Şehir Plancıları Odası: 'İstanbul'daki su baskınları rant odaklı kentleşme politikalarının sonucu'
TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi, İstanbul'da yaşanan su baskınlarının yalnızca yağışın şiddetiyle açıklanamayacağını belirterek yapılaşma politikalarına dikkat çekti. Dere yatakları ve su havzalarının korunması çağrısı yapıldı.
Fotoğraf: ANKA
TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu, İstanbul'da salı gecesi başlayan ve aralıklarla süren şiddetli yağışlar sebebiyle yaşanan su baskınlarına ilişkin bir yazılı açıklama yaptı. Açıklamada kentte şiddetli yağmurun afete dönüşmesinin, 'doğayla inatlaşan rant odaklı politikalarının' bir sonucu olduğunun belirtildi.
Su baskınlarının yalnızca meteorolojik koşullardan kaynaklanmadığı vurgulanan açıklamada, kentin doğal yapısını dikkate almayan planlama kararlarının afet riskini artırdığı ifade edildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Bugün yaşanan bu tablo, yalnızca yağışın şiddetiyle açıklanamaz. Yağış bir doğa olayıdır; ancak her kuvvetli yağışın can ve mal güvenliğini tehdit eden bir afete dönüşmesi olağan değildir. Yaşananlar, kentin doğal eşiklerini yok sayan, yerleşime uygunluk ve taşıma kapasitesi analizlerini planlama sürecinin dışında bırakan bir kentleşme modelinin sonucudur."
İstanbul'da yoğun yapılaşmanın ormanlar, tarım alanları ve su havzaları üzerindeki etkilerine değinilen açıklamada, rant odaklı planlama politikalarının kenti afetlere karşı daha dayanıksız hale getirdiği savunuldu.
'Dere yatakları yapılaşmaya açılıyor'
Kentte betonlaşmanın artmasıyla yağmur suyunun toprağa sızabileceği alanların azaldığına dikkat çekilen açıklamada, doğal drenaj sistemlerinin bozulmasının taşkın riskini büyüttüğü belirtildi.
Dere yataklarının üzerlerinin kapatılarak yol, otopark ve yapılaşma alanı olarak kullanıldığı ifade edilerek şu değerlendirme yapıldı:
"Yağmur suyunun toprağa sızabileceği alanların beton ve asfaltla kaplanması, suyun yüzeyden hızla akmasına neden olmaktadır. Doğal drenaj sistemlerinin bozulması, dere yataklarının daraltılması veya yapılaşmayla kuşatılması, kentsel altyapının taşıma kapasitesinin aşmasına neden olmakta, yoğun yağışların yol açtığı taşkın ve su baskını risklerini büyütmektedir."
Açıklamada, imar afları ve plan değişiklikleriyle yapı yoğunluğunun artırıldığı, buna karşın teknik altyapının taşıma kapasitesinin yeterince dikkate alınmadığı belirtildi. Geçirimsiz yüzeylerin artmasının yağış sırasında yüzey akışını hızlandırdığı ve mevcut altyapı üzerindeki yükü artırdığı ifade edildi.
Kanal İstanbul ve INRAIL projelerine dikkat çekildi
Açıklamada, 2009 yılında onaylanan İstanbul Çevre Düzeni Planı'nın kuzey ormanları ve içme suyu havzalarını korunması gereken doğal alanlar olarak tanımladığı hatırlatıldı. Kuzey Marmara Otoyolu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve İstanbul Havalimanı projeleriyle bu planın koruma kararlarının ihlal edildiği savunuldu.
Kanal İstanbul ve İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi (INRAIL) projelerinin su havzaları üzerindeki etkilerine değinilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"Kanal İstanbul güzergâhı Sazlıdere Barajı havzasını doğrudan ortadan kaldırmaktadır. INRAIL güzergâhı Ömerli, Büyükçekmece, Alibeyköy ve Sazlıdere havzalarının koruma alanlarını tehdit etmektedir."
Ulaşım yatırımlarının kuzeyde yeni yapılaşma baskısı oluşturduğu belirtilen açıklamada, orman ve havza alanlarının korunmasının yağışların neden olduğu taşkın riskinin azaltılması açısından önem taşıdığı vurgulandı.
'Dere yatakları yapılaşma dışı bırakılmalı'
Şehir Plancıları Odası, su baskınlarının önlenmesi için dere yatakları ve taşkın alanlarının yapılaşmaya kapatılması gerektiğini belirtti. Kapatılmış dere yataklarının yeniden doğal akışına kavuşturulması, taşkın risk haritalarının planlama süreçlerinde esas alınması ve altyapı kapasitesini aşan yapılaşma kararlarına son verilmesi çağrısında bulunuldu.
Açıklamada, Kanal İstanbul ve INRAIL başta olmak üzere kuzey ormanlarını ve içme suyu havzalarını yapılaşmaya açan projelerden vazgeçilmesi istenerek şu ifadelere yer verildi:
"İklim krizinin yağış rejimini değiştirdiği bir dönemde planlamanın bilim ve kamu yararı dışındaki önceliklere teslim edilmesi, yeni can ve mal kayıplarına zemin hazırlamaktadır."
(ANKA)Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et