Rekoltedeki artış zeytin üreticisine yaramadı: ‘Üretici kendi fiyatını belirleyemiyor, birlik olmadan hiçbir yere varamayız’
Osmaniye'deki zeytin üreticileri yüksek rekolteye rağmen krizde. Girdi maliyetlerinin son bir yılda yüzde 300'e varan oranlarda artması ve satış fiyatlarının çakılması, çiftçiyi hasat giderlerini bile karşılayamaz hale getirdi.
Fotoğraf: Volkan Pekal
Volkan Pekal
[email protected]
Osmaniye – Dünya zeytinyağı piyasasında 2026-2027 sezonunda üretim artışı bekleniyor. Zeytin piyasasına ilişkin analizler yapan İspanyol yayın kuruluşu Mercacei’nin sezon tahminlerine göre, İspanya’da zeytinyağı üretiminin 1.6 milyon tona çıkarak yüzde 23, Türkiye’de ise 380-400 bin tona ulaşarak yüzde 34 artması bekleniyor. Yunanistan’da yüzde 25, Portekiz’de yüzde 14 üretim artışı öngörülürken İtalya’da yüzde 12, Tunus’ta yüzde 40, Fas’ta ise yüzde 18 düşüş tahmin ediliyor.
Dünya piyasasında artan arz beklentisi fiyatlara da yansıyor. İspanya’da sızma zeytinyağının kilogram fiyatı 3.5 avrodan ekim sonunda 3 avro seviyelerine kadar geriledi. zeytin.net verilerine göre Türkiye’deki fiyatlar ise 249 TL (4.46 avro) ila 418 TL (7.48 avro) arasında değişiyor.
Yüksek rekolte üreticiye kazanç getirmiyor
Türkiye’de zeytin üretiminde önemli bir yere sahip olan Osmaniye’de bu sezon yüksek rekolte bekleniyor. 9 Ekim’de Kazmaca köyünde düzenlenen hasat açılışında konuşan Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, kentte yaklaşık 10 milyon zeytin ağacı bulunduğunu ve 107 bin tonun üzerinde rekolte beklendiğini açıkladı. Bu rakam bir önceki yılın 3.5 katı olmasına rağmen üreticiler, yüksek rekoltenin kendileri açısından bereket değil, felaket getirmesinden endişeli.
Zeytin Üreticisi ve Zeytinyağı Fabrikası İşletmecisi Mehmet Kaya, rekoltenin yüksekliği nedeniyle üreticinin ürününü ucuza satmak zorunda kalacağını söyledi. Bazı üreticilerin zeytinlerini toplamak yerine ağaçlarını kesmeyi ya da bu sezon hasat yapmamayı düşündüğünü aktaran Kaya, “Biz hiç böyle bir döneme rastlamadık. Rekolte çok yüksek. Üreticinin satacağı yağ da zeytin de çok ucuza gidecek ve zarar edecekler” dedi.
‘Üretici kendi fiyatını belirleyemiyor’
Zeytin Üreticisi Mustafa Çelik, girdi maliyetlerinin son bir yılda yüzde 50 ile yüzde 300 arasında arttığını belirterek mazot, gübre ve tarım ilacı fiyatlarındaki yükselişe dikkat çekti. Tarla sahipleriyle ortaklık usulü üretim yaptıklarını, budamadan ilaçlamaya ve hasada kadar üretimin her aşamasında çalıştıklarını anlatan Çelik, “Mazotu 30-40 liraya alırken şu anda 98-100 lira bandında alıyoruz. 500-600 liraya aldığımız gübrelerin torbası bugün 1400-1800 lira arasında. Geçen yıl 300-350 liraya aldığımız mantar ilacını bugün 1200 liraya alıyoruz. Her şey yüzde 50 ile yüzde 300 arasında artmış oluyor” dedi. Çelik’in verdiği fiyatlar üzerinden yapılan hesaplamaya göre, bu üç temel girdinin ortalama artışı yüzde 214’ü buluyor.
Maliyetler yükselirken zeytinin satış fiyatının gerilediğini söyleyen Çelik, bir işçinin günlük 100-180 kilogram zeytin topladığını, yalnızca toplama işçiliğinin kilogram başına 12-18 lirayı bulduğunu anlattı. Toptancı ve fabrikaların zeytini kilogram başına 30-35 liradan aldığını belirten Çelik, bu gelirin önemli bölümünün işçilik giderlerine gittiğini, budama, gübreleme ve bakım maliyetleriyle üreticinin kendi emeğinin karşılığının hesaba katılmadığını söyledi. Çelik, “Çiftçilik şu anda çok ciddi anlamda zarar görüyor. Biz devletin prim desteğini istemiyoruz. Önemli olan girdi maliyetlerimizin azaltılması, malımızın değerinde satılması” diye konuştu.
‘Ürünlerimizi değerlendireceğimiz kooperatif istiyoruz’
Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Çelik, aracıların kazandığını belirterek üreticinin ürünün satış fiyatını belirleyemediğini söyledi. Bu durumun ancak üreticilerin örgütlenmesiyle değişebileceğini ifade eden Çelik, Osmaniye’de üreticilerin ürünlerini ortaklaşa değerlendirebileceği bir kooperatifin, salamura zeytin alım merkezinin ve şişeleme fabrikasının bulunmadığını dile getirdi.
Çelik, “Biz çiftçi olarak kooperatif kurulmasını istiyoruz. Bir şişeleme fabrikası, bir salamura alım merkezi istiyoruz. Batıya baktığımızda Tariş, zeytinyağı alımı yapıyor, Marmarabirlik, salamura alımı yapıyor. Burada birkaç tane salamura alımı yapan var, onlar da özel firmalar. Onlar da belirledikleri fiyatlardan alıyor” dedi.
Devletin üretim ve pazarlama sürecinde düzenleyici rol üstlenmesini isteyen Çelik, geçmişte kamuya ait fabrikaların piyasada fiyat dengesi oluşturduğunu, özelleştirmeler sonrasında üreticinin alıcı karşısında daha güçsüz kaldığını ifade etti. Çelik, “Kooperatif olduğu zaman burada milyonlarca ağaç var. Üretici kendi fiyatını belirleyemiyor. Mekanizma önce devletin eliyle kurulmalı. Kooperatifleşme, birlik ve beraberlik lazım. Devletin bunları bir çatı altında toplaması gerekiyor” diye konuştu.
Yüksek rekolte, kalan stoklar fiyatı düşürüyor
Zeytin alım satımı ve hasat organizasyonu yapan Ümit Aslan da yüksek rekoltenin fiyatları düşürdüğünü, üreticinin hasat maliyetini bile karşılayamadığını söyledi. Geçen yıl zeytinin tonunu 30-35 bin liradan aldıklarını, bu sezon ise 10-15 bin lira seviyesinin konuşulduğunu belirten Aslan, zeytinyağının kilogram fiyatının da 245 liradan 200 liraya gerilediğini, 150 liraya kadar düşebileceğinin öngörüldüğünü aktardı.
Önceki sezondan kalan stokların ve ihracat pazarlarındaki daralmanın da fiyatları etkilediğini belirten Aslan, bir üreticinin yalnızca hasat işçiliği nedeniyle 10 bin lira zarar ettiğini anlattı. İşçi bulmakta güçlük yaşandığını, yevmiye ve nakliye giderlerinin arttığını söyleyen Aslan, “Rekolte yüksek, fiyat düşük. Çiftçi kazanamıyor. İşçi bulamıyor, bulduğunda da maliyetini karşılayamıyor” dedi.
Küçük üretici desteklerden yararlanamıyor
Osmaniyeli Üretici Niyazi Küpeli de 35 yıldır zeytincilik yaptığını, artan maliyetler ve pazarlama sorunları nedeniyle emeğinin karşılığını alamadığını söyledi. Hasat işçisinin günlük ücretinin 1500 liraya, zeytinyağı sıkım ücretinin kilogram başına 3.5-4 liraya, yağ tenekesinin ise 130 liraya ulaştığını belirten Küpeli, bir kilogram zeytinyağı elde etmek için normal koşullarda 5-5.5 kilogram zeytin gerektiğini, bazı durumlarda bu miktarın 6-7 kilograma kadar çıktığını anlattı. İlaç, gübre, sulama, toplama, işçilik, taşıma, sıkım ve ambalaj giderleriyle bir kilogram zeytinyağının üretim maliyetinin 250-300 lirayı bulduğunu belirten Küpeli, “Ne satıp ne kazanacağız?” diye sordu. Kendi arazisinin 6 dönüm olduğunu ve kardeşleriyle ortak tapulu bulunduğunu belirten Küpeli, desteklerden yararlanamadığını ifade etti. Devlet desteklerinde 10 dönümün üzerinde arazi şartı arandığını aktaran Küpeli, küçük üreticilerin bu nedenle teşviklerin dışında kaldığını dile getirdi.
‘Birlik olmadan hiçbir yere varamayız’
Üreticinin ürününün fiyatını belirleyebilmesi ve emeğinin karşılığını alabilmesi için kooperatifleşmenin zorunlu olduğunu vurgulayan Küpeli, Osmaniye’de zeytin üretimi yaygın olmasına rağmen küçük üreticilerin ortak hareket edebileceği bir yapının bulunmadığını söyledi. Üreticilerin bir araya gelerek ürünlerini birlikte değerlendirmesi ve pazarlık gücü kazanması gerektiğini belirten Küpeli, “Kooperatif olması lazım, birlik olması lazım. Birlik olmadan mümkün değil. Birlik olmadan hiçbir yere varamayız” dedi.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et