21.10.2026 00:23

Borç, haciz, güvencesizlik, ağır çalışma: Metal işçisi mengenede

Borç, haciz, güvencesizlik, ağır çalışma... Metal işçileri kendilerini dört bir yandan sıkışmış hissediyor. Kendi gücüne güvenmediği için de kurtarıcı bekliyor. Patronlar ise bu güvensizlik ortamında istedikleri çalışma düzenini hayata geçiriyor.

Borç, haciz, güvencesizlik, ağır çalışma: Metal işçisi mengenede

Fotoğraf: Renault işçileri

Erdal Kılıç
[email protected]
Muzaffer Özkurt


Bursa’da hava ağır. Sadece bulutlu, yağmurlu olduğu için değil. Geçim sıkıntısı, borçlar, geleceği görememe, siyasi baskılar, ağırlaşan çalışma koşulları, işten atılma korkusu… Metal işçileri, her yandan mengeneye alınmış gibi. Hangi işçi ağzını açsa bu sıkışmışlık hissediliyor.

Bursa’nın üç ana fabrikası olan Renault, TOFAŞ ve Bosch’tan işçilerle görüşüyoruz. İşçilerin büyük kısmının kıdemi 10 yılın altında. Sayıları hızla artan, kıdemi 5 yıla kadar olan işçilerin ücretleri 35 bin lira ile 45 bin lira arasında. Herkesin gözünün üzerinde olduğu 10 yıl civarı işçilerin ücreti 70-90 bin lira. 1990’lardan bu yana çalışan az sayıda EYT’li işçinin emekli maaşıyla birlikte 200 bin liraya yakın geliri var. Önceki dönemin mücadelelerine şahit olmuş, deneyim sahibi ama elindekini kaybetmekten korkan en eski işçilerle; ücretleri düşük, geçmiş mücadelelerden bihaber ama öfkeli genç işçiler arasındaki bölünme her geçen gün derinleşiyor. Genç işçilere dair değerlendirmeler ise çoğunlukla “Telefon için işe girmişler, ne yapacakları belli değil” şeklinde oluyor. Bu sözlerin sonuna bir ama geliyor: “Ama bu fabrikalarda bir şey olacaksa onlar yapacak.”

Kolay para: Kumar

Borçsuz işçi yok. Fabrika bünyesindeki kooperatiften markette ne satılıyorsa içinde olan kooperatiflerden veresiye mal alınabiliyor. Ücret alınır alınmaz da kaynaktan kesiliyor. Aylar geçtikçe, enflasyonla birlikte kesilen miktar artıyor. Kredi borçları nedeniyle hacizlik olan işçi sayısı da... Bekarlar evlenmekten korkuyor çünkü sürekli boşanma haberleri dillerde.

Genç işçiler arasında daha yaygın olmak üzere ekonomik sıkışmışlıktan çıkmak için kolay yol tercih ediliyor: Kumar! Fona para yatırmak, borsa oynamak da kumarın içinde sayılıyor. Zira son vurgunla birlikte eşinin bilezikleri dahil neyi var neyi yoksa kaybeden işçi sayısı az değil. İntiharların artma olasılığı sıklıkla dile getiriliyor. Açıktan, herkesin içinde para kaptırdığını söylemek işçiler için hiç kolay değil. Muğlak konuşulsa da temel gündem bu.

Fabrikalarda örgütlü Türk Metal’in ise bu kadar dikkate alınmadığı hiçbir dönem yaşanmadığını söylüyor işçiler. Sendikacıların sadece sosyal medyada paylaşmak için fotoğraf çektirmeye geldiğini, hiçbir soruya cevap vermediğini söyleyen genç Renault işçileri, Influencer diyor sendikacılara, “Şipşak” lakabı takıyor. 2015’te düşük ücrete karşı başlayan Metal Fırtına’nın ilk hedefi sendikacılardı. Şimdi ise sendikacılar için “insan kaynakları departmanı” tarifi kullanılıyor. Dolayısıyla gözler sendikacılardan çok patronda.

10 saniyenin hesabı yapılıyor

Patronlar işte bu bölünmüşlüğü, işçiler arası güvensizliği istedikleri çalışma düzenini hayata geçirmek için kullanıyor. İşsizlik ortamının da etkisiyle “Benim istediğim gibi olacaksın, yoksa güle güle” çok rahat söyleniyor. 57 saniyede bir arabanın üretildiği fabrikada, çay molasına 10 saniye erken çıkılamıyor. Çıkılması halinde üretim şefi bandın dibinde bitiyor. Üretimin 1 dakikanın üzerine çıkması ise kırmızı alarm demek. Ücretlerin avro karşısında eridiği dönemlerde TL dışında hesap yapmayan patron temsilcileri, kur baskısı nedeniyle şimdi ağızlarını dolar ve avroyla açıyor: “Ücret maliyetleri 2 bin 300 avro civarında, Fas’ta/Hindistan’da bu 450 avro.”

İktidardan umut kesiliyor

Ülke genelinde artan baskı nedeniyle “Şikayet etsek Silivri’de alırız soluğu” diyorlar. İşçilerin karamsar olmasının temel sebebi ülkenin içerisinde bulunduğu durum. 25-30 yaş arasında olup AKP’den ve Erdoğan’dan umudu olan işçi sayısı çok az. 25 yaş altı gençlerde durum daha da sert; “Zaten emekli olamayacağız. Çalışarak bir yere varmanın imkanı yok” diyorlar. Herkese öfkeliler. İktidara, muhalefete, yüksek ücretli işçilere hatta “tembellik edip” üzerlerindeki çalışma yükünü artıran yaşıtlarına… Aileleri de bu öfkeden nasibini alıyor. “Bu iktidarı getirdiler, gençliğimizi yaşayamadık” diyorlar: “Kaos çıksın”, “Yer yerinden oynasın”, “Benzin döksünler ilk ben kibrit çakarım.”

Kemalpaşalı, köyle ve tarımla bağları süren, hâlâ ekip biçmeye devam eden pek çok işçi, ürünleri para etmediği için köylü eylemlerinde de yer almış. Bir işçi, “Zarar ettiğim için 200 bin lira cebimden para verdim. Sadece toprağıma tutunmak istiyorum” diyor. Toprağını ekmeyi bırakan çok sayıda işçi var. Kemik AKP’li sayılan bu işçiler arasında da çözülme başlamış. Zarar arttıkça, iktidardan da uzaklaşıyor Kemalpaşalı işçiler. “Mahalle baskısı” diye tarif ettikleri genel hava nedeniyle alternatifi yine sağ partilerde arıyorlar.

Kesilen ülkücü bıyığı!

Fransız tekeli Renault’da çalışmanın etkisiyle Fransa’da gençlik hareketlerini, grevleri izleyen, bu hareketlere öykünen genç işçiler var. Diğer tarafta “Türk her alanda geri düşürüldü. Göçmenler doktor oluyor, biz düşük ücretle gençliğimizi tüketiyoruz” diyen gençler de. Bu gençlerin adresi daha çok Zafer Partisi ve Anahtar Parti. Sayıları henüz çok olmasa da bu partilerin içinde giderek daha fazla genç işçi yer alıyor. Bu partileri “Sistem dışı” diye tarif ediyorlar. Mevcut iktidarı da ancak onların yargılayabileceğini düşünüyorlar. Milliyetçi görüşten etkilenen bu işçiler iktidarın “terörsüz Türkiye” dediği sürece de mesafeli. “devlet politikası” olduğunu söylüyorlar, ucunda devlet sopası olduğu için ses çıkarmıyorlar. Ama tepki var: “Ülkücü bıyığını kesen çok kişi oldu.”

Yeni Partiyi ise pasif kalmakla eleştiriyorlar. Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlanı kabul etmesi, muhalefete dair umutları azaltmış. Bursa Büyükşehir Belediyesine operasyon da etkilemiş metal işçilerini. Daha belediye başkanı görevden alınmadan önce yerel medyada yolsuzluk belgeleri yayımlanmaya başlanmış. Tutuklandığı gün de tepki bu yüzden daha az olmuş. Yerel seçimde CHP’nin gelmesi ve sonrasında hayatın olağan akışında sürmesi üzerine gelişen “Demek ki değişirse yer yerinden oynamıyormuş. İktidar da değişebilir” fikrine ağır bir darbe olmuş operasyon. “Bu iktidar seçimle gider mi?” sorusuna “evet” diyen yok neredeyse.

Asıl değişmesi gereken

Deneyimli bir metal işçisi, kendi güçleri hariç çözüm arayışlarının boşuna olduğunu söylüyor: “Şu anki durumda işçiler yalnız kalmak istemiyor ama tehlikeye de girmek istemiyor. Geçinemediğini ve daha fazlasının olabileceğini biliyor ama asgari ücrete ve borçlarına bakıp elindekini de kaybetmekten çekiniyor. Bu nedenle de hep bir kahraman ve kurtarıcı peşinde. Bu olmayacak. Aksine durum daha da kötüleşiyor. Anahtar, Zafer… Bugün isyan ettikleri düzenin sorumlusu bu partilerin başındakiler de değil mi zaten. İşçi olduğumuzu, işçinin zavallı olmadığını, birleştiğimizde herkesten güçlü olduğumuzu anlamadığımız, gücü kendi ellerimizde, yanı başımızdaki arkadaşımızda görmediğimiz sürece gerçekten kurtulma şansımız da yok. Ama metal işçilerinin çoğu kendi tarihini bilmiyor. Bu nedenle her seferinde en baştan deneye yanıla görüyor. Kendi tarihimizle buluşmanın yollarını bulmalıyız.” Türkiye’de işçilerin aslında sessiz olmadığını, ülke genelinde grev ve direnişlerin yaşandığını hatırlatan işçi, bu mücadelelerin birleşmesi halinde içinde bulunulan karamsarlığın da dağılacağına dikkat çekiyor.

Renault işçisi: Verin altınımı!

Avrupalı otomotiv tekelleri savaşa hazırlanıyor. Renault’nun Fransa’daki fabrikasında da dron üretiliyor. Türkiye’de de savaş dönemi üretimine ilk uyum sağlayan Renault. Üretim baskısı her geçen gün artıyor.

Her yeni model çıktığında cumhuriyet altını dağıtılıyor. Yüz milyonlarca avroluk yatırım alınmasına karşın bu altın dağıtılmış değil. Her yıl dağıtılan erzakların gramajları küçültülmüş. Eldivenler otomatlardan sayılı alınıyor. İşçiler kazanılmış haklarının bir bir ellerinden alınmasına öfkeli. Her iki sözden biri verilmeyen altın. İşçiler için neredeyse onur meselesi haline gelmiş durumda.

Türk Metal’e olan güven de beklenti de yok raddesinde. “Vergi büyük dert ama bunun düzeleceğine, sözleşmede yüzde 15’le sabitleneceğine, sendikacıların talepler için bir şey yapacağına kimse inanmıyor” diyor işçiler. Tüm baskılara rağmen, işçilerin “Altınımız nerede” diye yüksek sesle sormasının altında da bu yatıyor. Altın verilmesi, ücretlere zam yapılmasından, verginin sabitlenmesinden daha olabilir kabul ediliyor.

TOFAŞ işçisi: 4 oyum var ne yapabilirim ki?

“TOFAŞ diyor ki benim istediğim gibi olacaksın. Yoksa güle güle.” TOFAŞ işçisi fabrikadaki çalışma prensibini böyle özetliyor. Fabrikada borçsuz işçi yok. Hacizli işçilerin sayısı epey fazla. TOFAŞ’tan bir işçi “Ücretim 80 bin lira. Kredi kartına geri ödemem 50 bin lira. Ben iyi durumdayım. Kira vermiyorum” diyor.

TOFAŞ kooperatifinde yağ fiyatı 500 liradan 750 liraya çıkarılmış. İşçi tepki gösteriyor: “Ama benim ücretime yüzde 50 zam yapmadın ki.”

“Peki nasıl düzelir?” diye sorduğumuz işçi şu yanıtı veriyor: “Ben, eşim, annem, babam… 4 oyum var ne yapabilirim ki?”

Kıyımın gölgesindeki fabrika: Bosch

Bosch fabrikasının gündemi işçi kıyımı. 1190 işçinin işten atılacağı söyleniyor. Kendi ayrılmak isteyenler, mevcut kıdem tazminatına ek olarak 6 aylık net ücret ve 2 aylık ihbar tazminatı ile teşvik ediliyor. Yüksek ücretli EYT’li işçiler hedefte. Hatta tek tek çağırılıp “Seni istemiyoruz artık” deniyor. Patronun direk işçi atmak yerine, teşvik ödeyerek böyle bir yola başvurmasının nedeni devletin teşviklerinden yararlanmaya devam etmek istemesi. Böylece kağıt üzerinde kendi işçi atmış olmuyor, işçiler kendi istekleriyle ayrılmış oluyor. İşçi ek para alıyor ama işsizlik sigortası ödemesinden yararlanamıyor. Dava açma hakkı da kalmıyor.

“Bosch teknolojiyi yakalayamadı” dedikodusu dolaşıyor. Elektrikli araçta gerekeni yapamadığı bu nedenle küçülüp işçi çıkardığı söyleniyor. Hatta “5 yıla kalmaz bu fabrikanın işi biter” diyenler var. Bir işçi bunu söyleyenlere tepki gösteriyor: “Neyi yakalayamadı, ne bitiyor! Geçen yıl geliri 91 milyar avro. 8 milyar avroluk ARGE’si var. Bak üretime düşme var mı, yok.” Endüstri 4.0 dönüşümü kapsamında bazı hatlarda robotlu üretime geçilmiş. 15-16 işçinin günde 2 bin parça ürettiği bir hatta, şimdilerde bir işçinin baktığı robotlu üretimle 4 bin parça üretiliyor. Tam bu nedenle işçi sayısının daha da düşeceği söyleniyor. İşçi devam ediyor: “Biz teknolojiyi yakalayamadı falan dedikçe daha çok işçi atılır.”

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
20.10.2026 15:59

MEB ortak sınav tarihleri 2026-2027: 1. dönem yazılı sınavlar ne zaman?

MEB’in 2026-2027 eğitim öğretim yılı 1. dönem 1. yazılı sınav takvimine göre sınavlar 3-13 Kasım tarihleri arasında yapılacak. Ortak Yazılı Sınav Sistemi, ortaokul 5, 6 ve 7’nci sınıflar ile lise 9, 10 ve 11’inci sınıflarda 16 branşta uygulanacak.

MEB ortak sınav tarihleri 2026-2027: 1. dönem yazılı sınavlar ne zaman?

Fotoğraf: Billy Albert/Unsplash

20.10.2026 12:30

'Daltonlar' suç örgütüne 8 ilde operasyon: 14 kişi gözaltına alındı

Ankara'da bir iş yeri sahibinin tehdit edilmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında 'Daltonlar' suç örgütüne yönelik 8 ilde operasyon düzenlendi. Operasyonlarda 4'ü çocuk 14 kişi gözaltına alındı.

'Daltonlar' suç örgütüne 8 ilde operasyon: 14 kişi gözaltına alındı

Fotoğraf: DHA

20.10.2026 13:35

EuroLeague'de derbi haftası: Anadolu Efes Beşiktaş'ı ağırlayacak, Fenerbahçe Olympiakos'a konuk olacak

Basketbol Avrupa Ligi'nde 7. hafta heyecanı yarın başlarken, gözler 22 Ekim Perşembe günü oynanacak Anadolu Efes-Beşiktaş karşılaşmasına çevrildi.

EuroLeague'de derbi haftası: Anadolu Efes Beşiktaş'ı ağırlayacak, Fenerbahçe Olympiakos'a konuk olacak

Fotoğraf: Lan Gao/Unsplash

20.10.2026 15:28

İtalya'da akaryakıt zamlarına karşı eylemler yayılıyor: Kamyon ve tır şoförleri yolları ve liman girişlerini kapattı

İtalya’da artan akaryakıt fiyatlarına karşı kamyon ve tır şoförlerinin başlattığı protestolar yayılıyor. Ülkenin güneyinde şoförler, yolları ve liman girişlerini ulaşıma kapattı.

İtalya'da akaryakıt zamlarına karşı eylemler yayılıyor: Kamyon ve tır şoförleri yolları ve liman girişlerini kapattı

Fotoğraf: AA

20.10.2026 11:15

Salah'ın Beşiktaş maçından sonra yaptığı yüzde 35 göndermesi ne anlama geliyor?

Trabzonsporlu Muhammed Salah, Beşiktaş galibiyetinin ardından sosyal medya hesabından "Yüzde otuz beş" paylaşımını yaptı. Bu ifade, yazın Beşiktaş'la yaptığı görüşmeler sırasında Başkan Serdal Adalı'nın dile getirdiği bir iddiaya gönderme.

Salah'ın Beşiktaş maçından sonra yaptığı yüzde 35 göndermesi ne anlama geliyor?

Hakan Burak Altunöz/AA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!