Atmosferi kirleten kim: Özel jetin iki saniyesi, yoksulun bir yılına denk
İktidar iklim krizinin faturasını halka kesip vatandaşı önlem almaya çağırırken, Oxfam raporu asıl sorumluların milyarderler ve dev şirketler olduğunu ortaya koyuyor.
Fotoğraf: AA
Dicle Sezen Öz
[email protected]
Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, zirveye özel bir şarkı ve tanıtım klibi yayımladı. Bakan Murat Kurum klibi, “Tek dünya, tek çağrı, Let’s COP” ifadeleriyle paylaştı. Şarkıdaysa “Isıyı azalt, dereceyi düşür” çağrısı yapılıyor. İktidarın halkı ‘bilinçlendirmek’ için yaptığı çağrıların ilki bu değil elbette. Emine Erdoğan da mayısta Sıfır Atık Festivali için “Daha yaşanabilir bir dünya için tüm vatandaşlarımızı, bu dönüşüm hareketinin bir parçası olmaya davet ediyorum” demişti. Siyasi iktidar, iklim krizine karşı harekete geçmeyi bir görev olarak halkın sırtına yüklerken, Oxfam’ın raporu sorumluluğun gerçekten kime ait olduğunu gösteriyor.
Oxfam tarafından yayımlanan Disaster Divide (Afet Uçurumu) raporuna göre dünyanın en zengin yüzde 0.1’ini oluşturan yaklaşık 8 milyon kişi, tüketimleriyle en yoksul 3.5 milyar kişinin toplamından daha fazla karbon salımına yol açıyor. Yine bu grubun sıcak hava dalgalarına katkısı en yoksul yüzde 50’deki bir kişinin yaklaşık 400 katı. Dünyadaki özel jetlerin tamamının iki saniyedeki salımı ise en yoksul yarıdaki bir kişinin bir yıllık salımını aşıyor.
En zengin yüzde 1 içinse 1990’dan bu yana küresel ısınmanın yüzde 20’sinden sorumlu olduğu aktarılıyor. Bu da yetmiyor: bu kesimin bir yıllık emisyonlarının gelecek yüzyılda aşırı sıcaklık nedeniyle 1.9 milyon ek ölüme yol açabileceği hesaplanıyor.
‘Krizi’ doğuran yalnızca milyarderin kendi tüketimleri de değil. Raporda, dünyanın en zengin 1000 milyarderinin şirket yatırımları inceleniyor. Buna göre, söz konusu yatırımlarla bağlantılı karbon salımının 2025’te 486 milyon tona ulaştığını hesaplandı. Yatırımların yüzde 71’i ise petrol, gaz ve kimya gibi iklim üzerindeki etkisi yüksek sektörlerde.
Yıkımdan da yeniden inşadan da kazanç
İklim ‘krizinin’ oluşumunda sınıfların rolü eşit olmadığı gibi sonuçları da eşit paylaşılmıyor. Rapor, afet sonrası toparlanma piyasasının yıllık büyüklüğünün 2029’a kadar 70 milyar dolardan 92 milyar dolara yükselmesinin beklendiğini söylüyor. Yani, iklim birilerinin felaketi olurken, milyarderlerinse zenginleşme fırsatı.
Buna verilen örneklerden biri ABD merkezli yatırım şirketi Blackstone. Şirket 2019’da su baskınları, yangın ve fırtınalar sonrası gereken temizleme, onarım ve yeniden inşa hizmetlerini sağlayan Sevpro’nun çoğunluk hissesini satın aldığını duyurdu. Oxfam, Blackstone’un bu yatırımıyla birlikte, 2025’te satılan Ohio’daki Gavin Kömür Santrali dahil fosil yakıt yatırımlarından da kazanç sağladığı döneme işaret ediyor. Bu örnekte görüldüğü gibi aynı yatırımcı, yani Blackstone, fosil yakıtlı üretimin gelirleriyle afet sonrasında büyüyen pazara ortak olabiliyor.
Oluşturulan “yıkım ve yeniden inşa endeksi”nde büyük fosil yakıt ve çimento üreticileriyle afetlere hazırlık ve yeniden inşa hizmetlerinde çalışan 217 şirket yer alıyor. Rapora göre bu şirketler 2025’te ortalama 1.8 milyar dolar kazanç elde etti; hissedarlara şirket başına ortalama 1 milyar dolardan fazla ödeme yaptı.
Geçtiğimiz aylarda Erdoğan ile görüşmeye gelen Finch’in sahip olduğu varlık yönetim şirketli ABD merkezli BlackRock ve Vanguard Şirketi, endeksteki şirketlerin yüzde 92’sinde yatırım sahibi. Bu şirketlerde yönettikleri toplam yatırım ise 1 trilyon doları aşıyor. Böylece aynı finans kuruluşları, hem iklim krizini belirleyen üretimden hem de sonuçlarının giderilmesi için büyüyen pazardan kazanç elde edebiliyor.
Uluslararası finansın Türkiye’deki karbon ayak izleri
BlackRock ve Vanguard’ın elbette Türkiye’de de yatırımları bulunuyor. Investing.com’un hissedarlık verilerine göre BlackRock ve Vanguard’ın Koç Holding bünyesindeki TÜPRAŞ’taki payları sırasıyla yüzde 2.66 ve 2.14; Erdemir’de yüzde 1.71 ve 2.12; Şişecam’da yüzde 0.88 ve 1.58; Çimsa’da yüzde 1.03 ve 1.47.
Şirketlerin kendi açıkladıkları rakamlar, karbon salımlarının büyüklüğünü ortaya koyuyor. Erdemir grubunun 2025’teki sera gazı salımı 17.78 milyon tondu. Bu miktarı ABD Çevre Koruma Ajansının benzinli araçların ortalama salınımlarıyla karşılaştırdığımızdaysa, yaklaşık 4.1 milyon benzinli aracın bir yılda çıkardığı sera gazına denk geldiğini görüyoruz.
Şişecam’ın doğrudan ve satın aldığı enerjiden kaynaklanan toplam salımı yaklaşık 7.9 milyon ton, yani 1.8 milyon otomobilin yıllık salımı kadar. Çimsa’nın yalnızca doğrudan salımı ise 5.4 milyon tonla yaklaşık 1.3 milyon otomobilin salınımına karşılık geliyor.
Türkiye’de kayıtlı benzinli araçların sayısı ise 5.6 milyon.
İklimi krize çevirenler ‘zirvede’
İktidar yurttaşları iklim için harekete geçmeye çağırırken, bu şirket ve onların bağlı olduğu sermaye grupları zirvesinin kurumsal ortakları arasında yer alıyor. Zirvenin sitesinde TÜPRAŞ’ın bağlı olduğu Koç Holding “küresel iş ortağı”, Çimsa’nın bağlı olduğu Sabancı Holding “elektrifikasyon ortağı” olarak tanıtılıyor. Şişecam ile Cimpor Oyak Cement ise “iklim destekçileri” arasında.
Kayısıyı bile etkiledi
Oxfam’ın raporuna göre, Malatya’daki Zeynep Ana Kadın Kooperatifi gibi kooperatiflerde iklim kriziyle ilişkilendirilen don olayları nedeniyle kayısı ürününün yüzde 70’e varan bölümü kaybediliyor. Muğla’daki Begonvil Kadın Kooperatifinin tekstil tesislerinde selin yol açtığı zararı sigorta karşılamaya yetmedi. İzmir’deki Bayındır Kadın Kooperatifinin ise sabun ve çiçek fidesi üretimini yeniden kurmasını sağlayacak bir sigortası yoktu.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et