Dinsel otoritelerden siyasi iktidarlara tarihte sansür: İktidarlar hangi bilgilerin yayılmasını neden engelledi?
Sansür, matbaanın ortaya çıkmasından çok önce farklı biçimlerde uygulanıyordu. Dinsel otoriteler inançlarına aykırı gördükleri eserleri yasaklarken hükümdarlar siyasi eleştirileri, savaş dönemlerinde ise devletler askeri bilgileri sansürledi.
Fotoğraf: Unsplash
İsmail Cem Şimşek
[email protected]
Tarihte sansürün temel gerekçelerinden biri, mevcut dinsel ve siyasi düzeni “korumaktı”. Yazılı eserler yalnızca bilgi aktarmıyor, aynı zamanda otoritelerin meşruiyetini sorgulayabilen fikirlerin yayılmasını da sağlıyordu.
Orta Çağ Avrupa'sında dinsel otoriteler, Hristiyan öğretisine aykırı gördükleri metinleri denetledi. İngiltere'de 1409'da John Wycliffe'in izinsiz İncil çevirisiyle bağlantılı Lollard hareketine karşı dinsel sansür yasaları gündeme geldi. Basılı kitapların yaygınlaşmasıyla denetim daha örgütlü hale geldi.
Katolik Kilisesi, 1559'da yasaklı kitaplar listesini yayımladı. Index Librorum Prohibitorum adıyla bilinen liste, Katoliklerin okumaması gerektiği düşünülen eserleri içeriyordu. Trent Konsili sonrasında 1564'te sistematik hale getirilen yasaklı kitaplar düzeni, sonraki yüzyıllarda farklı baskılarla sürdürüldü. Liste ancak 1966'da kaldırıldı.
Sansürün gerekçesi bu dönemde yalnızca dinsel inancı korumak değildi. Matbaa faaliyetlerinin ruhsata bağlanması ve basılacak eserlerin önceden incelenmesi, hangi fikirlerin dolaşıma girebileceğini belirleyen bir mekanizma oluşturuyordu.
Matbaanın yaygınlaşmasıyla “denetim” de kurumsallaştı
Matbaanın Avrupa'da yaygınlaşması, kitapların daha hızlı ve daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Bu gelişme, hükümdarların ve dinsel kurumların yayınları denetleme yöntemlerini de değiştirdi.
İngiltere'de 1662 tarihli Licensing of the Press Act, basılı yayınların ruhsatlandırılması ve denetlenmesi için bir çerçeve oluşturdu. Eserler yayımlanmadan önce incelenebiliyor, izinsiz basım ve dağıtım sınırlandırılabiliyordu. Bu sistem, yalnızca dinsel görüşlerin değil, siyasi iktidarı eleştiren metinlerin de denetlenmesine imkan veriyordu.
Böylece sansür, yalnızca belirli bir kitabı yasaklama uygulamasından çıkarak yayıncılığı, matbaaları ve kitap dağıtımını kapsayan daha geniş bir denetim sistemine dönüştü.
Osmanlı'da sansür: Gazeteler ve muhalif fikirler
Osmanlı İmparatorluğu'nda basının gelişmesiyle birlikte yayınların “denetimi” de kurumsallaştı. 1831'de yayımlanmaya başlayan Takvim-i Vekayi, devletin resmi gazetesi olarak faaliyet gösterdi. Özel gazetelerin ortaya çıkmasıyla birlikte basının siyasi tartışmalardaki rolü arttı.
1860'ta yayımlanmaya başlayan Tercüman-ı Ahval, Osmanlı basın tarihinde özel girişimle çıkarılan ilk Türkçe gazetelerden biri olarak öne çıktı. Gazetelerin yönetimi eleştiren yazılara yer vermesi, basın üzerindeki baskının sıkılaştırılmasında etkili oldu.
1858 Ceza Kanunu, 1864 Matbuat Nizamnamesi ve 1867 Âli Kararname, Osmanlı basın tarihindeki önemli düzenlemeler arasında yer aldı. Özellikle 1867 tarihli kararname, yönetimin sakıncalı gördüğü yayınlara karşı müdahalesini genişletti. Gazeteler kapatıldı, bazı gazeteciler sürgüne gönderildi veya yurt dışına çıkmak zorunda kaldı.
II. Abdülhamid döneminde sansür daha kapsamlı bir denetim mekanizmasına dönüştü. 1878 sonrasında basılı yayınlar, matbaalar ve tiyatrolar çeşitli devlet birimlerinin denetimine alındı. Yurt dışında yayımlanan Türkçe gazeteler de Osmanlı yönetiminin takip ettiği yayınlar arasındaydı.
Bu dönemde sansürün gerekçeleri arasında devlet otoritesini korumak, muhalif fikirlerin yayılmasını önlemek ve siyasi eleştirileri sınırlandırmak bulunuyordu.
Savaş dönemlerinde gerekçe: Askeri güvenlik
Sansürün en sık başvurulan gerekçelerinden biri, savaş sırasında askeri bilgilerin düşman eline geçmesini önlemek oldu. Birliklerin konumu, askeri harekat planları ve cephedeki kayıplar gibi bilgilerin yayımlanması sınırlandırılabildi.
Osmanlı İmparatorluğu'nda II. Meşrutiyet'in ilanıyla 1908'de basın alanında görece bir serbestleşme yaşandı. Ancak Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla askeri sansür uygulamaları devreye girdi. Savaş sonrasında, 1919-1923 yılları arasında İstanbul basını hem işgal kuvvetlerinin hem de Osmanlı yönetiminin sansür uygulamalarıyla karşı karşıya kaldı.
Sansürün değişmeyen gerekçeleri
Tarihsel örnekler, sansürün dönemlere göre farklı gerekçelerle savunulduğunu gösteriyor. Dinsel otoriteler inanç düzenini korumayı, hükümdarlar siyasi meşruiyetlerini sürdürmeyi, savaş halindeki devletler askeri güvenliği, ideolojik rejimler ise kendi dünya görüşlerinin egemenliğini sağlamayı öne çıkardı.
Sansürün uygulanma biçimleri de değişti. Kitapların yakılması ve yasaklı eser listelerinden yayın öncesi denetime, gazetelerin kapatılmasından merkezi bürokratik kontrol sistemlerine uzanan farklı yöntemler kullanıldı.
Ancak tarihsel açıdan temel soru değişmedi: Hangi bilgilerin yayımlanacağına kim karar veriyor ve bu karar hangi çıkarları koruyor?
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et