Paris'te 350 bin genç ve işçinin şarkısı: Buradayız, Macron istemese de buradayız
Fransa'da eğitim için sokağa çıkan gençlerle, emeğinin karşılığını isteyen işçilerin mücadelesi meydanlarda birleşti. Ülke genelinde 1,6 milyon, Paris'te 350 kişi slogan ve şarkıları birlikte söyledi: Buradayız, Macron bizi istemese de buradayız.
Fotoğraf: Eren Araman/Evrensel
Elif Görgü
Paris- “Geleceği örgütlüyoruz”… Genç bir kadın elinde bu pankartla giriyor Paris’in Republique yani Cumhuriyet Meydanı’na. Kendilerine “Yeni dünya orkestrası” diyen kalabalık bir genç müzisyen topluluğu yürüyüşün başlamasına daha iki saat olmasına rağmen şarkılarıyla meydanı grev yürüyüşüne hazırlıyor. Bir önceki yürüyüşte polis aynı gençlerin şarkılarını gaz yağmuruna tutmuştu. Bugün yine gelmişler. Orkestra şefinin tişörtünde kocaman “Umut” yazısı dikkat çekiyor. Dün yanın öbür ucundan bir mücadele türküsü olan “Birleşen bir halk asla yenilmez” sözleri coşkulu notalarla birleşerek Parislileri eyleme çağırıyor. Kimi gençler ise cumhuriyeti temsil eden 25 metrelik Marianne heykeline tırmanıyorlar. Heykelin çeperinde Fransa tarihinin önemli anlarının kabartmaları var. Gençler tarihe kendi notlarını düşüyor.
Fotoğraf: Eren Araman/Evrensel
‘Hayat mı, vitrin mi?’
Meydana çıkan sokaklarda kimi mağazalar vitrinlerini tahta bloklarla kapamışlar. Bir tanesinin üzerine spreyle hangisinin daha değerli olduğunu sormuş, büyük ihtimalle bir genç, “Hayat mı, vitrin mi?” diye. Fransa’da liseli gençlerin hayatları, temel hakları olan eğitime bütçe ayrılsın istedikleri ve sesleri duyulsun diye okulları bloke ederek protestolar başlattıkları için gaz bombalarıyla, sakat bırakan şiddetli cop darbeleriyle kesişmiş durumda. 15-16 yaşındaki çocuklara yönelik devletin bu şiddetli çıkışı hem şaşırtmış hem öfkelendirmiş, ama geri adım attıramamış henüz.
Lise öğrencilerinin eylül ayında başlattıkları eğitim hakkı mücadelesi, artık protesto hakkı mücadelesine de dönüştü ve 5 Kasım günü işçilerin genel greviyle birleşti. Genel Emek Konfederasyonu'nun açıkladığına (CGT) göre kamu sektörü demir yolu çalışanlarının yaklaşık üçte biri greve katılırken metal, tarım-gıda, cam ve seramik, inşaat, ticaret, hizmet, kimya, liman ve taşımacılık sektörlerinde 2 binden fazla iş yerinde iş bırakma eylemleri yapılıyor. Bunlara özel bir televizyon kanalı olan BFM TV’de çalışan gazeteciler de dahil. Kamu sektöründe ise yüz binlerce çalışanın greve çıktığı belirtiliyor.
Saat 14.00’e doğru meydan yavaş yavaş dolarken kitle ilerliyor, Nation yani Ulus Meydanı’na kadar yürünecek.
‘Gençlere destek vermekte geç kaldık’
Yürüyüş sırasında konuştuğumuz Gürsel, Paris belediyesine bağlı bir temizlik işçisi. “Aslında biz geç kaldık” diyor: “Gençler, biz 2010’da emeklilik yasası için greve gittiğimizde yanımızdalardı. 2016’da, 2023’te yine yanımızdalardı. Gençler bizi hiç bırakmadı. Ama biz gençleri yalnız bıraktık. Fransa işçi sınıfının da mücadeleye katılması lazım, sınıf katılmak zorunda. Örgütlenmek lazım, başka çare yok.”
Paris Belediyesi CGT Sendikaları Komitesi Koordinatörü Christophe Farinet de, “Fransa’da inanılmaz bir gençlik var, gençlik dinamizmle ve yaşam sevinciyle dolu ve bize bir yön gösteriyor” diye ekliyor: “İşçi sınıfının rolü, bu çağrıya yanıt vermek ve grev hareketini güçlendirmektir.” Maaşların yetmediğini, enflasyon hızla arttığını ve gençliğin bir geleceği olmadığını söylüyor: “Bu yüzden bu gayrimeşru hükümete karşı mücadele etmeliyiz. Hükümet tüm emeklilik sistemini ve sosyal güvenliği parçalıyor ve nereden gelirse gelsin herhangi bir talebi dinlemeyi reddediyor.”
Christophe Farinet (Fotoğraf: Eren Araman/Evrensel)
‘Hükümete boyun eğdirecek olan sınıf mücadelesidir’
Farinet’e yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerini de soruyoruz, “Dünyanın her yerinde yaygınlaşan ve Fransa’da da ilerleyen faşizme karşı mücadele işçi sınıfının mücadelesidir” derken seçimlerin de güvencesinin sınıf hareketini genişletmek olduğunu hatırlatıyor: “Hükümetlere boyun eğdirecek olan budur.”
Gençlik kortejleri yürüyüşün önlerinde. Burada sloganlar, şarkılar, müzik ve alkışlar birbirine karışıyor. 17 yaşındaki Marianne gençler en temel ihtiyaçları için sokakta olduklarını hatırlatıyor: “Ücretsiz eğitim hakkımız var, bu yeterli deniyor. Ama herkes için eşit erişim olmalı.” Eğitim malzemelerinin pahalılığından, barınma sorununda, özellikle banliyölerde ve Fransa’nın sömürge topraklarındaki gençlerin yaşadığı eşitsizliklerden bahsediyor: “Onlar hakları için ilk protesto edenlerdi, metropoldeki ilk eylemlerden en az üç hafta önce zaten başlamışlardı.”
Üniversite öğrencisi Janet, eylemlerin giderek sönümleneceği yorumları için “Bunun için etrafınıza bakmanız yeterli ve sönmediğini, aksine pekiştiğini ve hükümetin bizi duymasını beklediğimizi görürsünüz” diyor. Arkadaşı Nur, hükümetin okulların onarımı için 4 milyar avro ayrılması kararını hatırlatıyor, “Bu iyi bir şey ama protestolar sırasında sakatlanan çocukları geri getirecek mi?” diye soruyor.
Fotoğraf: Evrensel
Gençlerin eylemleri Macron-Lecornu yönetimine geri adım attırmış ve bazı vaatlerde bulunmuşlardı. Ancak öğrenci örgütleri bu vaatleri yeterli bulmadığı için okul ve kampüsleri bloke ederek dersleri durdurma eylemleri pazartesi günü yeniden başladı.
‘Greve katılamayanlar için de buradayız’
Yürüyüşe katılanlarla sohbete devam ediyoruz, bir bankada çalıştığını söyleyen Maher’e greve katılımın nasıl olduğunu soruyoruz. Maher, Fransa’da grev günlerinin çalışanların maaşlarından kesildiğini hatırlatarak özellikle özel sektörde ve düşük maaşlı işlerde çalışanların greve çıkmasının zorluğundan bahsediyor ve iş bırakmanın buralarda daha az olduğunu anlatıyor: “Greve katılamayanlar için de buradayız.”
Öğrencilerin taleplerini desteklediklerini, işçilerin talebinin ise asgari ücret artışı olduğunu belirtiyor: “Fransa’da asgari ücret yaklaşık 1480 avro civarında… Yoksulluk sınırı ise 1380 avro. Dolayısıyla tam zamanlı çalışmasına rağmen ay sonunu getiremeyen çok fazla yoksul işçi var.”
Maher’in sendikası Fransa’nın en büyük sendikalarından CFDT’ye bağlı. Bu sendika asgari ücrette net 100 avroluk bir artış talep ediyor. Daha mücadeleci bir çizgide olan Genel Emek Konfederasyonu (CGT) ise yüzde 10’luk bir artışın yanı sıra tüm maaşların enflasyona endekslenmesini istiyor.
Maher’e göre mücadelenin geleceği hükümetin bugünkü greve vereceği yanıta bağlı. O sırada Başbakan Sebastien Lecornu’nun, 9 Kasım Pazartesi günü işçi ve patron sendikalarıyla ücretler ile ilgili bir toplantı yapma kararı aldığı haberi düşüyor.
‘Zenginlerin cenneti, yoksulların cehennemi’
Bu arada Voltaire Bulvarı üzerinde yürüyüş hızlanıyor. Herkesin kendi en yakıcı talebini, doğrudan ya da şarkı sözlerine, film repliklerine, roman kahramanlarına atıflarla karton ve bezlere işlediği bir el emeği göz nuru pankartlar denizi dalgalanıyor. “Gençlerini öldüren devlet, geleceği öldüren devlettir” yazıyor birinde, bir diğeri “Zenginlerin cenneti, yoksulların cehennemidir” diyor. Başlarına kartondan alevler takmış bir grup genç, “Alev almış bir gençliğin portesi” yazılı pankartlarıyla geçiyorlar ünlü bir Fransız filmine atıf yaparak. Kırmızı sendika yeleğiyle bir işçi Macron’un bir fotoğrafı üzerine “Silahlı ve tehlikeli” notu düşmüş, hemen altında “Savaş bütçesine hayır” yazmış, bir başka pankartta da Macron ve Trump’ın fotoğraflarının altında “Savaşa hazırlanıyorlar” uyarısı dikkat çekiyor.
Fotoğraf: Evrensel
Fransa Cumhurbaşkanı Macron pankartların gözdesi; hem dalga konusu hem de öfkenin hedefi. Bir diğeri, anketlerin önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanacağını iddia ettiği, neofaşist siyasetçi Marine Le Pen. “Hepimiz antifaşistiz” sloganı da, birçok gencin elinde görülen, eski bir animasyon filminden alıntı “Faşist olmaktansa domuz olmayı tercih ederim” pankartları da ona atıf yapıyor.
Sohbetlerdeki genel görüş anketlerin öne çıkardığı, geleneksel burjuva partilerinin sopasını salladığı “Aşırı sağ geliyor” atmosferinin gençlerin eylemleriyle dağıldığı yönünde. Fransa sermayesi Le Pen konusunda daha parçalı bir görünüm sergilese de, örneğin Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) ve lideri Melenchon’a karşı olmak konusunda birleşmiş durumda. Ama Melenchon ve partisinin milletvekilleri yürüyüşün en el üstünde tutulanlar. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de aslında Melenchon’u istemeyen eski “sol” mütteffiklerinin bu mücadele sürecinin baskısıyla desteklemek zorunda kalacakları yönünde yorumlar da var. Bu yorumun doğruluğu önümüzdeki birkaç ayda ve nisan 2027 seçimlerinde sınanacak.
Öte yandan gençler de “faşizmin” tek başına bir seçim meselesi olmadığını biliyorlar. Genç bir kadın tam da bu konuda uyaran pankartını havaya kaldırıyor: “Faşizm, haklarını savunmaktan korkmakla başlar.”
Fotoğraf: Eren Araman/Evrensel
Paris’te 350 bin, Fransa’da 1.6 milyon kişi
Yüz binlerce kişi ilerlerken sloganlarla şarkılar birbirine karışıyor. En coşkulu söylenen şarkı, 17 Ekim sonrası ulusa sesleniş konuşmasında protestoları bitirme tehdidi savuran Macron’a sesleniyor: “Buradayız, buradayız, Macron istemese de buradayız.”
İki meydan arası 3.3 kilometre olmasına rağmen eylem saatlerce devam ediyor, zaman zaman polis saldırıları yaşanmasına rağmen dağılmıyor da. Son kortej gün battıktan sonra Nation Meydanı’na ulaşıyor. Sendikalar Paris’te 350 bin, tüm ülkede 1.6 milyon işçinin ve gencin birlikte yürüdüklerini açıklıyor.
Bu arada CGT Genel Sekreteri Sophie Binet Fransız basınına grevi değerlendiriyor: “Mesajımız şudur: Hiçbir şey bizi durduramaz; bu hareketi sona erdirecek tek şey taleplerimize yanıt verilmesidir.”
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et