CİSST'ten Özge Akyüz: Tutuklu kadın sayısı 26 yılda 12 kat arttı
CİSST'ten Özge Akyüz, 2000'den bu yana kadın tutuklu sayısının 12 kat arttığını ve buna bağlı olarak hak ihlallerinin de arttığını belirterek, son süreçteki başvurularda tahliyelerin keyfi olarak engellendiğini ve intihar iddiaları aldıklarını söyledi.
Fotoğraf: MA
Türkiye’deki cezaevleri yaşanan hak ihlalleri ile gündeme gelmeye devam ediyor. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü (CTE) verilerine göre, cezaevlerinde 21 bin 128 kadın tutuluyor. Tutuklu kadınların yaşadıkları hak ihlallerine dair Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Hapiste Kadın Tematik Alan Temsilcisi Özge Akyüz Mezopotomya Ajansı’ndan Ceylan Şahinli’ye konuştu.
Türkiye ve dünyada tutuklu kadın sayısının giderek arttığını belirten Özge Akyüz, “Bazı gelişmelerin Türkiye’de ve dünyada birbirine çok paralel ilerlediğinin altını çizmek isterim. Uluslararası verilere göre dünyada 733 bin kadın ve kız çocuğu mahpus bulunuyor. Bu da dünyadaki genel mahpus nüfusunun yüzde 6,8’ine tekabül ediyor. Genel nüfus içerisinde azınlık gibi görünseler de son 25 yılda kadın mahpus nüfusu yüzde 57, erkek mahpus nüfusu ise yüzde 22 arttı. Dolayısıyla kadınların daha hızlı hapsedildiğini görüyoruz. Benzer bir durum Türkiye’de de var” dedi.
“Cezaevleri erkeklere göre düzenlenmiş”
Fotoğraf: MA
2000 yılından bu yana Türkiye’deki kadın tutuklu nüfusun 12 kat arttığını kaydeden Özge Akyüz, buna bağlı olarak cezaevlerinde kadınların yaşadıkları hak ihlallerinin de bir o kadar arttığını söyledi. Özge Akyüz, cezaevlerindeki mimarinin de tamamen erkeklerin düşünülerek yapıldığını dile getirerek, kapıların genişliğinin bile buna göre dizayn edildiğini dile getirdi. Türkiye’de mevcut cezaevi sisteminin cinsiyet eşitsizliğini arttırdığını dile getiren Özge Akyüz, “Türkiye’de hapishane sistemi kadınlar ve erkekler üzerinden ikili bir cinsiyet sistemine göre kurulmuş durumda. Ancak bu sistemin mekansal düzenlemelerine, yasal düzenlemelerine ve metinlerin hazırlanma biçimine baktığımızda erkeklerin ihtiyaçlarına göre düzenlendiğini görüyoruz” diye belirtti.
"Kadınların kapatılması" meselesinin cinsiyet rollerinin inşasında gelişen bir süreç olduğunu söyleyen Özge Akyüz, "Kadınlar toplum içerisinde de kapatılma, izlenme, gözetlenme ve denetlenme gibi çeşitli mekanizmalara maruz kalıyor. Hapsedilme ise bütün bunların kurumsallaştığı alanlardan biri. Kadınların belirli mekanlara kapatılması, telefon görüşmelerinin dinlenmesi, mektuplarının okunması ve günün bütün saatlerinin belirlenmesi bunun örnekleri arasında. Ne zaman uyuyacakları, ne zaman uyanacakları, sabah ve akşam sayımlarının ne zaman yapılacağı, ne zaman etkinliklere çıkacakları, hangi kurslardan ve sosyal faaliyetlerden yararlanacakları belirleniyor. Bunların hepsi hapishanelerde denetim altında tutuluyor" ifadelerini kullandı.
“Kadınlar pek çok haktan mahrum”
Özge Akyüz, şunları belirtti: "Kadınlar cezaevlerinde bilgisayar kullanma, kantinden bir şey alma hakkından da mahrum. Kantinde bulunan malzemelerin niteliği ve çeşitliliği ya da ortak alanlara, sohbete ve etkinliklere çıkma gibi konularda sorunlar yaşanabiliyor. Bu etkinliklerin ne ölçüde düzenlendiği ve kadınların bunlara ne kadar katılabildiği de önemli. Çünkü etkinlikler idare tarafından hapishanenin nüfusuna göre organize ediliyor; günleri, saatleri ve mekanları buna göre planlanıyor. Erkek mahpus nüfusunun yoğun olduğu ve aşırı kalabalıklaşmanın yaşandığı bir sistemden söz ediyoruz. Bu koşullarda kadınların söz konusu olanaklara erişemediğine ilişkin çok sayıda başvuru alabiliyoruz. Yeni cezaevlerindeki sistem ise çok daha kötü. Mahpusların güneşe, toprağa, insana erişimi kısıtlı. Kadınların hali hazırda bu erişim kısıtlılığı sebebiyle yaşadığı pek çok sorun var. Bu durum, regl dönemlerinde sancıların çok daha şiddetli yaşanmasına neden olabiliyor. Uzun vadede hapishanede kalan kadınlarda kistik sorunlar da görülebiliyor.”
“Kararlar keyfi alınıyor”
Cezaevlerindeki İdare ve Gözlem Kuruları’nın infaz erteleme ve uyguladıkları disiplin cezalarına değinen Özge Akyüz, cezaların da en çok kadınları hedef aldığına belirtti. Kadınların koşullu salıverilme haklarının engellenmesine dair çok sayıda başvuru aldıklarını belirten Özge Akyüz, "Siyasi kadın mahpuslar zaten denetimli serbestlik ve açık hapishaneye ayrılma gibi mekanizmalardan da faydalanamıyorlar. Aldığımız başvurulara göre günümüzde koşullu salıverilme hakkına erişimleri de oldukça kısıtlandı. Uygulanan ölçütlere baktığımızda kararların keyfi olduğuna ilişkin çok sayıda başvuru alıyoruz. Örneğin erkek hapishanesinde kalan bir kadın, hapishanenin organizasyonundan kaynaklanan sorunlar nedeniyle bir etkinliğe katılamayabiliyor. Bu durum kadının kendisiyle değil, hapishanenin organizasyonuyla ilgili. Ancak kadının etkinliklere katılmamış olması nedeniyle İdare ve Gözlem Kurulu’nun olumsuz karar verdiğine ilişkin başvurular alabiliyoruz" ifadelerini kullandı.
“Kadınlar cezaevinde intihara sürükleniyor” iddiası
Bazı kadın cezaevlerinde “özel uygulamaların” yer aldığını belirten Özge Akyüz, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ni örnek göstererek, "Sincan Cezaevi’nde Temmuz ayında yoğun bir başvuru aldık. ÖHD, ÇHD ve CİSST’ten avukatlarla birlikte başvurular doğrultusunda burayı ziyaret ettik. Orada adli kadın mahpuslarla görüştük. Kadın mahpuslardan aldığımız başvurularda hapishanede son bir yıl içerisinde çok sayıda intihar girişimi ve intihar vakası yaşandığına ilişkin anlatımlar oldu. Buna ilişkin raporlama ve basın açıklaması hazırlıklarımız hala sürüyor. Görüşmeler sırasında aldığımız başvurularda, kadınların herhangi bir hakka erişebilmek için intihara sürüklendiğine ilişkin iddialar vardı. Örneğin çocuğuyla telefonda görüşmek isteyen bir kadının bu hakkı kullanması engellenirken, kendisine zarar verdiğinde bu hakka erişebildiği yönünde anlatımlar aldık. Dolayısıyla bir hakka erişmenin kişinin kendisine zarar vermesinden geçtiği bir durumdan söz ediyoruz. Bu süreçte yaşamını yitiren kadın mahpuslara ilişkin de başvurular aldık. İzleme çalışmalarımız devam ediyor. Yakın zamanda hazırladığımız raporlamaları kamuoyuyla paylaşacağız" diye belirtti.
“Bağımsız izleme kurullarının önemli”
Yaşanan hak ihlallerine dönük sivil toplum örgütleri olarak uzun süredir cezaevlerinde bağımsız izleme yapamadıklarını vurgulayan Özge Akyüz, cezaevlerinde bağımsız izleme yapabilmenin, düzenli olarak bilgi edinme başvuruları ve yanıt alabilmenin önemli olduğunu vurgulayarak, ekledi: "Öncelikle sivil toplum kuruluşlarının hapishanelerde izleme yapabilme imkanının artırılması gerekiyor. Yine yapılacak çalışmaların farklı kesimlerden aktörleri bir araya getirmesi gerekiyor. Yasaları düzenleyenlerin, milletvekillerinin, akademinin, sivil toplum kuruluşlarının, hapishane yönetimlerinin ve meslek odalarının bu sürece dahil olması gerekiyor. Birlikte yapılacak çalışmalarla bu alanlarda bazı değişiklikler gerçekleştirilebilir. Kadınlara yönelik daha koruyucu ve önleyici tedbirlerin nasıl alınabileceği, kadınların ekonomik olarak nasıl güçlendirilebileceği, şiddetten korunmalarının nasıl sağlanabileceği ve hem hapishane sürecine hem de tahliye sonrasındaki yaşama nasıl hazırlanabilecekleri gibi pek çok konu çok boyutlu biçimde ele alınabilir."
(MA)Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et