Maraş'taki okul saldırısında 4 eğitimciye soruşturma izni | Eğitim-İş Başkanı: Birinci sorumlu iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı'dır
Maraş'ta 10 kişinin yaşamını yitirdiği okul saldırısına ilişkin 4 okul personeli hakkında soruşturma izni verildi. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, okul güvenliğinin öğretmenlere bırakılamayacağını belirterek MEB'in sorumluluğuna dikkat çekti.
Fotoğraf: ANKA
Maraş'ın Onikişubat ilçesinde 10 kişinin yaşamını yitirdiği, 15 öğrencinin yaralandığı okul saldırısına ilişkin yürütülen idari soruşturmada okul müdürü, müdür yardımcısı, bir öğretmen ve rehber öğretmen hakkında soruşturma izni verildi. Kararda, okul yöneticilerinin saldırı sırasında öğrencilerin güvenliğini sağlamadan binayı terk ettiği, rehber öğretmenin ise saldırıdan önce kendisine iletilen uyarılara rağmen gerekli adımları atmadığı ileri sürüldü.
Kararı değerlendiren Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, okul personelinin sorumluluğunun araştırılmasına itiraz etmediklerini ancak Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) sorumluluğunun da soruşturulması gerektiğini söyledi. Özbay, "Okul güvenliği, öğretmenin, eğitimcinin bireysel kahramanlığına bırakılabilecek bir şey değil" dedi. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise okul yöneticilerinin kriz anındaki sorumluluklarına ve liyakat sorununa dikkat çekerek MEB'in gerekli güvenlik önlemlerini almadığını, sorumluluğu okul personeline ve sendikalara yüklediğini söyledi.
Maraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulunda 15 Nisan'da gerçekleştirilen silahlı saldırıya ilişkin idari soruşturmada dört okul personeli hakkında soruşturma izni verildi. Okul müdürü C.K, müdür yardımcısı F.B, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni A.T. ile rehber öğretmen E.İ. hakkında “terk”, “suçu bildirmeme” ve “görevi kötüye kullanma” suçları kapsamında soruşturma yürütülmesinin önü açıldı.
Okulun sekizinci sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli'nin gerçekleştirdiği saldırıda öğretmen Ayla Kara ile dokuz öğrenci yaşamını yitirmiş, 15 öğrenci yaralanmıştı.
ANKA'da yer alan habere göre, Onikişubat Kaymakamlığı, Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin raporları, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının yazıları ve 4483 sayılı Kanun kapsamında yürütülen ön inceleme sonucunda dört personel hakkında soruşturma izni verdi.
"Müdür ve müdür yardımcısı, öğrencileri korumadan okulu terk etti"
Soruşturma izni kararında, okul müdürü C.K. ile müdür yardımcısı F.B'nin silah seslerini duymalarının ardından saldırının gerçekleştiği birinci kat koridoruna gittikleri, silahlı saldırıyı gördükten sonra ise hızla okul binasının dışına çıkarak kurumu terk ettikleri belirtildi. Kamera kayıtlarıyla ortaya konulan bu durumun, iki yöneticinin ifadeleriyle de doğrulandığı kaydedildi.
Kararda, Öğretmenlik Meslek Kanunu uyarınca okul yönetiminin eğitim faaliyetlerinin güvenli bir ortamda yürütülmesi için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü hatırlatıldı. Müdür ve müdür yardımcısının öğrencilerin güvenliğinden birinci derecede sorumlu olduğu vurgulanarak, saldırı sırasında öğrencileri korunaklı bir alana yönlendirmek, tahliyelerini sağlamak ya da bu süreci organize etmekle yükümlü oldukları ifade edildi.
Kararda, yöneticilerden silahlı saldırganla doğrudan karşı karşıya gelmelerinin beklenmediği ancak mevcut koşullar çerçevesinde saldırıya müdahale etmeleri ve öğrencilerin güvenliğini sağlamaları gerektiği belirtildi. İki yöneticinin öğrencileri korumaya yönelik adımları atmadan okulu terk ettiği, daha sonra 112 Acil Çağrı Merkezini aradığı aktarıldı.
"Öğretmen, öğrencileri uyarmadan sınıftan çıktı"
Soruşturma izni verilen öğretmen A.T'nin de saldırı sırasında görevli olduğu 5/G sınıfının kapısını aralayarak silah seslerinin geldiği yöne baktığı, saldırıyı fark ettikten sonra öğrencileri uyarmadan veya korumaya yönelik bir girişimde bulunmadan zemin kata doğru koştuğu belirtildi.
Kararda, sınıftaki öğrencilerin yaşları gereği silahlı saldırı karşısında kendilerini koruyabilecek durumda olmadıkları vurgulandı. Öğretmenlerin öğrencileri eğitim ortamındaki tehlikelerden korumak için çaba gösterme yükümlülüğüne dikkat çekilerek A.T'nin eylemlerinin Türk Ceza Kanunu'nun 97. maddesinde düzenlenen “terk suçu” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
Saldırıdan iki ay önce rehber öğretmenin uyarıldığı iddiası
Rehber öğretmen E.İ. hakkındaki soruşturma izni kararında ise saldırıdan yaklaşık iki ay önce öğrencilerin, İsa Aras Mersinli'nin şiddet eğilimi gösterdiğine ilişkin endişelerini rehber öğretmene ilettiği belirtildi.
Kararda, öğrencilerin emniyette birbirleriyle görüşme ve konuşma imkanları olmadan benzer yönde ifade vermelerinin, bu bilgilerin rehber öğretmene aktarıldığına işaret ettiği ifade edildi. E.İ'nin hem öğrencilerden gelen uyarılara hem de Mersinli'nin kendisine zarar veren davranışlarına rağmen gerekli adımları atmadığı belirtildi.
Rehber öğretmenin, Mersinli'ye 29 kez rehberlik hizmeti verdiği de kararda yer aldı. Çocuk Koruma Kanunu kapsamında ilgili kurumlara bildirim yükümlülüğünün hatırlatıldığı değerlendirmede, Mersinli'nin korunmaya muhtaç çocuk statüsünde bulunduğu kanaatine varıldığı kaydedildi.
Kararda, rehber öğretmenin ihmali davranışlarının saldırı ve saldırı sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalarla nedensellik bağı bulunup bulunmadığının adli makamlarca araştırılması gerektiği belirtildi.
Avukat Cinkara: Soruşturma dört personelle sınırlı kalmamalı
Saldırıda yaşamını yitiren ve yaralanan öğrencilerin avukatı Furkan Mehmet Cinkara, soruşturma izni kararını adaletin sağlanması yönünde önemli bir adım olarak değerlendirdi. Ancak sorumluluğun yalnızca okulda görev yapan dört personelle sınırlı tutulmaması gerektiğini vurguladı.
Okuldaki yangın merdiveni ve kaçış yolları başta olmak üzere fiziki güvenlik eksikliklerinin, bu eksikliklerin neden zamanında giderilmediğinin ve okulun bağlı olduğu kurumlardaki denetim ve yönetim sorumluluklarının da araştırılması gerektiğini belirten Cinkara, Şanlıurfa’da yaşanan benzer olayın ardından bölgedeki okullarda hangi önlemlerin alındığının ve risk değerlendirmesi yapılıp yapılmadığının açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Cinkara, sürece ilişkin değerlendirmesinde, "Aradan geçen yaklaşık yedi aylık süre acımızı hafifletmedi ancak bu acının hesabının hukuk önünde eksiksiz sorulması yönündeki kararlılığımızı daha da güçlendirdi" dedi.
Çocukların ve öğretmenlerin okulda güvende olmasının anayasal güvence altındaki bir hak olduğunu belirten Cinkara, olayda ihmali, kusuru veya sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesi ve benzer olayların yaşanmaması için gerekli idari ve hukuki adımların atılması konusunda sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti.
Soruşturma izni kararına karşı hakkında ön inceleme yapılan kişilerin Gaziantep Bölge İdare Mahkemesine itiraz etme hakkı bulunuyor.
Rehber öğretmenin duruşmada tanık olarak dinlenmesine itiraz edilmişti
Saldırıya ilişkin davanın 4 Eylül'de Kahramanmaraş 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ilk duruşmasında rehber öğretmen E.İ. tanık sıfatıyla dinlenmişti. Ailelerin avukatı Cinkara, hakkında soruşturma izni verilen ve fiilin asli faili veya iştirakçisi olabileceği şüphesi bulunan bir kişinin Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında tanık olarak dinlenemeyeceğini belirterek rehber öğretmen hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasını talep etmişti.
Özbay: Yetki üst makamlarda, sorumluluk hep aşağıda
Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, dört okul personeli hakkında verilen soruşturma izni kararını ANKA Haber Ajansı'na değerlendirdi. Olayda sorumluluğu bulunan herkesin soruşturulmasının normal olduğunu belirten Özbay, MEB'in sorumluluğunun araştırılmamasına tepki gösterdi.
Özbay, "Çok acı bir olay yaşadık. Bu olayla ilgili orada yetkisi olan herkesin soruşturulması çok normal bir şey. Ancak burada şunu sormak lazım: Bugün öğretmeni soruşturana kadar bu işle ilgili zamanında alınmayan önlemlerin, yapılmayanların asıl sorumlusu olan Milli Eğitim Bakanlığı'yla ilgili bir soruşturma, bir araştırma duyuyor muyuz? İşin gerçekten nedeninin ne olduğunu sorgulayanı görüyor muyuz? Bunların hiçbirini görmüyoruz" dedi.
Fotoğraf: ANKA
Soruşturma kapsamında okul personelinin sorumluluklarının değerlendirilmesine itiraz etmediklerini söyleyen Özbay, şöyle devam etti; "Yine öğretmene, idareciye yüklenmek isteyen bir yük olduğunu görüyoruz. Tabii ki soruşturma kapsamında burada ifadeler alınır. Onların oradaki sorumluluk alanlarına göre değerlendirmeler yapılır. Buna hiçbir itirazımız yok. Ama Türkiye'de yetki üst makamlarda, sorumluluk hep aşağıda. Yani biz bunu yaşıyoruz."
“Okul güvenliği öğretmenin bireysel kahramanlığına bırakılamaz”
Okulların güvenliğinin sağlanmasında MEB'in sorumluluğuna dikkat çeken Özbay, okul personelinin bu konuda tek başına sorumlu tutulamayacağını belirtti. Özbay, "Yani okul güvenliği, öğretmenin, eğitimcinin bireysel kahramanlığına bırakılabilecek bir şey değil. Okul güvenliğiyle ilgili, sağlıklı eğitim ortamıyla ilgili ilk başta Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumluluğu var. Bu sorumluluğu hiç üstlenmiyor" ifadelerini kullandı.
Saldırının ardından Maraş İl Milli Eğitim Müdürünün görevden alındığını ve 13 öğretmenin görev yerinin değiştirildiğini hatırlatan Özbay, şunları söyledi; "Burada bir ihmal olduğunu Milli Eğitim Bakanlığı kabul etmiş oluyor aslında. Ama nedense bu ihmal zinciri hiç yukarıya doğru çıkmıyor. Yani en başta okul yapmakla, güvenlik tedbirlerini almakla, okulların ihtiyaçlarını karşılamakla, öğretmenin oradaki görev ve sorumluluk alanıyla ilgili tedbirleri almak, burayı genişletmekle sorumlu olan Milli Eğitim Bakanlığı'nın da hiçbir sorumluluğu olmuyor."
“İktidarın her şeye yetkisi var ama hiçbir şeyin sorumlusu değil”
Sırbistan'daki okul saldırısı, Yunanistan'daki tren kazası, Romanya'daki eğlence merkezi yangını ve Portekiz'de bir petrol şirketinin bakanları araçlarıyla maça götürmesinin ardından ilgili ülkelerde bakanların ve hükümet yetkililerinin istifa ettiğini hatırlatan Özbay, siyasi sorumluluğun önemine dikkat çekti.
Özbay, "Şimdi Sırbistan'daki okul saldırısında silahı çeken Milli Eğitim Bakanı değildi. Yunanistan'daki tren faciasında treni kullanan Ulaştırma Bakanı değildi. Romanya'daki yangında yangını çıkaran Başbakan değildi. Ama burada siyasi sorumluluk üstlenen bir zihniyet var. Bizde ise hiç siyasi sorumluluk üstlenilmiyor" dedi.
Saldırıya ilişkin sorumluluğun yalnızca öğretmenlere yüklenmesine karşı çıkan Özbay, sözlerini şöyle sürdürdü; "Öğretmenler adeta burada, 'Siz neden ölmediniz, siz neden yaralanmadınız?' diye suçlanmış oluyor aslında. Yani okul güvenliği oradaki eğitim çalışanının bireysel kahramanlığına bırakılabilir mi? Milli Eğitim Bakanlığı tedbirini almamış, iktidar üzerine düşeni yapmamış."
Özbay, MEB'in ve iktidarın sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı; "Yetki makamı açısından Milli Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidar her türlü şeyi yapmaya muktedirler. Ama hiçbir sorumluluk yok. İktidarın bugün ülkede yaşattığı şey şu aslında: Her şeyin sahibi gibi davranıyor. Her şeye yetkisi var ama hiçbir şeyin sorumlusu değil. Öğretmenler bir kez daha cezalandırılmaya çalışılıyor. Sorumlular araştırılsın ama söylüyoruz: Bu işin birinci sorumlusu iktidar ve bunun Milli Eğitim Bakanlığı açısından en büyük sorumlusu da Milli Eğitim Bakanlığı'dır. Öncelikle onlar gereğini yapmalı."
Irmak: Bakanlık sorumluluktan kaçıyor
Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak da dört okul personeli hakkında verilen soruşturma izni kararını değerlendirdi. Okul yöneticilerinin saldırı sırasında binayı terk etmesine dikkat çeken Irmak, yöneticilerin kriz anlarında soğukkanlı davranarak görevlerini yerine getirmesi gerektiğini belirtti.
Irmak, "Anlaşıldığı kadarıyla okul idarecilerinin olay esnasında okulu terk etmesi söz konusu. Gemiyi biliyorsunuz, en son kaptanlar terk eder. Burada okul idarecilerinin aslında okulda olmaları, kalmaları, olayı takip etmeleri, önlemeleri, önüne geçmeleri konusunda bir çabalarının olması gerekirdi" dedi.
Okul yöneticilerinin kriz anındaki sorumluluklarının diğer çalışanlardan farklı olduğunu belirten Irmak, "Bu problemli bir şey. Yani olayın sonuçlarına bakıldığında da belki daha soğukkanlı bir müdahale olunabilseydi bu kadar can kaybı olmayabilirdi" ifadelerini kullandı.Okul yöneticilerinin görevlendirilmesinde liyakat sorunu bulunduğunu savunan Irmak, kriz durumlarında nasıl davranılması gerektiğini bilen kişilerin görevlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Fotoğraf: ANKA
Irmak, "Bunu konuşurken aslında okullarda, eğitimin tüm kademelerinde liyakati de konuşmak gerekiyor. Yeterince liyakatli, yeterince yetiştirilmiş, bu tür kriz durumlarında ne yapacağını, nasıl davranacağını bilmesi gereken liyakatli insanların buraya görevlendirilmemiş olması... Ki bu, Türkiye genelinde de bu liyakat sorunu hep konuşuluyor. Hep iktidara yakın insanların buralarda görevlendirilmiş olması da aslında olayın başka bir boyutuna işaret ediyor" diye konuştu. MEB'in okul saldırısının ardından sendikaları da suçladığını belirten Irmak, saldırıdan bir gün önce Siverek'te yaşanan benzer olay nedeniyle sendikaların iş bırakma kararı aldığını hatırlattı.
Irmak, "Milli Eğitim Bakanlığı zaten bu tür olaylarda başından beri sendikaları da suçlu buluyor, suçlu buldular. O gün, eğer iş bırakma olmasaydı... Bir gün önce çünkü Siverek'te başka bir okulda benzer bir olay yaşandığı için sendikalar, toplumsal duyarlılığa ve olaya dikkati çekmek amacıyla iş bırakma kararı almıştı. Bakanlık burada da maalesef sendikaları suçladı. Hatta buralara kadar gelerek sorular sordular, soruşturmaları açtılar" dedi.
Bakanlığın güvenlik önlemlerini alma sorumluluğuna dikkat çeken Irmak, şunları söyledi; "Ancak bütün o okul idarecilerinin oraya görevlendirilmesi, okullara şiddet elini kolunu sallayarak gelirken Bakanlığın buna uygun tedbirler almaması, bu alınmayan tedbirler sonucunda da yaşanan bu sorunlar karşısında sorunu okula, okul idarecilerine, rehber öğretmenlere, öğretmenlere, iş bırakan sendikalara atmak, aslında sorumluluktan çok hızlı bir şekilde kaçmak anlamına geliyor bizim için."
“Şiddetsiz okul için yoksulluk ve eşitsizlikler giderilmeli”
Okullarda şiddetin yalnızca kriz yönetimi eğitimiyle önlenemeyeceğini belirten Irmak, rehber öğretmen sayısının artırılması ve Eğitim-Sen'in şiddetin önlenmesine yönelik deklarasyonunun dikkate alınması çağrısında bulundu.
Irmak, "Çocukların yeterince rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmeti almadığı yerlerde kriz gelmeden önlenmesi mümkün olmuyor. Bunları da dikkate alan bir yerden; şiddetsiz okulun nasıl olması gerektiği, yoksullukların, eşitsizliklerin ortadan kaldırıldığı, yeterince psikolojik danışman ve rehber öğretmenin okullara görevlendirildiği, liyakatin esas alındığı, her kademedeki çalışanların görevlendirildiği bir sistemde bunlar çok daha aza indirgenecek, hatta ortadan kalkacak olgulardır diye düşünüyorum" dedi.
(Haber Merkezi)
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et