01.11.2026 08:10

Altın Portakal’da sinemanın geleceği tartışıldı: Parasız film çekilir mi, yapay zekâ senaristliği bitirir mi?

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde düzenlenen sektör söyleşilerinde sinemada yeni teknolojiler, kısıtlı bütçeyle film üretimi ve yapay zekânın senaristlik mesleğine etkisi tartışıldı.

Altın Portakal’da sinemanın geleceği tartışıldı: Parasız film çekilir mi, yapay zekâ senaristliği bitirir mi?

Fotoğraf: Antalya FF

Elif Turgut
[email protected]


63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında düzenlenen sektör söyleşilerinde görüntü yönetmenliği, sinemada yeni teknolojiler ve senaryo yazımında yapay zekânın etkisi ele alındı. Görüntü yönetmeni Uğur İçbak ve yönetmen Gizem İbak, kısıtlı bütçeyle film üretmenin yollarını anlatırken Dr. Ebru Yarkın ve senarist Eylem Canpolat, yapay zekânın senaristlik mesleğine etkisini tartıştı.

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, film gösterimlerinin yanı sıra sinema sektörünün güncel sorunlarının ve tartışmalarının ele alındığı etkinliklerle devam ediyor. Festival kapsamında düzenlenen sektör söyleşilerinde bugün görüntü yönetmeni-yönetmen ilişkisi, yeni teknolojilerin sinemadaki kullanımı ve yapay zekânın senaryo yazımına etkisi gündeme geldi.

“Parasızlıktan korkmayın”

“Yönetmen-Görüntü Yönetmeni İlişkisi ve Sinemada Yeni Teknolojiler” başlıklı atölyeye görüntü yönetmeni Uğur İçbak ve yönetmen Gizem İbak katıldı. İkili, birlikte çektikleri “Eudaimonia” adlı kısa filmden örnekler üzerinden yönetmen ile görüntü yönetmeni arasındaki işbirliğini ve film üretim sürecini anlattı.

Uğur İçbak, bir projede ön hazırlığın ve çekim sürecindeki titizliğin önemine dikkat çekerek, “Benim önemsediğim şey; ön hazırlık, projenin gelişimi sırasındaki titizlik” dedi.

Yönetmen Gizem İbak ise görüntü yönetmeniyle çalışırken yönetmenin hayalindeki görüntüyü karşı tarafa aktarabilmesinin önemini vurguladı. İbak, “Ben şunu fark ettim: Bir görüntü yönetmeniyle çalışacağım ama hayalimi, ona olabildiğince benim gözümde canlandığı şekilde aktarabilmem gerekiyor. Ben sahneyi görüyorum ama o henüz bilmiyor” diye konuştu.

İbak'ın tek planda ve kesintisiz ilerleyen, ana oyuncu oyununu sürdürürken arka plandaki yolun ve diğer oyuncuların geriye dönüşlerle değiştiği bir sahne tasarladığını anlatan İçbak, çekim sırasında gösterişten çok yönetmenin hayal ettiği görüntüyü yakalamaya odaklandıklarını belirtti. İbak da hayal kurmanın sınırının olmadığını ancak üretim sürecinde korkuların ve otosansürün devreye girdiğini söyledi. İbak, “Hayal kurmanın sonu yok ama başladığınızda artık korkular ve otosansürler girmeye başlıyor devreye. Bu kadar zor çekileceğini bilseydim belki daha az olabilirdi hatta her şey” ifadelerini kullandı.

Çekimlerde çok sayıda yüksek teknoloji ürünü ekipman kullandıklarını belirten İçbak, İbak'ın bu ekipmanlara yurt dışından ücretsiz erişim sağladığını anlattı. İçbak, sinema öğrencilerine ve genç sinemacılara “Parasızlıktan korkmayın” diye seslendi.

İbak, sahnenin çekilebilmesi için o dönem yaklaşık 2-3 milyon liraya ihtiyaç duyulduğunu, yalnızca bir stüdyoda çalışmanın günlük maliyetinin 400 bin lira olduğunu söyledi. Motion control ekipmanının ve bu alanda çalışacak kişilerin maliyetinin de yüksek olduğunu belirten İbak, süreci dayanışmayla yürüttüklerini anlattı:

“O sahnenin hayata geçmesi için aslında belki de 2-3 milyon kadar bir paraya ihtiyaç vardı. Bir stüdyoda çalışmanın günlük maliyeti o dönem için 400 bin liraydı. Bunu ne ben verebilirim ne benim için birisi verebilir. Motion control'ü getirmek bilmem kaç bin lira, biriyle çalışmak bilmem kaç bin liraydı. En önemli şey, şu: Tek tek insanların kapısını çalmalısınız, insanlara kendinizi anlatmalısınız. Stüdyoya ben gittiğimde ‘Ya işte bir şey yapacak ama dur bakalım’ deniyordu... İkinci kez gittiğimde ön hazırlık çalışması yapmışım, storyboard çizmişim. AI bu kadar aktif değil hayatımızda, manuel yapıyorum her şeyi. Üçüncü kez gittiğimde gerçek bir görüşme elde edebildim. Dördüncü, hatta beşincide şöyle oldu: Bir dakika; burada bir şey çekilirse biz de portfolyomuza koyabiliriz.”

Türkiye'de dayanışma kültürünün hâlâ sürdüğünü söyleyen İbak, İçbak'ı ararken çekindiğini ancak aldığı yanıtın kendisini rahatlattığını anlattı. İçbak'ın kendisine, “Neden çekiniyorsun? Anlatsana kendini, bir anlayalım” dediğini aktardı.

İçbak da kısa film projelerinde bugüne kadar ücret talep etmediğini belirterek, “Ağzındaki baklayı çıkar” diyerek İbak'a ne çekeceğini, nerede ve ne zaman çekeceğini sorduğunu söyledi. İçbak, “Para konusunu konuşmayalım ama, dedim; ben kısa filmlerden bugüne kadar bir para talep etmedim. Utanırım böyle bir şeyden. Paran varsa ekibe harca. Mehmet (Aslantuğ) ağabey de öyle, değil mi? Fakat Gizem dersine ciddi çalıştı” diye konuştu.

“'Zaten olmaz' diyerek kendinizi sansürlemeyin”

Gizem İbak, filmin çekim sürecinde karşılaştığı engelleri aşmak için farklı şirketlerle ve yurt dışındaki ekiplerle iletişim kurduğunu anlattı. Türkiye'de 360 derece görüntü çekimi için gerekli görüntülerin bulunmadığının kendisine söylendiğini belirten İbak, bu görüntülere ulaşmak için Los Angeles, Japonya ve Londra'daki şirketlere e-posta gönderdiğini aktardı.

İbak, sürecin sonunda görüntüleri kullanabilmek için gerekli izni aldığını ve şirketin filmin ardından kendilerine olumlu geri dönüş yaptığını söyledi. Yaşadıklarından hareketle sinema öğrencilerine seslenen İbak, “'Zaten olmaz' cümlesiyle kendinizi sansürlemeyin” dedi.

İbak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu iş 15 kere bırakılabilirdi ama nihayete erdi. Siz öğrencisiniz, sizin filmlerinizi izliyoruz. Biliyorum; o yollardan geçtim.”

“Mesele yapay zekâyla üretmek değil, yapay zekâya rağmen insan kalabilmek”

Festivalde gerçekleştirilen “Geleceğin Senaryosu” başlıklı panelde ise Dr. Ebru Yarkın ve senarist Eylem Canpolat, senaryo yazımındaki yeni yaklaşımları ve yapay zekânın yaratıcı üretime etkisini değerlendirdi.

Yapay zekânın senaryo yazımındaki yerini ele alan Ebru Yarkın, tartışmanın yalnızca teknolojik olanaklarla sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Yarkın, “Geleceğin senaryosunu konuşurken aslında sadece teknolojiyi değil insan kalabilmeyi, insan emeğini ve ahlâkı da konuşmamız gerek. Bugün mesele sadece yapay zekâyla üretmek değil yapay zekâya rağmen insan kalabilmek. Asıl soru; yapay zekânın neler üretebileceğinden çok bizim nasıl bir geleceği üretmek istediğimiz” diye konuştu.

Senarist Eylem Canpolat ise yapay zekânın senaristlik mesleğini ortadan kaldırıp kaldırmayacağı sorusu üzerine araştırma yapmaya başladığını ve bu süreçte yaratıcılık kavramına ilişkin tartışmalarla karşılaştığını anlattı.

Canpolat, yaratıcılığın yeni, özgün ve anlamlı bir şey ortaya koymak olduğunu belirterek, yapay zekânın bu üretimi gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğinin ve bunun mesleğe etkisinin tartışıldığını söyledi. Canpolat, “Şöyle söyleyeyim; alabilir eğer siz buna izin verirseniz!” dedi.

Televizyon dizileri için senaryo yazdığını ve her hafta yaklaşık 120 sayfa yazdıklarını belirten Canpolat, yapay zekânın bu yoğun üretim sürecinde işleri kolaylaştırabileceğini ifade etti. Ancak yapay zekânın senaryonun temasına, anlatılmak istenen meseleye ve yaratıcı tercihlere karar vermesinin farklı bir tartışma olduğunu vurguladı.

Canpolat, yapay zekânın senarist için asistan mı yoksa yaratıcı süreci yöneten bir unsur mu olacağına ilişkin kararın, teknolojiyi kullanan senariste bağlı olduğunu söyledi. ABD'de senaristlerin yapay zekâ kullanımına karşı grev yaptığını ve toplu sözleşmelerde bu konuda düzenlemelerin yer aldığını hatırlatan Canpolat, yapımcıların yapay zekâ tarafından üretilmiş materyal kullanmaları halinde bunu belirtmelerinin, senaristlerin de senaryo yazımında yapay zekâdan yararlanmaları durumunda bunu açıklamalarının kararlaştırıldığını aktardı.

Yapay zekâ şirketlerinin insan üretimlerinden yararlanması ve telif hakkı tartışmalarına da değinen Canpolat, ABD'de senaristlerin yapay zekâ şirketlerinden telif talep etmeye başladığını söyledi. Canpolat, “Diyor ki sen senaryo yazmayı benim senaryolarımla öğretiyorsun, o zaman bana bundan telif vermen lazım” ifadelerini kullandı.

Canpolat, deneyimli ancak artık sektörde çalışamayan senaristlerin yapay zekâ sistemlerini geliştirmek ve bu sistemlere senaryo yazdırmak amacıyla işe alındığına ilişkin örnekler de bulunduğunu belirtti.

Yapay zekânın yaratıcı meslekler üzerindeki etkisini değerlendiren Ebru Yarkın ise asıl belirleyici olanın teknolojiyi yönetenler olduğunu savundu. Yarkın, “Birileri işimizi elimizden alacak ama bu, yapay zekâ değil, yapay zekâyı yönetenler olacak” dedi.

Yarkın, günümüzdeki durumu bilgisayar öncesi döneme benzeterek yapay zekânın eleştirel düşünceyle kullanılabileceğini söyledi:

“Sadece kitap okuduğumuz döneme döndük. Bu ayrıntıyı görebilirsek yapay zekâyı yönetebiliriz, sorgulayabiliriz, eleştirel düşünceyle olasılıklar arasından seçim yapıp onu yönlendirebiliriz. Bu doğrultuda biz zaten işimizi hiçbir zaman kaybetmiş olmayacağız.”

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
01.11.2026 10:28

63. Altın Portakal’da ödüller sahiplerini buldu: En İyi Film 'Taş ve Tüy', En İyi Yönetmen Yeşim Ustaoğlu

63. Altın Portakal Film Festivali’nin ödül töreninde sinemacılar özgürlük, adalet ve vicdan mesajları verdi. “Taş ve Tüy”ün yönetmeni Ragıp Türk ödülünü annesine, “Mükellef”in yönetmeni Arda Sarıgül ise maden işçilerine adadı.

63. Altın Portakal’da ödüller sahiplerini buldu: En İyi Film “Taş ve Tüy”, En İyi Yönetmen Yeşim Ustaoğlu

Fotoğraf: AntalyaFF

01.11.2026 10:53

Yeni Partili Karabat’tan BDDK verili ekonomi uyarısı: Takipteki krediler 1 trilyona dayandı, KOBİ borçları yüzde 90 arttı

Yeni Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, bankaların takipteki alacaklarının bir yılda 965 milyar liraya ulaştığını belirterek, KOBİ kredilerindeki borç artışının yüzde 90’ı bulduğunu açıkladı.

Yeni Partili Karabat’tan BDDK verili ekonomi uyarısı: Takipteki krediler 1 trilyona dayandı, KOBİ borçları yüzde 90 arttı

Fotoğraf: ANKA

01.11.2026 14:30

Erdoğan 8 yıl sonra Güney Kore'ye gidiyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1-4 Kasım tarihlerinde Güney Kore'ye resmi ziyarette bulunacak. Görüşmelerde iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması, nükleer enerji, savunma sanayisi ve "Made in Europe" düzenlemesinin gündeme gelmesi bekleniyor.

Erdoğan 8 yıl sonra Güney Kore'ye gidiyor

Fotoğraf: DHA

01.11.2026 10:43 / Güncelleme: 11:00

Dünya Gazetesinin sahibi Umut Güner fon soruşturmasında gözaltına alındı

İstanbul Başsavcılığı tarafından yürütülen fon soruşturması kapsamında Dünya Gazetesinin sahibi Umut Güner gözaltına alındı. Dünya Holding ile fonları için tasfiye kararı verilen Bulls Yatırım Holding arasında ortaklık bulunuyor.

Dünya Gazetesinin sahibi Umut Güner fon soruşturmasında gözaltına alındı

<!-- x-tinymce/html -->Umut Güner

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!