İstanbul’daki afetin arkasındaki iki temel etken: Isınan denizler ve hapsedilen dereler
İstanbul'da yedi kişinin yaşamını yitirdiği sel felaketini değerlendiren bilim insanları, ısınan Karadeniz'in aşırı yağışları artırdığına, derelerin kapatılması ve betonlaşmanın ise taşkınları afete dönüştürdüğüne dikkat çekti.
Fotoğraf: AA
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale — İstanbul'da 14 Ekim'de meydana gelen ve yedi kişinin yaşamını yitirmesine yol açan şiddetli yağışlar, kentte büyük bir yıkıma neden oldu. Yaşanan felaketin ardından Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı ve İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Barış Önol, kentte etkili olan yağışlar, Karadeniz'deki değişimler ve iklim değişikliğinin gelecekteki etkilerine ilişkin kritik uyarılarda bulundu.
İki bilim insanı, iklim değişikliği nedeniyle bu tür ekstrem yağışların ilerleyen dönemde daha sık yaşanacağı yönünde ortak mesaj verdi. İstanbul'da Beykoz, Sarıyer ve Eyüpsultan gibi kuzey ilçelerinde yoğunlaşan yağışlar, kentin tarihi yağış kayıtlarını geride bırakma noktasına getirdi.
Ekim ayı ortalamasını dörde katlayan meteorolojik tablo
Meteoroloji verilerine göre Beykoz'a tek bir günde 244 milimetre yağış düştü. Bu miktar, İstanbul'un Ekim ayı ortalaması olan 66 milimetrenin yaklaşık dört katına karşılık geliyor. Uzun yıllar resmi ölçüm kayıtlarına bakıldığında, 1981 yılında Sarıyer'de kaydedilen 136,1 milimetrelik günlük rekorun Sarıyer Kireçburnu istasyonunda 184 milimetre ile aşılması, resmi rekorun yaklaşık yüzde 35 farkla kırılmış olabileceğine işaret ediyor. Yağışların oluşumunda Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava dalgası ile Ege üzerindeki kesik alçak basınç sistemi rol oynadı. Kuvvetli poyraz rüzgarları, bu soğuk havayı Karadeniz üzerinden İstanbul'un kuzey ilçelerine taşıyarak yağışların şiddetini artırdı.
Görsel: Barış Önol’un makalesinden
Isınan Karadeniz ile soğuk havanın atmosferik çatışması
14 Ekim günü Karadeniz'in su sıcaklığı 20 derece civarında ölçülürken, üzerindeki havanın sıcaklığı 4 ila 6 derece seviyesinde seyretti. Sıcak deniz yüzeyi ile soğuk havanın karşılaşması atmosferde yüksek oranda nem ve kararsızlık yarattı. Atmosferdeki her bir derecelik sıcaklık artışı, havanın yaklaşık yüzde 7 daha fazla su buharı taşımasına imkan tanıyor. Türkiye'nin Karadeniz kıyılarında yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı 1981-1991 dönemindeki 14,8 dereceden son yıllarda 16,5 dereceye yükseldi. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, ısınan deniz yüzeyinin kuzeyden gelen soğuk hava dalgalarıyla buluştuğunda aşırı sağanak yağışlar için elverişli koşullar oluşturduğunu vurguluyor.
Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı
İklim simülasyonları gelecekte yağışların iki katına çıkacağını gösteriyor
İklim krizinin gelecek yıllardaki etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Barış Önol ve ekibinin yüksek çözünürlüklü iklim modelleriyle yaptığı yeni çalışma, İstanbul'u bekleyen tehlikenin boyutunu ortaya koyuyor. Yüksek emisyon senaryosu altında Karadeniz Havzası'nı inceleyen simülasyonlar, İstanbul metropol alanının gelecekte aşırı yağışlar açısından bir sıcak nokta haline geleceğini gösteriyor. Çalışma bulgularına göre, kentte günlük maksimum yağış miktarının 2061-2070 yılları arasında geçmiş döneme kıyasla iki katından fazla artacağı öngörülüyor. Havza genelinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının artması ve konvektif süreçler, günlük altı yağışların 100 milimetreye kadar ulaşmasına zemin hazırlıyor.
Prof. Dr. Barış Önol
Şiddetli yağışların afete dönüşmesinde yalnızca meteorolojik faktörler değil, hatalı kentleşme politikaları da belirleyici rol üstlendi. Ayazağa, Kağıthane, Riva ve Çamlıbahçe derelerinin taşmasıyla kentin pek çok noktası sular altında kaldı. İstanbul'da bulunan yaklaşık 2400 kilometrelik dere ağının yüzde 17'lik kısmı kapalı kanallarda, yüzde 18'lik kısmı ise açık kanallarda akıyor. Derelerin üzerinin kapatılması, aşırı yağışlarda suyun doğal akışını engelleyerek caddelerin su yatağına dönüşmesine yol açıyor. Ayrıca beton ve asfalt yüzeyler suyun toprağa sızmasını önleyerek taşkın riskini belirgin şekilde yükseltiyor.
Aşırı yağışların kuraklığa çözüm olamamasının nedenleri
Karadeniz'in yaz boyunca biriktirdiği ısıyı yavaş kaybetmesi, önümüzdeki dönemde kuzeyden gelebilecek soğuk hava dalgalarının yeni şiddetli yağışları tetikleme ihtimalini gündemde tutuyor. Yağışların kısa sürede ve yüksek miktarlarda düşmesi, suyun barajlara ulaşamadan denize akıp gitmesine neden oluyor. Bu durum, aşırı yağışların kentin kuraklık sorununu tek başına çözmeye yetmediğini gösteriyor. İklim krizinin etkilerini azaltmak ve İstanbul'u gelecekteki sellere karşı dirençli kılmak amacıyla derelerin doğal yapısının korunması, yeşil altyapı sistemlerinin uygulanması ve altyapının yüksek çözünürlüklü iklim simülasyonları ışığında yenilenmesi büyük önem taşıyor.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et