Fethiye Film Festivali’nde uluslararası kısa film seçkisi gösterildi
4. Fethiye Uluslararası Film Festivali’nin ikinci gününde uluslararası kısa filmler, yerli yapımlar ve özel gösterimler düzenlendi.
Gözde Tüzer Korkmaz
[email protected]
4. Fethiye Uluslararası Film Festivali’nin ikinci günü, uluslararası kısa film seçkileri, özel gösterimler ve sinema söyleşileriyle geçti. Yönetmenler, filmlerinin ortaya çıkış süreçlerini ve üretim deneyimlerini izleyicilerle paylaştı.
Fethiye Fotoğraf ve Sinema Sanatı Derneği (FEFSAD) tarafından Fethiye Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenen 4. Fethiye Uluslararası Film Festivali, ikinci gününde film gösterimleri ve söyleşilerle devam etti. Kültür Evi Kitap Müzesi başta olmak üzere farklı mekânlarda düzenlenen etkinliklerde sinema, plastik sanatlar, kültür-sanat tarihi ve film üretim süreçleri ele alındı.
Festivalin ikinci gününde uluslararası kısa kurmaca ve belgesel film seçkilerinin yanı sıra yerli yapımlar, özel gösterimler ve uzun metraj film buluşmaları da programda yer aldı.
Söyleşilerde sinema ve kültür-sanat konuşuldu
Kültür Evi Kitap Müzesi’nde Serkan Bayer’in katılımıyla düzenlenen “Sinemada Plastik Sanatlar Nasıl Kullanılır?” başlıklı söyleşide sinema ile resim ve heykel arasındaki ilişki ele alındı. Sinemayı plastik sanatların bir dalı olarak gördüğünü belirten Bayer, “Sinemayı plastik sanatların resim ve heykel gibi bir dalı olarak kabul ediyorum” dedi. Sinemanın kolektif üretim niteliğine dikkat çeken Bayer, “Filmi ekip yapar, sinema ekip işidir, resim gibi heykel gibi değil” ifadelerini kullandı.
Pelin Esmer, Mithat Erdoğan’ın moderatörlüğündeki “İlk Filmini Nasıl Çektim?” söyleşisinde ilk film deneyimini anlattı. “Koleksiyoncu” filmini çekerken merak ettiği bir karakterin dünyasını anlamaya çalıştığını söyleyen Esmer, bu deneyimin ilk kurmaca filmi “11’e 10 Kala” için de kendisine ilham verdiğini ifade etti.
Yavuz Torunoğulları’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Bağımlı Sinema” söyleşisinde konuşan Nihat Nuyan ise sinemada yaratıcılık, farklılık ve üretim ilişkilerine değindi. Bir yapımın herkes tarafından beğenilmesinin sıradanlaşma riski taşıdığını savunan Nuyan, farklı fikirlerin düşünce yollarını açtığını söyledi. Sinemanın temel amacının yalnızca para kazanmak olmaması gerektiğini de vurguladı.
Uluslararası kısa film seçkisi izleyiciyle buluştu
Festivalin uluslararası kısa kurmaca ve belgesel film seçkisinde Veniamin Tronin’in “Ladies Man: Earth and Sky”, Zahra Torkamanlou’nun “Sona”, Sabah Mohammadi’nin “Warden”, Elshad Arshadoglu’nun “Towards the Light”, Yuri Nazimov’un “A Little Mutt”, Alina Dzmitrovich’in “Traveling Flower”, Nikos Kakonas’ın “Mavro Mouno”, Houra Kian’ın “American Dream”, Mohammad Hasani’nin “The Poetics of Stones” ve Amir Rezaei’nin “Drunk Steps” filmleri gösterildi.
“Ladies Man: Earth and Sky” filminin gösteriminin ardından izleyicilerle buluşan Veniamin Tronin, savaşın zorlu koşullarına rağmen aşkın ve sevginin özünü koruduğuna dikkat çekti.
“Mavro Mouno” filminin gösterimi sonrasında konuşan senarist ve yapımcı Calliopi Villy Kotoula, filmin senaryosunu kendisinin yazdığını, yapım sürecini ise eşiyle birlikte üstlendiklerini anlattı. Kotoula, filmin çekimlerinin üç günde tamamlandığını belirtti.
“The Poetics of Stones” filminin yönetmeni Mohammad Hasani, yapımın İran’da yaşanan ilk savaşın ardından çekildiğini ve sürecin kendileri için oldukça stresli geçtiğini söyledi. Filmin yaklaşık 70 festivale seçildiğini belirten Hasani, “İlk defa burada seyircilerle filmi seyrettim” dedi. İran’da yaşanmış gerçek bir hikâyeden yola çıktığını aktaran yönetmen, Fethiye’de izleyicilerle buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
“Drunk Steps” filminin yönetmeni Amir Rezaei ise İran’da 2008 yılında break dans yapmaya başladığını ve filmde kendi deneyimlerinden de yararlandığını anlattı. Rezaei, İranlı dansçıların karşılaştığı zorluklara ve dansçılıktan sinemaya uzanan yolculuğuna değindi.
Yerli kısa filmler ve özel gösterimler
Festivalin yerli kısa film programında Buğra Mert Alkayalar’ın “Bocuk: Kadim Bir Ritüel”, Ozan Takış’ın “Salman Gitmek İstiyor”, Onur Sürek’in “Mevcut Üç”, Beril Tan’ın “Alis”, Ömer Nakay’ın “Özge” ve Salih Ortaçay’ın “Gece Mesaisi” filmleri gösterildi.
“Gece Mesaisi” filminin ardından konuşan yönetmen Salih Ortaçay, filmin hikâyesinin İstanbul Beyoğlu’nda bir otelde çalışan arkadaşının yaşadığı bir olaydan doğduğunu belirtti. Ortaçay, çalışma hayatında karşılaşılan insan davranışlarından ve gündelik yaşamda komik buldukları durumlardan yola çıkarak hikâyeyi oluşturduklarını söyledi.
Özel gösterim programında Delal Yatçı’nın “Saip Mon Amour”, Ali Rıza Avcı’nın “Katran”, Sedat Benek’in “Bilgiye Yolculuk: Endülüs” ve Deniz Devrez’in “Foka” filmleri yer aldı.
“Saip Mon Amour” filminin gösteriminin ardından konuşan Delal Yatçı, bunun ilk yönetmenlik deneyimi olduğunu belirtti. Karaburun’da yaşadığı dönemde karşılaştığı bir okulun hikâyesinden etkilendiğini anlatan Yatçı, uzun araştırmaların ardından filmin hikâyesini oluşturduğunu söyledi.
“Katran” filminin ardından yönetmen Ali Rıza Avcı, belgeselde karakterlerin doğallığını korumak için müdahalede bulunmadıklarını belirtti. Katranın yanmasının kendileri için üzücü olduğunu söyleyen Avcı, uzun uğraşların ardından yeniden yakılmasının belgeselin dönüm noktalarından biri olduğunu ifade etti.
“Bilgiye Yolculuk: Endülüs” filminin yönetmeni Sedat Benek, söyleşide bilimin birikimli ilerleyişine ve belgeselin çıkış noktasına değindi. Benek, filmin tasarladığı üçlemenin ikinci belgeseli olduğunu belirterek bilim, edebiyat, sanat, spor ve aşkın kendini güvende hissettiği coğrafyalara odaklandığını anlattı.
“Foka” filminin gösteriminin ardından konuşan Deniz Devrez ise belgeselin yapım sürecini paylaştı. Devrez, Foka’nın çocuklarının da belgeselde yer almasını istediğini ancak geçmiş yaşantıları nedeniyle hikâyeye başlangıçta mesafeli yaklaştıklarını, süreç içinde kendisine destek olduklarını söyledi.
FEFSAD seçkisinde göç ve kadın hikâyeleri
FEFSAD özel gösterimleri kapsamında Berna Sitera Değirmen’in “Aşk ve Diğerleri”, Yeşim Ustaoğlu’nun “Kuru Taşın Başı”, Sibel Göloğlu’nun “Mavi Rota” ve Esin Özalp Öztürk’ün “Işığın Hasadı” filmleri gösterildi. Gülten Tarancı ve Ragıp Tarancı’nın “Dedemin Evi” filmi de programda yer aldı.
“Aşk ve Diğerleri” filminin söyleşisinde yönetmen Berna Sitera Değirmen, filmin gözlemlerinden ve kişisel deneyimlerinden beslendiğini belirterek kadınların aşklarına daha fazla sahip çıktığını düşündüğünü söyledi.
“Mavi Rota” filminin ardından konuşan Sibel Göloğlu ise izleyicilere teşekkür etti.
“Dedemin Evi” filminin gösterimi sonrasında Gülten Tarancı, yapımın ortaya çıkış sürecini ve Balkan göçmenliği deneyimini anlattı. Balkan göçmenliğinin çoğu zaman romantize edildiğini belirten Tarancı, bu anlatıların arkasında büyük acılar bulunduğuna dikkat çekti. Filmin senaristi Buğçe Çalışkan da çocukluğundan itibaren aile büyüklerinden dinlediği hikâyelerin Balkan coğrafyasına yönelik merakını artırdığını, bu anlatıları kitaplaştırma fikrinin zamanla geliştiğini söyledi.
Banu Sıvacı’nın “Günyüzü” filmi gösterildi
Festivalin ikinci gününde yönetmen Banu Sıvacı’nın “Günyüzü” adlı uzun metraj filmi de izleyiciyle buluştu. Film, festivalin uzun metraj gösterim programında yer aldı.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et