Ankara-Bakü gerilimi başörtüsünden ibaret değil: ‘İki devlet, tek millet’, çok sorun, çok ticaret
Aliyev’in açıklamasıyla başlayan, başörtüsü yasağından ‘darbe’ iddialarına kadar varan gerilim, karşılıklı ekonomik ve siyasi çıkarların da etkisiyle şimdilik sınırlanmış görünüyor. Ancak 'kardeşlik' sınanmaya devam edecek gibi...
Kars'ta geçtiğimiz hafta Azerbaycan Sanat Haftası kutlandı. (Fotoğraf: AA)
Ali Reyhan
[email protected]
Azerbaycan’da devlet okullarındaki kıyafet kurallarının başörtüsü takan öğrenci ve öğretmenleri de kapsayacak biçimde uygulanması, geçtiğimiz hafta itibarıyla Türkiye ile Azerbaycan arasında siyasi gerilime dönüştü. Azerbaycan ve Türkiye’de iktidar güdümündeki medya kuruluşlarındaki karşılıklı suçlama ve sert eleştiriler dozunu giderek artırdı.
Gerilimin kapısını 2 Ekim’de Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in Yeni Azerbaycan Partisinin (YAP) 8. Kongresinde “Ne aldıysak kendi paramızla aldık. Her mermiyi kendi fiyatıyla, hatta piyasa değerinden fazla fiyatla aldık” ve “Herkes yerini bilsin, bizim iç işlerimize karışmasın” sözleri açtı. Basın bu sözleri Türkiye için söyleyip söylemediğini tartışmaya başladı. 2020’deki savaş boyunca Ankara, Bakü’ye açık siyasi destek vermiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan’ın yanında olduklarını defalarca ilan etmişti. Türkiye’nin ürettiği Bayraktar TB2’ler de savaşın gidişatında etkili olmuştu.
Ardından Azerbaycan’da okullarda başörtüsü yasağı başladığına dair haberler Türkiye’de hükümet yanlısı medyanın ana gündemi oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Oktay Saral, 12 Ekim’de başörtülü öğrencilerin okul kapısından çevrilmesini eleştirdi. AKP’li milletvekilleri de uygulamaya tepki gösterdi. İktidar medyası haberlerde tepki dilini yükseltti. Okullarda yapılan eylemler, gözü yaşlı öğrencilerin görüntüleriyle birlikte yayımlandı.
İlham Aliyev’in liderliğindeki YAP, 13 Ekim’de Azerbaycan’ın iç ve dış politikası hakkında Türkiye’den yapılan açıklamaları “iç işlerine müdahale” olarak nitelendiren bir bildiri yayımladı. Azerbaycan Medya ve Yayın Konseyi de, “Türkiye ve İran’dan Azerbaycan’a yönelik koordineli bir bilgi kampanyası yürütüldüğünü” ileri sürdü.
Bakü’nün din politikası yeni değil
Öte yandan Azerbaycan yönetiminin dini örgütlere yönelik müdahaleleri, bugünkü başörtüsü tartışmasından ibaret değil. Ülkede “devletin laik niteliği” ve dini örgütlerin faaliyetleri uzun süredir güvenlik politikalarının önemli başlıkları arasında.
Ekim 2011’de başörtüsü yasağına karşı düzenlenen gösterilerle bağlantılı 5 kişi, izinsiz protesto düzenlemek ve polise direnmek suçlamalarıyla hapsedildi. Ekim 2012’de de “başörtüsüne özgürlük” talebiyle yeni protestolar düzenlendi. Protestolara katılanlar, “İran ajanı” suçlamasıyla gözaltına alındı.
26 Kasım 2015’te Bakü’nün Nardaran yerleşiminde güvenlik güçleriyle radikal dinci gruplar arasında bir çatışma çıktı ve 2’si polis 7 kişi hayatını kaybetti. Çatışmanın ardından gözaltılar ve dini gruplara yönelik operasyonlar gerçekleşti.
Kısacası Azerbaycan’da dini örgütlerin faaliyetlerine ilişkin yasal düzenlemeler ve müdahaleler, yönetimin dini hareketleri devlet denetimi altında tutma politikasının her zaman parçası oldu. Özellikle “İran etkisi” ve güvenlik bu politikanın açıklanmasında öne çıkan gerekçelerdi. Yaklaşık bir aydır uygulanan son yasağa karşı düzenlenen protesto ve eylemlerde ise 37 kişi gözaltına alındı, iki kişiye 1 ay hapis cezası verildi.
Darbe iddiaları yine gündeme getirildi
Medyanın Türkiye’ye bir başka tepkisi de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Azerbaycan’daki Türkiye’ye bağlı topluluk ve derneklerle buluşması üzerinden oldu. Fidan’ın ülkede spor bakanı tarafından karşılanması dikkat çekerken, farklı medya kuruluşları ise Fidan’ın görüşmelerinde “Azerbaycan’da yapılacak darbe girişimi”nin planlanabileceğini iddia etti. Örneğin Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev yönetimine yakınlığıyla bilinen Qafqazinfo haber sitesi, Fidan’ın gizli görüşmeler gerçekleştirerek talimatlar verdiğini, Türkiye bağlantılı kuruluşların ise ülkede darbe ve iç karışıklık planları yürüttüğünü öne sürdü. Haber, Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliği tarafından sert ifadelerle yalanlandı.
Dikkat çekici olan bugün bu darbe girişimi haberlerinin internet sitelerinden silinmiş olması.
Darbe girişimi iddiası Haydar Aliyev’e darbe girişimini de yeniden hatırlattı. Mart 1995’te Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’e karşı darbe girişimi yaşanmış, darbenin arka planında Tansu Çiller ile dönemin Türk Cumhuriyetleri ve Akraba Toplulukları ile Koordinasyondan Sorumlu Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in olduğu ileri sürülmüştü. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in planı Haydar Aliyev’e bildirmesi ile girişim engellenmişti. Çiller hükümetinin girişime dahiliyeti ise reddedildi.
Gerilimin ekonomik sınırları
Ankara-Bakü ilişkilerinde “kardeşlik” söyleminin sınırlarını belirleyen önemli bir etken ekonomik çıkarların nasıl paylaşıldığı konusu. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ticaret hacmi 2025’te 7.08 milyar dolara ulaştı. Azerbaycan’ın Türkiye’deki yatırımları yaklaşık 21 milyar dolara, Türkiye’nin Azerbaycan’daki yatırımları 17.9 milyar dolara ulaşmış durumda.
Azerbaycan petrol şirketi SOCAR’ın İzmir’deki STAR Rafinerisi ve PETKİM yatırımları, Azerbaycan sermayesinin Türkiye’nin enerji ve petrokimya sektöründeki ağırlığını gösterirken, Türk şirketleri de Azerbaycan’da ve Karabağ’ın yeniden inşasında yatırımlar yaptı.
Türkiye’nin Azerbaycan’a ihracatı 3.136 milyar dolar, ithalatı ise 3.944 milyar dolar olarak kaydedildi. Böylece Türkiye’nin ikili ticaretteki açığı 808 milyon dolara ulaştı.
Azerbaycan petrolünün Bakü-Tiflis-Ceyhan hattıyla Türkiye üzerinden dünya pazarlarına taşıdığı da biliniyor. Özellikle İsrail’in bu petrolün önemli alıcılarından biri olması, ekonomik ilişkilerle siyasi söylemler arasındaki çelişkiyi görünür kılıyor. İsrail’in ithal ettiği petrolün yüzde 40’ı bu hat üzerinden sağlanıyor.
Ocak 2026’da yayımlanan Kpler verilerine göre İsrail’in Ceyhan’dan yüklenen Azerbaycan petrolü ithalatı 2025’te günlük 94 bin varile ulaştı. Bu, önceki yıla göre yüzde 31 artış anlamına geliyor.
Ankara ise İsrail’le doğrudan ticaretin durdurulduğunu ve BTC üzerinden taşınan petrolün İsrail’e gönderilmesine ilişkin satış kararlarında Türkiye’nin taraf olmadığını savunuyor.
Erdoğan’ın müdahalesi
Gerilim “başörtüsü” ve “darbe girişimi” iddiaları üzerinden giderek artarken 18 Ekim’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İlham Aliyev ve Azerbaycan’la ilgili yaptığı paylaşım dikkat çekti. Erdoğan, Azerbaycan’ın “bağımsızlık günü” nedeniyle sosyal medyada paylaştığı mesajında “Dost ve kardeş Azerbaycan’ın Bağımsızlığın Yeniden Sağlanması Günü’nü ülkem ve milletim adına gönülden tebrik ediyorum. Azerbaycan Cumhurbaşkanı gardaşım İlham Aliyev’e, tasa ve sevinçte her zaman bir olduğumuz Azerbaycan Türkü kardeşlerime selamlarımı iletiyorum” dedi.
Bu müdahalenin ardından iktidar yanlısı basının özellikle başörtüsü yasağına ilişkin tepki haberleri azalmış durumda. Azerbaycan’daki protestolar da devletin geri adım atmaması, gözaltılar ve yoğun baskıyla birlikte sönmüş görünüyor.
İki ülkedeki iktidarların karşılıklı çıkarları, yaşanan gerilimi şimdilik belli bir seviyede tutuyor. Ancak Azerbaycan yönetiminin ABD ve AB ile yakınlaşması, Zengezur Koridoru’nun Ortadoğu’daki bölgesel savaşlar nedeniyle öneminin arttığı ve gelişmelerin Azerbaycan’ın siyasi pozisyonunu güçlendirdiği bir süreçte “kardeşlik” sınanmasının henüz bitmediği söylenebilir.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et