İstanbul Barosu Genel Kurulunda neler konuşulmadı?
Esasen yargının üçüncü ayağı ve bir meslek örgütü olan Baro Genel Kurulunda tartışmaların konusu meslek sorunları değildi. Ne yönetimin çalışma raporu ne de avukatların işçileşmesi tartışıldı.
Dicle Sezen Öz
[email protected]
İstanbul – 68 bin avukatla dünyanın en kalabalık barolarından birisi olan İstanbul Barosunun Genel Kurulu hafta sonu tamamlandı. Bir önceki seçimi kazanan Değişim için Avukatlar (DİA) Grubu, Ümit Kocasakal’ı başkanlığa aday gösteren Cumhuriyetçi Güç Birliğine yönetimi devretti.
Genel kurulda güncel siyasi atmosfere ilişkin tartışmalar öne çıkarken avukatların işçileşmesi, ekonomik talepleri, adliyelere x-ray cihazı konması gibi uygulamalarsa konuşmalarda oldukça az yer buldu. Seçimler Türkiye’nin siyasi ikliminde de gözlenen bir çeşit ‘yeni milliyetçiliğin’ gençler üzerindeki etkisi ve mevcut kutuplaşmanın adeta yansıması şeklinde gerçekleşti. Örneğin Genel Kurulun ilk gününde Ümit Kocasakal, Salih Uçar, Hasan Kılıç gibi kendini ‘milliyetçi çizgide’ olarak tanıtan adayların konuşmaları yoğunlukla genç avukatlardan alkış aldı. Böylece, İstanbul Barosu seçimlerinde daha önce benzer çizgideki gruplar defalarca yönetimde yer almış olsa da sonuçlar ilk defa ‘bozkurt işaretleri’yle kutlandı.
Oylar nasıl değişti?
2024 seçimlerinde Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubunun ayrılması üzerine Filiz Saraç ve Ali Gürbüz ayrı ayrı seçime girerek toplamda 8 bini aşkın oy almıştı. Yine aynı seçimlerde bu seçimde Önce İlke Grubunun adayı olan, o dönem Avukatın Yükselişi Hareketi adına aday olan Hasan Kılıç 5 bin 537 oy alarak en yüksek oy alan ikinci adaydı. Bu üç kişinin 2024 seçimlerinde toplam oyları 13 bin 591 ediyordu. Ancak bu seçimlerde Önce İlke Çağdaş Avukatlar ve Yükseliş Hareketi Adayı Hasan Kılıç 3 bin 396 oy aldı. Öte yandan konuşmasında büyük oranda ‘terör’ mevzusunu temele alan Cumhuriyet Avukatları Adayı Atakan Selanik 3 bin 638 oy aldı. Aslında iki grubun söylemleri genel olarak farklılaşmasa da Atakan Selanik’in konuşmasının büyük çoğunluğu ‘Cumhuriyet değerleri’ ve ‘kurucu unsurlara’ ilişkindi.
Çoğunlukla genç avukatlardan oy almış gibi görünen Selanik’in katıldığı ilk seçimde eski adayları geride bırakarak en fazla oy alan üçüncü aday olması, bu söylemlerin karşılık bulduğunu gösteriyor.
Savunmanın yerinde yumruk yumruğa kavga
Genel Kurulda gündemi kaplayan konular kadar kaplamayanlar da atmosfere ilişkin pek çok ipucu veriyor. Esasen yargının üçüncü ayağı ve bir meslek örgütü olan baroda tartışmaların konusu meslek sorunları değildi. Örneğin iki yıllık yönetimin çalışma raporuna dair de avukatların işçileşmesi, CMK ücretlerinin yetersizliği gibi temel sorunlara ilişkin de ne yorum yapıldı ne de bir alternatif sunuldu.
Savunmanın en büyük temsilcisi olan baronun genel kurulunda, avukatlar yumruk yumruğa kavga ederken tüm tartışmalar “Türkiyeli/Türk” kavramı, Anayasa’nın ilk dört maddesi, “bölücülük” gibi senelerdir Türkiye’deki toplumsal kutuplaşmanın düğüm noktası haline gelen başlıklardan oluştu. Örneğin salonda gökkuşağı bayrağının açılmasına “Baroda terörist istemiyoruz” sloganlarıyla yanıt verildi.
Avukatların temel sorunlarının tartışma konusu dahi olmaması kimi avukatlarca tepkiyle karşılandı. Mesela salonda konuştuğumuz genç bir avukat, adliyelerdeki x-ray uygulamasının Kocasakal döneminde başladığını hatırlatarak bu uygulamayı “rencide edici” bulduğunu belirtti.
Kürsüdeki söylemler ve çelişkiler
AYM, AİHM kararlarının uygulanmadığı, yargının araçsallaşmasının en yoğun şekilde tartışıldığı dönemde; çeşitli hak ve özgürlükler de adayların konuşmaları arasındaydı. Ancak bazı çelişkilerle.
Örneğin yeni Başkan Ümit Kocasakal konuşmasında, “Hiç kimse konuşamıyor, hiç kimse anayasal hakkını kullanıp yürüyemiyor, herkesin kafasına balyoz iniyor” dedi. Ancak aynı zamanda seçilmiş yönetim kurulunun görevden alınması talebiyle açılan davanın sebebi olarak gösterilen Suriye’de öldürülen Gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’den “Suriye’de ne olduğu belirsiz iki kişi” diye söz etti.
Benzer bir çelişki TÜMAG Adayı Salih Uçar’ın konuşmasında da yaşandı. Uçar kürsüden, “Hiçbir avukat düşüncesi veya siyasi görüşü nedeniyle barodan uzak tutulmasın” çağrısı yaptı. Ancak TÜMAG grubunun salona astığı pankartta DİA grubuna hitaben “Barış akademisyeni oldunuz, Türk milliyetçileri olarak Marmara Üniversitesinden uğurladık” ifadeleri yer alıyordu.
Avukatlar en uzun süre iş arayan meslek grubu
Baronun genel kurulunda yaklaşık 28 bin avukat oy kullandı. Bu, baronun üye sayısının yaklaşık yüzde 40’ı. En fazla avukatın yaşadığı kentlerden biri olan İstanbul’da avukatların ücretten çalışma koşullarına kadar pek çok sorunu var. Örneğin TÜİK’in 2025 yükseköğretim istihdam göstergelerine göre hukuk mezunlarının yüzde 21’i istihdamda değil. Yani her 5 hukuk mezunundan biri ya kayıtsız ya işsiz. Mezunların iş bulma süresi ortalama 21.7 ay, yani neredeyse iki seneye yakın süre iş arıyorlar. Bu oran tüm lisans programlarında ortalama 14.2 ay. Hukuk iş bulma hızına göre, 228 bölüm arasında 227. sırada.
Böyle bir atmosferde, ilk gün 18 bin avukat, yani her 4 avukattan sadece biri genel kurula imza vermeye geldi ve yumrukların havada uçuştuğu bir genel kurul izledi. İstanbul Barosunun Genel Kurulu, meslek sorunlarının ya da savunmanın kendisinin her geçen gün savunmaya muhtaç hale gelmesinin konuşulduğu bir platform olmak yerine; hamasete sahne oldu.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et