TMMOB: 'COP31’in asıl amacı karbon ticareti'
TMMOB, COP31 öncesinde iklim politikalarını eleştirdi. Oda, emisyon ticareti yerine kamu yararını ve doğal eşikleri gözeten politikaların uygulanması gerektiğini vurguladı.
Fotoğraf: Evrensel
Ankara– Türk Mühendis ve Mimarlar Odası Birliği (TMMOB), 9-26 Kasım tarihleri arasında Türkiye’de yapılacak olan COP31 toplantısı ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, “İklim değişimini gerekçe göstererek oluşturulan politikalardan kimin yarar sağladığı ve kimin bedel ödediği asıl tartışma konusudur. COP toplantılarında öne çıkan çözüm önerileri, kamu yararı açısından değerlendirilmelidir” dedi.
30 yılı aşkın süreçte Kyoto Protokolü’nün yürürlüğe girdiğini, Paris İklim Anlaşması’nın imzalandığını ve karbon piyasalarının kurulduğunu dile getiren Çakar, “Küresel emisyon miktarı 1995 yılında yaklaşık 33 milyar ton iken, 2025 yılında yaklaşık 54 milyar ton seviyesine yükselmiştir ve çevresel sorunlar katlanarak devam etmektedir” dedi.
Rio Konferansı’nda ve Kyoto Protokolü’nde adımları atılmış olan karbon pazarı adımının, şekillendirilmiş olarak Antalya’da görüşüleceğini dile getiren TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Küçük, “Doğa bizim keyfimize göre hareket etmezken doğaya ilişkin belli kararları, kanunları, yönetmelikleri yazarak doğayı yönetmeye ya da toplantılarda buna şekil vermeye çalışmak doğru bir yaklaşım değildir” dedi.
“Net sıfır projesi amacı emisyon ticareti kurmak”
2021'de COP26 Glasgow zirvesinden birkaç ay önce 450'den fazla şirketin küresel bir “net sıfır finans ittifakı” kurduğunu açıklayan Küçük, "İttifak kurulduktan sonra Glasgow'da ‘net sıfır’ projesi gündeme geldi ve 'net sıfır projesi' önceden bir araya gelen şirketlerin kararıdır. Projenin asıl amacı emisyon ticareti oluşturmaktır" dedi.
Projenin şu anki teknoloji ile mümkün olmadığını açıklayan Küçük, “Net Sıfır Projesi’ndeki amaç açığa çıkan gazların geri kazanılmasıdır ve bunun şu anki teknolojiyle mümkünü yoktur. Bununla ilgili çalışma yapılıyor ve çalışmaların boyutunu yine uluslararası şirketler belirliyor. 2025’te COP30 öncesi ‘Su Kirliliği Yönetmeliği'nde’ düzenleme yapıldı. Denizlerin 256 metre altına karbon depolanması öngörüldü. Teknik olarak böyle bir şey mümkün değildir. Karbon orada durmaz, tekrar atmosfere döner. Bunu Çevre Bakanlığı'na sormak lazım. Teknik olarak uygun olmayan bir şeyi neden düzenliyorsunuz” ifadelerini kullandı.
“Delegasyonlar, kapitalist şirketlerden oluşuyor”
Birleşmiş Milletler nezdinde yapılan farklı COP toplantıları olduğunu söyleyen Küçük, "Ağustos ayında Moğolistan’da, çölleşmeyle mücadeleye ilişkin COP toplantısı düzenlendi. Ermenistan’da, biyoçeşitliliğe ilişkin 30 Ekim’e kadar sürecek olan COP toplantısı düzenleniyor. Bu iki toplantıdan kimsenin haberi yokken her yerde COP31 haberlerinin olmasının nedeni, iklim değişimi üzerinden karbon ticareti yapılıyor olmasıdır. COP31 zirvesinde delegasyonlar, resmi taraflar olsa da kapitalist ağ ve şirketlerden oluşuyor" dedi.
"Yağışlar masum"
İklim değişimi ile ilgili ifadelerin kullanımında, insanlara korku salmanın amaçlandığını vurgulayan Küçük, “Neden iklim değişimi? Çünkü ‘değişiklik’ anlık bir durumu ifade ederken, ‘değişim’ süreklilik ifade eder. Dünyanın iklimi kendi doğal dinamikleriyle değişirken, insan etkileri de bu değişime katkı yapmaya başlamıştır. Bununla birlikte ‘iklim krizi’ ifadeleri kullanılıyor. İklim, meteorolojik parametrelerin bir ifadesidir. İklim krizi bilimsel bir ifade değildir” diye açıkladı.
Türkiye’de son zamanlarda yaşanan sel baskınlarına değinen Küçük, “İklimle uyum içerisinde yaşamak gerekiyor. Uyum içinde olmazsanız İstanbul’daki gibi yaşanan sel olayları kaçınılmazdır. Siz hala kentlerimizi iklime dirençli hale getireceğiz diyorsanız bir şeyleri ıskalıyorsunuz” diye uyardı.
“Çözüm bütüncül politikalarda”
Türkiye'nin, emisyon azaltımıyla ilgili hedeflerinden de bahseden Küçük, "Türkiye'de yük taşımacılığının yüzde 85–90'ı karayoluyla yapılıyor. Ulaşımda hiçbir düzenleme yapmadan hedefe ulaşabilir misiniz? Devlet bütçesinin önemli bir kısmı, petrol ürünlerinden alınan vergilerden geliyor. Siyasi iktidar bundan vazgeçecek mi? Vazgeçmeyeceklerse, petrol ürünleri tüketiminin azaltılmasına dayanan bir projeksiyon ne kadar doğru olabilir?” diye sordu.
Ayrıca, Türkiye’nin 1,2 milyon ton çöp ithal ettiğini, ancak içeride “sıfır atık” süslemeleri yapıldığına dikkat çeken Küçük, “Bu ülkedeki atık toplayıcılarımız, o sıfır atık kapsamında hiç yoklar. Reklamlarda sunulan süslemeler yerine; ‘daha kapsamlı bir çalışma ile çok daha fazla katkı sağlayabilir miyiz?’ sorusunu sormamız gerekiyor. Kentlerinizi ve bütün doğal alanlarınızı bütüncül politikalarla, doğal eşikleri ve toplumsal ihtiyaçları gözeterek planlarsanız bu işleri çözersiniz. İklim değişimi bilimsel olarak bir gerçektir, engellenemez. Kentlerimiz doğa olaylarından, olması gerektiğinden daha fazla olumsuz etkileniyorsa bugünkü uygulamalar iflas etmiş demektir” ifadelerini kullandı.
(Evrensel)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et