Uyku sırasında vücudumuzda gerçekleşen 5 şaşırtıcı olay
Uyku sırasında vücut dinlenirken beyin, hormonlar ve bağışıklık sistemi çalışmayı sürdürüyor. Aniden irkilmek, uyku felci yaşamak, rüya görmek ya da uykuda konuşmak gibi şaşırtıcı olayların ardında farklı biyolojik süreçler bulunuyor.
Fotoğraf: Greg Pappas/Unsplash
İsmail Cem Şimşek
[email protected]
İnsan vücudu uykuya daldığında tamamen dinlenmeye geçmiyor. Beyin, kaslar, hormonlar ve bağışıklık sistemi gece boyunca farklı süreçleri sürdürüyor. Bazen uykuda aniden irkilmemize, hareket edemediğimizi hissetmemize ya da rüyalarımızın gerçekmiş gibi gelmesine neden olan bu olaylar, uyku biliminin en dikkat çekici konuları arasında yer alıyor.
Her gece uykuya dalarken bilincimiz çevremizden uzaklaşıyor, kaslarımızın etkinliği değişiyor ve beynimiz farklı uyku evreleri arasında geçiş yapıyor. Ancak uyku, organizmanın kapandığı bir dönem değil. Aksine vücut, sağlıklı işleyişi için gerekli çok sayıda biyolojik faaliyeti sürdürmeye devam ediyor.
Uyku sırasında yaşanan bazı olaylar son derece sıradan fizyolojik tepkilerden kaynaklanırken bazıları oldukça tuhaf hissedilebiliyor. Uykuya dalarken aniden boşluğa düşüyormuş gibi irkilmek, uyanık olduğumuz hâlde hareket edememek veya rüyada yaşananları gerçek sanmak bunlardan yalnızca birkaçı.
Uykuya dalarken neden aniden irkiliriz?
Tam uykuya dalmak üzereyken bir anda sıçradığınız, kolunuzun veya bacağınızın istemsizce hareket ettiği ya da sanki yüksek bir yerden düşüyormuşsunuz gibi hissettiğiniz oldu mu? Bu olay, uykuya dalma irkilmesi olarak biliniyor.
Bilimsel adıyla hipnik sıçrama, uyanıklık ile uyku arasındaki geçiş sırasında ortaya çıkan ani ve istemsiz kas kasılmalarıdır. Bazı kişiler bu sırada düşme hissi yaşayabilir, kısa süreli bir ışık parlaması görebilir veya irkilmeyle birlikte kalp atışlarının hızlandığını hissedebilir.
Bu durum, uykuya dalış sırasında sinir sisteminde meydana gelen değişimlerle ilişkilendiriliyor. Ancak hipnik sıçramaların kesin mekanizması bütünüyle açıklanmış değil.
Uykusuzluk, stres, yoğun fiziksel aktivite ve kafein tüketimi bazı kişilerde bu irkilmelerin daha sık görülmesiyle ilişkili olabilir. Bununla birlikte ara sıra yaşanan hipnik sıçramalar genellikle normal kabul ediliyor.
Zihin uyanırken beden neden hareketsiz kalır?
Uyandığınız hâlde kolunuzu, bacağınızı veya başınızı hareket ettiremediğinizi düşünün. Üstelik odada birinin bulunduğunu hissediyor ya da göğsünüzün üzerinde bir ağırlık varmış gibi algılıyorsunuz. Uyku felci yaşayan kişiler bu deneyimi zaman zaman oldukça korkutucu olarak anlatıyor.
Uyku felci, kişi uykuya dalarken veya uyanırken bilincinin geri gelmesine rağmen geçici olarak hareket edememesiyle ortaya çıkıyor. Özellikle hızlı göz hareketlerinin görüldüğü REM uykusunda, rüyaların fiziksel olarak uygulanmasını önlemek için kasların büyük bölümü geçici olarak baskılanıyor.
Uyku felcinde bu kas hareketsizliği, kişi bilincini yeniden kazanmaya başladığında kısa süre daha devam edebiliyor. Bu sırada rüyaya ait görüntüler, sesler veya varlık hissi gibi algısal deneyimler de yaşanabiliyor.
Uykusuzluk, düzensiz uyku saatleri, stres ve bazı uyku bozuklukları uyku felciyle ilişkili olabiliyor. Ancak bu deneyimi yaşayan herkesin başka bir sağlık sorunu olduğu anlamına gelmiyor.
Beyin uyurken neden rüya görür?
Uykuya ilişkin en büyük meraklardan biri, beynin çevremizle bağlantımızın azaldığı bir dönemde nasıl bu kadar canlı deneyimler oluşturabildiği.
Rüyalar uykunun farklı evrelerinde görülebilse de özellikle REM uykusu, canlı ve ayrıntılı rüyalarla ilişkilendiriliyor. Bu evrede beyin etkinliği bazı yönlerden uyanıklık dönemine benzer özellikler gösterebiliyor. Buna karşılık vücudun büyük bölümündeki iskelet kasları geçici olarak baskılanıyor.
Rüyalar sırasında geçmişte yaşanan olaylar, duygular, anılar ve hayalî sahneler bir araya gelebiliyor. Bazen tanıdığımız insanlar hiç bulunmadıkları yerlerde karşımıza çıkıyor; bazen de fiziksel olarak mümkün olmayan olaylar son derece doğal görünüyor.
Rüyaların neden ortaya çıktığına ilişkin farklı bilimsel yaklaşımlar bulunuyor. Rüyaların hafıza süreçleri, duygusal işleme ve deneyimlerin yeniden düzenlenmesiyle ilişkili olabileceği düşünülüyor. Ancak her rüyanın tek bir işlevi olduğu veya rüyaların geleceği haber verdiği yönünde güvenilir bilimsel kanıt bulunmuyor.
Beynin uyku sırasında anılarla ve duygularla ilişkili süreçleri sürdürmesi, rüyaların neden zaman zaman gerçek yaşamla bağlantılı olabileceğini açıklamaya yardımcı oluyor.
Uyurken neden zaman zaman hareket eder, konuşur veya güleriz?
Uyku sırasında konuşmak, gülmek, mırıldanmak ya da kısa süreli hareketler yapmak birçok kişide görülebiliyor. Bu olayların bazıları zararsız ve geçici olsa da hepsi aynı mekanizmayla açıklanmıyor.
Uyku konuşması, kişinin uyku sırasında kelimeler veya anlaşılması güç sesler çıkarmasıdır. Hem çocuklarda hem yetişkinlerde görülebilir ve çoğu zaman kişi sabah yaşananları hatırlamaz.
REM uykusu sırasında kasların normalde baskılanması, rüyaların hareketlere dönüşmesini büyük ölçüde engeller. Ancak bazı kişilerde bu mekanizma yeterince çalışmadığında rüyadaki hareketler fiziksel olarak sergilenebilir. Bu durum, REM uykusu davranış bozukluğu olarak adlandırılır ve sıradan uyku konuşmasından farklıdır.
Uyurgezerlik ve gece terörü gibi olaylar ise daha çok derin NREM uykusundan kısmi uyanmalarla ilişkilidir. Bu sırada kişi yataktan kalkabilir, dolaşabilir veya korku tepkileri gösterebilir; sonrasında olayı hatırlamayabilir.
Bu olayların çoğu her zaman ciddi bir hastalık anlamına gelmez. Ancak uykuda şiddetli hareketler, düşmeler, yaralanmalar veya yeni başlayan ve sıklaşan davranışlar varsa tıbbi değerlendirme önemlidir.
Vücut ısımız düşerken hormonlarımız ve bağışıklık sistemimiz çalışmayı sürdürür
Uyku sırasında vücudumuzda gerçekleşen değişiklikler yalnızca beyin faaliyetleriyle sınırlı değil. Gece boyunca vücut sıcaklığımız, hormonların salınımı ve bağışıklık sistemimizin etkinliği de değişiyor.
Uykuya yaklaşırken vücudun merkez sıcaklığı genellikle düşmeye başlıyor. Bu değişim, biyolojik saat tarafından düzenlenen uyku-uyanıklık döngüsünün bir parçası. El ve ayak gibi uzuvlardaki damarların genişlemesi, ısının dışarı verilmesine yardımcı olabiliyor.
Büyüme hormonu salınımının önemli bir bölümü, özellikle derin NREM uykusu sırasında gerçekleşebiliyor. Bununla birlikte hormonların salınımı yaşa, biyolojik ritme ve kişisel koşullara göre değişiyor.
Bağışıklık sistemi de uyku sırasında faaliyetlerini sürdürüyor. Uyku, bağışıklık yanıtının düzenlenmesi ve bazı hafıza süreçlerinin desteklenmesiyle ilişkili. Yetersiz veya düzensiz uyku ise bağışıklık işlevleri ve genel sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor.
Uyku sırasında kalp atış hızı ve solunum da uyku evresine göre değişebiliyor. Derin uykuda birçok kişide kalp atışı ve solunum yavaşlarken REM uykusunda daha değişken hâle gelebiliyor.
Bu nedenle uyku, vücudun yalnızca enerji tasarrufu yaptığı bir dönem değil; biyolojik düzenin korunması açısından kritik öneme sahip etkin bir süreç.
Sağlıklı bir uyku için nelere dikkat edilmeli?
Uyku sırasında meydana gelen olayların birçoğu normal fizyolojinin parçası. Bununla birlikte kaliteli uyku, yalnızca yeterli süre yatakta kalmakla değil, düzenli bir uyku düzeni oluşturmakla da ilişkili.
Her gün mümkün olduğunca aynı saatlerde yatıp kalkın.
Akşam saatlerinde kafein tüketimini sınırlayın.
Yatmadan önce yoğun ışık ve ekran kullanımını azaltın.
Uyuduğunuz ortamı karanlık, sessiz ve rahat bir sıcaklıkta tutun.
Gün içinde düzenli fiziksel aktivite yapın.
Sık tekrarlayan uyku felci, aşırı gündüz uykululuğu, şiddetli horlama veya uykuda yaralanmaya neden olan hareketler varsa bir sağlık uzmanına danışın.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et