EMO'dan elektrikte gizli zamma tepki: Milyonlarca haneyi fatura korkusu saracak!
EMO, elektrikte “Son Kaynak Limitinin Düşürülmesi”ni gizli zam olarak nitelendirerek; yeni sınırın dört kişilik bir ailenin asgari yaşam standardındaki tüketimine denk geldiğini belirtti. Açıklamada kararın geri çekilmesi çağrısı yaptı.
Fotoğraf: Evrensel
Hasan Can Bilici
[email protected]
Elektrik Mühendisleri Odası, EPDK’nın konut aboneleri için Son Kaynak Tedarik Tarifesi (SKTT) sınırını 1 Ocak 2027’den itibaren yıllık 4 bin kWh’ten 3 bin kWh’e düşürme kararını “örtülü zam” olarak nitelendirerek yeni sınırın dört kişilik bir ailenin asgari yaşam standardındaki tüketimine denk geldiğini belirtti. Kararın milyonlarca haneyi ulusal tarifeden çıkarıp serbest piyasa fiyatlarına mahkûm edeceğini vurgulanan açıklamada kararın derhal geri çekilmesi ve konutların SKTT kapsamından tamamen çıkarılması talep edildi.
“Halkın serbest piyasa fiyatlarına mahkûm edilmesi demektir”
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) kararının kabul edilemez olduğu vurgulanan açıklamada; “Geçtiğimiz yıllarda yaptığımız tüm uyarılara ve açtığımız davalara rağmen alınan bu karar, milyonlarca hanenin ulusal fiyat tarifesinden çıkarılarak enerji borsasındaki dalgalanmalara bağlı serbest piyasa fiyatlarına mahkûm edilmesi demektir. Bu değişiklik doğrudan doğruya örtülü bir zam, başka bir ifadeyle maliyetlerin özel sektör lehine yurttaşın sırtına yıkılması anlamına gelmektedir” denildi
Sınır asgari tüketime dayandı
Yıllık 3 bin kWh sınırı, aylık tüketimlerin eşit olarak gerçekleştiği varsayıldığında ortalama 250 kWh (mevcut tarifeyle yaklaşık 820 TL) tüketime denk geldiğine işaret edilen açıklamada; “Yaptığımız hesaplamalarda, dört kişilik bir ailenin asgari yaşam standartları için aylık en az 230 kWh (yıllık 2.760 kWh) elektrik tüketeceğini ortaya koymaktayız. Bu miktar, dört kişilik bir ailenin yalnızca aydınlatma, buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi, televizyon gibi en temel elektrikli ev aletlerini kullandığında tükettiği enerjiyi yansıtmaktadır. Üstelik bu değerin içinde elektrikle ısıtma, soğutma veya sıcak su (şofben/termosifon) tüketimi yer almamaktadır. Yazın klima veya kışın elektrikli ısıtıcı kullanmak zorunda kalan haneler önceki sınırları dahi aşarken, 3 bin kWh sınırı artık doğrudan standart aile konutlarını hedef almaktadır” ifadelerine yer verildi.
Düzenlemenin, iddia edildiği gibi yalnızca elektrikli araçlarını şarj eden yüksek tüketimli villa tipi haneleri değil, asgari yaşam standardı düzeyinde tüketimi olan milyonlarca sıradan aileyi tehdit ettiği vurgulanan açıklamada, gizli zammın, “yüksek tüketimi hedef alan bir piyasa mekanizması” değil, en temel yaşam gereksinimlerini bile serbest piyasa koşullarına terk eden bir uygulama olduğu ifade edildi.
“EPDK bu kararla kendini feshetmektir”
“Son Kaynak Tedarik Tarifesi”nin ilk olarak 2018 yılında yalnızca çok büyük sanayi tesislerini kapsayacak şekilde yıllık 50 milyon kWh sınırıyla yürürlüğe konulduğu hatırlatılan açıklamada şunlar söylendi; “Ancak yıllar içinde bu sınır sürekli aşağı çekildi; 2020’de 7 milyon kWh’e, 2023’te 1 milyon kWh’e, 2025 yılı için trajik biçimde 5 bin kWh’e, 2026 yılı için 4 bin kWh’e ve nihayet 2027 yılı için 3 bin kWh’e düşürüldü. Bu süreç, ulusal tarifenin kademeli biçimde ortadan kaldırılmasına ve konutlarda elektrik fiyatlarının tamamen piyasa mekanizmasına devredilmesine yol açmaktadır. Böylece Anayasa ve Enerji Piyasası Kanunu gereği kamu yararı gözetme ve fiyat istikrarı sağlama görevini yerine getirmesi gereken EPDK, düzenleyici işlevini bütünüyle terk ederek kendi kendini feshetmektedir.”
“Yargıya taşıdık”
Konut abonelerinin son kaynak tarifesi kapsamına alınmasının kamu hizmeti anlayışıyla bağdaşmadığı ifade edilen açıklamada; “Elektrik enerjisinin “piyasa malı değil, kamusal bir hizmet” olduğunu belirterek, sınırın konutları kapsayacak şekilde düşürülmesini “gizli zam” olarak nitelendirip yargıya taşıdık. Açtığımız davalarda, düzenlemenin kamu hizmeti ilkesine, tüketici haklarına ve fiyat istikrarı yükümlülüğüne aykırı olduğu açıkça ortaya konulmuştur” denildi.
“Yargı denetimi ve kamu yararı fiilen yok sayılıyor”
Hukuki itirazlar ve kamuoyunun tepkileri ortadayken, sınırın her yıl bin kilovatsaat daha aşağı çekilmesinin, idarenin yargı denetimini ve kamu yararını fiilen yok saydığını gösterdiğine işaret edilen açıklamada; “Ayrıca 2026 yılı içindeki tüketimleri 3 bin kWh’i aşan abonelerin 2027 başında doğrudan bu tarifeye dahil edilecek olması, yurttaşların geçmiş tüketimleri üzerinden geriye dönük kurallarla cezalandırılması anlamına gelmektedir ki bu durum hukuk devleti ilkesi açısından da kabul edilemez” diye belirtildi.
“Bedeli yurttaşa yükleyemezsiniz”
Gizli zam içeren bu uygulamayı savunmak için ileri sürülen “rekabeti teşvik” ve “yüksek tüketim yapanları ikili anlaşmalara yönlendirme” gerekçelerinin gerçeği yansıtmadığı vurgulanan açıklamada; “Son kaynak tarifesine geçecek milyonlarca abone, spot enerji borsasında oluşan Piyasa Takas Fiyatı (PTF) ve YEKDEM gibi döviz bazlı değişken bedeller üzerinden faturalandırılacaktır. Konut abonelerinin “tedarikçi seçme özgürlüğü” kâğıt üzerinde kalmıştır; fiilen tüketiciler tek taraflı fiyat dayatması altındadır ve “rekabet” söylemi yalnızca özel şirketlere yapılan kâr aktarım mekanizmasını gizlemektedir.
Ödeme güçlüğü çeken, fatura korkusundan karanlıkta ve soğukta oturan hanelerin sayısının çığ gibi arttığı, sosyal yardım almadan yaşayamayan yurttaşların sayısının katlandığı bu ekonomik kriz döneminde, spekülatif piyasa dalgalanmalarının yükünü halka yüklemek açıkça yanlıştır” ifadelerine yer verildi.
Talepler
Açıklamada son olarak şu talepler sıralandı
- Konut aboneleri için 3 bin kWh’e düşürülen son kaynak limiti kararı derhal geri çekilmeli, konutlar Son Kaynak Tedarik Tarifesi kapsamından tamamen çıkarılmalıdır.
- Enerji politikaları, kamusal üretim ve sosyal tarife ilkeleriyle yeniden düzenlenmelidir. Maliyetleri düşürmek için kamunun bir an önce alım ve fiyat garantileri içeren enerji ihaleleri yerine doğrudan yatırım yapması gerekmektedir.
- Ekonomik krize karşı kalkınma perspektifiyle hazırlanan toplumcu bir enerji programına geçiş yapılmalı; elektrik alanında üretimden dağıtıma kadar tüm süreçleri yönetecek dikey entegre bir kamu tekeli yeniden kurulmalıdır. Geçiş sürecinde ise kamu kaynaklarının sonu belirsiz bir biçimde özel sektöre transfer edilmesi yerine, kamulaştırma işlemlerini yürütecek Kamulaştırma İdaresi Başkanlığı kurulmalıdır.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et