EMEP Kocaeli 11. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi: 'Bu kent patronların değil, ekmeği için direnenlerin kentidir'
Emek Partisi Kocaeli İl Örgütü 11. Olağan Kongresi'ni gerçekleştirdi. Kongrede grev yasakları, iş cinayetleri ve fon vurgununa dikkat çekilirken, Kürt meselesinde somut adımlar atılması ve demokrasi için mücadelenin büyütülmesi çağrısı öne çıktı.
Fotoğraf: Evrensel
İzel Gözde Meydan
[email protected]
Emek Partisi (EMEP) Kocaeli İl Örgütü, 11. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi. Kocaeli’deki işçi ve emekçilerin mücadelesini konu alan sinevizyon gösteriminin ardından saygı duruşuyla başlayan kongreye çok sayıda siyasi parti, sendika ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.
Kongrede Başiskele Belediye Meclis Üyesi Levent Soycan, Genel-İş Şube Başkanı Vedat Küçük, BES Kocaeli Şube Başkanı Yeliz Yılmaz, DEM Parti İzmit İlçe Eş Başkanı Metin Fırat, Alevi Kültür Derneği, Kocaeli KHK Platformu, Kocaeli Varto Derneği, DİSK Emekli-Sen, TMMOB, KODA, EMO, TYS, Eğitim-Sen, Yapı-Yol-Sen, Tüm Bel-Sen, Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği temsilcileri ile 'Emeklilikte Kademe Bekleyenler'in temsilcileri yer aldı. Petrokimya, depo, metal ve gıda işçileri ile Dilovası’ndaki iş cinayetinde yakınlarını kaybeden aileler de kongreye katıldı. Divan heyetine Güner Kızır, Elif Yetgin ve Dilara Çoban seçildi.
Şahbaz: Grev yasaklarının yasaklarının yarısından fazlası Kocaeli'de
Kongrede konuşan EMEP İl Başkanı İlhami Şahbaz, kongrelerin yalnızca geçmiş dönemin muhasebesinin yapıldığı toplantılar olmadığını, emek ve demokrasi güçlerinin mücadelesini ortaklaştıran kürsülere dönüştüğünü söyledi.
Kocaeli’nin sermaye tarafından sanayi kenti olarak tanımlandığını ancak kendilerinin kenti emek kenti olarak gördüklerini belirten Şahbaz, “Burası emeğin biçim verdiği bir kenttir. Emeği bu kentten çekerseniz geriye bir şey kalmaz” dedi. Son üç yılda kentte işçi ve emekçi mücadelesinin yanı sıra çevre mücadelelerinin de yükseldiğini ifade etti.
Yerel yönetim anlayışını ve kentsel dönüşüm politikalarını eleştiren Şahbaz, emek ve demokrasi güçleriyle 2024 yılında halkçı belediyecilik üzerine bir çalıştay düzenlediklerini hatırlattı. Kocaeli’nin deprem riskine dikkat çeken Şahbaz, deprem gerekçesiyle yeni rant alanları yaratılmaya çalışıldığını, bilim insanlarının ve halkın karar süreçlerine dahil edilmemesinin riskleri artırdığını söyledi.
Kocaeli’deki grev yasaklarına ilişkin konuşan Şahbaz, hükümet döneminde 23 grevin yasaklandığını veya ertelendiğini, bunların yarısından fazlasının Kocaeli’de gerçekleştiğini belirtti. Grevlerin milli güvenlik gerekçesiyle yasaklanmasını eleştiren Şahbaz, “İşçi sofrasındaki ekmeğin, zeytinin sayısını artırmak, çocuğunun harçlığı için grev yapar. Ama siyasi iktidar bunu milli güvenlik sorunu olarak görüyor” dedi.
Örgütlenme sorununa da değinen Şahbaz, yüzlerce fabrikanın örgütsüz olduğunu, sendikalaşmanın işçiler için bir kabusa dönüştürüldüğünü söyledi. EMEP’in “Barajsız sendika, güvenceli iş” kampanyasını hatırlatan Şahbaz, örgütlenme ve demokrasi mücadelesinin ortak yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
“Dilovası Ravive Kozmetik göz göre göre gelen bir katliam”
Dilovası’nda Ravive Kozmetik’te yaşanan iş cinayetine değinen Şahbaz, “Bu ülkedeki iş cinayetleri sadece iş cinayeti değil, devlet-sermaye ortaklığında işlenen katliamlardır. Dilovası Ravive Kozmetik böyle bir olaydır. Bu tamamen bir katliamdır. Ortakları sadece işveren değil, yerel yönetimler, İŞKUR ve Çalışma Bakanlığı’dır. Göz göre göre gelen bir katliamdır” dedi.
Davayı takip etmeyi sürdüreceklerini ve hayatını kaybedenlerin ailelerini yalnız bırakmayacaklarını belirten Şahbaz, iş cinayetlerine karşı mücadele çağrısı yaptı.
İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in tutukluluğuna ve kayyım politikalarına da değinen Şahbaz, seçilmişlerin ve halkın iradesinin ortadan kaldırılmasına karşı mücadele edeceklerini söyledi. Barış talebinde bulunan akademisyenlerin görevlerine dönmesi için de mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.
Hayatını kaybeden parti üyeleri Metin Türkyılmaz, Şerafettin Özcan ve Yusuf Korkmaz’ı anan Şahbaz, konuşmasını “Bu kent patronların, sermayedarların değil, emekçilerin, yoksulların, ekmeği için direnenlerin kentidir. Ekmeğimize, kardeşliğimize, kültürümüze, barışa ve emeğimize hep birlikte sahip çıkacağız. Birlikte kazanacağız” sözleriyle tamamladı.
Fotoğraf: Evrensel
Tüzel: Açlık yüzyılı yaşanıyor
Kongrede konuşan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, dünya genelinde savaşların, emperyalist saldırıların ve ekonomik krizlerin derinleştiğini, buna karşı işçilerin ve emekçilerin mücadelesinin de yükseldiğini söyledi.
Yeni dönem bütçe politikalarının patronların ve holdinglerin ihtiyaçlarına göre şekillendirildiğini belirten Tüzel, zamların ve Orta Vadeli Program’ın emekçilerin yaşam koşullarını ağırlaştırdığını ifade etti. Açlık sınırının 38 bin lirayı aştığına dikkat çeken Tüzel, “'Türkiye Yüzyılı' denilen bu projede adı geçenlerin isimleri fon vurgunlarında. Kapitalist sistemin bütün açmazları işçi sınıfının sırtına yükleniyor. Asıl olarak bir açlık yüzyılı yaşanıyor” dedi.
Filistin’e silah taşınmasına karşı liman işçilerinin mücadelesini örnek gösteren Tüzel, sendikaların işçi sınıfının en önemli mücadele araçlarından biri olduğunu vurgulayarak 29 Kasım’da İstanbul Kartal’da yapılması planlanan bölge mitingine katılım çağrısı yaptı.
“Fon vurgununun arkasındaki ilişkiler araştırılmalı”
Fon vurgununa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tüzel, yaşananların yalnızca paranın iadesiyle çözülemeyeceğini, bürokratların, AKP yöneticilerinin ve kamu kurumlarının rolünün araştırılması gerektiğini söyledi.
Tüzel, “Manipülasyon ve spekülasyonlarla elde edilen paranın iadesiyle bu yaranın kapanması mümkün değil. Söz konusu olan, 100 milyar doları aşan, büyüklüğü kolay kolay tahayyül edilemeyecek bir para. Bürokratlar, AKP yöneticileri, bakanlık yapmış isimler, onların çocukları ve eşleri çeşitli görevlerde bulunmuş. Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul gibi kurumlar da AKP tarafından atanmış isimlerin yönetiminde. Bu kurumlar yol vermese, izin vermese böyle bir soygunun gerçekleştirilmesi mümkün müydü” diye konuştu.
Muhalefet belediyelerine yönelik operasyonların siyasi amaç taşıdığını belirten Tüzel, iktidarın yerel yönetimlerde kaybettiği mevzileri yeniden ele geçirmek istediğini söyledi. Tüzel, “İktidarın yönettiği belediyelere dokunulmayıp muhalefet belediyelerine operasyon düzenlenmesi, bunun siyasi bir mesele olduğunu açıkça gösteriyor. Buradaki amaç toplumu sindirmek, korku yaratmak” dedi.
“Kürt sorunu Türkiye işçi sınıfının sorunudur”
İktidarın 'terörsüz Türkiye', Abdullah Öcalan'ın ise 'barış ve demokratik toplum süreci' olarak adlandırdığı süreci de değerlendiren Tüzel, bugüne kadar somut adımlar atılmadığını söyledi. Meselenin yalnızca silahların bırakılmasından ibaret olmadığını vurgulayan Tüzel, Kürt halkının eşit, özgür ve onurlu yurttaşlar olarak yaşama talebinin karşılanmadığını belirtti. Barış Annelerinin 24 kentten Ankara’ya yürüyüşe çıktığını hatırlatan Tüzel, Mecliste Kürtçe konuşmalara izin verilmemesini ve hasta tutukluların taleplerinin karşılanmamasını eleştirdi.
Kürt sorununun bütün işçi sınıfını ve Türkiye halklarını ilgilendirdiğini belirten Tüzel, “Kürt sorunu hiçbir zaman sadece Kürt halkının sorunu olmadı. Fabrikada çalışan işçinin, belediye işçisinin, hastanedeki sağlık emekçisinin, bütün Türkiye halkının ve işçi sınıfının sorunudur. Kürtler özgür olmadan, eşit olmadan, demokrasiye kavuşmadan hiçbirimizin özgür olması mümkün değil” diye konuştu.
Barış ve demokrasi söylemlerinin temel hak ve özgürlüklerle desteklenmesi gerektiğini ifade eden Tüzel, iktidarın seçim ekonomisini sürdürebilmek için kaynak aradığını belirti. Tüzel, “Paraya ihtiyaçları var. Seçim ekonomisini yürütebilmek için kaynak arıyorlar. Mehmet Şimşek İngiltere’ye gidiyor, bir başkası Suudi Arabistan’a gidiyor. Oralardan sıcak para getirme peşindeler. Bu kaynakların bedelini aslında kendi kazançları üzerinden milyonlarca Türkiye halkına ödetiyorlar. Bütçeyi çevirebilmek için bu anlaşmalara imza atıyorlar. Ellerinde çantayla satılık bir ülke var, ‘Gelin’ diyorlar” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının sonunda örgütlenmenin önemine dikkat çeken Tüzel, işçilerin ve emekçilerin kendi geleceklerine sahip çıkması gerektiğini belirterek, “Kurtuluş yok tek başına” sözünün ortak ve örgütlü mücadeleyle hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Sendikalardan ve işçilerden dayanışma mesajları
Kongrede Tezcan Galvaniz, TÜPRAŞ, Bekaert ve liman işçilerinin dayanışma mesajları okundu. Mesajlarda emek mücadelesi, işçi dayanışması, barış ve özgürlük taleplerine dikkat çekildi.
Kocaeli Dayanışma Akademisi, 2016 yılında KHK ile üniversitelerden çıkarılan akademisyenlerle EMEP Kocaeli İl Örgütünün dayanışmasına dikkat çekerek kongreye başarı dileklerini iletti. DEM Parti Kocaeli İl Eş Başkanları İbrahim Ergin ve Selda İlgöz de işçi sınıfının, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve ezilen halkların ortak mücadelesinin önemini vurguladı.
Genel-İş Şube Başkanı Vedat Küçük, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve tutuklu siyasi isimlerle dayanışma mesajı verdi. Kocaeli’nin emeğin yoğun olduğu bir kent olduğunu belirten Küçük, “Bu kentte emek ve demokrasi mücadelesinde birlikteyiz. Bu anlayışı tanımıyor ve reddediyoruz. Mücadeleden hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğiz. Demokrasinin, emeğin hakkını aldığı ve hukukun herkes için eşit uygulandığı bir ülkeyi hep birlikte kuracağız” dedi.
Dilovası işçi katliamında eşi Esma Gilkan’ı kaybeden Aytekin Gikan da kürsüde söz alarak dava sürecine ve adalet mücadelesine dikkat çekti. Kamu görevlilerinin de sorumluluğuna işaret eden Gikan, sorumluların yargılanması için ortak mücadele çağrısı yaptı.
İlhami Şahbaz | Fotoğraf: Evrensel
İlhami Şahbaz yeniden İl Başkanı seçildi
Kongrede yapılan seçim sonucunda delegelerin oylarını alan İlhami Şahbaz, yeniden EMEP Kocaeli İl Başkanı seçildi.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et