10 Ekim Katliamının 11'inci yıldönümü anmaları: 'Gerçek adalet sağlanmadı, ihmali olanlar korundu'
Ankara Gar Katliamı’nın 11. yılında yurdun dört bir yanında adalet talebiyle alanlara çıkan yurttaşlar, saat 10.04'te saygı duruşunda bulundu. Ortak açıklamalarda, katliamın arkasındaki sorumlular ve ihmali bulunanların hesap vermesi talebi öne çıktı
Fotoğraf: Evrensel
10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne yönelik IŞİD tarafından gerçekleştirilen canlı bomba saldırısının 11’inci yılında, yurdun dört bir yanında anma ve protesto eylemleri düzenlendi. 104 kişinin yaşamını yitirdiği, 500’ü aşkın kişinin yaralandığı katliamın yıl dönümünde, pek çok kentte alanlara çıkan Emek ve Demokrasi Güçleri, katliamın arkasındaki sorumluların ve ihmali bulunanların yargılanmasını istedi.
Eylemlerde saatler patlamanın gerçekleştiği 10.04’ü gösterdiğinde bir dakikalık saygı duruşunda bulunulurken, ortak metinlerde "Gerçek adalet sağlanana kadar mücadelemiz sürecek" vurgusu öne çıktı.
Kuşadası Kent Dayanışması: "Acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz diri"
Kuşadası’nda 10 Ekim Gar Katliamı saat 10.04’te Kuşadası Kent Dayanışması adına yapılan basın açıklaması ile protesto edildi. Basın açıklaması öncesi yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.
Kuşadası Kent Dayanışması adına kamuoyuyla paylaşılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Aradan 11 yıl geçti; acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz ilk günkü kadar diri. Unutmadık; unutturmayacağız. 10 Ekim, yalnızca bir katliam değildir; bu topraklarda barışı kalıcı kılmak isteyenlere yönelik alçakça bir saldırıdır. O gün katledilenler savaşa karşı barışın sesini yükseltmek, düşünce ve ifade özgürlüğü için, farklı kimlik ve inançların eşit yurttaşlar olarak bir arada yaşayabilmesi için oradaydı."
Ülkedeki güncel siyasal atmosfere ve ekonomik krize de değinilen açıklamada, halkın yoksullaştığı, grevlerin yasaklandığı ve kayyum politikalarıyla seçme-seçilme hakkının gasbedildiği bir sürecin yaşandığı belirtildi. 10 Ekim davasında adaletin sağlanmadığı vurgulanarak şu tespit yapıldı:
"Yargılama süreçlerinde faillerin bir kısmı cezalandırılmış olsa da katliamın arkasındaki asıl sorumlular korunmaktadır. Tüm istihbarat bilgilerine rağmen önlem almayanlar, denetimsizlik ve sorumsuzluklar ortaya çıkarılmamıştır. Daha vahimi, devlet idari, siyasi ve hukuki süreçlerde kendi kusurunu reddeden bir tutum izlemiştir. Başkentin ortasında, izinleri alınmış bir mitingde 104 insanın katledilmesinde kendi sorumluluğunu kabul etmemek; yarın herhangi bir mitingde benzer bir katliam yaşandığında yine sorumluluk üstlenmeyeceğinin ilanıdır."
Basın açıklaması boyunca kitle sık sık "10 Ekim’i unutmadık, unutmayacağız", "Savaşa hayır barış hemen şimdi", "Faşizme karşı omuz omuza", "Gün gelecek devran dönecek, katiller halka hesap verecek" ve "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganlarını attı.

Söke Emek ve Demokrasi Platformu: "Karanlığa teslim olmayacağız"
Aydın’ın Söke ilçesinde de Hükümet Meydanı’nda Söke Emek ve Demokrasi Platformu'nun çağrısıyla anma saat 10.04’te yitirilen 104 can için yapılan saygı duruşuyla başladı. Ardından basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamayı Eğitim Sen Söke Temsilciliği Örgütlenme Sekreteri Çiğdem Erdoğan okudu.
Basın açıklamasında, 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde düzenlenen mitingde bir araya gelenlerin savaşa karşı barışı, sömürüye karşı emeğin hakkını, baskıya karşı demokrasiyi savunduğu hatırlatıldı. Açıklamada, katliamın yalnızca insanları hedef alan bir saldırı olmadığı, aynı zamanda barış, demokrasi ve eşitlik talebine yönelik bir saldırı olduğu vurgulandı. Hayatını kaybedenlerin barış mücadelesinin takipçisi olunacağı ifade edildi.
Türkiye’de çatışmaların sona erdirilmesine yönelik adımların önemine değinilen açıklamada, kalıcı barışın yalnızca silahların susmasıyla sağlanamayacağı belirtildi. Barışın eşit yurttaşlık, temel haklar, demokratik siyaset ve sosyal adalet temelinde kurulması gerektiği ifade edildi. Kürt sorununun inkâr ve güvenlik politikalarıyla değil, demokratik siyaset ve eşit yurttaşlık temelinde çözülebileceği savunulan açıklamada, barış sürecinin toplumun tüm kesimlerinin iradesini yansıtması gerektiği kaydedildi.
Açıklamada, emekçilerin yoksullaşması ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin yanı sıra kayyum uygulamaları, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması ve görevden alınması, gazetecilere, siyasetçilere ve öğrencilere yönelik tutuklamalar ile sendikal faaliyetlere yönelik engellemeler eleştirildi. Demokrasinin yalnızca sandıkta oy kullanmaktan ibaret olmadığı belirtilerek, düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı ve farklı kimliklerin eşit koşullarda bir arada yaşayabilmesinin önemine dikkat çekildi.
10 Ekim Katliamı’na ilişkin yargı süreçlerinin de ele alındığı açıklamada, bazı faillerin cezalandırılmış olmasına karşın katliamın arkasındaki tüm sorumluların açığa çıkarılmadığı savunuldu. Katliam öncesinde mevcut olan istihbarat bilgilerine rağmen gerekli önlemlerin alınmadığı ileri sürülerek, güvenlik bürokrasisindeki ihmallerin ve sorumlulukların aydınlatılması, ihmali bulunan kamu görevlilerinin yargılanması istendi.
Edremit Emek ve Demokrasi Platformu: IŞİD nasıl bu kadar rahat örgütlendi?
Edremit Emek ve Demokrasi Platformu da, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın yıldönümünde Altınoluk’ta düzenlediği anmada cezasızlığa, siyasi sorumluların hesap vermemesine ve emperyalist savaş politikalarına tepki gösterdi. Karanfiller denize bırakıldı. Altınoluk Cumhuriyet Meydanı’nda anma gerçekleştirilen anmada EMEP, TİP, Yeni Parti ve DEM Parti pankart ve flamalarıyla katılırken SOL Parti temsilcileri de alanda yer aldı.
Saygı duruşunun ardından yapılan basın açıklamasında, 10 Ekim 2015’te 104 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın üzerinden yıllar geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığı vurgulandı. “IŞİD bu kadar rahat nasıl örgütlenebildi? Katliam tehlikesine ilişkin istihbarat ve bilgiler bulunmasına rağmen neden gerekli önlemler alınmadı? Sorumlu kamu görevlileri neden etkin biçimde yargılanmadı?” soruları yöneltildi.
Açıklamada, katliamın sorumluluğunun yalnızca bombaları patlatanlarla sınırlı olmadığı belirtilerek, ihmaller zincirinin, güvenlik zaaflarının ve siyasi sorumlulukların açığa çıkarılması istendi. Valilik ve İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında etkin ve kapsamlı bir yargılama yürütülmesi çağrısı yapıldı
Emperyalist savaş politikalarına, Filistin ve Ortadoğu’ya yönelik saldırılara dikkat çekilen açıklamada, Türkiye’nin savaş ittifaklarının parçası haline getirilmesine karşı çıkıldı. İş cinayetleri, yoksulluk, eğitimde eşitsizlik ve kadınlara yönelik şiddetin de gündeme getirildiği açıklamada, savaşın ve sömürü düzeninin faturasını emekçilerin ödediği vurgulandı.
Anma boyunca “Katil IŞİD, işbirlikçi AKP”, “Katiller halka hesap verecek”, “Katil ABD Ortadoğu’dan defol”, “NATO’dan çıkılsın, üsler kapatılsın” ve “Savaşa değil eğitime bütçe” sloganları atıldı.

Malatya Emek ve Demokrasi Platformu: Barış için mücadelemizi sürdüreceğiz
Malatya'da 10 Ekim Ankara Gar Katliamı'nda yaşamını yitirenler Malatya Emek ve Demokrasi Platformu'nun düzenlediği etkinlikle Özalper Mahallesi'nde bulunan Barış Anıtı önünde anıldı.
Açıklamayı okuyan KESK Dönem Sözcüsü ve SES Malatya Şube Eşbaşkanı Cansu Kaplan, "10 Ekim, yalnızca bir katliam değildir. Bu katliam; bu topraklarda barışı kalıcı kılmak isteyenlere, savaşın değil müzakerenin, silahın değil diyaloğun egemen olmasını isteyenlere yönelik alçakça bir saldırıdır. Aynı zamanda emeğinin hakkını isteyen, eşit, özgür ve demokratik bir ülkede yaşamak isteyen herkesin iradesine yönelmiş bir saldırıdır" dedi.
Kürt sorunu özelinde kalıcı barışın, inkâr ve güvenlik politikalarıyla değil, demokratik siyaset zemininde, eşit yurttaşlık ve temel haklar temelinde mümkün olduğunu ifade eden Kaplan, "Barış, sadece bir güvenlik meselesine indirgenemez; barış demokratik ve eşitlikçi bir toplumun inşa sürecidir. Bu sürecin kapsayıcı olması ve toplumun tüm kesimlerinin iradesine dayalı yürütülmesi gerekmektedir. Bizler bir arada, eşit, özgür ve kardeşçe yaşayacağımız bir düzeni kurmak; kalıcı ve onurlu barış için mücadelemizi sürdüreceğiz" diye konuştu.
Son olarak Kaplan, "Katliamın tüm sorumlularının açığa çıkarılması ve ihmali olan tüm kamu görevlilerinin yargılanması için yürüttüğümüz adalet mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Emeğin, barışın ve demokrasinin egemen olduğu bir Türkiye'yi mutlaka kuracağız" diyerek açıklamayı sonlandırdı.
Katliamda hayatını kaybeden Kasım Otur'un eşi Songül Otur ise, 10 Ekim aileleri adına konuştu. Otur, "Bizim için adalet 10 Ekim katliamında ihmali bulunan kamu görevlilerinin ve sorumluluğu bulunan siyasetçilerin hukuk önünde hesap vermesi ve hak ettikleri cezayı almasıdır" dedi.
Fotoğraflar: Kıvılcım Eftelya/Evrensel
Didim’de 10 Ekim anması: “Unutmadık, unutturmayacağız!”
Didim Emek ve Demokrasi Platformu tarafından, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11. yılında Elif Kanlıoğlu 10 Ekim Barış Parkı’nda anma etkinliği düzenlendi. Katliamda henüz 20 yaşındayken yaşamını yitiren üniversite öğrencisi ve Emek Gençliği yöneticisi Elif Kanlıoğlu’nun adını taşıyan parkta, saldırının gerçekleştiği saat 10.04’te saygı duruşunda bulunuldu. Barış, emek ve demokrasi talebiyle 10 Ekim 2015’te Ankara’da bir araya gelen ve IŞİD’in bombalı saldırısında yaşamını yitiren 103 kişi anıldı. Ardından platform adına basın açıklamasını Turgay Elçi okudu.
Açıklamada, katliamın üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen yaşamını yitirenlerin barış ve demokrasi taleplerinin güncelliğini koruduğu vurgulandı. Başta okullar olmak üzere toplumun farklı alanlarında giderek yaygınlaşan şiddet ortamının sosyal, ekonomik ve siyasal nedenlerine dikkat çekilerek 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın Türkiye’deki şiddet ikliminin önemli dönüm noktalarından biri olduğu belirtildi.
Katliamın üzerinden geçen 11 yılın yalnızca adalet arayışının değil, aynı zamanda cezasızlıkla mücadelenin de tarihi olduğunu belirten Elçi, “10 Ekim’in hesabı verilmeden, bütün siyasi ve kamusal sorumlular açığa çıkarılmadan ve devlet bu katliamla gerçek anlamda yüzleşmeden adalet sağlanmış olmayacaktır” dedi.
Katliamın önlenememesindeki sorumlulukların, yaralılara müdahalenin geciktirilmesinin ve saldırının arka planının aydınlatılması gerektiğini ifade eden Elçi, siyasi iktidarın katliamın tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasını engellediğini savundu.
Elçi, “11 yılın sonunda hâlâ aynı temel soruyu soruyoruz: 10 Ekim’in bütün sorumluları ne zaman yargılanacak?” diyerek gerçek adaletin yalnızca bombayı patlatanların değil, katliamda ihmali ve sorumluluğu bulunan herkesin hesap vermesiyle sağlanabileceğini vurguladı. Kaybettikleri arkadaşlarını ve onlara verdikleri sözü unutmadıklarını belirten Elçi, katliamın bütün sorumluları yargılanana ve hakikat ortaya çıkarılana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.
Açıklama, “Er ya da geç, sorumlular cezalandırılacak; emek kazanacak, demokrasi kazanacak, barış kazanacak!” sözleriyle sona erdi.
Didim Emek ve Demokrasi Platformu, anma etkinlikleri kapsamında saat 17.00’de Cumhuriyet Kent Meydanı’nda toplanılarak gerçekleştirilecek yürüyüşe de çağrıda bulundu.
Tokat'ta 10 Ekim: "Barış talebinde ısrarcıyız, asıl sorumlular yargılanmadı"
10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yılında Tokat’ta bir araya gelen DİSK, KESK, TMMOB ve TTB bileşenleri, yaşamını yitiren 104 canı andı. Yapılan açıklamada, "Bazı failler ceza alsa da katliamın arkasındaki asıl sorumlular korunuyor" vurgusu yapıldı.
Ankara Garı önündeki Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne yönelik IŞİD saldırısının yıl dönümünde düzenlenen eylemde, katliamın halkın bir arada yaşama ve barış iradesini hedef aldığı belirtildi. Açıklamada, "O gün katledilenler savaşa karşı barışın sesini yükseltmek için oradaydı. Barış, yalnızca silahların sustuğu bir hâl değil; eşitliğin, adaletin ve kardeşçe yaşama iradesinin adıdır. Yitirdiğimiz canların barış ısrarının takipçisiyiz" denildi.
Artan yoksulluğa ve siyasi baskılara dikkat çekilen ortak metinde; grev yasakları, sansür uygulamaları ve kayyum politikaları eleştirilerek demokrasinin sadece sandıktan ibaret olmadığı, örgütlenme ve ifade özgürlüğünü de kapsayan bir düzen olduğu hatırlatıldı.
Yargılamalarda gerçek adaletin sağlanmadığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Katliam göz göre göre gelmiştir. İstihbarata rağmen önlem almayanlar ve güvenlik bürokrasisindeki ihmaller açığa çıkarılmadı. Katliamın tüm sorumluları ile ihmali bulunan kamu görevlileri yargılanana kadar adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz."

İskenderun’da 10 Ekim anması: Adalet istemeye devam ediyoruz
Hatay’ın İskenderun ilçesinde Emek ve Demokrasi Platformu, 10 Ekim katliamının yıldönümünde Sağlıklı Yaşam Parkı’nda anma gerçekleştirdi. Basın açıklamasını KESK İskenderun Dönem Sözcüsü Mustafa Ünsal okudu.
10 Ekim’in yalnızca bir katliam değil, barış, demokrasi ve emek mücadelesine yönelik bir saldırı olduğunu ifade eden Ünsal, “Bu katliam; bu topraklarda barışı kalıcı kılmak isteyenlere, savaşın değil barışın egemen olmasını isteyenlere yönelik hain bir saldırıdır. Aynı zamanda emeğinin hakkını isteyen, eşit, özgür ve demokratik bir ülkede yaşamak isteyen herkesin iradesine yönelmiş bir saldırıdır” dedi.
Katliamda hayatını kaybedenlerin barış talebinin takipçisi olduklarını belirten Ünsal, gerçek ve kalıcı barışın yalnızca silahların susmasıyla kurulamayacağını ifade etti.
10 Ekim’de katledilenlerin düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme ve toplanma hakkı için alanlarda olduğu belirtilen açıklamada, katliamın barış çağrısının en güçlü biçimde yükseldiği bir mitingde gerçekleşmesinin tesadüf olmadığı ifade edildi. Açıklamada, “10 Ekim Katliamı emekçilerin barış ve demokrasi talebini susturma girişimidir” denildi.
Katliamın üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığı belirten Ünsal, faillerin bir kısmı cezalandırılmış olsa da katliamın arkasındaki asıl sorumluların korunduğunu belirterek “Gerçek sorumlular yargılanmamıştır. Bu nedenle vicdanlar rahat değildir. 10 Ekim davasında adalet sağlanmamıştır” dedi.
Elazığ’da 10 Ekim Gar Katliamında katledilenler unutulmadı
Elazığ Emek ve Demokrasi Platformu Hozat garajında bir araya gelerek 10 Ekim Gar Katliamını anarak basın açıklaması gerçekleştirdi. Platform adına açıklama yapan Eğitim Sen Şube Yöneticisi Ali Yeşiltepe, “IŞİD'in gerçekleştirdiği çifte bombalı saldırı sonucunda 104 arkadaşımızı, yoldaşımızı, canımızı yitirdik. 500'den fazla arkadaşımız yaralandı. Aradan 11 yıl geçti; acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz ilk günkü kadar diri. Unutmadık, Unutturmayacağız 10 Ekim, yalnızca bir katliam değildir. Bu katliam; bu topraklarda barışı kalıcı kılmak isteyenlere, savaşın değil müzakerenin, silahın değil diyaloğun egemen olmasını isteyenlere yönelik alçakça bir saldırıdır” ifadelerini kullandı.
10 Ekim’de katledilenlerin, savaşa karşı barışın sesini yükseltmek için orada olduklarının altını çizen Yeşiltepe, “onlar biliyordu ki barış, yalnızca silahların sustuğu bir çatışmasızlık hâli değildir; adaletin, eşitliğin ve bir arada kardeşçe yaşama iradesinin adıdır. Demokrasinin, eşit yurttaşlığın ve toplumsal adaletin tesis edilmediği bir barış, eksik ve kırılgan bir barıştır. Bizler, 10 Ekim’de yitirdiğimiz canların barış ısrarının takipçisiyiz” dedi.
“Yargılama süreçlerinde faillerin bir kısmı cezalandırılmış olsa da bu katliamın arkasındaki asıl sorumlular korunmaktadır. Katliam göz göre göre gelmiştir. Tüm istihbarat bilgilerine rağmen önlem almayanlar, güvenlik bürokrasisindeki ihmaller, katliama giden yoldaki denetimsizlik ve sorumsuzluklar ortaya çıkarılmamıştır. Gerçek sorumlular yargılanmamıştır. Bu nedenle vicdanlar rahat değildir. 10 Ekim davasında adalet sağlanmamıştır” diyen Yeşiltepe, katliamın ardından devletin idari, siyasi ve hukuki bütün süreçlerde kendi kusurunu ve sorumluluğunu reddeden bir tutumun izlendiğini belirtti.
Son olarak Yeşiltepe "Barış, bizim için bir slogan değil; eşit, özgür ve bir arada yaşama arzumuz, her saldırıda yeniden savunduğumuz bir yaşam biçimidir. Demokrasi, bizim için yalnızca bir yönetim biçimi değil; hepimiz için adalettir. Hepimiz için şiddetsiz, eşit ve özgürce bir arada yaşamdır. Katliamın tüm sorumlularının açığa çıkarılması ve ihmali olan tüm kamu görevlilerinin yargılanması için yürüttüğümüz adalet mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz" dedi.

Kayseri'de 10 Ekim anması
Kayseri Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan basın açıklamasıyla anıldı. Açıklamada katliamda hayatını kaybedenler anılırken barış ve demokrasi talepleri vurgulandı.
Kayseri Emek ve Demokrasi Platformu’nun gerçekleştirdiği basın açıklaması ve anmayı platform adına okuyan Eğitim-Sen Kayseri Şube Başkanı Sedat Ünsal failler cezalandırılana kadar ve barış ve demokrasi taleplerimiz kazanılana kadar mücadeleye devam edileceğini ifade etti.

Sivas: Ziya Saygın mezarı başında anıldı
Sivas Emek ve Demokrasi Güçleri katliamın 11'inci yılında 10 Ekim'de yaşamını yitiren HDP Gebze İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Ziya Saygın’a mezarı başında anma düzenledi.
Mezar başı anmasının ardından Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelen kitle, basın açıklaması düzenledi. Eylemde sık sık "10 Ekim’i unutma, unutturma", "Savaşa hayır barış hemen şimdi" ve "Katiller halka hesap verecek" sloganları atıldı.
Platform adına açıklamayı okuyan SOL Parti Sivas İl Örgütü'nden Öznur Özdemir, cezasızlık politikalarına tepki göstererek şunları söyledi:
"10 Ekim Gar Katliamının üzerinden 11 yıl geçti. Kaybettiğimiz 103 arkadaşımızın barış ve demokrasi talebi bugün hâlâ ülkenin en acil ihtiyacıdır. 10 Ekim yalnızca bombaları patlatan iki IŞİD mensubundan ibaret değildir; kamu görevlilerinin sorumluluklarının neden soruşturulmadığı sorularının da takipçisiyiz."
Katliamın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu ve zamanaşımına uğrayamayacağını belirten Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı:
"Gerçek adalet; delilleri saklayanların hukuk önünde hesap vermesiyle mümkün olacaktır. Yitirdiğimiz yoldaşlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz: Yolunuz yolumuzdur."

Çanakkale anması: Katliamda yaşamının yiyiren Ercan Adsız anıldı
Çanakkale Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri de düzenlenen anmada basın açıklaması yaptı. Açıklamada, saldırıda Çanakkale’den giden Ercan Adsız başta olmak üzere hayatını kaybeden 103 kişi anıldı.
Yalnızca saldırıyı gerçekleştiren faillerin değil, istihbarat zaafiyeti ve güvenlik ihmali bulunan kamu görevlilerinin de yargı önüne çıkarılması gerektiği vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Böylesine büyük bir katliamın ardından yalnızca doğrudan saldırıyı gerçekleştirenlerin cezalandırılması yeterli değildir. İhmali, kusuru veya suça iştiraki bulunan herkes bağımsız ve etkin bir yargılama sürecine tabi tutulmalıdır. Bu sorular yanıtsız kaldıkça adalet arayışı sona ermeyecektir."
Metinde ayrıca Soma maden faciası ve iş cinayetlerine de dikkat çekilerek, emekçilerin can güvenliğini hiçe sayan politikalara karşı can güvenliği, adalet ve barış mücadelesinin kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi.

Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et