East India Company’den SpaceX’e
Uzay artık devletlerin değil, milyarderlerin, özel şirketlerin, atmosfer dışında ‘unutamaz bir tatil tecrübesi’ vadeden turizmci start-up’ların alanı.
Fotoğraf: SpaceX/Unsplash
İsmail Kayhan
[email protected]
Elon Musk’un uzay planları, faşizmin yıldızlara ihracını öngörüyor.
Karl Marx ve Friedrich Engels’in Komünist Manifesto’yu yayımladığı 1848’de, dünya ilk kez yeni bir kavram ile de tanıştı: Bilim kurgu.
Sanat ve edebiyatta bilim kurgu, başlangıcından bu yana insanı şaşırtan, olanaksızı olanaklı kılan, doğa yasalarını hayal gücüyle yeniden biçimlendiren bir tür olageldi. Bu haliyle de eğer sadece bir ‘kaçış ve insanları gerçeklerden uzaklaştırma aracı’ değilse; insanoğlunun ilerlemesini sağlayan merak ve keşfetme güdüsü ile gelecek tasavvurunun ete - kemiğe bürünmüş haliydi. Bilim kurgu; Ay’a yolculuk ve bilim ve teknolojideki gelişmeyle, A Space Odyssey, Planet of the Apes ve Star Wars dizisi örneklerinde olduğu gibi, sinema aracılığıyla hayatımıza iyice yerleşti.
Gelişme öyle hızlı ki, fantezi ile gerçeğin nerede ayrıştığına karar vermek zor. Rus Kozmonot Valeri Polyakov’un uzayda 14 ay geçirdikten sonra 1995 yılının mart ayında Dünya’ya dönüşünde yaptığı açıklama, bunun bir örneğini oluşturuyor. Polyakov, vücudundaki uyum sorunları, çektiği acı ve uzayda uzun süre kalmanın yarattığı rahatsızlıklarını gizlemeye çalışarak gazetecilerin karşısına çıkıp, yaşadığı tecrübenin insanın Mars’a gidebileceğini kanıtladığını ilan etti.
Mars’ın kolonizasyonu, özellikle de Curiosity’nin Mars’tan gönderdiği cam gibi temiz fotoğrafların da etkisiyle pek çoğu için fantezi olmaktan çıktı. Elon Musk, üç vakte kadar kızıl gezegene yerleşeceğimizi söylüyor; sahibi olduğu SpaceX, Mars projeleri üzerinde çalışıyor.
İrili ufaklı yüzlerce şirket, asteroidlerde kazı yapacak madenci robotlar ve aletlerin tasarımı ile meşgul. Mars’ta yaşamı konu alan Becoming Martian Kitabının Yazarı Scott Solomon, ‘İnsanın uzayın keşfine ilişkin yaptığı detaylı ve ciddi planların geldiği aşamayı gördükçe nutkum tutuluyor,’ diyor.
Uzayın keşfi artık çok çekici bir yatırım alanı. Küresel uzay sektörünün değeri 2024 yılı itibarıyla 613 milyar dolara ulaştı. Rakamın 2035’te 1.8 trilyona ulaşması bekleniyor.
Pardon, uzayın ‘keşfi’ mi dediniz?
… ne üs kurmaya geldim yıldızına
ne petrol ne yemiş imtiyazı istemeğe
Kola-kola satacak da değilim
selamlamaya geldim seni yeryüzü umutları adına,…
Nâzım Hikmet’in Kosmosun Kardeşliği Adına başlıklı şiiri, uzayın keşfine ilişkin üç bakış açısından birini temsil ediyor. Bir bölümünü aktardığım şiirde Nazım’ın bakış açısını anlamak zor değil. Nazım, yıldızlara gitmeye karşı değil. Onun için önemli olan, oraya niçin gittiğimiz. Yıldızlara, insanlığın temel ahlaki normları çerçevesinde, gittiğimiz uzaklığa göre, insanlık, galaksi ve kainatın ortak çıkarlarını gözeterek mi gideceğiz? Yıldızlara, asteroidlere, gezegenlere oraları kâr amacıyla yağmalamak için mi ineceğiz? Yoksa yıldızlara, Dünya’yı geride bir enkaz ve çöplük olarak bırakıp, neden ve nasıl yaşanmaz hale getirdiğimizi sorgulamadan; kaçacak ‘yeni bir ev’e ihtiyacımız olduğu için mi gideceğiz?
Geldiğimiz aşama, uzaya açılma isteğinde motivasyonun, Nâzım’ın şiirinde sergilediği bakış açısı olmadığı görülüyor.
Uzayın ‘ticarileşmesi’ aşamasındayız. İletişim ve gözleme uyduları uzun zamandan bu yana özel şirketler tarafından fırlatılıp yönetiliyor. İçinde bulunduğumuz son aşamada, masum ‘keşif’ planları da yerini ‘sömürü’ planlarına bırakmış durumda. Uzay artık devletlerin değil, milyarderlerin, özel şirketlerin, atmosfer dışında ‘unutamaz bir tatil tecrübesi’ vadeden turizmci start-up’ların alanı. Özel uzay istasyonları, uzay turizmi, ay ve asteroidlerde madencilik, uygun gezegen ve aylarda yerleşim, ticarileşmiş uzayın hedeflerini oluşturuyor.
Uzayın kolonizasyon amacıyla keşfi ilk kez yaşanan bir şey olmayacak. Kolonizasyonu 1600’lerde yeryüzünde East India Company tecrübesi ile zaten yaşadık. Ve o zamanki kolonizasyonla, uzayın gelecekteki kolonizasyonuna ilişkin atılan adımlarda, çarpıcı benzerlikler söz konusu.
SpaceX: Yeni East India Company
Denizcilik alanında bilimsel - teknolojik gelişmeler, belli başlı krallıklara dünyanın ‘keşfi’ imkanı sağladı. Keşif hemen ‘ticaret’, daha doğru bir tabirle ‘yağma’ ve köle ticaretine dönüştü. Bu yağmanın İngiliz ayağını özel bir şirket olarak kurulan East India Company üstlendi. Şirket, 150 yıl içinde İngiliz ordusunun iki katı büyüklüğünde 260 bin kişiden oluşan özel bir ordunun sahibiydi. East India Company ordusuyla Hindistan ve çevresinin hakimi, siyasi egemenliği olan dünyanın en büyük şirketi oldu. Şirket, Güneydoğu Asya’yı 200 yıldan fazla bir süre tahakkümü altında tuttu ve bölge kaynaklarını yağmalayıp halklara ağır eziyetlerde bulundu.
Şirket, gücünü yarattığı fiili duruma borçluydu. Benzer bir fiili durum bugün de geçerli.
1967 yılında Birleşmiş Milletlerde kabul edilen ve o zaman için makul sayılabilecek Outer Space Anlaşması, bugünün ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak, uzay faaliyetlerinin herkesin çıkarına olmasını öngören ve sadece 4 sayfa ve 17 maddeden oluşan bir anlaşma. Anlaşmanın yaptırım gücü yok.
Atmosferin hemen dışının uydu çöplüğüne dönüştüğü koşullarda, SpaceX’in Dünya yörüngesine 6 bin Starlink uydusu göndermesini durdurmak bir yana, sorgulayacak bir makam veya uluslararası yasa yok. Meksika Körfezi’ndeki balıkçı, 10 km yukarda patlayan ve parçaları alev topu halinde denize saçılan SpaceX roketinden duyduğu dehşeti şikayet edebileceği bir merci bulamaz.
Günümüz koşullarında, atmosferin dışında yapılan, yapanın yanında kalır.
1700’lerde East India Company’nin Güneydoğu Asya’daki hegemonyasını, bugün uzayda SpaceX uyguluyor.
Uzayın, açık denizler veya Antartika gibi kimsenin egemen olmadığı özel bir statüye alınması gerekirken, kontrolsüz bir şekilde şirketlere ve milyarderlere açılmasının sonuçları ne olabilir?
Bu sorunun yanıtını Ay’da bulabiliriz.
Bilim insanları için Ay, doğal bir laboratuvar. Güneş sistemi sırlarının açığa çıkarılması ve yeni teknolojilerin denemesi için en uygun yer. Ama Ay artık ticari bir hedef haline dönüştü. Ay’ın kutuplarında, hidrojen ve oksijeni ayrıştırılıp roket yakıtı yapmaya uygun, buz halinde su olduğu tespit edildi. Ay’da yer çekiminin, Dünya’dakinin altıda biri kadar olduğu göz önünde bulundurulursa, Ay ideal bir fırlatma üssü. Ay’dan uzayın derinliklerine çok daha büyük bir roketin fırlatılması, Dünya’dan fırlatılan küçük roketten çok daha ucuza mal olur. Bu nedenle Ay, fırlatma merkezi olarak pek çoğunu iştahlandıran kapı komşumuz. Füzyon reaktörlerine yakıt olabilecek helium 3 kaynakları gibi madencilik hesapları ise ayrı bir konu.
Soru şu: Ay’daki kaynakların nasıl ve kimler tarafından kullanılacağına kim karar verecek?
Outer Space Anlaşması, bu imkanı devletlerin kullanmasına izin vermiyor. Ama Ay kaynaklarının şirketler tarafından kullanılmasını yasaklayan özel bir madde de bulunmuyor.
Güneydoğu Asya’ya neredeyse 300 yıl egemen olmuş, kendi yasalarını koyarak ülkeleri yönetmiş East India Company’nin devletler üstü, hesap sorulamaz statüsü ile SpaceX’in durumu aynı. SpaceX de, East India Company gibi denetlenemez güç odağı. SpaceX, dünyanın en büyük uzay gemisi yapımcısı, uydu ağının sahibi ve Amerikan ordusu ve müttefiklerinin iletişim ağının sigortası.
Gençken okuduğu bir bilim kurgu roman kahramanı Elon Musk’ın idolü oldu. Bu idol, Michael Valentine Smith adlı bir dahi (kimine göre ise bir kaçık). Stranger in a strange land adlı Kitabın Yazarı Robert A. Heinlein’in, 1959’da yayımlanan Starship Troopers adlı kitabı, ‘aşırı sağın manifestosu’ olarak görülüyor. Musk, bir konuşmasında yazarı şakayla karışık, ‘zorba’ ve ‘faşist’ olarak tanımlasa da, Heinlein ile pek çok ortak yönü olduğu kesin. Kahramanlarından birine, “Tarihte hiç bir unsur, şiddet ve çıplak gücün çözdüğü kadar sorun çözememiştir,” dedirten Heinlein, Elon Musk’ın en sevdiği yazarlardan biridir. Musk, uzay vizyonuyla faşizmi, oksijensiz ortamlara da ihraç etmeyi vadediyor.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et