25.10.2026 00:08

Eşitlik mücadelesi, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı

Kimlikle sosyal medya düzenlemesi, anonimliği ve ifade özgürlüğünü tehdit ediyor; eşitlik mücadelesini ve örgütlenme hakkını hedef alıyor.

Eşitlik mücadelesi, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı

Fotoğraf: aliaksandrbarysenka / Canva

Elif Turgut
[email protected]


12. yargı paketiyle birlikte “çocukların dijital güvenliği” gerekçesiyle sosyal medyaya kimlikle giriş düzenlemesi yasalaştı. Düzenleme kapsamında 15 yaş altındaki çocukların sosyal medyaya erişiminin engellenmesi, 15-18 yaş arasındakilere ise sınırlı erişim hakkı tanınması öngörülüyor. Yaş doğrulaması e-Devlet üzerinden yapılacak; kullanıcılar sosyal medya hesaplarını e-Devlet üzerinden verilen “yaş kodu” ile eşleyecek. Sosyal medya platformları, kullanıcıların yaş bilgisi dışında kimlik bilgilerine erişemeyecek olsa da tüm sosyal medya hesapları, iktidarın elindeki kimliklerle eşleştirilmiş olacak. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “Nick name ile de hesap kurulabilir ama T.C. vermeniz gerekecek” açıklaması, düzenlemenin çocukların erişimini kısıtlamanın ötesinde anonimliği ortadan kaldırma ve hesapları denetim altına alma boyutunu da ortaya koyuyor.

Bunca zamandır dijital alan nasıl hedef alındı?

Geçmiş uygulamalar, bu yasanın nasıl uygulanacağına da ışık tutuyor. Dijital alan özellikle 2007’den bu yana iktidarın özel önem verdiği, 2013’ün ardından müdahalelerin sıklaştığı bir alan.

2007 yılında çıkarılan 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, özellikle 2014 sonrasında sürekli güncellenerek, sürekli yeni ekler yapılarak iktidarın dijital alana müdahalesinin en temel aracı olarak kullanılıyor.

Yıldan yıla verilen erişim engeli kararları

İfade Özgürlüğü Derneğinin raporlarına göre, 2006 yılında sadece 4 adet erişim engeli kararı verilmişken, 5651 sayılı Kanun’un çıktığı 2007 yılının ardından, 2008 yılında erişim engeli kararı sayısı 1000’i aştı ve bir daha hiçbir zaman daha altına inmedi.

Tablo
kaynağı: Engelli Web 2025 Raporu

Tablo kaynağı: Engelli Web 2025 Raporu

Gezi protestolarının yaşandığı yıl olan 2013 yılında erişim engelleri 20 bine yaklaşırken sürekli katlanarak artmaya devam etti. 2021’de 107 bin olan sayı, 2023’te 240 bine, 2024’te 314 bine ulaştı. 2025’te ise 232 bin web sitesine erişim engellendi.

2008, 2010 ve 2014 yıllarında YouTube’a erişim engeli getirildi; Twitter yıllarca erişime engellenmişti; Wikipedia erişime engellendi; Instagram’a giriş erişim engeli ile sınırlandırıldı; Wattpad’e, Roblox’a, Discord’a erişim hâlâ engelli. 6 Şubat depremlerinin ardından ekşi sözlük erişime engellendi. Mezopotamya Ajansı, sendika.org, Jinnews gibi pek çok haber sitesi hakkında onlarca kez erişim engeli kararı alındı.

Sansürde mihenk taşı

2025, sosyal medya erişim engelleri ve gözaltılar açısından mihenk taşlarından biri. İBB’ye yönelik operasyon ve Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından başlayan 19 Mart protestoları sırasında, aralarında Ekmek ve Gül’ün de bulunduğu çok sayıda kurumun, gazetecinin ve örgütün sosyal medya hesaplarına ve internet sitelerine erişim engeli getirildi; pek çok kadın örgütünün hesabı kapatıldı. 2026’da ise NATO zirvesi öncesindeki sosyal medya operasyonları ve ailem güvende operasyonları kapsamında T24 haber sitesi ve gazetemizin X hesabı da dahil olmak üzere haber siteleri, gazeteler, gazeteciler ve örgütlerin hesapları hedef alındı. Bu engellemeler dalga dalga sürüyor.

1 milyon sosyal medya hesabına inceleme

Bu erişim engelleri ve sosyal medya hesaplarının incelenmesi yasal işlemlerle birlikte de gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 2018-2020 yıllarının toplamında 146 bin 712 sosyal medya hesabı incelenmişken, 2021 yılında tek başına 146 bin 167 hesap incelendi. 2021 sonuna kadar hakkında yasal işlem yapılan hesap sayısı 128 bin 723 olarak İfade Özgürlüğü Derneğince raporlandı. 2022 yılı verileriyle birlikte incelenen sosyal medya hesabı sayısı 481 bin 568’e, hakkında yasal işlem yapılan hesap sayısı ise 207 bin 560’a yükseldi. 2023 yılı sonu itibarıyla ise toplam 654 bin 363 sosyal medya hesabı incelendi, 280 bin 287 hesap hakkında yasal işlem yapıldı. 2024 verilerine göre incelenen hesap sayısı 198 bin 364, hakkında yasal işlem yapılan hesap sayısı ise 86 bin 170. Son olarak, 2025 yılı verileriyle birlikte, incelenen hesap sayısına 257 bin 481 hesap, yasal işlem yapılan hesap sayısına ise 162 bin 298 hesap daha eklendi. Böylece 2018-2025 yılları arasında toplam 1 milyon 110 bin 208 sosyal medya hesabı incelendi, 528 bin 755 hesap hakkında yasal işlem yapıldı.

Bu erişim engellemelerine gerekçe olarak “terörle mücadele”, “milli güvenlik” son yıllarda “Çocukların korunması”, “Ailenin korunmasına tehdit” gibi içeriği belirsiz, iktidarın ihtiyaçlarına göre esnetebileceği ifadeler kullanılması ile yargı, sansürün doğrudan bir aracı haline getirildi.

Tüm bu veriler, Türkiye’de sosyal medya üzerindeki denetimin gittikçe daha da nasıl sıkılaştırıldığı, belli gündemlerde sansürü ve baskıyı artırmak, örgütlenme hakkının da önüne geçmek için nasıl kullanıldığını gösteriyor.

Zararlı olan ne?

Dijital alana yoğun müdahale elbette sadece Türkiye’de gerçekleşmiyor. Dünyanın farklı ülkelerinde çocukların korunması, zararlı içeriklerle mücadele ve ulusal güvenlik gerekçeleriyle sosyal medya kullanımına sınırlamalar getiriliyor; oyunlara yönelik kısıtlamalar da tartışılıyor. Peki yaygın olan doğru olan mıdır? Bu küresel trend, pek çok ülkede artan otoriterleşmenin de bir yansıması olarak okunabilir. “Çocukların korunması” adı altında ortaya çıkarılan yasa tasarıları, çocukları daha tehlikeli ve denetimsiz alanlara itmekle birlikte yetişkinlere yönelik dijital denetimleri de yapmayı hedefliyor.

Zararlı içeriklerin engellenmesi, çocukların zararlı içeriklerden korunması amaçlandığı iddia ediliyor. Peki bu söz konusu zararlı içeriğin ne olduğunu kim, neye göre belirliyor? Sadece dijital alanda değil, doğrudan müfredatta da çocuklar için “zararlı içerik” olarak tarif edilen başlıklar MEB tarafından adım adım kaldırıldı.

Geçtiğimiz yıl toplumsal cinsiyet eşitliği dersleri zararlı içerik olarak görüldü, “Aile yapısını koruyan” yasalara atıfta bulunularak bu derslerin işlenmesi engellendi. İzmir’de derslerinde toplumsal cinsiyet eşitliği konusunu işleyen öğretmenlere, haziran 2025’te MEB kararıyla kınama cezası verildi. Mayıs 2025’te Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca yayımlanan aile odaklı genelgede; “toplumsal cinsiyet”, “toplumsal cinsiyet kimliği” ve “kapsamlı cinsellik eğitimi” gibi kavramların eğitim içeriklerinden ve politika belgelerinden çıkarılması gerektiği belirtildi.

Her an her şey ‘zararlı’ olabilir

Eylül ayında bir ayağını sosyal medya operasyonunun oluşturduğu ailem güvende operasyonları ile, LGBTİ hak örgütlerinin, HİV derneklerinin yanı sıra Cinsel Şiddetle Mücadele ve Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneğinin de sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. Bu örnekler, iktidarın ideolojik anlayışına karşıt her içerik her an “zararlı”, “milli güvenliğe tehdit”, “çocukların korunması gereken” içerik olarak ilan edilebilir.

Tüm bunlarla birlikte, kimlik ile sosyal medyanın tanımlanmasının temel sonuçlarından biri, ifade özgürlüğünün otosansür yoluyla doğrudan sınırlandırılması. Sosyal medya pek çok kişi açısından kendini, eleştirilerini, yaşadıklarını ifade etme alanlarından biri. Şimdi bile, bir paylaşımı beğendiği, bir yazıyı paylaştığı için pek çok kişi yargılanıyor. Her an bir görüşün “zararlı” ilan edilmesinin ardından iktidarın yasal yolları bir araç olarak kullanmasının kolaylaşması da bunun bir diğer ayağı.

19 Mart protestoları, NATO zirvesi öncesindeki operasyonlar ve ailem güvende uygulamaları, kadın örgütlerinin, gençlerin ve siyasi partilerin dijital alanda doğrudan hedef alınabildiğini gösterdi. Üniversite yönetimlerince kapatılan kadın kulüplerinin üyeleri çalışmalarını farklı inisiyatifler ve gruplar üzerinden sürdürmeye çalıştı. Yeni düzenleme, tüzel kişiliği olmayan bu toplulukların sosyal medya üzerinden bir araya gelme ve örgütlenme olanaklarını da tehdit ediyor.

Kadınların hakları ‘zararlı içerik’ etiketinin hedefinde

“Çocukların dijital ortamda korunması” konusu bir süredir Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ana gündemlerinden biri. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu ilk toplantısında öne çıkanlar, kadın ve LGBTİ’lerin haklarının temel hedeflerden biri olduğunu net bir biçimde gösteriyor. Bu toplantıda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ailenin “afetler, küreselleşme, dijitalleşme, demografik değişimler, bağımlılık, cinsiyetsizleştirme ve bireyselleşme” gibi etkenlerle zayıfladığını ileri sürmüştü. Dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Ertaş ise dijital alanda ailenin karşısında “Fıtrata uygun olmayan” akımların yaygınlaştırıldığını söylemişti. Ailenin kuşatma altında olduğunu iddia eden Ertaş boşanmalardaki artışın, tek ebeveynli ailelerin, eşcinsel evliliklerin de bu kuşatmanın bir yansıması olduğunu söyleyerek kadınların boşanma hakkını ve LGBTİ’leri hedef almıştı.

Uygulamaya geçecek bu yeni yasanın, faşizmin kurumsallaşmasının temel dayanaklarından biri olan “Ailenin korunması” söylemi üzerinden çocukların, kadınların ve LGBTİ’lerin haklarına daha çok saldırılmasının; çocukların bilimsel bilgiye erişiminin engellenmesinden tüm halkın hak mücadelesinin “zararlı” olarak yaftalanmasına kadar uzanan bir dizi müdahalenin aracı olarak kullanılacağı açık.

Peki ya çocukların hakları?

Çocuklar bir yanıyla korunması gereken bir yandan da çeşitli haklara sahip yurttaşlar. Bu yasa çocukların çeşitli haklarını gasbetme riski taşırken çocukları yaygın olarak kullanılmayan, denetimsiz internet ortamına daha çok itme riskine de sahip.

2024 yılında TBMM’de İnsan Hakları Komisyonu Çocuk Hakları Alt Komisyonunun dijital mecralarda çocukları bekleyen riskler ve tehditler teması üzerinde rapor hazırlamak adına yaptığı toplantıda EMEP Milletvekili Sevda Karaca, çocuk hak savunucularının bu konuya ilişkin hazırladığı politika notunu sunmuştu. Bu çalışma çocukların hakları açısından dijital alana müdahaleyi değerlendiriyordu. Bu politika notunun belli bölümlerini hatırlamak, bu yasayı çocuk hakları açısından değerlendirmek ve talepleri ortaya koymak açısından önemli:

“İnternet ve sosyal medya, çocuklara düşüncelerini paylaşma, kimliklerini keşfetme ve çeşitli topluluklarla etkileşim kurma fırsatları sunmaktadır. Ancak, bu ortamların güvenli olması gerektiği kadar, çocukların özgürce kendilerini ifade edebilecekleri alanlar da sunması önemlidir. Çocukların sadece korunması gereken reşit olmayan bireyler olarak değil, hak öznesi olan yurttaşlar olarak değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. maddesi, ‘Görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme’ hakkını tanımakta ve bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk düzeyine uygun olarak gereken özenin gösterilmesini vurgulamaktadır. Ayrıca, 13. madde de çocuğun ‘Düşüncesini özgürce açıklama hakkına’ sahip olduğunu, bu hakkın ise ‘Ülke sınırlarına bağlı olmaksızın; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü’ içerdiğini belirtmektedir.

İfade özgürlüğü çocuklar için uluslararası sözleşmelerce korunmuş olmasına rağmen, çocukların dijital alanda kendilerini ifade etme konusunda bazı ciddi kaygıları bulunmaktadır. Özellikle siyasi ve politik söylemlerde bulunmaları durumunda, yasal yaptırımlarla karşılaşma endişesi taşımaktadırlar. Bu nedenle, birçok çocuk görüşlerini açık bir şekilde dile getirmekten çekinmekte, hatta bazı durumlarda hiç görüş belirtmemektedir. Kendi düşüncelerini ifade etme cesareti bulsalar bile, bu ifadelerin olumsuz sonuçlar doğurabileceği korkusuyla anonim olarak görüş bildirmeyi tercih etmektedirler. Bu durum, çocukların toplumsal meselelerde aktif bir rol almalarını ve fikirlerini paylaşmalarını kısıtlamakta, dolayısıyla ifade özgürlüklerini tehdit etmektedir.

Öncelikle, okullarda ve çocukla birebir çalışılan farklı kamusal yapılarda; dijital haklar, ifade özgürlüğü, siber zorbalık konularında eğitim programları uygulanmalı, çocukların bu dijital dünyayı, buradaki haklarını ve burada karşılaştıkları zorbalık ve saldırıları anlamaları sağlanmalıdır. Ayrıca, dijital dünyada karşılaştıkları zorbalık, saldırı ve hukuksuzluklar hakkında yasal bilgi sahibi olmaları için bilgilendirme yapılmalı, hangi adımları atabilecekleri konusunda rehberlik edilmelidir. Bu süreçte, destek ve danışmanlık mekanizmaları oluşturulmalı, çocukların yaşadıkları sorunları güvenli bir ortamda paylaşmaları teşvik edilmelidir.

Sürdürülebilir destek ve danışmanlık mekanizmaları, çocukların dijital dünyada karşılaştıkları sorunlarla başa çıkmalarına yardımcı olmak amacıyla oluşturulmalıdır. Çocukların dijital zorbalık, saldırı veya hukuksuzluk gibi durumlarla karşılaştıklarında başvurabilecekleri danışmanlık hatları veya destek grupları oluşturulmalıdır. Bu hizmetler, çocukların yaşadıkları sorunları güvenle paylaşmalarına ve profesyonel yardım alabilmelerine olanak tanımalıdır.

Ebeveynler ve öğretmenler için dijital dünyada çocukların haklarını ve güvenliğini nasıl destekleyebilecekleri konusunda bilgilendirici kaynaklar ve eğitimler sunulmalıdır.

Çocukların dijital hakları ve güvenliği konusunda görüşlerini paylaşmalarına olanak tanıyan platformlar oluşturulmalıdır.”

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
24.10.2026 13:59 / Güncelleme: 14:40

Aziz Yıldırım: İsmail Kartal kendi gitmek istemezse ben gönderemeyeceğim

Fenerbahçe Olağan Yüksek Divan Kurulu Toplantısı'nda konuşan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, İsmail Kartal ile ilgili; “Bütün Fenerbahçeliler bilsin; İsmail Kartal kendi gitmek istemezse ben gönderemeyeceğim. Benimle birlikte isterse ayrılır” dedi.

Aziz Yıldırım: İsmail Kartal kendi gitmek istemezse ben gönderemeyeceğim

Fotoğraf: DHA

24.10.2026 13:16

Kenya'da Ebola vakası: Can kaybı 2'ye yükseldi, 9 vaka tespit edildi

Kenya Sağlık Bakanlığı, 65 yaşındaki bir kadının hayatını kaybetmesiyle Ebola kaynaklı can kaybının 2'ye yükseldiğini duyurdu. Toplam 9 vakanın tespit edildiği ülkede yetkililer, virüsün toplum geneline yayıldığına dair bir bulgu olmadığını bildirdi.

Kenya'da Ebola vakası: Can kaybı 2'ye yükseldi, 9 vaka tespit edildi

Fotoğraf: DHA

24.10.2026 11:09

İsrail'in Gazze'de İHA saldırısı: 1 Filistinli hayatını kaybetti

İsrail ordusunun ateşkese rağmen Gazze kentinin batısındaki Rimal Mahallesi'nde düzenlediği İHA saldırısında 1 Filistinli yaşamını yitirdi, 3 kişi yaralandı. Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu bildirildi.

İsrail'in Gazze'de İHA saldırısı: 1 Filistinli hayatını kaybetti

Fotoğraf: Emad El Byed/Unsplash

24.10.2026 14:33 / Güncelleme: 14:35

Özgür Özel, Besim Dutlulu ve 14 ilçe belediye başkanıyla bir araya geldi

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ve Manisa'daki 14 ilçe belediye başkanıyla bir araya geldi.

Özgür Özel, Besim Dutlulu ve 14 ilçe belediye başkanıyla bir araya geldi

Fotoğraf: ANKA

24.10.2026 11:46

Türkiye Maden-İş Sendikası: Firmalar sahanın kaymağını yedi ve astronomik paralar kazanarak Soma'yı terk etti

Türkiye Maden-İş Sendikası, Yeni Anadolu Madencilik Işıklar Maden Ocağı sahasının tasfiyesi nedeniyle madenci ailelerinin mağdur edildiğini belirterek; “Firmalar sahanın kaymağını yedi, astronomik paralar kazanarak Soma'yı terk etti” dedi.

Türkiye Maden-İş Sendikası: Firmalar sahanın kaymağını yedi ve astronomik paralar kazanarak Soma'yı terk etti

Fotoğraf: ANKA

24.10.2026 10:27

NBA'e 12 maçla devam edildi: Alperen Şengün'ün 29 sayısı, Rockets'a Spurs galibiyetini getirdi

NBA'e 12 maçla devam edildi. Spurs'ü 114-110 yenen Rockets'ta Alperen Şengün, 29 sayı, 7 ribaund ve 7 asistle maçın en skorerı oldu. Atlanta Hawks, Charlotte Hornets'ı 128-81 yenerek kulüp tarihinin en farklı galibiyetini aldı.

NBA'e 12 maçla devam edildi: Alperen Şengün'ün 29 sayısı, Rockets'a Spurs galibiyetini getirdi

Fotoğraf: Erik Drost/Wikimedia Commons CC BY 2.0

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!