Dyatlov geçidi vakası: Dokuz dağcı neden çadırlarını yırtıp dondurucu soğuğa kaçtı?
Ural Dağları'nda 9 deneyimli dağcının çadırlarını içeriden kesip dondurucu soğukta ölüme yürüdüğü Dyatlov Geçidi trajedisi, 60 yılı aşkın süredir tartışılıyor.
Fotoğraf: Vyacheslav Argenberg/Wikimedia Commons CC BY 4.0
Elif Turgut
[email protected]
Şubat 1959'da Ural Dağları'nın kuzeyinde yaşanan Dyatlov Geçidi vakası, modern tarihin en çok tartışılan dağcılık trajedilerinden biri olarak biliniyor. Deneyimli dokuz dağcı, zorlu bir kış yolculuğuna çıktıktan sonra hayatını kaybetti. Olay yerinde bulunan çadırın içeriden kesilmiş olması ve bazı dağcıların dondurucu soğukta yeterli giysileri olmadan uzaklaşması, soruşturmanın en dikkat çekici ayrıntıları arasında yer aldı.
İlk soruşturmada ölümlerin kesin mekanizması açıklığa kavuşturulamadı. Sonraki yıllarda çığdan askeri deneylere, gizli operasyonlardan doğaüstü iddialara kadar çok sayıda teori ortaya atıldı. Ancak bilimsel çalışmalar, doğa koşullarına dayanan bir açıklamanın mümkün olduğunu gösteriyor.
Gece yarısı çadırlarını neden terk ettiler?
Olay, Igor Dyatlov liderliğindeki on kişilik dağcı grubunun Ocak 1959'da Ural Dağları'nda bir kayak ve yürüyüş gezisine çıkmasıyla başladı. Grubun üyeleri çoğunlukla Ural Politeknik Enstitüsü'yle bağlantılı, kış koşullarında deneyim sahibi kişilerdi. Yolculuk sırasında bir üye rahatsızlığı nedeniyle gruptan ayrıldı; geriye kalan dokuz kişi ise devam etti.
Dağcılar, 1 Şubat gecesi Kholat Syakhl Dağı'nın yamacında kamp kurdu. Ertesi gün planlanan yolculuğa devam etmeleri bekleniyordu. Ancak gruptan haber alınamayınca arama çalışmaları başlatıldı.
Arama ekipleri 26 Şubat 1959'da terk edilmiş çadırı buldu. Çadırın bir bölümü içeriden kesilmişti. Dağcıların ayak izleri, kamp alanından aşağıdaki orman yönüne doğru uzanıyordu. Bazı izlerin çıplak ayakla veya yalnızca çorapla yürüyen kişilere ait olduğu belirlendi.
Bu bulgular, dağcıların çadırdan aceleyle ayrıldığını düşündürdü. Ancak onları bu kararı almaya zorlayan şeyin ne olduğu kesin biçimde belirlenemedi.
Dondurucu soğukta yarı çıplak kaldılar
Dağcıların çadırı terk ettikten sonra karşı karşıya kaldıkları koşullar son derece ağırdı. Bölgedeki sıcaklık sıfırın çok altına düşmüş, sert rüzgâr ve kar koşulları hayatta kalmayı güçleştirmişti.
Bazı dağcıların cesetleri orman yakınlarında, bazılarınınki ise çadırdan daha uzakta bulundu. Altı kişinin hipotermi nedeniyle, diğer üç kişinin ise ağır travmalarla bağlantılı olarak hayatını kaybettiği değerlendirildi.
Bu dağılım, olayın tek bir basit açıklamayla anlaşılmasını zorlaştırdı. Dağcıların neden kamp alanından uzaklaştığı, neden geri dönemedikleri ve ağır yaralanmaların nasıl meydana geldiği, soruşturmanın temel soruları arasında yer aldı.
Ağır iç yaralanmalar tartışmaları büyüttü
Vakayı yıllarca gündemde tutan ayrıntılardan biri, bazı dağcıların bedenlerinde tespit edilen ciddi yaralanmalardı. Üç kişide ölümcül düzeyde kafa veya göğüs travmaları belirlendi. Özellikle göğüs kafesindeki ağır hasarların, belirgin dış yara izleriyle tam olarak örtüşmemesi dikkat çekti.
Bu bulgular, olayın bir saldırı veya gizli bir deney sonucunda meydana geldiği yönündeki iddialara zemin hazırladı. Ancak yaralanmaların olağan dışı görünmesi, tek başına cinayet veya başka bir insan müdahalesini kanıtlamıyor.
Dağlık arazide kar kütlelerinin hareketi, düşme ve sert yüzeylere çarpma gibi etkenler de ağır travmalara yol açabilir. Bu nedenle yaralanmaların nasıl meydana geldiğini değerlendirirken olay yerinin koşullarını ve diğer fiziksel bulguları birlikte ele almak gerekiyor.
Çığ teorisi: Bilim insanları ne buldu?
Dyatlov Geçidi vakasıyla ilgili en önemli modern araştırmalardan biri, 2021'de “Communications Earth & Environment” dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar Johan Gaume ve Alexander Puzrin, küçük bir kar tabakası çığının dağcıların çadırını etkileyebileceğini gösteren fiziksel bir model geliştirdi.
Çalışmaya göre, çadır kurmak için kar yamacında yapılan kesinti, yamaçtaki karın yapısı ve rüzgârın taşıdığı karın zamanla birikmesi, küçük fakat tehlikeli bir kar kütlesinin aniden harekete geçmesine yol açmış olabilir.
Bu senaryoda çığ, çadırın üzerine baskı uygulayarak bazı dağcıları yaralamış; grubun üyeleri de daha büyük bir tehlikeden kaçmak amacıyla çadırı içeriden keserek dışarı çıkmış olabilir. Ardından karanlık, şiddetli soğuk ve yaralanmalar, grubun güvenli bir yere ulaşmasını engellemiş olabilir.
Araştırmacılar 2022'de yayımladıkları takip çalışmalarında, bölgede çığ oluşumunun mümkün olduğunu gösteren saha gözlemlerini de aktardı. Bununla birlikte, bu bulgular 1959 gecesinde kesinlikle çığ meydana geldiğini doğrudan kanıtlamıyor; teori, mevcut bulgularla uyumlu bir açıklama sunuyor.
Dokuz dağcının ölümüne ilişkin gizem sürüyor
Dyatlov Geçidi vakası, aradan geçen onlarca yıla rağmen insanları etkilemeye devam ediyor. Bunun nedeni yalnızca dokuz kişinin zorlu bir dağ yolculuğunda hayatını kaybetmesi değil; olay yerindeki bulguların uzun süre kesin bir açıklamaya kavuşamaması.
Günümüzdeki bilimsel araştırmalar, küçük bir kar tabakası çığının zincirleme bir felaketi başlatmış olabileceğini gösteriyor. Bu açıklama, doğa koşulları ile dağcıların davranışlarını aynı senaryo içinde değerlendirmeye olanak tanıyor.
Bununla birlikte, Dyatlov Geçidi'nde yaşananların bütün ayrıntıları kesinleşmiş değil. Olayın tarihsel önemi de buradan kaynaklanıyor: Bir zamanlar doğaüstü ve gizli güçlerle açıklanmaya çalışılan bir trajedi, bugün fiziksel kanıtlar ve bilimsel modeller üzerinden yeniden inceleniyor.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et