İzBB kazandığı imar planı davasından feragat etti: Urla’da kıyı yapılaşmasının önü açıldı
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Urla’da kıyı ekosistemine zarar vereceği gerekçesiyle iptal edilen imar planlarına ilişkin davadan feragat etti. Bakanlık, mahkemenin kamu yararına aykırı bulduğu planları yeniden yürürlüğe koydu.
Fotoğraf: Ali Rıza Mete Yelken Kulübü
Ramis Sağlam
[email protected]
İzmir — İzmir Büyükşehir Belediyesi, Urla İçmeler Mahallesi’nde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan Urla Yelken Kulübü “Spor Tesis Alanı” amaçlı imar planına karşı açtığı davayı 2025 yılında kazanmasına rağmen, istinaf aşamasında davadan feragat etti.
İzmir 5’inci İdare Mahkemesi tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti, yerinde yaptığı incelemelerin ardından hazırladığı raporda, dava konusu planların şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığını, kıyı yapısını olumsuz etkilediğini belirtti. Mahkeme de 22 Eylül 2025 tarihinde verdiği kararla İzmir Büyükşehir Belediyesini haklı bularak söz konusu imar planlarının iptaline karar verdi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, imar planlarının iptaline ilişkin mahkeme kararını istinafa taşıdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ise istinaf aşamasında, lehine sonuçlanan davadan feragat ettiğini açıkladı.

Bölge İdare Mahkemesinin dosyayı yeniden İzmir 5’inci İdare Mahkemesine göndermesinin ardından mahkeme, 8 Temmuz 2026 tarihli kararıyla feragat nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetti. İzmir Büyükşehir Belediyesinin açtığı davadan feragat etmesi üzerine mahkeme, belediyenin davayı kaybetmiş gibi yargılama giderlerini ödemesine de karar verdi.
“Sadece güvenlik kulübesi yapılabilir”
Bilirkişi heyetinin yalnızca güvenlik kulübesi yapılabileceğini belirttiği alanda, 0,20 yapılaşma hakkıyla 4 bin 559 metrekarelik konaklama tesisi yapılmasının önü açıldı. Plan açıklama raporunda konaklama tesisi yapılmasını zorunlu kılan bir gerekçe bulunmamasına rağmen, alınan yapılaşma yoğunluğu kararıyla planlama ilke ve esaslarına aykırı bir düzenlemeye gidildi.
Raporda, kıyı çizgisinin değişebileceği veya gerileyebileceği, bölgedeki habitatın kalıcı olarak zarar görebileceği belirtildi. İnşaat faaliyetlerinin yol açacağı bulanıklık ve besin tuzu artışının su kalitesini bozabileceğine dikkat çekilerek, bu etkilerin ancak kapsamlı bir çalışmayla yönetilebileceği ifade edildi. Ayrıca, güvenlik kulübesi dışında yapılaşmaya uygun bulunmayan alanın kapalı spor tesisi olarak tanımlanmasının ve planda köprü gösterimine yer verilmesinin Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'ndeki gösterimlere uygun olmadığı kaydedildi.

“Kamu yararına uygun değil”
Mahkeme kararında, tesis alanlarının bir bölümünün deniz kıyısındaki kumsalda, bir bölümünün ise güneydeki İzmir-Karaburun yoluna uzanan alüvyal-kolüvyal yapıya sahip karasal alanda bulunduğu belirtildi. Projenin kıyıya yakınlığı nedeniyle parsellerin kullanıma açılmasının kumsal ve kıyı ekosistemine zarar vereceği, sürekli insan faaliyetlerinin ise doğal yapıda geri dönüşü olmayan tahribata yol açacağı ifade edildi. Mahkeme, projenin çevrenin doğal yapısı üzerindeki olumsuz etkilerini de dikkate alarak imar planlarının kamu yararına uygun olmadığı gerekçesiyle iptaline karar vermişti.
İptal edilen planlar yeniden yürürlüğe girdi
Şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu, kıyı yapısını olumsuz etkilediği gerekçesiyle iptal edilen imar planları, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 20 Ağustos 2026 tarihli yazısıyla yeniden yürürlüğe konuldu. Planlar, gerekli inşaat işlemlerinin yapılması amacıyla ilgili kurumlara iletildi.
İzmir Büyükşehir Belediyesinin davadan feragat etmesinden önce mahkemenin oy birliğiyle verdiği iptal kararında şu tespitlere yer verilmişti:
- Çevre Düzeni Planı notlarında bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan olarak belirlenen söz konusu alanların, bir bütün olarak projelendirilmesi ve kapalı yapılara ilişkin emsal değerinin 0,03’ü geçmemesi yönündeki plan hükümlerine aykırı olduğu,
- Spor tesisi alanı kullanımının plaj ve kumsal rekreasyon alanlarının bütünlüğünü bozduğu, bu alanların daha yüksek kamusallığa sahip olması nedeniyle söz konusu kullanımın kıyı planlamasına ilişkin ilke ve esaslara uygun olmadığı,
- Yapı yoğunluğunu belirleyen plan kararlarının, alanın zemin özellikleri (yüksek sıvılaşma riski), doğal yapısı (dereler, akarsular, sazlıklar ve kumsal alanlar) ve konumu itibarıyla kıyı kullanımına ilişkin planlama ilke ve esaslarına aykırı olduğu,
- Alanda planlanan ulaşım biçiminin, öngörülen yapılaşma ve kullanımlar dikkate alındığında yetersiz kaldığı, erişimin kısıtlı olmasının acil durumlarda alana giriş ve çıkışlarda önemli sorunlara yol açabileceği, ayrıca İzmir-Çeşme Otoyolu çıkışı ile Urla kent merkezine ulaşan D-300 Karayolu bağlantısının oluşturduğu kavşağın 100-150 metre kuzeybatısında yeni ve düzensiz bir kavşak noktası oluşmasının trafik güvenliği ile planlama ilke ve esaslarına uygun olmadığı.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et