Muhsin Ertuğrul Okumaları'nda Mahir Bektaş'ın 'Yıldız Sarayı Tiyatrosu' oyunu okundu
Henüz sahnelenmemiş genç oyun yazarlarının metinlerine alan açan Muhsin Ertuğrul Okumaları, Mahir Bektaş'ın Yıldız Sarayı Tiyatrosu oyunuyla devam etti.
Fotoğraf: Şehir Tiyatroları
Elif Turgut
[email protected]
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın genç oyun yazarlarını seyirciyle buluşturduğu Muhsin Ertuğrul Okumaları'nın yeni konuğu Mahir Bektaş oldu. Bektaş'ın kaleme aldığı Yıldız Sarayı Tiyatrosu, 2 Kasım'da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi fuayesinde okundu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları, 18-35 yaş arasındaki genç oyun yazarlarının henüz sahnelenmemiş metinlerini seyirciyle buluşturduğu Muhsin Ertuğrul Okumaları programını sürdürüyor.
Genç yazarların metinlerini görünür kılmayı, oyunlar üzerine birlikte düşünmeyi ve yazarlara seyirciden geri bildirim alma olanağı sunmayı amaçlayan programın yeni sezon konuğu Mahir Bektaş oldu.
Bektaş'ın yazdığı Yıldız Sarayı Tiyatrosu adlı oyunun okuması, 2 Kasım Pazartesi günü saat 20.00'de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi fuayesinde gerçekleştirildi. Okumada karakterleri Melih Tuma ve Yusuf Akçay seslendirirken, Onur Demircan moderatör olarak yer aldı. Etkinlik, seyircilerin sorularıyla sona erdi.
'Kuzey noktam Haldun Taner'
Okuma öncesinde kendisi ve yazarlık süreci hakkında konuşan Mahir Bektaş, 28 yaşında olduğunu ve dramatik yazarlık eğitimi aldığını belirtti. Tiyatro ve dizi senaristliğiyle uğraştığını söyleyen Bektaş, Yıldız Sarayı Tiyatrosu'nun okuma tiyatrosu kapsamında ele alınan ilk oyunu olduğunu ifade etti.
Metin Akpınar gibi sanatçıları izleyerek büyüdüğünü anlatan Bektaş, tiyatroya çocukluk yıllarında arkadaşlarıyla yaptıkları küçük gösterilerle başladığını söyledi. Haldun Taner üzerine tez hazırladığını belirten yazar, “Benim kuzey noktam Haldun Taner'dir” dedi.
Oyunlarında tiyatro dünyasında istediği yere gelememiş karakterlerin hikâyelerine ilgi duyduğunu dile getiren Bektaş, Yıldız Sarayı Tiyatrosu'ndaki işçi karakterin de bu yaklaşımın bir parçası olduğunu belirtti:
“Ben tiyatroda olamamış adamları çok seviyorum. Orada bir işçi karakter var. Bir türlü mimarbaşı olamıyor. Ucuna kadar gelmiş, sarayda çalışıyor ama mimarbaşı olamamış. Olamamış adamların hikâyesi beni çok etkiliyor.”
Oyunun sahneleme olanakları düşünülerek yazıldığını belirten Bektaş, iki sandalye ve bir sandıkla farklı mekânlarda kurulabilecek bir tiyatro tasarladığını söyledi. Yeni bir oyun yazarken öncelikle karakteri bulduğunu, ardından hikâyeyi oluşturduğunu ifade eden Bektaş, “Tam tersini yapınca bu tam oturmuyor” diye konuştu.
'Yıldız Sarayı Tiyatrosu' oyununun konusu
1889 yılında, II. Abdülhamid döneminin siyasi çalkantıları ve hafiye korkusunun gölgesinde geçen Yıldız Sarayı Tiyatrosu, sarayın tiyatro binasında çalışan iki ustanın hikâyesini konu alıyor.
Oyunun karakterleri, Anadolu'dan gelen taş ustası Ağırnaslı Ali ile İstanbul'un kozmopolit kültürünü temsil eden Ermeni dekoratör Samatyalı Bedros. Gecenin bir yarısı tiyatroya gönderilen iki usta, sahnedeki eksikliği gidermeye çalışırken hem birbirleriyle hem de bilinmeyen bir durumla karşı karşıya kalıyor.
Arama sırasında Dolmabahçe Tiyatrosu'ndan kalma eski bir kostüm sandığı bulan ikili, sandığın içinden çıkan yasaklı Macbeth çevirisiyle kendilerini beklenmedik gelişmelerin içinde buluyor.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et