Kamuda ücret düzenlemesinin ölçüsü ne olacak?
Sorular açık: Mevcut ücretler ve kazanılmış haklar korunacak mı? Düzenleme emekli aylıklarına nasıl yansıyacak? Kamu işçileri ve sözleşmeli personel çalışmanın kapsamına nasıl alınacak, farklı statülerden doğan hakları nasıl korunacak?
İzzet İldeş
[email protected]
İzzet İldeş*
2027 Cumhurbaşkanlığı yıllık programının “kamu personeli ücret sistemi” başlığında, maaş hesaplamalarındaki karmaşıklığın giderilmesi ve ücretlerin yeniden düzenlenmesi için çalışma yapılması öngörülüyor. Henüz uygulamaya geçmiş yeni bir sistem yok. Maaş tablosu, ücret tutarları ve başlangıç tarihi açıklanmış değil. Kamu emekçilerinin karşısında şimdilik bir hazırlık hedefi bulunuyor.
Bugün maaşlarımız derece, kademe, kıdem, ek gösterge, tazminat ve ek ödeme gibi çok sayıda kalemden oluşuyor. Hazırlıkla bu yapının sadeleştirilmesi, ücretlerin işin niteliği ve zorluğu, yetki ve sorumluluk esas alınarak düzenlenmesi hedefleniyor. Yapılan işin gerektirdiği bilgi, beceri ve emek; çalışanın karar verme yetkisi ve üstlendiği sorumluluk değerlendirilecek. Asıl mesele, bu ölçütlerin kim tarafından ve nasıl uygulanacağı.
Kalabalık bir sınıfta ders anlatan öğretmenin emeği, okulda temizlik yapan çalışanın iş yükü, eksik personelle hizmet vermeye çalışan kamu emekçisinin sorumluluğu nasıl hesaba katılacak? Sorumluluk yalnızca yöneticilik yetkisi üzerinden tanımlanırsa çalışanlar arasındaki ücret farkları daha da büyüyebilir. İşin zorluğuna ve sorumluluğuna bağlı iyileştirmeler yöneticilerle sınırlı tutulamaz. İş yerindeki gerçek çalışma koşulları esas alınmalı.
Mevcut ücret yapısının değişmesini gerektiren ciddi sorunlar var. Kurumlar ve çalışma statüleri arasındaki haksız ücret farkları giderilmeli. Ek ödemelerin emekliliğe yansımaması nedeniyle yaşadığımız kayıplar ortadan kaldırılmalı. Örneğin bu ödemelerin emekliliğe yansıyacak biçimde maaşa dahil edilmesi çalışanlar açısından kazanım olur. Ancak sadeleştirme sırasında hangi kalemlerin korunacağını, hangilerinin birleştirileceğini ya da kaldırılacağını bilmiyoruz. Somut taslak ortaya çıkmadan düzenlemeyi bütünüyle olumlu veya olumsuz ilan etmek doğru olmaz. Taleplerimizi ve olası hak kayıplarına ilişkin itirazlarımızı ise bugünden ortaya koymalıyız.
Ek zam ve refah payı taleplerimiz ertelenemez
Bu hazırlık, 2027 zamlarından ayrı bir konu. Mevcut kararda ocak için yüzde 5, temmuz için yüzde 4 artış ve koşulları oluştuğunda enflasyon farkı bulunuyor. Ücret sistemi çalışması, bunların üzerine ek zam yapılacağına dair bir güvence sunmuyor; ek zam talebimizi de ortadan kaldırmıyor.
Kamu emekçileri bugün geçinemiyor. Kirayı, gıdayı, ulaşımı zamlı fiyatlarla karşılıyor, enflasyon farkını aylar sonra alıyoruz. Sonradan ödenen fark, yaşanan kaybı telafi etmeye çalışıyor. Bu nedenle yeni sistem hazırlığı, ek zam ve refah payı taleplerimizin ertelenmesine gerekçe yapılamaz. “Sistem değişecek, bekleyin” denilemez. Geçim sıkıntısı bugün yaşanıyor.
Aynı hedefin 2024’ten beri plan belgelerinde yer alması, hazırlığın yeniden ertelenebileceğini de düşündürüyor. Ağustos 2027’de yapılacak 2028-2029 dönemi toplu sözleşme görüşmelerinde bu konunun gündeme gelmesi mümkün. Sendikalar, ücret sisteminin nasıl kurulacağını talepleriyle birlikte pazarlık konusu yapmalı. Ancak gelecekteki düzenleme vaadi karşılığında bugünkü ücret taleplerinden vazgeçilmemeli.
Cevap bekleyen sorular
Cevap bekleyen sorular açık: Mevcut ücretler ve kazanılmış haklar korunacak mı? Düzenleme emekli aylıklarına nasıl yansıyacak? Kamu işçileri ve sözleşmeli personel çalışmanın kapsamına nasıl alınacak, farklı statülerden doğan hakları nasıl korunacak? Sendikalar karar süreçlerinde söz sahibi olacak mı?
Programda çalışmayı yürütecek dört kurumun da devlet kurumu olması, çalışanların katılımının nasıl sağlanacağı sorusunu daha da önemli hale getiriyor. Ücretlerimizi belirleyecek bir çalışma, bizim dışımızda hazırlanıp önümüze getirilemez. İş yerlerinde görüşler alınmalı, taslak açıklanmalı, sendikaların doğrudan katılımı sağlanmalı ve toplu pazarlık hakları korunmalı.
Bizim talebimiz açık. İnsanca yaşayabileceğimiz ücret, eşit işe eşit ücret, kazanılmış haklarımızın korunması ve ücretin bütün unsurlarının emekliliğe yansıması. Düzenlemenin başarısını da bunlarla ölçeceğiz. Maaşımızla geçinebiliyor muyuz? Emeğimizin karşılığını alıyor muyuz? Emekli olduğumuzda insanca yaşayabiliyor muyuz? Ücret sistemi bu sorulara cevap vermeli.
* Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) MYK Üyesi
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et