Beykoz büyüklüğündeki alan jeotermal için ihaleye çıkarılıyor
Nevşehir İl Özel İdaresi, jeotermal kaynak ruhsat sahaları için ihaleye çıkıyor. Yaklaşık 48 bin 480 hektarlık alanda 16 adet jeotermal saha açılıyor. Yani, İstanbul’un Beykoz ilçesi büyüklüğünde bir alan jeotermal patronların hizmetine veriliyor.
Özer Akdemir
[email protected]
Nevşehir - Nevşehir İl Özel İdaresi tarafından il genelindeki farklı noktalarda yer alan jeotermal kaynak ve doğal mineralli su ruhsat sahalarının satışına yönelik ihale süreci başlatılıyor. Geçtiğimiz ganlerde Resmî Gazete'de yayımlanan ilan doğrultusunda, Devlet İhale Kanunu kapsamında açık teklif usulüyle ihaleye sunulan alanlar için tekliflerin toplanacağı belirtiliyor. İhale edilen sahaların büyük bir kısmının terk edilen veya alan küçültme işlemlerinden arta kalan ruhsat sahalarından meydana geldiği aktarılıyor. İhale sürecinin bölgedeki yer altı zenginliklerinin ekonomiye kazandırılması amacıyla yürütüldüğü ifade ediliyor.
İhale edilen sahaların konumu ve toplam alan büyüklükleri
Toplamda yaklaşık 48 bin 480 hektarlık geniş bir coğrafi alanı kapsayan 16 adet jeotermal sahanın ihaleye çıkarıldığı bildiriliyor. Ruhsat alanlarının ilçe bazındaki dağılımında Kozaklı 5 sahayla başı çekerken, Merkez ilçede 3, Acıgöl, Ürgüp ve Avanos ilçelerinde ikişer, Gülşehir ilçesinde ise 1 saha yer alıyor. Sahanın en geniş parçası 5 bin hektarla Ürgüp sınırlarında bulunurken, en dar sahanın ise 435 hektarla Merkez ilçe yakınlarında yer aldığı kaydediliyor. Ayrıca Çat Kasabası, Uçhisar beldesi ve Avanos'un Sarıhıdır köyü gibi belirli yerleşimlerin çevresindeki sahaların da bu ihale paketine dahil edildiği görülüyor.
Tarlalar, meralar, bahçeler jeotermal sahada
İhaleye sunulan geniş ruhsat alanlarının arazi yapısı incelendiğinde; tarlalar, meralar, bağ ve bahçeler ile ağaçlık alanların öne çıktığı görülüyor. Tarımsal üretimin yoğun yapıldığı mutlak tarım arazileri ve otlatma amacı taşıyan mera alanlarında jeotermal faaliyet yürütülebilmesi için özel izin süreçlerinin ve mevzuat şartlarının gerektiği ifade ediliyor. Bölgede jeotermal seracılık ve konut ısıtma projelerinin bulunması, bu arazilerin tarım ve yerleşim alanlarıyla sıkı bir bağ içinde olduğunu ortaya koyuyor.
Jeotermal kaynak arama ve işletme faaliyetlerinin su kaynakları ile bölge ekolojisi üzerinde taşıdığı riskler uzmanlarca sıklıkla dile getiriliyor. Akışkanların yüksek oranlarda bor, arsenik, florür ve ağır metaller içermesi sebebiyle, reenjeksiyonun yetersiz kaldığı durumlarda yeraltı akiferleri ile yüzeysel akarsuların kirlenme riski taşıdığı belirtiliyor. Kontrolsüz deşarjların sulama suyu kalitesini düşürerek tarımsal ürünlere zarar verebileceği, ayrıca sucul ekosistemde termal kirliliğe yol açabileceği aktarılıyor. Çıkarılan jeotermal su miktarının aşırı seviyelere ulaşması ve karstik yapının erimesi sonucu Kozaklı çevresinde obruk ve zemin çöküntülerinin meydana geldiği, bu durumun ulaşım hatlarını ve çevre güvenliğini tehdit edebildiği kaydediliyor. Sondaj çalışmaları sırasında gaz emisyonları veya kuyu patlaması gibi risklerin oluşabileceği de ekolojik endişeler arasında gösteriliyor.
Yeraltı şehirlerine ve SİT alanlarına yakın
İhale sahalarının önemli bir bölümü, Kapadokya bölgesinin tescilli kültür varlıklarına ve doğal SİT alanlarına oldukça yakın konumlarda yayılım gösteriyor. Nevşehir genelinde yer alan yüzlerce arkeolojik SİT alanı, yer altı şehirleri, kiliseler ve peribacaları gibi tarihi miras unsurlarının korunması adına hassas yer seçiminin gerekliliği vurgulanıyor. Ayrıca yöreye özgü endemik bitki türleri ile yaban hayatı ve kuş topluluklarının sondaj gürültüsünden ve habitat parçalanmasından olumsuz etkilenebileceği ifade ediliyor. Ruhsat alanlarının Uçhisar, Çat, Sarıhıdır ve Kozaklı gibi yerleşim yerlerine yakın bulunması nedeniyle, kuyu açım ve işletim süreçlerinde oluşabilecek gürültü, koku ve çevresel olumsuzlukların yerel halk sağlığı ve yaşam kalitesi üzerinde etkiler yaratabileceği değerlendiriliyor.
‘Tehlikeli atık sınıfına girebilir’
İhalelerle ilgili görüşlerini aldığımız Jeoloji Yüksek Mühendisi ve Tıbbi Jeoloji uzmanı Dr. Eşref Atabey; jeotermal sondaj çamurunda genellikle bentonit kilinin kullanıldığını belirterek; “Sondaj çamuru içerdiği kimyasallara ve işleme bağlı olarak yağ içeren sondaj çamurları ve atıkları tehlikeli atık sayılır. Bunların tespiti sondaj çamuru analiziyle saptanır. Sondaj sırasında sondaj çamuruna yerin derinliğinden gelen toksik olan arsenik karışabilir. Bu taktirde tehlikeli çamur sınıfına girer” dedi. Atabey kuyunun duraylılığını sağlamak kaçakları önlemek, kuyu temizliği için toksik hidroklorik asit, polimerler, sentetik katkı maddeleri gibi kimyasalların kullanılması durumunda bunların da tehlikeli atık sınıfına gireceğinin altını çizdi.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et