Siirt'teki konuşmasıyla gündeme gelen Emine Teğin: Bunları artık konuşmalı, susmamalı
DEM Parti’nin “Ekmek, Barış ve Adalet için Bütçe” kampanyasına katılan Emine Teğin, geçim sıkıntısını, tarım ve hayvancılıkta yaşanan sorunları anlattı. Teğin, “Biz artık bu yaşamın ve kısır döngünün değişmesini istiyoruz” dedi.
Fotoğraf: MA
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve beraberindeki heyet, “Ekmek, Barış ve Adalet için Bütçe” kampanyasını 24 Ekim’de Siirt’in Kurtalan ilçesindeki Ahmede Xane Parkı’nda gerçekleştirdi. Etkinliğe katılan ve “Bu ülkenin çocukları aç! Herkes duysun. Bazıları bu ülkenin kaymağını yerken bu ülkenin halkı aç” sözleriyle gündeme gelen Emine Teğin, yaşadıkları ekonomik sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çocuk Gelişimi Bölümü mezunu olan Teğin, kendisini şu sözlerle tanıttı: “1984'te Mersin'in Tarsus ilçesinde doğdum. Çocukluğum ve gençliğim orada geçti. 20 yaşından sonra evlenerek Siirt'in Erut ilçesine yerleştim. Dört çocuğum var. Dedemizden kalan toprakları işlemeye çalışıyoruz. Çok büyük bir tarım veya ticaret durumumuz yok. Ancak bize yetecek kadarlık üretebiliyoruz.”
Su sorunu hayvancılığı da bitirdi
Daha önce küçükbaş hayvancılık yaptıklarını anlatan Teğin, yaylalara getirilen yasakların ve su sıkıntısının geçim kaynaklarını olumsuz etkilediğini belirtti. Teğin, şöyle konuştu:
“Maalesef yaylaların yasaklanması ve su sorunlarından dolayı -çünkü bu bölgede daha önce su sıkıntısı da vardı- birçok eve su verilemiyordu, buna bağlı olarak yıllarca sırtımızda su taşıdık. Sadece biz değil, bölgede yaşayan birçok insan böyleydi. Biz kendimize yetecek kadar suyu bulamazken hayvanlara nereden bulacaktık. Tabi burada yaylacılık yoğun yapılıyor. Şehir ortasında bir hayvancılık faaliyeti ne yazık ki yapamayız. Böyle de olunca hayvanlara evde bakmak zor oldu. Saman ve arpa fiyatları derken küçükbaş hayvancılığı bitirdik.”
“Bütün emeklerim boşuna gitti”
Eşi kansere yakalandıktan sonra uzun bir tedavi sürecinden geçtiğini ve bu dönemde ailelerinin ekonomik koşullarının zorlaştığını belirten Teğin, büyükbaş hayvancılığa yöneldiklerini ancak artan yem fiyatları nedeniyle bunu da sürdüremediklerini söyledi.
Teğin, yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Eşim kansere yakalandığından uzun süre bir tedavi süreci geçirdi. Sürekli işlerde çalışamama durumu oldu. Bundan dolayı bir iki büyükbaş hayvan bakalım dedik. Ama maalesef ki biz de ekonomiye yenildik. En son dört inekten bir tane kaldı. Onu da yem fiyatları çok külfetliydi. Bir çuval yem bin lira olmuş. İneğe bakamayınca kesime gönderdik. İneği 130 bine sattım, 120 torba da yem aldım. Hem fazladan harcadığınız zaman, işin ağırlığı, ahır temizliği derken bütün emeklerim boşuna gitti.”
“Emeğin karşılığını alamayınca umutsuzluğa kapılıyoruz”
Gençlerin tarım, bahçe işleri ve hayvancılıkla uğraşmak istemediğini belirten Teğin, bu alanlarda emeğin karşılığının alınamamasının geleceğe dair umutsuzluğu artırdığını ifade etti.
Teğin, “Orada geleceğini kurabileceği bir gelir gelmiyor. Emeğin karşılığını alamadığın zaman insan umutsuzluğa kapılıyor. Tabi ki gençler bunu yapmak istemiyor. Bunun bir karşılığı olsa, kazanç olsa neden yapmak istemesinler ki. Bence dünyanın en güzel mesleği tarım ve hayvancılık. Biz bunu çok da severek yapıyorduk ama karşılığını alamayınca bizde bu işi istemeyenler kervanına katıldık” dedi.
“Alışverişe bile çocuklarımızla gidemiyoruz”
Ülkedeki sorunların artık konuşulması ve bu sorunlar karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini vurgulayan Teğin, ekonomik koşulların çocuklu ailelerin yaşamını da zorlaştırdığını söyledi.
Teğin, “Artık çocuklarla alışverişe dahi gidemiyoruz. Çeşitlilik çok fazla ama alım gücü yok. Birçok ürünün reklamı yapılıyor, bu reklamları bile çocuklardan saklamaya çalışıyoruz. Bu da çocuklu aileler için çok zor. Okullar açıldı, öğretmenlerin verdiği liste 5 bin lira. Çocuklar için verilen 2 ayda bir şartlı eğitim yardımı var. Oğlum 8 gün sigortalı çalıştı diye kız çocuğununkini kestiler” ifadelerini kullandı.
Kadınlar temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor
Kadınların kendi ihtiyaçlarını karşılamakta da zorlandığını belirten Teğin, bu sorunun yeterince dile getirilmediğine dikkat çekti.
Teğin, “Kendi özel ihtiyaçlarını dahi alamıyorlar. Bu da büyük bir sorun. Bu çok fazla dillendirilen bir şey değil ama kadınlar ortamlarında çok dile geliyor. Bolluk, bereket, cennet dolu bir ülkede yaşıyoruz ama alım gücümüz çok kısıtlı” diye konuştu.
“Bizim gidecek başka yerimiz yok”
Herkesin eşit koşullarda ve onurlu bir yaşam sürebileceği bir ekonomik düzenin kurulması gerektiğini belirten Teğin, çocukların geleceği için sağlık ve eğitim başta olmak üzere yaşanan sorunların çözülmesi çağrısında bulundu.
Teğin, “Bizler bu ülkenin çocuklarıyız, gidecek başka yerimiz de yok. Başka yere gitmek de istemiyoruz. Çocuklarımızın geleceği ve sağlıklı nesiller yetiştirmek için çocuklarımıza sahip çıkmalıyız. Sağlıktan eğitime kadar bütün eksikliklerimizi gözden geçirmeliyiz. Dört mevsimi yaşayan, üç tarafı denizlerle kaplı olan bir ülkede niye her şeyin yoksunluğunu yaşıyoruz” diye sordu.
“Almanya ekonomimizi kıskanmıyor”
Sık sık dile getirilen “Almanya bizi kıskanıyor” sözlerini hatırlatan Teğin, Türkiye'de halkın yaşadığı ekonomik sorunlara ve geçim sıkıntısına dikkat çekti.
Teğin, “Almanya bizi gerçekten kıskanıyor. Ama Almanya bizim genç nüfusumuzu, kadın nüfusumuzu, ucuz iş gücümüzü, tasımızı, toprağımızı, havamızı kıskanıyor. Almanya bizim ekonomimizi kıskanmıyor ki; bir Almanın bir ayda yediği eti biz iki yılda yiyemiyoruz. Bu konuda kusura bakmayın bizi kıskanmıyor. Şu an insanlar geçim derdinde. Dün Sêrt'te, daha önceki günler Sewaz’da, Wan'da seyyar satıcıların araçları alınıyor. Wan'da çocuğunu gözü önünde babasına çok kötü bir muamele yapılıyor. Bu adaletsizlik değil de nedir” dedi.
“Hâlâ gıda ve barınma sorunlarını konuşuyoruz”
İnsanlığın yüzyıllar geçmesine rağmen temel ihtiyaçlara erişim sorununu aşamadığını belirten Teğin, bilimsel gelişmelerle gündelik yaşam koşulları arasındaki çelişkiye dikkat çekti.
Teğin, şöyle konuştu:
“2000 yıl sonra yine aynı sorun. Demek ki sadece evler ve giyimlerimiz değişmiş. Yaşam tarzımız halen aynı. Halen gıda ve barınmanın peşinden koşuyoruz. Bundan yüz yıl önce yani 1900'lü yıllarda Marie Curie Polonya asıllı bir kadın hem fizik hem kimya dalında Nobel ödülü alıyor. Ama biz halen gıda enflasyonunu, hayat şartlarını, yaşam koşullarını konuşuyoruz. Bu ayıp bize yeter bence. Çocuklarımızı nasıl geçindireceğiz, akşama ne pişireceğiz diye düşünüyoruz. Yani ne kadar ileri gidiyorsan bile yaşam tarzımızda hiç bir değişiklik olmuyor. Biz artık bu yaşamın ve kısır döngünün değişmesini istiyoruz.”
“Önce gençlerimizi kurtaralım”
Gençlerin büyük bölümünün işsiz olduğuna dikkat çeken Teğin, işsizlik ve uygun koşulların oluşmamasının gençleri uyuşturucu tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığını belirtti. Gençlerin korunması ve sorunlarının çözülmesi gerektiğini vurgulayan Teğin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Onlara sahip çıkmadığımız ve ortam da müsait olduğu için uyuşturucu batağına düşmüşler. Önce gençlerimizi kurtarmaya bakalım. Onlar bizim geleceğimiz, bu toprağın sahipleri onlar. Gelecek nesilleri onlar yetiştirecekler. Böyle bir gençlikle bunları nasıl yapacaklar. Bunlar çok zor sorunlar değil, kolay yapılabilecek şeyler. Sadece iyi bir yönetimle bu sorunlar çözülebilir.”
Dün başlattığımız Ekmek, Barış ve Adalet kampanyamızın Kurtalan’daki açılışında konuşan bir kadın arkadaşımızın birkaç dakikalık sözleri, bu ülkede milyonların neden ekmek, aş ve adalet istediğini anlatmaya yetti. Zaman ayırıp dinlemenizi isterim. https://t.co/2Ttzbvdp7L
— Tuncer BAKIRHAN (@tuncerbakirhan) October 25, 2026
(MA)
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et