27.10.2026 14:00

Altın Portakal’da kadın hikâyeleri ve sinemanın geleceği konuşuldu: 'Bu açmazların içinden nasıl çıkacağız?'

Altın Portakal’da yarışma filmlerinin söyleşilerinde kadınların deneyimleri, aile içi ilişkiler, yas, yabancılaşma ve bağımsız sinemanın üretim koşulları öne çıktı.

Altın Portakal’da kadın hikâyeleri ve sinemanın geleceği konuşuldu: “Bu açmazların içinden nasıl çıkacağız?”

Merve Tur
[email protected]


63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 26 Ekim Pazartesi günü ulusal ve uluslararası yarışma filmlerinin ekipleri, gösterimlerin ardından seyircilerin sorularını yanıtladı. “Artakalan”, “Düğün Şarkıcısı” ve “Six Weeks On” filmlerinin söyleşilerinde kadınların deneyimleri, kimlik, yas ve bağımsız sinemanın üretim koşulları öne çıktı. “Uyuyan Kadın” filminin ekibi yapay zekâ ve yabancılaşma üzerine konuşurken, festival programında yönetmen-kurgucu ilişkisi de ele alındı.

Yeşim Ustaoğlu: “Bu deneyimi seyirciye de yaşatmak istedim”

Ulusal Yarışma kapsamında gösterilen, yönetmenliğini Yeşim Ustaoğlu’nun üstlendiği “Artakalan” filminin söyleşisine oyuncular Öykü Karayel, Metin Akdülger, Ali Kayra Kul, İlyas Salman ve Ayşegül Cengiz Akman’ın yanı sıra müzisyen Şevket Akıncı, yapımcı Anna Maria Aslanoğlu ve ortak yapımcı Yağmur Ünal katıldı.

Yazar bir kadınla müzisyen eşinin evliliğine odaklanan film hakkında konuşan Ustaoğlu, karakterlerin yaşadığı yüzleşmelerin ve değişimin kökleriyle ilişkili olduğunu söyledi. İnsanların kendi çıkmazlarından nasıl çıkabilecekleri sorusuna değinen yönetmen, “Bütün bu açmazların, çıkmazın içinden kendi başımıza nasıl çıkacağız, hepimiz nasıl çıkacağız?” diye sordu.

Filmin bir çıkış ihtimaline işaret ettiğini belirten Ustaoğlu, “Her anı değerlendirmemiz lazım; hayat bize ne söylüyor, insanlar bize ne söylüyor, nasıl görüyoruz, nasıl dokunuyoruz, nasıl işitiyoruz? Bu deneyimi seyirciye de yaşatmak istedim” dedi.

Filmde Elif’i canlandıran Öykü Karayel, karakterle kişisel bağ kurduğunu belirterek, “Karakter özellikleri olarak, geçirdiği dönem olarak çok fazla ortak nokta bulduğumu düşünüyorum. O yüzden onun filmde çıktığı yolculuk, benim de şahsi olarak, Öykü olarak, çıktığım yolculuk oldu biraz da” diye konuştu.

Elif’in eşi, müzisyen Mehmet’i canlandıran Metin Akdülger ise karakterin erkeklik, babalık ve eşlik kimlikleriyle yüzleştiğini söyledi. Mehmet’in hayatını paylaştığı kişiyi yeterince dinlemediğine dikkat çeken Akdülger, karakterin kendi hayatıyla yüzleşmesinin ardından Elif’in şiirlerini daha iyi anlayabileceğini ifade etti.

Yasemin Sakallıoğlu: “Ben komedi yapmak istiyorum”

Ulusal Yarışma’da gösterilen bir diğer film, yönetmenliğini Emre Aybek’in yaptığı “Düğün Şarkıcısı” oldu. Söyleşiye oyuncular Yasemin Sakallıoğlu, Yiğit Özşener, Mehmet Korhan Fırat, Şahin Eryılmaz ve Hande Doğandemir’in yanı sıra senarist Erdi Işık ve yapımcı Rodi Kayım katıldı.

Genç ve başarılı bir caz solistiyken düğünlerde şarkı söylemek zorunda kalan Şahnaz’ın hikâyesini anlatan filmin senaristi Erdi Işık, karakteri oluştururken geçmiş yıllardaki müzik programlarından ve günümüzdeki müzisyen deneyimlerinden esinlendiğini söyledi.

Şahnaz karakterini canlandıran Yasemin Sakallıoğlu ise karakterin deneyimlerinin kendi mesleki yaşamıyla kesiştiğini belirtti. Sakallıoğlu, sektörde bir kadın komedyen olarak farklı hikâyeler anlatmak istediğini ancak kendisine sürekli gündüz kuşağı programlarının sunuculuğunun teklif edildiğini söyledi.

Sakallıoğlu, “Ben de bulunduğum sektörde bir kadın komedyen olarak çok şey anlatmak isterken bana sevgili yapımcılar tarafından sürekli gündüz kuşağı teklifi geliyor! Bende devamlı bir gündüz kuşağı sunucusu görmek istiyorlar. Yani ben bunu zaten yaşıyorum, o yüzden Şahnaz’ı aramadım” dedi.

Filmdeki şarkıları kendisinin seslendirdiğini anlatan oyuncu, “Küçüğüm” şarkısının yer aldığı sahnede duygusal olarak zorlandığını ve çekimin birçok kez tekrarlandığını belirtti.

Muzaffer karakterini canlandıran Yiğit Özşener de karakterin kendi hayalleriyle Şahnaz’ın hayalleri arasında kaldığını ifade etti. Özşener, Muzaffer’in bir yandan hayallerinin peşinden gitmenin önemini bildiğini, diğer yandan Şahnaz’ın kendi yolculuğunda kaybolmasını istemediğini söyledi.

“Filmi 9 bin 600 Euro’ya çektik”

Uluslararası Yarışma kapsamında gösterilen “Six Weeks On” (Altı Haftalık Veda) filminin yönetmeni Jacqueline Jansen ve görüntü yönetmeni Markus Ott, gösterimin ardından seyircilerin sorularını yanıtladı.

Kendi deneyimlerinden yola çıkarak çektiği filmi “oto-kurgu” olarak tanımlayan Jansen, altı yıl önce bakım evinde kalan annesinin ölümünü deneyimlediğini anlattı. Yönetmen, bu deneyimden ve o dönemde öğrendiklerinden hareketle benzer bir süreç yaşamamış insanlarla paylaşabileceği bir hikâye oluşturmak istediğini söyledi.

Jansen, Almanya’da bir kişinin ölümünün ardından altı hafta boyunca tutulan yas sürecinin çok konuşulmadığını belirterek filmde bu konuya odaklandıklarını ifade etti.

Filmin üretim sürecindeki ekonomik zorluklara değinen görüntü yönetmeni Markus Ott, yapım için iki yıl boyunca para biriktirdiğini ve çeşitli kaynaklara başvurduğunu anlattı. Filmin yaklaşık 9 bin 600 avroluk bütçeyle tamamlandığını söyleyen Ott, kendisi dışında maddi katkı sağlayanların sinema sektöründen olmadığını belirtti.

Ott, düşük bütçeyle çalışmanın zorluklarının yanı sıra özgürleştirici bir yanı da olduğunu ifade ederek, görsel dil konusunda bilinçli tercihler yapmaya çalıştıklarını söyledi. Jansen de finansman sağlayacak bir kaynak bulamadıkları için filmi kendi imkânlarıyla tamamladıklarını ve ekipte çalışan hiç kimsenin ücret almadığını belirtti.

“Filmi çekmek 15 yıl sürünce rolüm değişti”

Uluslararası Özel Gösterim kapsamında izleyiciyle buluşan “A Messy Tribute to Motherly Love” (Anne Sevgisine Beceriksiz Bir Saygı Duruşu) filminin oyuncusu Bart Klever de gösterimin ardından düzenlenen söyleşiye katıldı.

Filmin fikrinin 15 yıl önce ortaya çıktığını belirten Klever, bağımsız sinemada finansman bulmanın zorluğu nedeniyle yapım sürecinin uzadığını söyledi. Başlangıçta başrol için düşünüldüğünü anlatan oyuncu, aradan geçen yıllar nedeniyle başka bir karakteri canlandırdığını belirtti.

Filmin kişisel kayıplar ve derin üzüntülerden beslendiğini ifade eden Klever, senaryoyu ilk okuduğunda anlamakta zorlandığını ve yönetmenle uzun görüşmeler yaptığını anlattı.

Kuklacı karakterinin hikâyenin karanlık katmanlarından birini temsil ettiğini söyleyen Klever, filmdeki erkek karakterlerin ana akım sinemadaki saldırgan ve fiziksel şiddete yönelen erkek figürlerinden farklı olduğunu belirtti. Klever’e göre karakterler, harekete geçmek yerine düşünen, sorgulayan ve kendi iç dünyalarıyla yüzleşen kişiler olarak kurgulanıyor.

Oyuncu, filmi modern Batı kültürüne ve yaşam tarzına yönelik bir eleştiri olarak da değerlendirdi. Sürekli plan yapma ve her şeyi kontrol etme çabasının kaygı ve tükenmişliği artırdığına dikkat çeken Klever, filmin bu zihniyeti ironik bir biçimde ele aldığını söyledi.

“Yapay zekâya karşı sezgisel ve feminen yönlerimizi beslemeliyiz”

Ulusal Özel Gösterim programında yer alan ve tamamen yapay zekâ kullanılarak oluşturulan “Uyuyan Kadın” filminin yönetmeni Gizem Avcıoğlu ile yapımcı Alkan Avcıoğlu da gösterimin ardından seyircilerle buluştu. Yönetmen, sinemada Vikki Bardot ismini kullanıyor.

Georges Perec’in “Uyuyan Adam” eserinden esinlendiğini belirten Gizem Avcıoğlu, filmde birden fazla yapay veya sentetik kadın figürü kullanarak günümüz insanının yabancılaşma deneyimini ortaklaştırmayı amaçladığını söyledi.

Avcıoğlu, Perec’in eserindeki tek karakterin seyirci tarafından kendisinden uzak görülebileceğini, birden fazla figür kullanarak izleyicinin kendi deneyimlerini de anlatıda görebileceği bir alan yaratmak istediğini anlattı.

Filmin görsel dünyasında beyaz ve Avrupalı kadın imajlarının tercih edilmesiyle ilgili soruya ise Fransız Yeni Dalgası estetiğinden etkilendiğini söyleyerek yanıt verdi. Avcıoğlu, farklı etnik kimlikler veya beden tipleri eklemenin kurduğu estetik dünyada yapay duracağını düşündüğünü belirtti.

Yapımcı Alkan Avcıoğlu da filmin gerçekçi bir dünya kurmak yerine sembolik ve alegorik bir anlatı benimsediğini söyledi. Filmdeki mekânların ve karakterlerin gerçekçi temsillerden çok sembolik modeller olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.

Teknoloji çağında yabancılaşmayla nasıl baş edilebileceği sorusunu yanıtlayan Gizem Avcıoğlu, yalnızca teknoloji kullanımına odaklanmak yerine yaratıcılık ve duygulara alan açılması gerektiğini savundu. Avcıoğlu, “Yapay zekâ beynimizin analitik ve rasyonel tarafını bir şekilde ikame edebiliyor, bizim yapmamız gereken şey; yaratıcılık, hissiyat ve maneviyat başta olmak üzere daha sezgisel ve feminen yönlerimizi beslemek. Çıkışın, duygularda ve yaratıcılıkta olduğuna inanıyorum” dedi.

Yönetmen, filmde sevgi ve aşk temasının yer almamasının da bilinçli bir tercih olduğunu belirtti. Günümüzdeki bilgi yoğunluğunu ve maneviyattan kopuşu yansıtmak istediğini söyleyen Avcıoğlu, insanların giderek daha otomatik bir yaşam sürmesine dikkat çekti.

Altın Portakal’da yönetmen-kurgucu ilişkisi tartışıldı

Festival programında ayrıca Kurgucular Dayanışması’ndan (KUDA) Melike Kasaplar, İsmet Araç ve Naim Kanat’ın katıldığı “Film Yapımında Yönetmen-Kurgucu İlişkisi” başlıklı panel düzenlendi.

Kurgunun yalnızca post-prodüksiyon aşamasında başlamadığını, senaryo sürecinde de şekillendiğini belirten Melike Kasaplar, özellikle ilk kez çalıştığı yönetmenlerle senaryo aşamasında bir araya gelmeyi tercih ettiğini söyledi. Kasaplar’a göre bu süreç, yönetmen ve kurgucunun ortak bir sinema dili kurup kuramayacağını görmesini de sağlıyor.

İsmet Araç ise referans filmlerle çalışmanın zamanla özgünlük açısından bir ikileme dönüşebileceğine dikkat çekti. Mesleğe ilk başladığı dönemde referansları yakından takip ettiğini anlatan Araç, zaman içinde bu yaklaşımın kendi kurgu anlayışını oluşturma sürecini zorlaştırabildiğini belirtti.

Panelde kurgucuların çalışma koşulları ve mesleki hakları da gündeme geldi. KUDA’nın sektördeki kurgucuları bir araya getirme ve sorunlarını görünür kılma hedefini anlatan Kasaplar, çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
27.10.2026 12:02

Emniyette terfi krizi: Müdürler rütbelerini mahkeme kararıyla alıyor

Terfi şartlarını yerine getirmelerine rağmen terfi ettirilmeyen emniyet mensupları soluğu mahkemede alıyor. Emniyet Genel Müdürlüğünün mahkemeye sunduğu savunmada ise İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi işaret ediliyor.

Emniyette terfi krizi: Müdürler rütbelerini mahkeme kararıyla alıyor
27.10.2026 13:27

İmbat Madencilik işçileri alacakları için Ankara'ya yürüyor

Soma'da İmbat Madencilik işçileri, bir yılı aşkın süredir ücret ve alacaklarının düzenli ödenmemesine karşı Ankara'ya yürüyüş başlattı. İşçiler, polisin engelleme girişimini aşarak yürüyüşlerini sürdürdü.

İmbat Madencilik işçileri alacakları için Ankara'ya yürüyor

Fotoğraf: ANKA 

27.10.2026 12:46

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’ndan Ömerli ve Büyükçekmece havzaları için imar itirazı: 'Su güvenliği tehdit ediliyor'

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, Ömerli ve Büyükçekmece içme suyu havzalarını yapılaşma baskısı altında bırakan imar planı değişikliklerine karşı resmi itirazda bulundu. Planların kentin su güvenliğini ve doğal ekosistemi tehdit ettiği vurgulandı.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’ndan Ömerli ve Büyükçekmece havzaları için imar itirazı: 'Su güvenliği tehdit ediliyor'

Ömerli Barajı Havzası

27.10.2026 09:48 / Güncelleme: 11:13

İşgal devletinde seçim günü: Netanyahu’suz İsrail mi, yeni bir kriz mi?

Filistin’e yönelik soykırım saldırılarının, Lübnan ve Suriye’de işgalin sürdüğü koşullarda gidilen seçimler öncesi öne çıkan anketler, hiçbir blokun parlamento çoğunluğunu alamayacağına işaret ediyor.

İşgal devletinde seçim günü: Netanyahu’suz İsrail mi, yeni bir kriz mi?

Fotoğraf: AA

27.10.2026 10:05

Psikopolitik E-Dergi’den 'Manşetlerin Ardındaki Ruhlar' dosyası

Psikopolitik E-Dergi, 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü dolayısıyla hazırladığı özel dosyada, psikologlar ile gazetecileri bir araya getirdi. Toplumsal travmalardan faili meçhullere kadar birçok konu ele alındı.

Psikopolitik E-Dergi’den 'Manşetlerin Ardındaki Ruhlar' dosyası

Fotoğraf: alandsmann/Pixabay

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!