TMMOB ve İzmir Barosu: Menemen Doğaköy’deki TOKİ projesini durdurun
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu ve İzmir Barosu, deprem ve taşkın riski ile doğal yaşam alanlarına ilişkin tespitlerin yer aldığını belirterek, bölgede devam eden TOKİ projesinin durdurulması çağrısı yaptı.
Ramis Sağlam
[email protected]
İzmir - Menemen İlçesi Doğaköy’de yapılması planlanan 6 etaplık TOKİ konut projesine karşı, 47 köylünün açtığı davada “Yürütmeyi durdurma” kararının alınmasının ardından odalar ve çevre örgütleri projenin durdurulması çağrısı yaptı.
Doğaköy’de biraraya gelen TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu (İKK), İzmir Barosu, Menemen Çevre Dayanışma Grubu, Foça Tarih ve Doğa talanına Hayır Platformu, Eğitim-Sen Menemen Temsilciliği köylülerle bir toplantı gerçekleştirdi.
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu ve İzmir Barosu adına yapılan açıklamada, bilirkişi raporunda antik kent, deprem ve taşkın riski ile doğal yaşam alanlarına ilişkin tespitlerin yer aldığı belirtilerek bölgedeki hafriyat ve inşaat faaliyetlerinin derhal durdurulması gerektiği dile getirildi.
"Yargı süreci ve kurum izinleri tamamlanmadan inşaata başladılar"
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından "ÇED Olumlu" kararına karşı başlatılan hukuki süreci değerlendiren TMMOB İKK Sözcüsü Necmi Varlık, yargı süreci beklenmeden ve hiçbir alt ölçekli imar planı ile kurum izni tamamlanmadan alan içerisinde hafriyat ve inşaat faaliyetlerine fiilen başlanmasının hukuki olmadığını söyledi.
Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararını değerlendiren Varlık, “Yöre halkının, yaşam alanlarına, tarım ve mera arazilerine, doğal ve kültürel mirasına sahip çıkmak amacıyla sürdürdüğü kararlı ve ısrarlı mücadele sonucunda, proje hakkında yürütmenin durdurulması kararı alınmıştır” vurgusunu yaptı. Varlık, “Bu karar, halkın örgütlü mücadelesinin ve hukuki girişimlerinin önemli bir kazanımıdır. Ancak söz konusu kararın alınmış olması tek başına yeterli değildir. Kararın eksiksiz uygulanması, alandaki tüm hafriyat ve inşaat faaliyetlerinin derhal durdurulması ve bugüne kadar meydana gelen tahribatın giderilmesi için ilgili tüm kamu kurumlarının sorumluluklarını yerine getirmesi zorunludur. Telafisi mümkün olmayan tahribatın önüne geçilmesi için, ilgili tüm kurumları görevlerini yapma ve hukuka aykırı yürütülen inşaat faaliyetlerini durdurma” çağrısı yaptı.
"Hukukun üstünlüğünü hatırlatıyoruz"
Yargı süreci devam ederken sosyal medya üzerinden yapılan spekülatif paylaşımları da değerlendiren Varlık, “Kamuoyunu yanıltmaya yönelik açıklamaların, bilimsel ve teknik esaslar çerçevesinde değerlendirme yapmakla yükümlü bilirkişi heyeti üzerinde baskı oluşturma riski taşıdığını önemle vurguluyoruz. Bilirkişilik kurumunun bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düşürebilecek her türlü girişimin karşısında olduğumuzu, yargı sürecinin hiçbir yönlendirme ve baskıya maruz kalmaksızın bilimsel gerçekler ve hukukun üstünlüğü temelinde yürütülmesi gerektiğini hatırlatıyoruz” dedi.
"İnşaat faaliyeti sürdürülemez"
Yürürlükteki üst ölçekli çevre düzeni planları açısından projeyi değerlendiren Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Yöneticisi Melik Ayer, "Tarım Arazisi" ve "Çayır-Mera" vasfında kalan bu alanda inşaat faaliyetlerinin sürdürülmesi planların kademeli birlikteliği ilkesini ve mevzuatı açıkça yok sayılmaktadır. Doğa Mahallesi’nde yaklaşık 15 bin konutluk yerleşim projesine ilişkin "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararına karşı yöre halkının açtığı davada alınan Bilirkişi Raporu, projenin hukuksuzluğunu ve alanda başlayan inşaat faaliyetlerinin yaratacağı geri dönülemez tahribatı ortaya koymuştur” ifadesini kullandı.
Bölgenin genel durumunu da değerlendiren Ayer, “Düşük yoğunluklu kırsal yerleşimi, kırsal üretimi tahrip edecek ve bölgenin rant odaklı dönüşümünün önünü açacak projenin, mevcut ulaşım ağlarına getireceği trafik yükü bilimsel olarak hesaplanmamış ve kamu yararı gözetilmemiştir” uyarısında bulundu.
“Proje alanında deprem ve heyelan tehlikesi var”
Proje alanındaki Menemen Fay Zonu hakkında bilgilendirme yapan Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Koray Çetin Önalan, alanda imar planına esas zemin etüdü yapılmadığını söyledi. Can güvenliğinin hiçe sayıldığının altını çizen Önalan, “Yüksek eğimli yamaçlarda ve dere yataklarında planlanan bu projede heyelan, kaya düşmesi ve sel (taşkın) riskleri için yeterli bilimsel önlem alınmamış; on binlerce insanın can güvenliği hiçe sayılmıştır” dedi.
Basın toplantısında ön plana çıkan noktalar:
İlgili koruma kurullarından izin alınmadan tarihimizin üzerine beton dökülmektedir. Proje alanının bitişiği, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olan Neonteikhos Antik Kenti'dir. Bilirkişi heyeti, alanda başlayan hafriyat ve inşaat çalışmalarının kültür varlıklarını şimdiden tahrip ettiğini ve sit bütünlüğünü bozduğunu açıkça tespit etmiştir.
Tarım ve mera alanı yok edilmektedir. İnşaat çalışmalarıyla birlikte alandaki dere yatakları doldurulmuş, göletler kurutularak suları boşaltılmış ve flora-fauna habitatları parçalanmıştır. Endemik bitki türleri, yöre halkının geçim kaynağı olan tarım ve mera alanları geri dönülmez şekilde yok edilmektedir.
Kent suçu işlenmektedir. ÇED Olumlu kararı, bir projenin doğrudan uygulanmasına imkân veren tek başına yeterli bir idari işlem değildir. Alt ölçekli imar planları dahi olmadan, üst ölçek plan kararlarına, şehircilik ilkelerine ve yasal mevzuata aykırı olarak yürütülen inşaat faaliyetleri ile kent suçu işlenmektedir.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et