GES’e karşı toprakları için direnen Kervanpınarlı kadınlar
Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Kervanpınar (Arzoxlî) köyünde, halkın temel geçim kaynağı olan mera alanlarına kurulmak istenen GES projesine karşı direnişin en önünde yer alan kadınlar tepkili.
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Diyarbakır – Sur ilçesine bağlı Kervanpınar köyünde mera alanlarının GES projesiyle talan edilmek istenmesine karşı köylülerin başlattığı çadırlı nöbet eylemi sürüyor. Köylüler, kendi rızaları ve bilgileri dışında hazırlanan ÇED raporlarına itiraz ederek, hayvancılık ve tarım alanlarının yok edilmesi halinde köylerini terk etmek zorunda kalacaklarını belirtiyor.
‘Kepçelerin önünde duracağız, ölene kadar buradayız’
Direnişin simgesi haline gelen kadınlar, şirket iş makinelerine ve jandarmaya karşı geri adım atmıyor. Direnişçi kadınlardan Gurbet Çiftçi, kendi toprakları üzerinde mücadele ettiklerini belirterek, askerler gelse dahi gidip o kepçelerin önünde duracaklarını ifade ediyor. Bu alanların köylerinin merası, doğası ve çocuklarının geleceği olduğunu vurgulayan Çiftçi, hakları olan bu toprakları asla vermeyeceklerini ve ölene kadar direniş alanında kalacaklarını belirtiyor. Gurbet Çiftçi ayrıca, Türkiye’nin her yerindeki yurttaşlara seslenerek köylerine destek verilmesi çağrısında bulunuyor.
‘Toprağımız ve geleceğimiz için direniyoruz’
Direniş alanındaki bir diğer köylü kadın Bahar Çiftçi ise günlerdir hakları için çabaladıklarını ve direndiklerini belirtiyor. Direnişi toprakları, çocukları ve gelecekleri için sürdürdüklerini vurgulayan Bahar Çiftçi, bu projeyi asla kabul etmeyeceklerini ve topraklarını teslim etmeyeceklerini söylüyor. Çiftçi, “İnşallah kazanacağız” diyerek, herkesi kendileriyle dayanışmaya ve direnişlerinin arkasında durmaya davet ediyor.
Gurbet Çiftçi, Bahar Çiftçi, Güler Çiftçi, Rojda Çiftçi
‘Biz fakir insanlarız, meramızı bozmasınlar’
Alanı terk etmeyen kadınlardan Güler Çiftçi, beş gündür kesintisiz bir şekilde direndiklerini ve asla o şirketin bölgede kalmasına izin vermeyeceklerini dile getiriyor. Zengin şirketlerin ve kaymakamın dahil olduğu bu sürecin milleti göç ettirmeyi amaçladığını söyleyen Çiftçi, hiçbir şekilde korkmadıklarını vurguluyor. Köy halkının fakir olduğunu ve geçimlerini yalnızca hayvancılıkla sağladığını belirten Çiftçi, iş imkanı olmamasından yakınıyor. Çiftçi, “Eğer illa bir şey yapacaklarsa fabrika kursunlar, gençlerimize iş olsun, ancak mera alanımızı ve doğamızı bozmasınlar” diyerek taleplerini özetliyor.
Direnişteki bir diğer köylü kadın Rojda Çiftçi ise haklı davalarından vazgeçmeyeceklerinin altını çiziyor. Meraların hayvanlarının geleceği olduğunu ve şirketi kesinlikle istemediklerini söyleyen Çiftçi, tüm kamuoyuna kendilerine destek olmaları için davet çıkarıyor. Başka hiçbir geçim kaynakları olmadığını belirten Çiftçi, topraklarının ellerinden alınması halinde göç etmek zorunda kalacaklarını ve gençlerin işsizlikten ötürü mecburen köyü terk ettiğini ifade ediyor.
Şirketin askerlerle girdiği
Kervansaray’da kepçelerin çalışmaları sırasında bir mercan fosili olduğu tahmin
edilen tabiat varlığı niteliğinde özel bir taş da bulundu.
Şirketin askerlerle girdiği Kervansaray’da kepçelerin çalışmaları sırasında bir mercan fosili olduğu tahmin edilen tabiat varlığı niteliğinde özel bir taş da bulundu.
‘GES yapılmak istenen alandan tarihi seramikler çıkıyor’
Kervanpınar’da yaşayan 34 yaşındaki Mehmetcan Kele ise GES projesinin doğrudan köyün geçim kaynağı olan araziler üzerinde yapılmak istendiğini belirtiyor. Alanın aynı zamanda sit alanı olduğunu ve çalışma yapılan yerlerde toprağın altından seramikler çıktığına dikkat çeken Kele, kendi bilgileri ve rızaları dışında hazırlanan sahte ÇED raporlarını kesinlikle kabul etmediklerini vurguluyor.
Şirketin köye girmesini engellemek için direnişe geçtiklerini ve çadırlar kurarak nöbet tuttuklarını anlatan Kele, “Onların kepçesi burada çalışırken biz de karşıda çadır nöbeti tutuyoruz, bu durum zorumuza gidiyor” diyor. Yaşanan mağduriyetin sadece toprak gasbıyla sınırlı kalmadığını belirten Kele, kolluk kuvvetlerinin hayvanların meraya getirilmesini engellediğini ve hayvanları başka yerlere çevirdiğini ifade ederek, “Bizim gidecek başka bir yerimiz yok” diyerek durumun vahametine dikkat çekiyor.
Mehmetcan Kele/Fotoğraf: Evrensel
‘Kuraklık ve paneller bizi metropollere sürecek’
Bölgede zaten birkaç senedir kuraklıkla mücadele ettiklerini hatırlatan Kele, kurulacak güneş panellerinin yansımasıyla ortaya çıkacak ekstra sıcaklığın tarım ve hayvancılığı tamamen bitireceği uyarısında bulunuyor. Hayvancılık ve tarımın sona ermesi durumunda köy halkının metropollere göç etmek zorunda kalacağının altını çizen Kele, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Biz buradaki toprağımızı, yaşantımızı ve doğayı bırakıp kesinlikle başka bir yere gitmek istemiyoruz. Ben 34 yaşındayım, köyden başka bir yere gitmedim ve gitmem de. Şehrin stresi ve gürültüsü, doğayı seven bizleri boğuyor. Biz doğamızda, tarlamızda ve meramızda kalmak istiyoruz. Halk bu GES’leri istemiyor ve kesinlikle direniyoruz; direnişimize herkesi davet ediyoruz.”
Kele, geçmişte insanların yerlerinden edildiğini ve alanların boşaltıldığını hatırlatarak devletin bir yandan hayvancılık için krediler verirken diğer yandan köylüyü bu şekilde mağdur etmesinin büyük bir çelişki olduğunu vurguluyor.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et