02.11.2026 14:23

'Ölü Köpekler Isırmaz' filmi: Kir, pislik aşağı, para yukarı akar

Yönetmen Nuri Cihan Özdoğan ve oyuncu Kemal Burak Alper, Ölü Köpekler Isırmaz filminde gençleri suç ekonomisine iten koşulları, geleceksizliği ve toplumsal çürümeyi Evrensel’e anlattı.

Volkan Pekal
[email protected]


“Savaş gözlerimizi sokaklara çevirdi, kimse yukarı bakmasın diye. Çünkü bu sistemde kir pislik aşağı, para yukarı akar.”

Nuri Cihan Özdoğan’ın yazıp yönettiği Ölü Köpekler Isırmaz, suç ekonomisinin içine çekilen gençlerin hikayesini anlatıyor. Hasta annesinin tedavi masraflarını karşılamaya çalışan İsmet ile çocukluk arkadaşı Dogo’nun yaşamları üzerinden ilerleyen film, gençlerin geleceksizlikle kuşatıldığı, bir düzende suçun toplumsal koşullarına da odaklanıyor.  Filmde suça itilen gençler başka bir kurtuluş yolu olarak kaçak yollarla Avrupa’ya girmenin yollarını arıyor.  Çöpün alınıp satılan bir meta olarak dolaşıma sokulduğu bir arka planda geçen hikaye, Adana’da da gündeme gelen atık ticareti meselesine işaret ediyor. Film, bireysel bir suç hikayesinin sınırlarını aşarak toplumsal çürümenin izini sürüyor.

İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale Yarışması’nda yer alan film, Kemal Burak Alper’e En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandırdı. 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde SİYAD Cüneyt Cebenoyan En İyi Film Ödülü’nü alan Ölü Köpekler Isırmaz, İtalya’da düzenlenen International Tour Film Festival’de de festivalin büyük ödülü Vincitore Assoluto’ya değer görüldü. İkisi de Adana’da yaşayan Yönetmen Nuri Cihan Özdoğan ve oyuncu Kemal Burak Alper, filmin toplumsal arka planını, gençlerin çıkışsızlığını ve suçun arkasındaki sistemi Evrensel’e anlattı.

"Ölü köpekler Isırmaz" Filmi Yönetmeni Nuri Cihan Özdoğan (ortada), Oyuncu Kemal Burak Alper (solda) ve Evrensel Adana Muhabiri (sağda) Volkan Pekal | Fotoğraf: Evrensel

"Ölü köpekler Isırmaz" Filmi Yönetmeni Nuri Cihan Özdoğan (ortada), Oyuncu Kemal Burak Alper (solda) ve Evrensel Adana Muhabiri (sağda) Volkan Pekal | Fotoğraf: Evrensel

Adana’daki gösteriminiz oldukça yoğun ilgi gördü. Salonlar doldu, dışarıda kalan izleyiciler oldu. Geçmişte bir film Adana seyircisi tarafından tutulması durumunda piyasaya sürüldüğü söylenir  Adana’da bir film gösteriminin böyle karşılanması olumlu bir işaret olabilir mi?

Nuri Cihan Özdoğan: Umarım öyle olur. Filme giremeyen seyircilerimiz için mutlulukla birlikte tatlı bir mahcubiyet de yaşıyoruz. Ama giremeyenler de ilgiden memnun ve mutluydular. Anlayışları için kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Adana’nın sinemayla bağını biz filmi çekerken de hissediyoruz, film gösterime girdiğinde de hissediyoruz. Zaten biz de buralardan besleniyoruz, gücü buralardan alıyoruz. Gösterilen ilgiden dolayı çok mutluyuz. Kemal’le beraber Altın Koza’da sinema sıralarına oturup film izlerken kurduğumuz hayallerin şimdi perdenin diğer tarafında, bu festivalin bir parçası olarak gerçekleşmesi inanılmaz, muazzam bir şey.

Kemal Burak Alper: Adana seyircisinin samimiyet konusundaki hassasiyeti, mesleklerimizde bizi geliştirdi. Yeşilçam’da hangi filmin çekileceğini, kimin filminin çekileceğini, hangi yönetmenin hangi senaryosunun çekileceğini belirleyen bir seyirci vardı. Adana seyircisinin bizim üzerimizde de çok önemli katkıları var. Gelebilen, gelemeyen herkese selam olsun, teşekkürler.

Filmde çöp ticareti, çöpün metalaşması ve uluslararası dolaşıma sokulması anlatılıyor. Bu ticaretin bir uluslararası şirket ve siyasetle ilişkisi de var. Emekçilerin yaşadıklarının toplumsal arka planını görüyoruz. Bunlar olmasaydı film biraz daha suç-aksiyon filmi olarak kalabilirdi. Bu dünyayı kurarken nasıl bir yol izlediniz?

Nuri Cihan Özdoğan: Bu soru için teşekkürler. İlk başta İsmet’le Dogo gözümün önünde oluşmuştu. Bu iki arkadaşın bağı, dostluk ilişkileri ve suç dünyası içerisinde kendilerine yer edinme çabaları, hikayenin ilk çıkış noktasıydı. Fakat hikayenin hem bu toprakların hem de Çukurova’nın gerçeklerinden beslenerek daha fazla katman kazanması gerektiğini hissediyordum. O süreçte atık ithalatı gerçeğiyle karşılaştım. İsmet’le Dogo’nun süren dostluğunu anlatmak istediğimi biliyordum ama çöp meselesi, çöp ticareti meselesi de hikayeye çok oturdu.

Senaryoya üç-dört yıl önce başladım, filmi iki yıl önce, 2024’te çektik. Film gösterime girdiğinde bu gerçekliğin güncelliğini yitirmesini umut ediyorduk. Ancak ne yazık ki bu yaz doğa artık bu gerçeği kustu ve mesele inkar edilemez, göz ardı edilemez bir hale geldi. Filmin bu yıl gösterime girmesi de bizim açımızdan ilginç bir tesadüf oldu diyebiliriz.

Filmde uluslararası çöp ithalatının yapıldığı bir liman var. Karataş’taki liman, Mersin ve İskenderun gibi büyük ölçekli ticari yük limanlarından farklı. Bu bilinçli bir tercih miydi, yoksa koşullar mı bunu gerektirdi?

Nuri Cihan Özdoğan: Filmde Karataş’taki limanı, İsmet’in hayatını sürdürmek için çalıştığı balıkçı limanı olarak kullandık. “Batı Limanı” diye kodladığımız, bu ticaretin gerçekleştirildiği limanı ise filmde görmediğimiz bir yer olarak kurguladık. Gerçek mekan isimlerini kullanmadık. Çünkü Adana’nın, Çukurova’nın ve Akdeniz’in böyle bir gerçeği var. Ancak çöp ticareti meselesini çıkarıp yerine farklı bir sistem koyduğumuzda da İsmet ve Dogo gibi ya da İsmet’in annesi Saadet gibi insanların psikolojik, toplumsal ve sağlık açısından etkilenmeleri bir gerçek olarak kalacaktı.

Çöp ticareti, hikayenin vazgeçilmez bir noktasından çok karakterlerimizi besleyen bir arka plan oluşturuyor. Çünkü bir karakter filmi anlatıyoruz; filmin belgesele dönüşmesini istemedik.

Rotterdam’daki gösterimlerde seyircinin tepkisi nasıldı? Avrupa’da da atık ithalatı yapılıyor. Hollanda bu konuda öne çıkan ülkelerden biri ve Rotterdam da bir liman kenti. Seyircinin bu meseleye yaklaşımı nasıldı?

Nuri Cihan Özdoğan: Rotterdam’da filmimizin prömiyeri yapıldı. Seyircinin bu konu hakkında bilgi sahibi olması, gelen sorularda ve gösterim sonrasında yaptığımız sohbetlerde beni ilk olarak şaşırttı, sonra da mutlu etti. Bu yıl Adana’da da belki yaz aylarında meselenin gündeme gelmesiyle seyirci konuya daha fazla hakimdi.

Biz filmi 2026 yılının ocak ayında Hollanda’da gösterdiğimizde seyirci bu meseleye vakıftı. Film üç kez gösterildi ve üçünde de salonlar doluydu. Bu meselenin konuşulmasını istemeyen, bundan rahatsız olan seyircilerle de filmi birlikte izledik. Bu meselenin konuşulur hale gelmesi, filmi tasarlarken ve çekerken hayal ettiğimiz şeylerden biriydi. Hem Rotterdam’da hem de şimdi Adana’da konuşuluyor olması bizim için çok kıymetli.

Filmde çöpün ve doğanın fiziksel olarak kirlenmesiyle ilişkilerin, dostluğun küçülmesi arasında bir paralellik kuruluyor. Bu metafor filmin anlatı yapısını nasıl şekillendirdi?

Nuri Cihan Özdoğan: Senaryoda koşullar ve karakterlerin dünyaları birbirinin içine geçmiş durumda. Bu kirlenme fiziksel olarak da gerçekleşen, çevresel bir ağırlığı olan bir kirlenme. Ama aynı zamanda toplumsal çürümenin de bir simgesi. Bu kirlenmenin insan hayatına yansımasını yakaladığımızda, orta sınıftan orta sınıfın çocuklarına ve daha alt tabakalara kadar uzanan ilişkiler görüyoruz. Bunlar birbirine bağlanan, birbirini besleyen konular.

Sonuçta bu çiçeklerin saksısı, toprağı burası; buradan beslenecekler. İnsan yaşadığı çevreden, coğrafyadan mutlaka etkileniyor. Senaryo bize bu fırsatı verdi. Çöp üzerinden anlattı; çöpün bir karşılığını bulduk ama çöp, kirlenmenin içindeki bir simgeydi.

Kemal Burak Alper: Daha önce kısa filminde çalıştığımızda da altın düşkünlüğü üzerinden yola çıkmıştı. Orada başka şeyleri tartışıyordu. Cihan, bu senaryoda paralel kurduğu koşullarla karakterlerin hayatlarını birbirinin içine geçirebilen bir yönetmen ve senarist. Bunların bağlantısını kurmak ve geniş bir gerçeklik fotoğrafından bakınca görmek kolay. Bunu işlemek de keyifli. Sonuçta hikaye bireysel olarak kalmıyor; toplumsal ilişkileri ve karakterler arasındaki bağlılık ilişkilerini de gösteriyor. Bence bu açıdan başarılı ve bizim için değerli.

Filmde geçen bir cümle vardı: “Çöp ve pislik aşağı doğru, para yukarı doğru akar.” Bu sınıfsal bir çatışmaya mı işaret ediyor?

Nuri Cihan Özdoğan: Elbette. Senaryoyu yazarken mekan keşfine gittiğimizde, orada yaşanan hikayeleri dinlediğimizde ve tanık olduğumuz şeylerden bunu görüyoruz, öğreniyoruz. Bir tarafta sahada çalışan emekçiler var. Diğer tarafta ise bu ticaretin ekolojik ve sağlıkla ilgili etkilerini göz ardı eden, tamamen kendi çıkarlarını düşünen bir sistemin sahipleri bulunuyor.

Çöpün meta haline gelmesi üzerinden bir anlatı kurma fikri beni senaryoyu yazarken çok heyecanlandırmıştı. O cümle de bütün senaryoyu toparlarken benim için bir tür motto oldu.

İsmet’in hasta annesi var ve ona para bulmak için suç ekonomisine katılıyor. Bu durumun gerçek hayatla bağı ne?

Nuri Cihan Özdoğan: İsmet’in karakterini hazırlarken onun varoluşundan hareket ettim. Çocuk babasız büyümüş, bir annesi var. Ailesinden sevgi ve destek alamamış. Babası olmadığı için öğrenmek ve takdir edilmek konusunda dışarıya muhtaç. Annesi hasta. Kendi kendime, annesiyle ne kadar ilgilendiğini ya da ilgilenmediğini belki de çok düşünmediğini düşündüm. Ama doğrudan annesi için bir şeyler yapmak zorunda. Bunun için bir sistemin içine atlaması gerekiyor.

Aynı zamanda toplumda öğrendiği gibi büyük adam olması gerekiyor. Hayatta karakterlerin istekleriyle hayatın onlara sundukları arasında bir yol var. İnsan karakterini de bu yol üzerinde geliştiriyor. İsmet’in bu ikisinin arasında nerede durduğunu anlamaya çalıştım. Kendi istekleriyle hayatın gerçekleri arasındaki İsmet’i tutmaya çalıştım.

Kemal Burak Alper: Burak Can’ın da (Burak Can Doğan) olması iyiydi. Dogo’yu oynayan arkadaşımız Burak Can’la  birlikte, karakterleri bir şekilde bu sistemin çocukları yapmayı başardık. Cihan’ın yazdığı senaryo, bizim gözlemlerimizden ve başımıza gelen durumlardan kaynaklanan birikimleri ifade edebileceğimiz bir alan açtı.

Sonunda hikayeyi bu tarafa çekmek ve bunu en net biçimde anlatmak istedik. Filmi izlemek güzel, para almak güzel, seyircilerin gösterime gelemeyecek kadar yoğun ilgi göstermesi de güzel ama esas güzel olan, bunun toplumsal bir eyleme dönüşmesi, bir karşılığının olması. Bu mutlaka büyük eylemler biçiminde olmak zorunda değil. Biraz daha duyarlı olmak, gençlere karşı daha anlayışlı davranmak ve onların yollarını daha rahat açabilmek de önemli.

Filmde bir köpek metaforu var. Köpekleri görüyoruz, “Tazı” lakabı da geçiyor. Köpek metaforu hikayede nereye oturuyor?

Nuri Cihan Özdoğan: Hikaye ilk başta İsmet’le Dogo arasındaki bağlılıkla açılıyor. Filmde bir bağlılık, sadakat yemini var. Bu sadakati köpek metaforuyla anlatmak çok anlamlı oldu. Bir de çöplüğün içerisinde yemek arayan köpeklerle karşılaşıyoruz. Köpekler bu çöp dünyasının ayrılmaz bir parçası. Bu yüzden her şey birbirini tamamladı.

Filmin isim babası da çok yakın arkadaşım, sinemacı Tunahan Kurt. Her şey birbirini tamamlayınca bir yandan da çocukları suçla ilişkilendiren bir sistem meselesi ortaya çıkıyor. Haberlerde sokaklarımızın daha iyi, daha güvenli hale gelebilmesi için sokak köpeklerinin toplanacağından söz edildiğini duyuyoruz. Peki, sokakları güvensiz hale getiren gerçekten o köpekler mi, yoksa bu çocukların eline silah tutuşturan bir sistem mi? Bu, kişisel hayatımda da çok sorguladığım bir şeydi. Filmime bu şekilde dahil etmek istedim.

Kemal Burak Alper: Köpekleri bu hale getiren de köpekler değil. Onlara nasıl muamele ettiğimizle ilgili bir durum var.

Filmin bundan sonraki yolculuğu nasıl olacak? Hangi festivallere katılacaksınız? Vizyon tarihi belli mi?

Nuri Cihan Özdoğan: Kasım ayında Hollanda’da çevre suçlarıyla ilgili filmlerin yer aldığı tematik bir festival var. Orada bu filmler üzerine konuşacağız. Ardından Mısır’da Kahire Film Festivali’ndeyiz. Şu an netleşen festivaller bunlar. Sanırım 2027 içerisinde vizyona girme şansımız olur. Filmi seyirciyle buluşturmak için çok heyecanlıyız.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
02.11.2026 10:12

Yeni yılda zam yağmuru: 2027'de pasaport, ehliyet ve telefon harcı ne kadar olacak?

2027'de uygulanacak yeniden değerleme oranının yüzde 27,89 olması bekleniyor. Yurt dışından getirilen telefonların kayıt harcı 69 bin 391 liraya, 10 yıllık pasaport harcı 17 bin 150 liraya, B sınıfı ehliyet harcı 8 bin 638 liraya yükselecek.

Yeni yılda zam yağmuru: 2027'de pasaport, ehliyet ve telefon harcı ne kadar olacak?

Fotoğraf: ANKA

02.11.2026 12:00

Ali Doğan Gönültaş ve Saîde Goyî’den ortak albüm: Leçek 1 Aralık’ta yayımlanıyor

Göçü, aşkı, ayrılığı ve yaşamı odağına alan “Leçek”, Ali Doğan Gönültaş ve Saîde Goyî’nin müzikal dünyalarını bir araya getiriyor. Albüm, 1 Aralık’ta dijital platformlarda dinleyiciyle buluşacak.

Ali Doğan Gönültaş ve Saîde Goyî’den ortak albüm: Leçek 1 Aralık’ta yayımlanıyor
02.11.2026 10:35 / Güncelleme: 10:48

DEM Parti: 'Kent uzlaşısı' ile seçilen meclis üyelerimiz partimize dönecek

DEM Parti, 31 Mart 2024 seçimlerinde 'kent uzlaşısı' ile CHP listelerinden seçilen belediye meclis üyelerinin kendi partilerine döneceğini açıkladı.

DEM Parti: 'Kent uzlaşısı' ile seçilen meclis üyelerimiz partimize dönecek
02.11.2026 11:21

İran'dan ABD'ye: Top sizin sahanızda

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD'ye arabulucular üzerinden ilettikleri 7 şarttan oluşan planın açık ve makul olduğunu belirtti. Bekayi, "Top ABD'nin sahasında" dedi.

İran'dan ABD'ye: Top sizin sahanızda

Fotoğraf: DHA

02.11.2026 12:19

Yeni kitaplar raflarda: Roman yazmak, depresyonu anlamak, güvencesizliği tartışmak

Yeni yayınlar arasında edebiyat, sanat kuramı, toplumsal araştırma ve çocuk kitapları bulunuyor. Mariano Azuela, Walter Mosley, Mona Eltahawy ve Neşe Yaşın’ın eserleri okurla buluşuyor.

Yeni kitaplar raflarda: Roman yazmak, depresyonu anlamak, güvencesizliği tartışmak

Fotoğraf: Susan Q Yin/Unsplash

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!