarları estirdi, öte yandan en çarpıcı örneği İzmir’de görüldüğü gibi on binlerce işçinin ekmeğiyle oynadı, işçileri havuz sisteminde boğmaya kalktı. İşte işçiler, sözleşmelerindeki ücretlerin bile ödenmediği bu koşullarda yeni TİS’ten daha az umutlu hale geldi.

Bu umutsuzluğun bir ayağı da sendikacılar. Belediye işçileri, geçmiş sözleşme dönemlerinde Hizmet-İş, Belediye-İş ve Genel-İş’ten bekledikleri desteği ve önderliği göremedi. Yine lokal diyebileceğimiz bazı belediyelerde Genel-İş’e bağlı kimi şubeler ya da şubelerden bağımsız tutum alan bazı temsilciler ve işçi grupları bu eylemlere önderlik etmeye, en azından önlerini kesmemeye çalıştı. Ama genel olarak “Sendikamız bizim arkamızda durmaz” eğiliminin son 3 sözleşme döneminde (6 yıl) güçlendiği, işçilerin üzerinde uzlaştığı bir tespittir.

Kayyımların gölgesinde sözleşmeler

Bilindiği gibi AKP’li belediyeler hem ücret politikasında hem de sosyal haklarda CHP’li ve Yeni Partili belediyelerin gerisinde. İşçilerin örgütlenmemesi için de her yolu deniyorlar. Ancak aynı tutum, başka söylemlerle CHP’li, şimdilerde Yeni Partili belediyelerde de var; üstelik buralarda işçiler daha örgütlü olduğu için daha hızlı açığa çıkıyor. Şaşılacak bir örnek: Ataşehir Belediyesine operasyon yapılıyor, belediye kayyım belasıyla karşı karşıya kalıyor. Elbette işçiler de Ataşehir halkı gibi belediyenin yanında saf tutuyor. Peki sonra ne oluyor? Belediye yönetimi, kayyım gelmeden hemen önce işçilere yüzde 18’lik bir sözleşme öneriyor ve bu sözleşmenin 3 yıllık olmasını istiyor. Gerekçe: “AKP gelirse daha kötüsünü yapar.” Gerekçe: “AKP gelirse başka sendika getirir.” Belediye yönetimi, AKP gelmeden daha iyisini vermek yerine işçileri en kötüsüne razı etmekte bir sorun görmüyor. Belediye işçilerinin kendi sendikalarını sahiplenecekleri bir mücadeleyi örgütlemekten geri duruyor. 3 yıllık sözleşmenin getireceği kayıplar işçilere anlatılmıyor. Ne anlatılıyor? “Kayyım gelirse ne olur” anlatılıyor. Ne olurdu? En fazla 3 yıllık sözleşme imzalanırdı. Ne olurdu? “İşçiler belediyenin kasasını boşaltıyor” denilerek işçiler halkın önüne atılırdı. Ne olurdu? “Greve gitmek bu halka ihanettir” naraları atılırdı. Olabilecek ne varsa zaten son 2 yılda oldu.

Kayyıma karşı mücadele, işçilerin ekmek mücadelesine sahip çıkılarak, bu mücadeleye önderlik edilerek, işçilerle yan yana yürünerek, birlik kurularak verilebilirdi. Oysa belediyeler patronlarla birleşti, bürokrasiyle helalleşti; işçiler enflasyonun altına itildi. AKP’nin bütün ülkede uyguladığı ekonomik programın özüne itiraz etmeden başka bir belediyeciliğin mümkün olmadığı bilinmesine rağmen CHP’li ve Yeni Partili belediyeler, kültürel etkinliklerle sınırlı bir belediyeciliği kendilerine çerçeve edindi. İşçiler bu bitmeyen makyajı eylemleriyle süpürdüğünde ise “İşçiler daha ne istiyor, belediyeyi mi istiyorlar?” diyerek gerçek kimliklerini, sınıfsal konumlarını belli ettiler. İşçilerin ve halkın yönettiği, bütçesinin emekçilerle, halkla birlikte belirlendiği bir belediyeyi düşünemiyorlar bile. Üstelik 2 yıl boyunca, ne halkın ne de işçilerin böyle bir belediyeyi düşünmesi için bıkmadan kampanya yürüttüler.

“Bu yıl belediye işçilerine sıfır zam vereceğiz” diyecek kadar öz güvenli olan belediyeler bu cesareti nereden buldu? Belediye işçileri bu sözleşme döngüsünü nasıl kırabilir? Bu soruları yarınki yazımızda yanıtlamaya çalışacağız.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
08.11.2026 14:45

AYM siyasi partilerin başvurularını görüşecek: DSP'nin güvercini, ANAP'ın arısı…

Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, Demokratik Sol Parti (DSP), Anavatan Partisi ve Büyük Birlik Partisi'nin (BBP), bazı siyasi partilerin isim, rumuz ve amblemlerine ilişkin yaptığı başvuruları 11 Kasım'da görüşecek.

AYM siyasi partilerin başvurularını görüşecek: DSP'nin güvercini, ANAP'ın arısı…

Fotoğraf: ANKA

08.11.2026 12:02 / Güncelleme: 12:16

Özgür Özel ön seçimde oy kullandı: 'O sandığa varacağız, o seçimi alacağız'

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Başkanlık Ön Seçimi'ne katılarak oyunu kullandı. Demokrasi vurgusu yapan Özel, 250 bin kişilik bir seçim propaganda ordusuyla sahada olacaklarını belirtti.

Özgür Özel ön seçimde oy kullandı: 'O sandığa varacağız, o seçimi alacağız'

Fotoğraf: Yeni Parti

08.11.2026 10:44

İstanbul'da iş cinayeti: İnşaattan düşen işçi yaşamını yitirdi

Zeytinburnu'nda bir inşaatta kalıp işçisi olarak çalışan 57 yaşındaki İlhan Cemaloğlu, merdivenlerden düşerek olay yerinde yaşamını yitirdi. 2026'nın ilk 9 ayında en az 1.736 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

İstanbul'da iş cinayeti: İnşaattan düşen işçi yaşamını yitirdi

Fotoğraf: DHA

İçerik yükleniyor...

(İşçi Sendika Servisi)

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!