Bilirkişi Raporu: Çeşme Castello Fontana Projesi’nde kamu yararı yok
Bilirkişi Raporunu gazetemize değerlendiren ÇEŞÇEP Başkanı Ahmet Güler, Çeşme’deki sözkonusu alanda rezidansa değil tarımsal üretime ve termal turizme öncelik verilmesi gerektiğini söyledi.
Fotoğraf: Ramis Sağlam/Evrensel
Ramis Sağlam
[email protected]
İzmir - Çeşme İnönü Mahallesi’nde yaklaşık 440 bin metrekarelik alanı kapsayan ve Castello Fontana projesinin zeminini oluşturan koruma amaçlı imar planlarına karşı TMMOB Şehir Plancıları Odası (ŞPO) İzmir Şubesi’nin açtığı iptal davasında, bağımsız bilirkişi heyeti raporunu mahkemeye sundu.
Mahkemenin atadığı Bilirkişi Heyeti; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 10 Aralık 2024 tarihinde onayladığı 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı’nın planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine, koruma mevzuatına ve kamu yararına uygun olmadığı sonucuna vardı. Çeşme Kent Konseyi ve Çeşme Yarımadası Çevre Derneği (ÇEŞÇEP) Başkanı Dr. Ahmet Güler, Mahkemeye sunulan Bilirkişi Raporunu ve süreci gazetemize değerlendirdi.
“Bu turizm değil rezidans yatırımı”
Castello Fontana projesinin ilk gündeme geldiği günden bu yana bunun bir turizm yatırımı olmadığına dikkat çektiklerini belirten Güler, “Otel ruhsatının arkasında 769 bağımsız birimin konut ve villa olarak satılması planlanıyor. 272 bloktan yalnızca biri otel, geri kalanı “apart otel” adı altında bireysel alıcılara pazarlanıyor. Birimler metrekaresi 6.500 euro artı KDV’den satışa çıkarılırken firmanın kendi proje dosyasında inşaat maliyeti metrekare başına yaklaşık 390 euro olarak gösteriliyor. Bu fark bir turizm hesabını değil, bir gayrimenkul rantını anlatıyor” dedi.
Fotoğraf: Proje tanıtım dosyası
“Yeraltı suyu ve deniz tehdit altında”
Bölgede kanalizasyon altyapısının olmadığının altını çizen Güler, Çeşme’de bu nüfusu karşılayacak büyük bir arıtma tesisi bulunmadığını, projenin kendi dosyasında atık suyun foseptikle karşılanacağının yazdığını söyledi. Bu durumun risk olduğunu belirten Güler, “Foseptik çukurları zamanla sızar; yeraltı sularımızı, tarım alanlarımızı ve denizimizi kirletir. Su kaynakları zaten sınırlı olan yarımadamız için bu kabul edilemez bir risktir” uyarısında bulundu.
“ÇED dosyasında şeffaflık yok”
ÇED dosyasında ve plan açıklama raporunda parsel sahiplerinin isimlerinin yer almadığını, sürecin başından beri birçok girişimde bulunduklarını söyleyen Güler, konuşmasını şöyle sürdürdü, “Çevre Bakanlığına yazılı başvuru yaparak, projenin kamu yararı taşımadığını bildirdik ve ÇED olumlu kararı verilmemesini talep ettik. Hukuki sürecin takipçisi olurken, tüm hukuki imkânları kullanmaya kararlı olduğumuzu her platformda dile getirdik” dedi.
Kamu yararı bulunmadığını belirten Bilirkişi Raporunda öne çıkan unsurlar:
Parçacı planlama: Koruma amaçlı planların coğrafi eşiklere dayanan bütüncül bir yaklaşımla yapılması gerekirken, etaplama sınırları paftalara işlenmedi, lejantta gösterilmedi ve plan açıklama raporlarında ilgili kurum görüşlerine yer verilmedi.
Denetimsiz yapılaşma riski: Yaklaşık 19 bin metrekarelik günübirlik tesis alanı için yapı büyüklüğü ve malzeme gibi koruyucu hiçbir sınırlama getirilmedi. Heyete göre bu durum, yapılaşmanın kontrolsüz gelişmesine ve koruma-kullanma dengesinin bozulmasına yol açabilir.
Belirsiz bodrum katlar: Bodrum katların emsale dahil olup olmadığı plan notlarında tanımlanmadı.
Tarım alanlarının yapılaşmaya açılması: “Tarımsal Nitelikli Alan” olarak adlandırılan bölgeler doğrudan yapılaşma haklarıyla planlandı. Heyet, bu alanlarda önceliğin tarımsal üretim olması gerektiğini vurguladı.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et