'Gıda güvenliği' sınır kapısından döndü
Gıda denetimin şansa bırakıldığını söyleyen GıdaMO Genel Başkanı İ. Uğur Toprak, gıda güvenliğinin ürünün yalnızca ihracat kapısında kontrol edilmesiyle veya sınır iadelerinin ardından yapılan geçici açıklamalarla sağlanamayacağını belirtti.
Fotoğraf: Ramis Sağlam/Evrensel
Ramis Sağlam
[email protected]
İzmir- Türkiye'den Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ihraç edilmek istenen tarım ürünleri, yüksek oranda tarım ilacı kalıntısı (pestisit) içerdiği gerekçesiyle Bulgaristan başta olmak üzere sınır kapılarından sıklıkla geri çevriliyor.
Bulgaristan sınırında 14 ton sofralık üzümün, yasal limitlerin üzerinde pestisit içerdiği için geri çevrilmesinin ardından, ihraç edilen salamura asma yapraklarında da güvenli sınırların 130 ile 350 kat üzerinde kalıntı tespit edildi.
TMMOB’a bağlı Gıda Mühendisleri Odası (GıdaMO) Genel Başkanı İ. Uğur Toprak gıda ürünlerindeki denetimi ve sınır kapılarından pestisit nedeniyle dönen ürünleri gazetemiz Evrensel'e değerlendirdi.
Münferit değil kronik bir sorun
Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı (BFSA) tarafından 8 Ekim 2026 tarihinde yapılan açıklamaya göre, Türkiye’den gönderilen 14,1 ton (2 bin 640 kasa) sofralık üzüm, izin verilen azami pestisit (tarım ilacı) kalıntı seviyelerini (MRL) aşması nedeniyle Avrupa Birliği pazarına alınmayarak sınırda durduruldu. Toprak, Avrupa Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) bildirimlerine yansıyan bu durumun, “Münferit bir vaka olmayıp farklı tarihlerde de tekrarlanan kronik bir sorun” olduğunu söyledi.
Tarım politikalarını ve gıda denetimlerini Gıda Mühendisleri Odası olarak gündemde tutmaya çalıştıklarını belirten Toprak, konuyla ilgili değerlendirmesini, “Avrupa’ya ihraç edilen üründe kalıntı tespit edildiğinde sorulması gereken yalnızca bu ürünün neden geri çevrildiği değil, aynı üretim sürecinden çıkan ürünlerin ülkemizde nasıl denetlendiğidir. İhraç edilen ürünlerin sınırda takılması yalnızca ticari bir kayıp değil, doğrudan bir halk sağlığı skandalıdır. Gıda güvenliği, ürünün yalnızca ihracat kapısında kontrol edilmesiyle veya sınır iadelerinin ardından yapılan geçici açıklamalarla sağlanamaz” sözleriyle ifade etti.
İç pazara sürüldüğü endişe yaratıyor
Yanlış kullanım, tavsiye edilen dozların aşılması, uygun olmayan etken maddelerin seçilmesinin bu sonuçlara tol açtığını değerlendiren Toprak, en önemlisinin de hasat öncesi bekleme sürelerine uygulamasının gıdalarda limit üstü kalıntı oluşmasına yol açması olduğunu dile getirdi.
Bir ürünün kalıntı sınırını aşmasının her durumda aynı sağlık riskini yaratmayacağını ama riskin boyutunu anlamak için önemli olduğunu ifade eden Toprak, “Tespit edilen etken madde, kalıntı miktarı, tüketim düzeyi ve maruziyet süresi birlikte analiz edilmelidir. Ancak kamuoyuna yansıyan bilgilerde hangi pestisitlerin ne oranda limiti aştığı açık değildir. Bu nedenle resmi analiz sonuçlarının şeffaflıkla paylaşılması şarttır. RASFF veya sınır kontrolleri sonucunda geri dönen tonlarca ürünün imha süreçleri bağımsız gözlemcilere ve kamuoyuna açık değil. ‘İmha edildi’ denilen ürünlerin iç pazara sürülerek yurttaşların sofrasına gelip gelmediği büyük bir endişe kaynağıdır” dedi.
Tarlada mücadele, çiftçi eğitimi ve denetim yetersiz
Tarladaki mücadelenin ve çiftçi eğitiminin yetersizliği olduğunu vurgulayan Toprak, zararlılarla mücadelede denetimsiz zirai ilaç kullanımının devam ettiğini, çiftçinin yüksek girdi maliyetleri, piyasa baskısı ve üretim belirsizlikleriyle baş başa bırakıldığını belirtti.
Üretim hacmine kıyasla gıda denetimlerinin sayısının ve derinliğinin yetersiz kaldığını ifade eden Toprak sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde gıda mühendisi istihdamının azlığı, saha denetimlerinin etkinliğini kısıtlıyor. Yurtdışındaki tüketicinin sağlığı ne kadar kıymetliyse, ülkemizdeki yurttaşlarımızın sağlığı da en az o kadar kıymetli. İhracata uygun görülmeyen bir gıdanın iç pazara girmesine imkan tanıyan denetim açıkları derhal kapatılmalıdır. Tarladan sofraya güvenli gıda zincirinin kurulabilmesi için kamu otoritesince atılması gereken somut adımlar, ihracattan dönen tüm ürünlerin (üzüm, limon, biber vb.) akıbetine dair parti/lot bazlı kayıtlar kamuoyuna açıklanmalı; imha süreçleri ilgili meslek odalarının gözleminde yürütülmelidir."
Gıda Mühendisleri Odası Genel Başkanı İ. Uğur Toprak denetimde dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıraladı:
- Zirai ilaç satışı ve uygulamalarına bağlanan reçeteli sistem sıkı bir şekilde denetlenmeli, üreticilere kalıntısız, sürdürülebilir tarım için teknik danışmanlık sağlanmalı.
- Yalnızca ihracat numuneleri değil; hallere, semt pazarlarına ve zincir marketlere giren ürünler de aynı sıklık ve hassasiyetle risk esaslı pestisit analizine tabi tutulmalı.
- Tarladan sofraya kadar tüm aşamalarda yetkili gıda mühendislerinin teknik bilgisi ve denetim yetkisi aktif olarak kullanılmalı, kamusal istihdam artırılmalı.
- Yasaklı/ruhsatsız bitki koruma ürünlerinin kullanımı engellenmeli, uygunsuzluk durumunda ürünün izlenebilirliği sağlanarak hızlı geri çekme işlemleri uygulanmalı.
- Güvenli gıdaya erişim, yurttaşın satın alma gücüne ya da ürünün gönderildiği ülkeye bağlı olmamalı.
- Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde gıda mühendisi istihdamının azlığı, saha denetimlerinin etkinliğini kısıtlamamalı.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et