Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu'yla konuştuk: 5 soruda afet neden yönetilemedi? Ne yapılmalı?
Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu ile afet yönetimindeki eksiklikleri, erken uyarılardan kriz anına kadar yapılması gerekenleri ve sel felaketlerini önlemenin yollarını konuştuk.
Fotoğraf: AA
Ahmed Ziya Aydın
İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu ile son dönemde artan sağanak yağışlar, sel felaketleri ve alınması gereken önlemleri konuştuk. Bilimsel uyarılardan kriz anında yapılması gerekenlere kadar afet yönetimindeki eksiklikleri ve çözüm yollarını 5 soruda ele aldık
1. Meteoroloji Genel Müdürlüğü günler öncesinden uyarı yapmasına rağmen büyük mağduriyetler yaşandı. Bu uyarılar yapıldığında hangi somut önlemlerin alınması gerekirdi?
Uyarı bir bilgidir; onu afeti önleyen bir eyleme dönüştürmek ise bir karardır. Bizde uyarı ile karar arasındaki köprü kurulmamış. Uyarı geldiğinde ne yapılacağı önceden yazılmadığı için kararlar, yağmuru görünce, alt geçit dolunca, sosyal medyada görüntüler yayılınca alınıyor. 14 Ekim’de İstanbul için sarı uyarı sabah 09.36’da verildi; okulların ertesi gün kapanacağı akşam 18.30 sularında, kent su altındayken açıklandı. Bir de şunu eklemeliyim: İstanbul’a tek bir sarı uyarı verildi; oysa aynı gün Beykoz’a 230, Beylikdüzü’ne 8 kilogram yağış düştü. Uyarının ilçe ilçe ve etkiye göre verilmesi gerekir.
"Genel bir 'dikkatli olun' cümlesi kimseyi korumaz"
Uyarı geldiğinde alınması gereken somut önlemler:
Okul ve iş kararları: Kararlar bir gün önce, akşam saat 20.00’den önce verilmeli; seçenekler yalnızca “açık” ya da “kapalı” değil, “geç açılış” ve “erken dağıtım” da olmalıdır. Kamuda mesai başlangıcı ertelenmeli, uzaktan çalışabilen çalışmalıdır.
Mazgal, ızgara ve dere ağızları: Uyarıyla birlikte ekipler bilinen su baskını noktalarına önceden gönderilmeli; mazgallar ve dere ağızları yağış başlamadan açılmalı, alt geçit pompalarının yakıtı ve bakımı kontrol edilmelidir.
Alt geçitler ve yollar: Su birikmesi bilinen alt geçitler yağış başlamadan kontrollü olarak kapatılmalı, sürücüler yönlendirilmelidir. Akan 15 santim su bir yetişkini, 30 santim su bir otomobili sürükleyebilir.
Elektrik: Su basması bilinen sokaklarda ve alt geçitlerde dağıtım şirketleri hazır bekletilmeli; su girdiği anda o hattın enerjisi kesilmelidir. Balat’ta su birikintisinde elektrik akımına kapılan 14 yaşındaki çocuğumuz bu önlemin eksikliğinin bedelini canıyla ödedi.
Doğrudan halka ulaşan uyarı: Dere yatağına yakın ve bodrum katta oturanlara konum tabanlı cep telefonu mesajıyla “Bu gece bodrumda kalmayın, aracınızı dere kenarından ve bodrum otoparktan çıkarın” denmelidir. Genel bir “dikkatli olun” cümlesi kimseyi korumaz.
Kritik tesisler: Hastane, metro istasyonu ve okulların bodrumlarındaki elektrik, jeneratör ve kazan daireleri kontrol edilmeli; su bariyerleri kapılara yerleştirilmelidir. 14 Ekim’de Sarıyer’de bir hastaneyi ve Hacıosman metro istasyonunu su bastı.
2. Hangi bölgelerin su basacağı coğrafi ve çeşitli verilerle önceden bilinebiliyorken, sağanak hâlinde Ayazağa, Kağıthane dereleri gibi bölgeler yine taştı. Buraya dair nasıl adımlar atılmalıydı?
Haklısınız; bu bölgeler sürpriz değil. Ayazağa Deresi Aralık 2018’de de taşmış, dere kenarındaki evlerde mahsur kalan 6’sı çocuk 12 kişiyi itfaiye kurtarmıştı. Kağıthane ve Alibeyköy dereleri neredeyse her kuvvetli yağışta gündeme gelir. Bir yer her sağanakta aynı biçimde su basıyorsa, sorun yağmurda değil, o yerde yapılan ve yapılmayan işlerdedir. Atılması gereken adımlar:
Taşkın risk haritası ve yapı yasağı: Dere havzaları için 25, 100 ve 500 yıllık taşkın yayılım sınırları çizilip kamuya açıklanmalı; 100 yıllık taşkın alanına yeni yapı izni verilmemeli, mevcut riskli yapılar için kamulaştırma ve yer değiştirme programı yapılmalıdır.
"Hangi sokağın tahliye edileceği önceden yazılmalı"
Koruma mesafesinin geri getirilmesi: İSKİ’nin içme suyu havzaları yönetmeliğinde 1984’te derenin her iki yanında 100 metre olan yapı yaklaşma mesafesi, 2013’te 10 metreye indirildi ve kuru dereler dere statüsünden çıkarıldı. Bu karar yeniden gözden geçirilmelidir. Kuru dere yalnızca kurak günde kurudur; aşırı yağışlarda derenin yatağına ve taşkın alanına ihtiyaç vardır.
Derelerin üstünü açmak: Üstü kapatılmış, borunun içine alınmış dereler, Avrupa’daki örneklerde olduğu gibi açılmalıdır. Kapatılmış bir dere, borunun taşıyabileceğinden fazla yağış düştüğü gün eski yatağında yeniden akar ve üstündeki cadde, otopark ya da binayı su basar.
Yukarı havzada suyu tutmak: Derelerin yukarı havzalarında taşkın gecikme ve depolama alanları, yani yağış sırasında suyu birkaç saat tutan göletler ve yeşil alanlar oluşturulmalı; kuzey ormanlarındaki yapılaşma durdurulmalıdır. İstanbul’da açık havza konumundaki 168 dere havzasının 108’i, yani yüzde 64’ü, fiziksel yapısını kısmen ya da tamamen kaybetmiş durumdadır (Dinç, 2019).
Ölçüm ve erken uyarı: Her derede su seviyesi ölçen otomatik istasyonlar ve eşel (seviye cetveli) bulunmalı; her seviye için hangi sokağın tahliye edileceği önceden yazılmalıdır. Otomatik sistem kurulana kadar dere kenarındaki kamu çalışanları ve gönüllüler basit bir eğitimle “sel gözcüsü” olabilir.
3. Sağanak durumlarında evlerini su basan vatandaşlar için hem bireysel olarak alabilecekleri acil önlemler nelerdir hem de kamunun bu evlerde yaşayanlar için yapısal olarak hangi güvenceleri sağlaması gerekir?
Bireysel olarak (su gelmeden ve su geldiğinde):
Önce elektrik: Eve su girmeye başladığında, suya basmadan ulaşabiliyorsanız elektrik şalterini ve doğal gaz vanasını hemen kapatın. Panoya ulaşmak için suyun içinden yürümeyin; çıkın ve 112’yi arayın.
Yukarı çıkın: Bodrum ya da zemin katta oturuyorsanız, kuvvetli yağış uyarısı olan gece yaşlı, engelli ve yatağa bağımlı yakınlarınızla birlikte üst katta ya da bir komşuda kalın. İlaçlarınızı, kimlik ve önemli belgelerinizi, telefon şarj cihazınızı önceden yukarı taşıyın.
Suya girmeyin: Akan suyun derinliğini ve altındaki açık rögar kapağını göremezsiniz. Su dolu alt geçide, sokağa, otoparka girmeyin; çocukları su birikintilerinden uzak tutun.
Önceden hazırlık: Evinizin girişi alçaksa kum torbası ya da kapıya takılan su bariyeri bulundurun; aracınızı yağıştan önce bodrum otoparktan ve dere kenarından çıkarın; acil durum çantası hazırlayın.
Su çekildikten sonra: Elektriği, yetkili bir elektrikçi kontrol etmeden açmayın. Sel suyu kanalizasyonla karışmış olabilir; suyla temas eden gıdaları kullanmayın, temizlikte eldiven ve bot giyin. Hasarı temizlemeden önce fotoğraflayın.
Kamunun sağlaması gereken yapısal güvenceler:
Bilgi hakkı: Her vatandaş, e-Devlet’te adresini yazdığında evinin taşkın alanında olup olmadığını görebilmeli; bu bilgi kira ve satış sözleşmelerinde yer almalıdır. İnsan, riskini bilmediği bir yeri seçmemelidir.
Sel yapı yönetmeliği: Deprem için bina yönetmeliğimiz var; sel için yok. Taşkın alanlarındaki binaların subasman seviyesi ve varsa bodrum katı, 100 yılda bir görülebilecek taşkının su seviyesinin üzerine çıkarılmalı; bu alanlarda bodrumda konut yasaklanmalı; elektrik panoları ve sayaçlar taşkın seviyesinin üstüne alınmalı; kanalizasyondan geri akışı önleyen vanalar zorunlu olmalıdır.
Sigorta: Zorunlu deprem sigortası (DASK) yalnızca depremi kapsar; sel için konut sigortası isteğe bağlıdır ve yaygın değildir. Taşkın riskine göre fiyatlanan, özellikle risk alanlarında yaygınlaştırılan bir taşkın sigortası sistemi kurulmalıdır.
Hasar sonrası hızlı destek: Hasar tespiti günler içinde yapılmalı; kiracılar dâhil mağdurlara geçici barınma ve onarım desteği verilmeli; su baskını tekrar eden adreslerde destek, yerinde onarım yerine güvenli bir yere taşınma seçeneğiyle birlikte sunulmalıdır.
4. Olası bir felaket anında yaşlılar, engelliler ve hareket kısıtlılığı bulunan kırılgan gruplar için nasıl bir tahliye ve koruma mekanizması işletilmeli?
Hassas gruplar için en önemli kural: Tahliye afet anında değil, uyarı anında yapılır. Yatağa bağımlı bir yaşlıyı, tekerlekli sandalye kullanan bir yurttaşımızı ya da evde oksijen cihazına bağlı bir hastayı suyun yükseldiği gece yarısı, karanlıkta, elektrik kesilmişken tahliye etmek hem onlar hem de kurtarma ekipleri için büyük bir risktir. Bu nedenle mekanizma dört adımdan oluşmalıdır:
"Özel uyarı ve plan yapılmalı"
Kim nerede, önceden bilinmeli: Belediyelerin sosyal hizmet birimleri, aile hekimleri ve evde sağlık hizmetleri verileri birleştirilerek, taşkın riskli alanlarda ve özellikle bodrum ile zemin katlarda yaşayan yaşlı, engelli, yatağa bağımlı ve elektrikle çalışan tıbbi cihaza bağlı kişilerin gizliliği korunan bir listesi tutulmalıdır.
Kişiye özel uyarı ve plan: Kuvvetli yağış uyarısı geldiğinde bu kişiler ve yakınları telefonla tek tek aranmalı; “Bu gece nerede kalacaksınız, sizi kim götürecek?” sorusunun cevabı önceden belirlenmiş olmalıdır.
Komşu ve mahalle eşleştirmesi: Her hassas kişi için en az bir komşu ya da mahalle gönüllüsü belirlenmeli; afet anında ilk yardım çoğu zaman ekiplerden değil, kapı komşusundan gelir.
Erişilebilir ulaşım ve barınma: Belediyelerin engelli araçları uyarı anında hazır bekletilmeli; geçici barınma yerleri tekerlekli sandalyeye uygun, tuvaleti erişilebilir, ilaç ve tıbbi cihaz için elektrik ve jeneratör desteği olan yerler olmalıdır. 14 Ekim’de İBB’nin sosyal tesislerini gece boyunca açık tutması doğru bir adımdı; bu uygulama hassas gruplara yönelik, önceden duyurulan bir sisteme dönüştürülmelidir.
5. AFAD, AKUT gibi yapıların sağanak, sel, su baskını gibi durumlar için afet planları nasıl şekilleniyor? Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de afet yönetiminin yasal ve kurumsal çerçevesi AFAD’dadır. Ulusal düzeyde Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP), il düzeyinde il afet müdahale planları ve il afet risk azaltma planları (İRAP) hazırlanıyor. AKUT gibi sivil toplum kuruluşları ise gönüllü arama kurtarma kapasitesiyle müdahale aşamasında önemli bir destek sağlıyor; sel ve su baskınlarında da botlu kurtarma, tahliye ve mahsur kalanlara ulaşma işlerinde görev alıyorlar. 14 Ekim’de Valilik, AFAD ve İBB koordinasyonunda 8 binin üzerinde personel ve 2 binin üzerinde araç sahada çalıştı. Müdahale tarafındaki bu emek takdiri hak ediyor.
"Afet planı rafta duran bir belge değil"
Ama değerlendirmem açık: Planlarımız hâlâ ağırlıkla müdahale planıdır, risk azaltma planı değildir. Arama kurtarma ekibi, bot ve çadır sayısıyla övünmek afet yönetimi değildir. Kurtarma, kapasitenin yetmediğinin kanıtıdır; asıl kapasite, su gelmeden önce yapılandır. Sel için en etkili plan, kimsenin kurtarılmaya ihtiyaç duymayacağı plandır: dere yatağına yapılmayan bina, taşkın seviyesinin üstüne alınmış subasman, su ile buluşmayan elektrik, önceden tahliye edilen bodrum.
Planlarda gördüğüm başlıca eksikler: Birincisi, sel için ilçe ve dere havzası ölçeğinde, uyarı seviyesine bağlı somut eylem tabloları yok; “sarı uyarıda kim, ne yapar; turuncuda hangi alt geçit kapanır, hangi okul geç açılır” sorularının yazılı cevabı yok. İkincisi, planlar deprem odaklı; sel, deprem planının bir ekine dönüşmüş durumda. Üçüncüsü, olay sonrası öğrenme mekanizması zayıf: 14 Ekim için su baskını ve mahsur kalma sayıları ilçe ilçe açıklanmadı. Zarar haritası olmadan bir sonraki planı yazamayız. Dördüncüsü, planlar halka ulaşmıyor; vatandaş, kendi mahallesinin sel planını bilmiyor.
Marmara Belediyeler Birliği’nin yayımladığı Kent Selleri Yönetim ve Kontrol Rehberi adlı kitabımda yerel yöneticilerin bu planları nasıl hazırlayabileceğini basit bir kontrol listesiyle anlattım. Afet planı rafta duran bir belge değil, bir sonraki yağmurdan önce yapılacak işlerin listesidir.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et