11.10.2026 00:15

Grev kırıcılığından Saraya: Cemil Tugay’ın yolu şaşırtmadı

Cemil Tugay'ın geçmişi ve AKP’ye geçişi öncesinde Hak-İş ile yaptığı temaslar, ilk icraatının belediye işçilerini örgütsüzleştirmek olacağını açıkça gösteriyor.

Grev kırıcılığından Saraya: Cemil Tugay’ın yolu şaşırtmadı

Satı Burunucu


Haziran 2025'te Evrensel'de yayımlanan “Kayyım da grev kırıcılığı da aynı baskıcı sistemin araçlarıdır” başlıklı yazımızda, belediye işçilerinin iradesini tanımayan, grev kırıcılığı yapan bir belediye başkanının halkın iradesini de tanımayacağını yazmıştık.

Dün grevdeki işçileri AKP'ye hizmet etmekle suçlayanların önünde bugün başka bir tablo var. Grev kırıcılığı yapan belediye başkanı artık fiziken de AKP saflarında. AKP'nin ekmeğine yağ süren kimdi? İnsanca yaşayacak ücret isteyen işçiler mi, yoksa onların haklarını tanımayan belediye başkanlığı mı? Sanırız o gün yaptığımız değerlendirmeyi yeniden ele almanın zamanı geldi.

İzmir’e hizmet mi, Erdoğan’a biat mı?

Cemil Tugay, AKP Genel Merkezindeki rozet töreninde Erdoğan'ı övdü, AKP'yi “kimsesizlerin kimsesi” olarak tanımladı. İzmir'i sevdiğini, kente hizmet etmek istediğini söyledi. Erdoğan ise AKP (gönül) belediyeciliğine katıldığı için Tugay’ı merkezi iktidarın bütün olanaklarıyla destekleyeceklerini açıkladı.

Ne tesadüf! Tugay, grev sırasında çöp toplarken de İzmir'e hizmet ettiğini söylüyordu. İşçilerin ücret talepleri karşısında bütçe sınırlarını hatırlatırken de gerekçesi İzmir'in çıkarlarıydı. Şimdi aynı sözler AKP'ye geçişin gerekçesi oldu.

Peki “kimsesizlerin kimsesi” kim? İşçiler, gençler, kadınlar, emekliler, işsizler, bu söylemin neresinde?

Hatırlayalım, 2025 yılı itibarıyla AKP iktidarlarında alınan 22 grev yasağı kararı, 200 binden fazla işçinin grev hakkını fiilen engelledi. Böylece işçilerin üretimden gelen güçlerini kullanmalarının önüne geçildi.

O güle oynaya rozet takma gösterisi sırasında bir kez daha anlaşıldı ki belediye işçilerinin örgütlü gücünü tasfiye eden, toplu sözleşme ve grev haklarını sınırlayan uygulamalarla kent kaynaklarının imar, ihale ve rant ilişkileri üzerinden sermayenin çıkarlarına açılması birbirinden bağımsız değildir. Ve bu anlayışın en ağır ekonomik, politik sonuçları ise özellikle işçi ve emekçi mahallelerinde ortaya çıkıyor. Sosyal yardımların, tarikat ve cemaatlerle bağlantılı vakıf ve dernek ağlarının siyasi örgütlenmenin araçlarına dönüştürülmesi, kamusal hakların yerini yardıma muhtaçlığın alması onun da oya tahvil edilmesi AKP’nin hegemonyasını büyütüyor.

İlk icraat belediyedeki işçi ve emekçileri örgütsüzleştirmek olacak;

Tugay yönetiminin emekçilerle karşı karşıya gelişi ne İZBB de (Karşıyaka belediye başkanlığı sırasında da emek düşmanı politikalar uyguladı) ne de 23 bin işçinin greviyle başladı.

Tugay’ın Karşıyaka Belediye Başkanı iken 1 yıla yakın işçilerin ücretlerinin ve toplu sözleşmeden doğan haklarının ödenmemesiyle ilgili yaptıkları eyleme ilişkin suç duyurusunda bulunduğu hâlâ akıllarda.

2024'te İzmir Büyükşehir Belediyesi, ESHOT ve İZSU'da çalışan yaklaşık 6 bin kamu emekçisi, kazanılmış toplu sözleşme haklarını korumak için mücadele etti. Toplu sözleşmeden yapılan kesintilere, ödenmeyen ikramiyelere ve sözleşme anlaşmazlıklarına karşı iş bıraktılar, eylemler yaptılar.

Aralarında Tüm Bel-Sen yöneticilerinin bulunduğu yedi kamu emekçisi görevden uzaklaştırıldı, haklarında soruşturmalar açıldı.

Tugay'ın AKP'ye geçişinden kısa süre önce HAK-İŞ yöneticileriyle yaptığı görüşme bundan sonra belediyede yaşanacakların habercisi olarak değerlendirilebilir. Tugay’ın Hak iş konfederasyona bağlı sendikaların belediyede yetki almasından memnuniyet duyacağını söylediği de HAK-İŞ yöneticilerince açıklandı. Belediye de ve bağlı kuruluşlarında memur ve sözleşmeli statüsünde çalışan binlerce kamu emekçisi için de aynı hazırlıkların planlandığını şimdiden söylemek için kahin olmaya gerek yok. O nedenle İZBB de çalışan işçi ve emekçilerin işyerlerindeki birliğini ve örgütlenmesini yeniden ele alması, güçlerini ortak çıkarları için birleştirmesi ve sendikalarını da bunun için önüne katarak yönetmesi hayati önemdedir.

Ne izmir sevdası ne aşk hikayesi, onlarınki bir rant ve gasp hikayesi

Cemil Tugay'ın AKP'ye katılmasını bir ihanet, utanmazlık ya da yalnızca CHP seçmeninin siyasi tercihi bakımından ele almak eksik olur.

İzmir Büyükşehir Belediyesinin 2026 yılı bütçesi 110 milyar lira. Dört bakanlığın her birinin bütçesinden büyük. İZSU ve ESHOT'un bütçeleriyle birlikte üç kurumun toplam bütçe büyüklüğü 184,4 milyar liraya ulaşıyor.

Milyarlarca liralık yatırımlardan, kamu ihalelerinden, imar yetkilerinden, belediye şirketlerinden ve kentsel dönüşüm projelerinden söz ediyoruz.

Müteahhitlerin, gayrimenkul şirketlerinin ve büyük sermaye gruplarının ekonomik çıkarları, imar kararlarından hizmet alımlarına kadar birçok alanda belediye yönetimleriyle rant ilişkilerine bağlanıyor.

Bu nedenle İzmir gibi bir büyükşehrin yönetiminde etkili olmak, merkezi iktidar açısından yalnızca siyasi değil, ekonomik bakımdan da önem taşıyor.

Erdoğan'ın Tugay'a merkezi iktidarın bütün olanaklarıyla destek vereceğini açıklaması da şu soruları gündeme getiriyor: İzmir'e hizmet için AKP'ye geçmek mi gerekiyor? Devletin kaynakları iktidar partisinin değil, halkın ortak kaynakları değil mi? Daha da önemlisi İzmir'in milyarlarca liralık kaynaklarının hangi sınıfsal önceliklerle yönetildiği ve bu kararlar üzerinde kimin söz sahibi olduğu ve olacağıdır?

Halkın iradesi sandıkla sağlanıyorsa bu yaşananlar niye?

İzmir sandığı beklerse daha çok kaybedeceği açıktır

Cemil Tugay'ın CHP adayı olarak seçildiği Büyükşehir Belediye Başkanlığını sürdürürken AKP'ye katılması, İzmir halkının seçimlerde ortaya koyduğu siyasi tercih açısından önemli bir temsil sorunu yarattı evet.

Ama şimdi İzmir halkı hesap sormak için, insanca yaşamak için, iradesini ortaya koymak için bir sonraki seçim sandığını mı bekleyecek?

Haziran 2025'teki yazımızda üzerinde durduğumuz İzmir işçilerinin, emekçilerinin, kadınların ve halkın örgütlülüğü meselesi bugün daha büyük önem taşıyor.

Düşünelim: Grev günlerinde İzmir halkı işçilerin taleplerini daha güçlü biçimde sahiplenebilseydi ne değişirdi? Tugay'ın çöp toplama girişimi karşısında işçilerle halk arasında daha geniş bir dayanışma kurulabilseydi, toplu sözleşme masasında güç dengeleri farklı olabilir miydi? Mutlaka evet.

Şimdi aynı soruyu bugüne taşıyalım: Grev günlerinde işçilerin haklarını sahiplenen güçlü bir halk örgütlülüğü oluşmuş olsaydı, Cemil Tugay rahatlıkla saray iktidarına transfer olabilir miydi? Hayır.

İzmir'de belediye işçilerinin ücret, toplu sözleşme ve sendikal haklarından (her fabrika ve atölyedeki mücadele de buna dahildir) ulaşım, temiz su, yeşil alan, barınma ve diğer bütün kamusal hizmetlere kadar halkın ortak talepleri etrafında güçlü bir örgütlülük oluşturulabilseydi, tablo farklı olabilirdi.

Halktan korkmayan rantçı sermaye belediyeciliği anlayışının başkanları ve meclis üyeleri Erdoğan’dan korkar! Bu nedenle soluğu sarayda almaları şaşırtıcı değildir.

Karşısında İzmir'in işçilerini, emekçilerini, kadınları ve toplamda bir bütün halkı örgütlü, birleşik ve hesap soran bir güç olarak bulan belediye başkanı, yalnızca seçimden seçime değil, attığı her adımda bu gücü hesaba katmak zorunda kalırdı. İşte o zaman bu Tugay da olsa, Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız da olsa ya da başkaları nefesini bile alırken bunu düşünmeden yapamazdı.

Örgütlü bir halkın varlığı, seçilmiş belediye başkanlarını yalnızca seçimden seçime değil, görev yaptıkları her gün halka hesap vermek zorunda bırakır.

Bu deneyimin sınıfsal dersi açıktır: İşçi sınıfının ekonomik ve demokratik haklarıyla halkın siyasal hak ve özgürlükleri birbirinden ayrı savunulamaz.

Kayyımsız, transfersiz, grev yasaksız bir demokrasi için mücadele gerekir

Demokrasi mücadelesini sandığa indirgemek, örgütlenme, ifade, toplantı, gösteri ve grev özgürlüklerini geri plana atmak, işçi sınıfının mücadelesiyle demokrasi mücadelesinin birbirinden koparılamayacağının farkına varmamak, ülke çapında milyonlarca emekçiye ağır bedeller ödetirken onlara bir sonraki seçime kadar kollarını bağlayıp sakince seyretmelerini tembihliyor. Söz konusu senin hakların senin iraden senin hayatın ama sen otur izle deniyor.

Halk iradesi, sandığa atılan bir oyla kazanılıp, sandık kapandıktan sonra unutulacak seçimden seçime 5 yılda bir hatırlanacak tek kullanımlık bir irade değildir! Halkın iradesi, yalnızca seçme hakkından değil; seçtiğinden hesap sorma, kararları denetleme, haklarını savunma ve kendi geleceği üzerinde söz sahibi olma hakkından doğar. Fabrikada, işyerinde, mahallede, yaşamın her alanında örgütlenme, dayanışma ve mücadeleyle güç kazanır. Halkın iradesi her gün yeniden kurulan, örgütlendikçe güçlenen, mücadele ettikçe gelişen, hesap sordukça güvence altına alınan bir iradedir. Bu iradenin gerçek güvencesi, merkezinde işçi sınıfının bulunduğu, emekçilerin ve halkın ortak talepleri etrafında birleşen örgütlü mücadelesidir. Çünkü halk iradesi konuşulduğu gibi öyle sandıktan zarf içinde çıkmaz; fabrikada, işyerinde, mahallede, yaşamın her alanında verilen mücadeleyle kazanılır, korunur ve geliştirilir. Bunun başka bir yolu yoktur.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
10.10.2026 11:20

Damal Belediye Başkanı dahil 10 kişi gözaltına alındı

Ardahan merkezli 6 ilde düzenlenen rüşvet operasyonunda, Damal Belediye Başkanı Kemal Çamlıyurt'un da aralarında bulunduğu 10 kişi gözaltına alındı. Soruşturma Hanak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülüyor.

Damal Belediye Başkanı dahil 10 kişi gözaltına alındı
10.10.2026 13:07

Adıyaman’da 4 araç birbirine girdi: 1 yaralı

Adıyaman'da traktör, otomobil, hafif ticari araç ve otobüsün karıştığı zincirleme trafik kazasında 1 kişi yaralandı. Hastaneye kaldırılan yaralının sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

Adıyaman’da 4 araç birbirine girdi: 1 yaralı

Fotoğraf: DHA

10.10.2026 10:26

Suudi Arabistan'dan Yemen'e saldırılar: Petrol tesisi ve iletişim altyapısı hedef alındı

Yemen’de Ensarullah (Husiler), Suudi Arabistan’a ait İHA ve hava araçlarının Hudeyde, Taiz, Hacce ve Sada vilayetlerinde saldırılar düzenlediğini duyurdu. Petrol tesisinin, hükümet kompleksinin ve iletişim altyapısının hedef alındığı belirtildi.

Suudi Arabistan'dan Yemen'e saldırılar: Petrol tesisi ve iletişim altyapısı hedef alındı

Fotoğraf: MA

10.10.2026 09:20

Ankara'da NATO eylemlerine katılan 45 kişiye dava açıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, NATO Zirvesi'ni protesto ettikleri gerekçesiyle Halkevleri, TİP, EMEP ve EHP'nin Ankara il başkanlarının da aralarında bulunduğu 45 kişi hakkında dava açtı.

Ankara'da NATO eylemlerine katılan 45 kişiye dava açıldı

Fotoğraf: EMEP

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!