30.10.2026 12:12 / Güncelleme: 15:03

Gayrettepe katliamı davası 2 Aralık’a ertelendi

29 işçinin öldüğü Gayrettepe yangını davası 2 Aralık’a ertelendi, tutukluluk sürdü. Sanık yakınlarının ailelere laf atmasıyla çıkan kavgada salona çevik kuvvet girdi, aileler ve basın dışarı çıkarıldı. Aileler tüm sorumluların yargılanmasını istedi.

Gayrettepe katliamı davası 2 Aralık’a ertelendi

Fotoğraf: Barış Salık/Evrensel

Barış Salık
[email protected]


 

İstanbul Beşiktaş Gayrettepe’de 2 Nisan 2024'te tadilat sırasında çıkan yangında 29 işçinin yaşamını yitirdiği Masquerade Club davasının 16'ncı duruşması bugün İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 22 sanığın “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla yargılandığı davada mahkeme, tutuklu dört sanığın tutukluluk hâlinin ve diğer sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin devamına karar vererek duruşmayı 2 Aralık’a erteledi. Davaya yeni bir mahkeme heyeti bakıyor. Yeni bilirkişi raporu, saat 10.00'da başlayan duruşmadan yarım saat sonra mahkemeye ulaştı. Mütalaanın aralık ayında verilmesi bekleniyor.

“İhmal değil olası kast”

Yaşamını yitiren işçilerin aileleri duruşma öncesinde yağmur altında Çağlayan Adliyesi önünde toplandı. Aileler, yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının yer aldığı “İhmal Değil Olası Kast, Gayrettepe Katliamı İçin Adalet, #29CanİçinAdalet” yazılı pankartlar açtı.

Açıklamada konuşan ailelerin avukatı Ahmet Ergin, kamu görevlilerinin sorumluluğunu ortaya koyacak bilirkişi raporunun sabah itibarıyla hâlâ dosyaya girmediğini söyledi. Ergin, “Ama elimizde idare mahkemesindeki davalardan kaynaklanan aynı nitelikte bir rapor var. Bu rapor, kamu görevlilerinin sorumluluğunun neredeyse yarı yarıya olduğunu gösteriyor. Bu raporu mahkemeye sunduk” dedi.

Davanın baştan yanlış açıldığını söyleyen Ergin, “29 kişi basit bir ihmalle değil, ‘Ne olursa olsun, ölürse ölsün’ mantığıyla ölüme sürüklendi. Buna rağmen olası kast ihtimali nedeniyle ek savunma dahi alınmadı. Dava bilinçli taksirden açıldı, oysa bu bir olası kast. Bu konudaki ısrarımız sürüyor” diye konuştu.

“29 kişiyi katledenlerin tutuklanmadığı bir ülkeyiz”

Ergin, tutuklu yargılamanın esas olmadığını avukatlar olarak bildiklerini ancak ülkedeki tabloya dikkat çekmek istediklerini söyledi: “Daha geçen hafta bir bakanı eleştirdiği için iki gencin tutuklandığı, belediye başkanlarının çok kolaylıkla tutuklandığı, bir tweet attı diye onlarca insanın tutuklandığı bir ülkeyiz. Ama 29 kişiyi katledenlerin tutuklanmadığı bir ülkeyiz.”

Duruşmaları takip etmeyen belediye başkan yardımcısı ve ruhsat işleri müdürü hakkında zorla getirme kararı verilmesine rağmen adreslerinde bulunamadıklarını hatırlatan Ergin, “Hâlâ tutuklanmamalarını kimse izah edemez. Burada hiçbir kamu görevlisi tutuklu değil. Bu, 29 işçinin canına ne kadar önem verildiğini gösteriyor” dedi. Ergin, davanın yalnızca ailelerin, avukatların ya da birkaç duyarlı sendikanın değil, bütün toplumun meselesi olduğunu vurguladı.

“Nereye gidelim biz?”

Aileler adına konuşan Emine Kaya, 16 duruşmadır adliyeye geldiklerini ancak hiçbir sonuç alamadıklarını söyledi. Davanın en baştan bilinçli olarak yanlış suçlamayla açıldığını belirten Kaya, “Bu kadar savcı, bu kadar yetkili, 29 insanın ölümünde olası kast olduğunu bilmiyor mu? Davanın nasıl yürütüleceğine en baştan karar veriliyor” dedi.

Şikâyet edebilecekleri bir yer de bulamadıklarını anlatan Kaya, şöyle konuştu: “Adalet Bakanlığının önüne mi gidelim? Ülkede adalet olsa bu kadar katliam yaşanmaz. Çalışma Bakanlığının önüne mi gidelim? Yılda 2 binin üzerinde işçi katliamı yaşanıyor. Nereye gidelim biz?”

Mahkeme salonunda sanıkların hiçbir kaygı taşımadığını söyleyen Kaya, “Olası kasttan müebbet ceza alabileceklerine dair bir endişeleri bile yok. Hiçbir korkuları yok. Biz de başından beri korkmadan, usanmadan geliyoruz, gelmeye de devam edeceğiz. Bu işin peşini bırakmayacağız” dedi. Büyük bir acının ve haksızlığın içinde hakkı yalnız aradıklarını belirten Kaya, “Bu yükü kimse tek başına taşımamalı. Bu katliamların bir daha yaşanmaması için herkesten destek bekliyoruz” diye konuştu.

Duruşmadan gelişmeler: Sanık avukatları tahliye ve süre istedi

Duruşmada tutuklu sanıkların avukatları tahliye talebinde bulundu. İşletmenin gayriresmi sahibi Şahzade Şekergümüş’ün avukatı, azami tutukluluk süresinin dolduğunu ve kaçma şüphesi bulunmadığını öne sürdü. Tutuklu sanık Çağatay Altunay’ın avukatı, bilirkişi raporunda müvekkilinin kusurunun asli kusurdan tali kusura düştüğünü, kaçma şüphesi ve delilleri karartma ihtimali bulunmadığını belirterek tahliye istedi. Tutuklu sanık İbrahim Bildirici’nin avukatı da aynı gerekçelerle tahliye talep etti.

Adli kontrol altındaki sanıklar ise bilirkişi raporuna dayanarak beraatlerini ve adli kontrolün kaldırılmasını istedi. Sanık avukatları, bilirkişi raporu yeni geldiği için incelemek üzere süre de talep etti. Adli kontrol altındaki sanıklardan Sibel Çelik’in duruşma salonunda olmadığı görüldü.

Aileler: Kişilere göre mi hukuk uygulanıyor?

Ailelerin söz alarak konuştuğu duruşmada, yaşamını yitiren Şivam Doğu’nun kardeşi soruşturmanın genişletilmesini istedi: “Kişilere göre mi hukuk uygulanıyor? Bizim 29 evladımız toprak altında. Neden bütün sorumlular incelenmiyor, neden bu dava bu kadar az kişiyle yürütülüyor? Soruşturmanın genişletilmesini ve gerçek sorumluların bulunmasını istiyoruz. Bir önceki duruşmada sanık avukatları iki işçinin sorumlu olduğunu söylemişti. Biz bütün sorumluların tutuklanmasını istiyoruz.”

Emine Kayabaş ise yargılamanın aralık ayında bitirilmek istenmesine tepki gösterdi: “Bilinçli taksirden dört kişi 5,5 yıl yatıp çıkacak mı? Siz aralık ayında yargılama bitecek diyorsunuz. Buraya mal sahibi, yönetici, iş sağlığı ve güvenliği sorumluları çağrılmadı. Bu dört kişiyle mi bitecek? Kamudan kimse ceza almayacaksa, Çalışma Bakanlığı buraya gelmeyecekse ben hakkımı helal etmiyorum. 29 insanın 5 dakikada katledildiği bir yerde siz araştırma ve keşif yapmadan bu davayı iki ayda bitiremezsiniz.” Kurumların sorumlu tutulmadığını, işletme sahibinin suçlu görülmediğini söyleyen Kayabaş, “Sanık avukatları ceza almayacaklarından o kadar emin ki ar etmiyorlar” dedi. Kayabaş konuşmasının ardından rahatsızlanarak salondan çıktı.

Cengiz Aksoy’un ablası Nurten Aksoy, mahkeme heyetine “Arkanızda ‘Adalet mülkün temelidir’ yazıyor. Siz onları bilinçli taksirle mi yargılayacaksınız?” diye seslendi.

“Çocuğumun mezarında özür dilemek istemiyorum”

18 yaşındaki çocuğunu yangında kaybeden Gülşen Aladağ, yeni heyetten adalet beklediğini söyledi: “Umarım adaletli bir mahkeme heyeti gelmiştir. Umarım Kartalkaya’da olduğu gibi sanıklara müebbet verilir. 18 yaşında evladımı ben oraya gönderdim. Çocuğumun mezarına gittiğimde ondan özür dilemek, ‘Adalet yok evladım’ demek istemiyorum. Aileler her duruşmaya geliyor ama sanıklar mahkemeye gelmiyor. Ben ölmeden hepsinin cezasını bulmasını istiyorum.” İşletmenin yasal sahibinin neden yargılanmadığını soran Aladağ, “Yasal patronsa o neden dışarıda? Orada 29 kişiyi diri diri gömdüler” dedi.

Şivam Doğu’nun ablası da mütalaa aşamasına gelinmeden en azından olası kasttan ek savunma alınmasını istedi: “Biz müştekiler olarak her duruşmaya geliyoruz. Yargılamanın sonuna yaklaşıyoruz. Kartalkaya davası bu ülkenin emsal davası olmalı, bize de emsal olsun.” Duruşmaya gelmeyen sanık Yasemin Saral’a da değinen Doğu, “Polis defalarca adresine gitmiş, bulamadık diyor. Bugün de rapor almış, gelmiyor. Bu nasıl bir çelişki?” dedi. Kısa süre önce işletmenin önüne gittiklerini ve kapıda mühür olmadığını gördüklerini anlatan Doğu, “Dava mı bitti hâkim bey? Bize burası açılabilir diyorlar” diye konuştu.

“Dört ay önce damatlık giydirdim, dört ay sonra kefen”

Yangında yaşamını yitiren Mahmut Emin Kaya’nın annesi Gülşen Kaya ve babası Sami Kaya da söz aldı. Aynı ekipten altı işçinin yangında yaşamını yitirdiğini hatırlatan Kaya çifti, “Oğlumu dört ay önce evlendirdim. Dört ay önce evladıma damatlık giydirdim, dört ay sonra kefen giydirdim” dedi.

Kaya ailesi, işçileri işe alan Ercan Erkan’dan şikâyetçi olduklarını söyledi: “Altı kişinin sorumlusu o, onları işe alan o. Yedi kişiyle girdiği yerden sadece kendisi kurtuldu. Davanın olası kasttan görülmesini istiyorum. Adalete güvenmek istiyorum.”

Onur Aladağ’ın babası Bayram Aladağ da Erkan’ın duruşmada olmamasına tepki gösterdi: “Yedi kişilik ekipten sadece kendisi kurtuluyor. Bugün 16'ncı duruşma, kendisi burada yok. Ben çocuğumu bu insana emanet etmişim. Adalet bu mu? Ercan Erkan hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz.”

“Gülerken bile yaralıyım”

Kardeşini yangında kaybeden Hacer Uzun, 2 Nisan 2024'ten bu yana her şeylerini kaybettiklerini söyledi: “O gün kardeşimin bir ailesi vardı, hayattaydı. Ben gülerken bile yaralıyım. Bayramda, aile buluşmalarında kardeşim yok. Yangın güvenliği önlemleri neden yeterli değildi? Çıkış yolları neden kapalıydı? 29 insanın yaşamını yitirdiği bir yerde bir karar neden iki yıldır sürüyor? Ben sizden teselli, acıma beklemiyorum. Bu soruşturmada sorumlu olan herkesin tutuklanmasını istiyorum.” Uzun, Şırnak’ta yaşayan iki ailenin maddi imkânsızlıklar nedeniyle duruşmalara gelemediğini de anlattı.

Mehmet Okumuş’un kız kardeşi Tuğba Okumuş ise davaya bakan heyetin iki kez değiştiğini hatırlattı: “Siz üçüncü mahkeme heyetisiniz. Şahzade Şekergümüş 30 aylık tutukluluğa dayanarak tahliyesini istemeye başladı. 29 kişinin öldürüldüğü bir yerde tahliye nasıl istenebilir?”

Ergin: Yeni heyetsiniz, olası kasttan ek savunma alın

Ailelerin avukatı Ahmet Ergin, yeni bilirkişi raporunun yalnızca sonuç bölümünü inceleyebildiklerini söyledi. Kendilerinin de UYAP üzerinden, esaslı tadilat yapıldığını ve Beşiktaş ile İstanbul belediyelerinin kusurlu olduğunu ortaya koyan bir rapor ilettiklerini belirtti.

Yeni heyete olası kasttan ek savunma alınması çağrısı yapan Ergin, “Bir sinema salonu diskoteğe çevrilmiş. Kamyonlarca moloz çıkan bir yer burası. Bunu bilmeme şansları yok. Yangın söndürme sistemleri iptal edilmiş, kapılar kapatılmış. Deliller ve raporlar ortadayken olası kasttan ek savunma istenmeli. Yeni bir heyetsiniz. İhsas-ı rey oluşmasını istemiyorsanız bu ek savunmanın alınması gerekir” dedi.

Ergin, tutuklamanın ülkede istisna olmaktan çıktığını söyledi: “Bir tweet attı diye iki genç tutuklu, belediye başkanları, yazarlar, gazeteciler tutuklu. Peki bizim dosyamızda sorumlular neden tutuksuz? Bu aşamada sorumlulukları tespit edilenlerin tutuklanmasını talep ediyoruz.”

Bir kısım katılanların vekili Avukat Nazlıcan Çelik de olası kasttan ek savunma alınmasını ve tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamını istedi. Çelik, kulüpte bu iş için işe alınmamış kişilerin çalıştırıldığının ortada olduğunu ve sanıkların da bunu inkâr etmediğini söyledi.

Salona çevik kuvvet girdi, aileler ve basın dışarı çıkarıldı

Duruşma sırasında sanık yakınlarının ailelere laf atması üzerine salonda kavga çıktı. Salona çevik kuvvet polisi girdi ve duruşmaya ara verildi. Yaşananlar sırasında bazı aile üyeleri fenalaştı. Önce sanık yakınları, ardından aile yakınları salondan çıkarıldı. Aile yakınları, “Biz neden cezalandırılıyoruz?” diyerek tepki gösterdi. Çevik kuvvet, aile yakınlarının yanı sıra duruşmayı takip eden basın mensuplarını da salondan çıkardı. 

Avukatlar salonu terk etti, dava 2 Aralık’a ertelendi

Çevik kuvvetin salona girmesinin ardından mahkeme heyeti salonu boşaltma kararı aldı, katılanlar da bu kararla salondan çıkarıldı. Ailelerin avukatları, katılanların davanın tarafı olduğunu ve onlarsız yargılama yapılamayacağını belirterek itiraz etti. Mahkemenin bu talebi reddetmesi üzerine avukatlar protesto amacıyla salonu terk etti. Mahkeme, avukatların yokluğunda tutuklu dört sanığın tutukluluk hâlinin ve diğer sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin devamına karar verdi. Duruşma 2 Aralık’a ertelendi.

“Aileler olmadan bu dava devam edemez”

Fotoğraf: Barış Salık/Evrensel

Fotoğraf: Barış Salık/Evrensel

Duruşmanın ardından ailelerin avukatları Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yaptı. Avukat Naim Eminoğlu, “Katılanlar bu davanın tarafıdır, asildir. Taraf teşkili yapılması gerekir, bu yapılmamıştır dedik. Mahkeme bu talebimizi reddetti. Biz de davanın avukatları olarak bunu protesto edip salonu terk ettik” dedi. Mahkemenin duruşmayı kendilerinin ardından ertelediğini ve ara kararı onlara sonradan ilettiğini belirten Eminoğlu, “Aileler olmadan, katılanlar olmadan bu dava devam edemez. Bu dava dört duvar arasında sürdürülemez” diye konuştu.

Eminoğlu, bilirkişi raporunun duruşma saatinden yarım saat sonra, 10.30'da mahkemeye getirildiğini ve raporların her seferinde duruşma sabahı geldiğini söyledi. Bunun yargılamayı uzatan bir durum olduğunu belirten Naim Eminoğlu, olası kasttan ek savunma talepleri hakkında karar verilip verilmediğini bilmediklerini, muhtemelen verilmediğini kaydetti. [AD], “29 işçinin hesabı sorulana kadar ailelerle omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

“Sataşmalar bir taktik, mahkeme de bu taktiğe düşüyor”

Avukat Lütfi Sabri Batı, duruşma salonuna hiç gelmeyen iki kamu görevlisi hakkında zorla getirme kararı verildiğini ancak adreslerinde bulunamadıklarını hatırlattı. Batı’nın aktardığına göre bugün kamu görevlilerinden biri mazeret sunmadı. Diğerinin sunduğu sağlık raporu ise duruşma saatinden önceki bir tedaviye ilişkindi. Batı, tedavinin adliyeye arabayla 20 dakika uzaklıktaki bir yerde yapıldığını söyledi. “Bu dosyada bir tane bile kamu görevlisi ölümden sorumluymuş gibi yargılanmıyor. Bu aşamada kararın ne olacağını görebiliyoruz” diyen Batı, salonda yaşananları da şöyle değerlendirdi: “Duruşmadaki sataşmalar, saldırgan tutumlar ve duruşmayı bu şekilde dağıtmak bir taktik. Olası kastın, kamu sorumluluğunun tartışılmaması, kamu görevlilerinin duruşmalara gelip gelmediğinin görülmemesi için bir taktik. Ve bu taktiğe mahkeme düşüyor.”

Mahkemenin olası kasttan ek savunma talebini karara bağlamadığını, buna karşın kararın yakında verileceğini ima eden ifadeler kullandığını söyleyen Batı, “29 insanın ölümü bu şekilde küçümsenemez. Kamuoyundan bu küçümsemeye karşı bir tepki ve sahiplenme bekliyoruz” dedi.

Ailelerin avukatı Ahmet Ergin de bugün dosyaya giren rapor ile idare mahkemesine sunulan raporların kamu görevlilerinin sorumluluğunu ortaya koyduğunu söyledi: “Kamu görevlilerinin sorumluluğu artık inkâr edilemeyecek bir gerçektir. İhmali de aşan, bu katliamın ortaya çıkmasındaki sorumlulukları açıktır. Onların da olası kasttan cezalandırılmasını istiyoruz.” Ergin, 2 Aralık’taki duruşmaya da kamuoyunu davet etti.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
30.10.2026 13:15 / Güncelleme: 13:22

İstanbul'un 15 ilçesinde cumartesi günü elektrikler kesilecek: Mahalleler ve saatler belli oldu

BEDAŞ, İstanbul'un Avrupa Yakası'ndaki 15 ilçede 31 Ekim Cumartesi günü planlı elektrik kesintileri uygulanacak. Bakım ve yatırım çalışmaları nedeniyle birçok mahallede elektrik verilemeyecek. Bazı bölgelerde kesintiler 8 saate kadar sürecek.

İstanbul'un 15 ilçesinde cumartesi günü elektrikler kesilecek: Mahalleler ve saatler belli oldu

Fotoğraf: Burak Argun/Pexels

30.10.2026 14:04

Bir süredir tedavi görüyordu: Musa Eroğlu sahneye geri dönüyor

Karaciğerindeki kist nedeniyle yaklaşık 1,5 aydır tedavi gören Musa Eroğlu, sağlık durumunun iyiye gittiğini duyurdu. Eroğlu, yakında sahne çalışmalarına yeniden başlayacağını belirtti.

Bir süredir tedavi görüyordu: Musa Eroğlu sahneye geri dönüyor

Fotoğraf: Princeofspatium/Wikimedia Commons CC BY-SA 4.0

30.10.2026 10:00

ABD'den Baltık ülkelerine Rusya uyarısı: 'Açıklamalarınızı yumuşatın'

Reuters'ın haberine göre Pentagon, Litvanya, Letonya ve Estonya'dan Rusya'ya yönelik sert açıklamalarını sınırlamalarını istedi.

ABD'den Baltık ülkelerine Rusya uyarısı: “Açıklamalarınızı yumuşatın”

Fotoğraflar: Unsplash

30.10.2026 13:26

Fransa'da Sarı Yeleklilerin Meclis önündeki eylemine yasak kararı

Fransa'da Sarı Yeleklilerin kamu özgürlüklerinin muhafaza edilmesi çağrısıyla Ulusal Meclis'in önünde düzenlemeyi planladığı eylem için yasak kararı verildi.

Fransa'da Sarı Yeleklilerin Meclis önündeki eylemine yasak kararı

Fransa’da yükselen akaryakıt fiyatları, yüksek yaşam maliyetleriyle birlikte Fransa’da
Sarı Yelekliler hareketi 17 Kasım 2018’de başladı | Fotoğraflar: Eren Araman

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!