İstanbul Barosu: Gazetecilere yönelik yargı baskısı son bulmalı
İstanbul Barosu, fon krizini haberleştiren gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalara tepki gösterdi. Baro, gazetecilik faaliyetinin suç sayılamayacağını belirterek toplumun haber alma hakkına yönelik müdahalelerin sona ermesini istedi.
İstanbul Barosu ve Basın ve İletişim Hukuku Komisyonu, gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalar ile Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki gösterdi. Baro, bir hafta içinde yaşanan gelişmelerin basın özgürlüğü ve toplumun haber alma hakkı üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti.
Baronun yayımladığı açıklamada, gazeteci Bahadır Özgür’ün gözaltına alınması, Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında ev hapsi kararı verilmesi, Ağırel’in daha sonra tutuklanması ve gazeteci İsmail Arı’nın tutuklanmasına dikkat çekildi. Aynı soruşturma kapsamında Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı’nın da tutuklu bulunduğu hatırlatıldı.
‘Gazetecilik faaliyeti suç olarak nitelendirilemez’
Fon krizini araştıran ve kamuoyuna duyuran gazeteciler hakkındaki soruşturmaların basın özgürlüğü açısından kaygı yarattığı belirtilen açıklamada, gazetecilerin araştırma yapmasının ve haber yayımlamasının gözaltı ya da tutuklama gerekçesi olamayacağı vurgulandı.
Açıklamada, “Gazetecilik faaliyeti suç olarak nitelendirilemez” denilerek kamuoyunu ilgilendiren mali ilişkilerin araştırılmasının ve bir soruşturma hakkında haber yapılmasının tek başına suç oluşturmayacağı ifade edildi.
Fon krizinde toplumda endişe yaratan olaylarla bu olayları araştırıp haberleştiren gazetecilik faaliyetinin birbirine karıştırılmaması gerektiği belirtilen açıklamada, tartışılması gerekenin haberin kendisi değil, haberleştirilen olay olduğu kaydedildi.
Gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve adli kontrol uygulamalarının yanı sıra basın kuruluşlarına kayyım atanmasının basının bağımsızlığına ilişkin kaygıları artırdığı belirtildi. Bu müdahalelerin eleştirel basının ekonomik ve hukuki varlığını daraltma tehlikesi taşıdığı ifade edildi.
Baro, ceza soruşturmaları ve tutuklama tedbirlerinin eleştirel haberleri baskılamanın ya da basın üzerinde sansür kurmanın aracı olarak kullanılamayacağını vurguladı.
Anayasa ve AİHS hatırlatıldı
Açıklamada, Anayasa’nın 13 ve 19’uncu maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5’inci maddesinin kişi özgürlüğü ve güvenliğini koruduğu hatırlatıldı. AİHS’nin 10’uncu maddesinin ifade özgürlüğünü güvence altına aldığı belirtilirken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin basını demokratik toplumun gözcüsü olarak kabul eden içtihadına dikkat çekildi.
Basın Kanunu’nun 3’üncü maddesinde güvence altına alınan bilgi edinme, yayma, eleştirme ve yorumlama özgürlüklerinin de korunması gerektiği ifade edildi. Ceza soruşturmalarının yarattığı caydırıcı etkinin bedelini toplumun haber alma hakkının ödememesi gerektiği vurgulandı.
İstanbul Barosu, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını koruma sorumluluğu gereği gazetecilere yönelik uygulamalar karşısında sessiz kalamayacağını belirtti.
Açıklamada, yalnızca haber yaptıkları gerekçesiyle gazeteciler hakkında tutuklama, gözaltı ve diğer adli tedbirlerin uygulanmasına son verilmesi istendi. Yargı ve idare makamlarına Anayasa’ya, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına uygun hareket etme çağrısı yapıldı.
Baro, açıklamasında belirli kişi veya kurumları değil, herkesin hak ve özgürlüklerinin hukuk güvencesi altında olduğu demokratik bir toplum düzenini savunduklarını kaydetti.
(Haber Merkezi)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et