Liman-İş kongresi başladı: Dünyada liman işçileri savaşa karşı eylemde, kongrede savaş konuşulmadı
Liman-İş’in Ankara’da başlayan 21. Olağan Genel Kurulu yarın seçimlerle sürecek. Kürsüden vergi adaletsizliğine yönelik eleştiriler yükseldi. Kongredeki bir liman işçisi sorunların masaya yatırılmadığını, işçi hareketinin dağınık olduğunu söyledi.
Fotoğraf: Sevim Saylam/Evrensel
Sevim Saylam
[email protected]
Ankara — Hak-İş’e bağlı Türkiye Liman, Deniz, Tersane ve Depo İşçileri Sendikasının (Liman-İş) 21. Olağan Genel Kurulu, Ankara’daki Green Park Hotel’de başladı. İki gün sürecek kongre yarın yapılacak seçimlerle devam edecek. Kongrenin ilk gününe HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, konfederasyona bağlı sendikaların genel başkanları ve yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve üyeler katıldı.
Kürsüde vergi yükü, özelleştirmeler ve asgari ücret konuşuldu. Salondaki işçilerin gündemi ise farklıydı. Mersin Limanı’nda çalışan bir işçi, limanlarda özelleştirme ve taşeronlaşmayla birlikte işten çıkarmaların arttığını anlattı. Kongrelerin rutine döndüğünü söyleyen işçi, “Geliyoruz, seçimlerimizi yapıyoruz ama bir şeylerin değişmesi için çaba sarf edilmiyor” dedi.
“İşçiler yüksek ücret almıyor, memurlar düşük ücret alıyor”
Açılış konuşmasını yapan Liman-İş Genel Başkanı Önder Avcı, işçisinden memuruna, esnafından çiftçisine, hatta öğrencisine kadar herkesin vergi yükü altında ezildiğini söyledi. Avcı, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın “İşçiler çok yüksek ücret alıyor” sözlerine şöyle yanıt verdi: “İşçiler yüksek ücret almıyor, memurlar düşük ücret alıyor. Bunun sorumlusu işçiler değil, sizin beceriksizliğiniz Ali Bey.”
Limanların ağır bir iş kolu olduğunu vurgulayan Avcı, örgütsüz işyerlerinde iş kazalarında yaralanan binlerce işçi bulunduğunu belirtti. Avcı, “Raporlu olmasına rağmen işveren kapının önüne koyuyor. Bu böyle olmaz, güvence şart. Türkiye’de sendikalı işçi sayısı yeterli değil. Örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması gerekiyor” dedi.
“Özelleştirme, devletin ve halkın parasını satmaktır”
Özelleştirmelere karşı olduklarını söyleyen Avcı, “Alsancak Limanı, Ambarlı Limanı 10 yıl süreyle beş kuruş para vermeksizin Varlık Fonu’na devredildi. Özelleştirmeler, devletin ve halkın parasını satmaktır” diye konuştu. Birçok ülkenin sendikalarıyla ortak eylem kararı aldıklarını belirten Avcı, “103 ülkede yükleme ve boşaltma yapılmadı. Savaşa hayır dendi” ifadelerini kullandı.
Arslan’dan Türk-İş ve DİSK’e asgari ücret çağrısı
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ise vergi adaletsizliği, asgari ücretin belirlenmesi, gelir dağılımındaki eşitsizlik ve iklim krizi üzerine konuştu. “Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi” anlayışından çok uzak olunduğunu söyleyen Arslan, vergi sisteminin baştan aşağı yenilenmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’de çalışanların yaklaşık yüzde 45-50'sinin asgari ücretle geçindiğini, Fransa gibi ülkelerde ise bu oranın yüzde 8 civarında olduğunu belirten Arslan, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun mevcut yapısının işçiyi devre dışı bıraktığını savundu. Komisyondan çekilen Türk-İş ve DİSK’e seslenen Arslan, “Aralık ayında komisyon davet edilecek. Buradan Türk-İş’e ve DİSK’e bir kez daha çağrı yapıyorum: Geliniz, oturalım birlikte, Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanmadan ortak kararımızı ilan edelim. ‘Modelimiz budur’ diyelim” dedi.
Üretim, ihracat ve büyüme rakamlarındaki artışa rağmen çalışanların milli gelirden aldığı payın düştüğünü söyleyen Arslan, “Dünyada en fazla çalışan emekçiler Türk emekçileri. Üretim de yapıyorlar, ürettikleri ihracat da yapılıyor. Peki bütün bunlara rağmen neden biz milli gelirden yeterince pay alamıyoruz? Bunun en temel nedeni neoliberalizmin ülkenin, devletin iliklerine kadar işlemiş olmasıdır” diye konuştu. Arslan ayrıca Liman-İş’in uluslararası alandaki etkinliğini ve Filistin’e destek eylemlerindeki tutumunu övdü, HAK-İŞ’in ITUC ve ETUC gibi uluslararası sendikal yapılardaki temsil gücünü hatırlattı.
Savaş karşıtı eyleme değinilmedi
Dünyanın dört bir yanında liman işçileri 5 kıtada 113 limanda savaşa karşı eylem yaparken, Arslan konuşmasında bu eylemlere ilişkin bir değerlendirme yapmadı.
“İşçi hareketi dağınık”
Kongrede konuştuğumuz Mersin Limanı işçisi, özelleştirme ve taşeronlaşmanın limanlarda emeği görünmez kıldığını söyledi. Gelişen teknolojiyle birlikte insansızlaştırma uygulamalarının yaygınlaştığını anlatan işçi, daha az insanla çalışmanın dayatılması nedeniyle işten çıkarmaların arttığını ve özlük haklarında ciddi kayıplar yaşandığını belirtti.
Türkiye genelinde bütünlüklü bir işçi hareketi kurulamadığını söyleyen liman işçisi, şunları söyledi: “Türkiye’de çok büyük bir hareketlilik yok açıkça söylemek gerekirse. Liman işçileri noktasında genel bir örgütlülük yapısı maalesef söz konusu diyemeyiz. Bölgesel kendi içerisinde evet örgütlü bir hareket sağlıyorlar ama Türkiye geneline yaydığımızda bu hareket birleştirici ve bütünleştirici bir süreç haline gelmiyor. Dünyada liman işçileri savaşa karşı eylemde ama Türkiye’de sadece sözde bir eylem var. Dünyadaki gibi bir eylem yok.”
İşçilerin öteki toplumsal kesimlerin gerisinde kaldığını da söyleyen işçi, özeleştiri yaptı: “Kamu çalışanları, öğrenciler sokağa çıkıyor, emekliler eylem yapıyor ama işçileri sokakta çok fazla göremiyoruz. Bugün maden işçilerinin vermiş olduğu eylemlerde bizler de çok fazla yanıt olamadık açıkçası. Böyle bir özeleştiri de verebilirim. İşçi hareketi bu anlamda Türkiye’de biraz dağınık.”
“Kongreler tartışılmıyor, sadece gelip gidiyoruz”
Sendikal süreçlerin ve kongrelerin rutinleştiğini söyleyen liman işçisi, asıl ihtiyacın sorunların tartışılması olduğunu vurguladı: “Bizim süreci tartışmamız gerekiyor aslında. En büyük sıkıntımız zaten bu. Bunların tartışılması, konuşulması lazım. Evet geliyoruz, seçimlerimizi yapıyoruz, kongremizi yapıyoruz ama bir şeylerin değişebilmesi için çok fazla çaba sarf edilmiyor. Sadece gelip gitmek gibi.”
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et